Mason Süleyman Demirel Tanıyın Bizi Yıllarca Yönetenlerı Açın Gözlerinizi Uyanın Artık

Gazete, Hürriyet. Tarih: 29 Mart 2005Konuşan, “Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası”nın “Büyük Üstadı” Kaya Paşakay:

Soru: “- Demirel siyasete atılırken, mason olduğu halde kendisine mason değildir diye belge verildi. Bugün ne düşünüyorsunuz, yaptıklarınız doğru muydu?
Üstat Mason Paşakay”ın cevabı: “- Bu olay, çeşitli yönlere çekilebilen, spekülatif bir olaydır. O vesikanın, o şartlar altında verilmesine dair bir kanaat sarf etmek zor. Burada yoruma girmek istemiyorum.”

Oysa, hadise çok açık. Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası”nın, yani Üstat Mason Paşakay locasının yine Büyük Üstat Nafiz Ekemen tarafından derlenen, “Arşivlerimiz İçinde 1965 Olayları” çalışmanın131 ve 132”nci sayfalarında açıklanan “Belge no: 30″da Demirel”in camiaya dahil olup olmadığını araştıran masonlar kendi belgeleri arasında bir inceleme yapar ve “Netice” deyip iki nokta üst üste koyarlar: “Bay Süleyman Demirel Devlet Su İşlerinde çalışırken, Mesut Gün, Orhan Alsac, Rıza Berike kardeşlerimiz tarafından Bilgi Muhterem Locası”na 27.10.1954 tarihinde teklif edilmiştir.

Ankara Ünite Büyük Locası 23.12.1954 tarihinde Tasvipname vermiş, tahkikat safhalarını aşarak Tekris suretile 15.21956 tarihinde camiamıza dahil olmuştur.

27.3.1957 tarihinde Refik derecesine terfi eden bu kardeşimiz, Umum Müdür olunca locasına devam etmemiş ve bugüne kadar hakkında istifa veya gayrımuntazam ilânı gibi hiçbir işlem yapıldığına dair bir kayda rastlanmamıştır.” Mason Paşakay bu bahiste “yoruma girmek istemiyorum” diyor.

Yoruma gerek yok, masonlar o tarihte, sahte belge ile Türk milletini yanıltmıştır.

* * *

Ama bizi bu yazıyı yazmaya iten asıl sebep çok daha vahim bir yanıltmamın Hürriyet gazetesi aracılığıyla Üstat statüsündeki mason Paşakay tarafından Türk kamuoyuna servis edilmesidir.

Hürriyet soruyor: “- Atatürk Mason muydu?”

Bir kere Hürriyet bunu niye soruyor?

Atatürk”ün mason olmadığını bilmeyen mi var.

Bu soruya verilecek cevap muhtemelen tahmin ediliyor.

Hürriyet”in sür manşetlerini ve sayfalarını günlerce Masonlara açması belki de sırf bu sorunun cevaplandırılmasına yönelikti, yani olamaz mı?

Neyse, Üstat Mason Paşakay”ın “Atatürk mason muydu?” sorusuna cevabını hep birlikte ibretle okuyalım:

“- Buna dair elimizde kesin bilgiler yok.”

Ama mason Paşakay”ın elinde Atatürk”ün mason olmadığına dair kesin bilgiler var.

Gazetemiz Yeniçağ dünkü manşetini bu konuya ayırmış ve Atatürk”ün mason olmadığını, hatta masonlardan nefret ettiğini, mason localarını kapattığını tarihî belgeleriyle bir kez daha gündeme getirdi.

İnsan bu noktada sormadan edemiyor: “-Hür ve Kabul Edilmiş Mason Locası mason olan Demirel”e ”Mason değildir”, masonlardan nefret eden, mason localarını kapatan, kapatırken de üyeleri Divan-ı Harp”le tehdit edip, ”Defolun karşımdan Yahudi uşakları” diye kovan Atatürk”e ise, ”Mason dostudur” diyebilme özelliğini kamuoyuna locasının hangi sıfatıyla izah edebilir acaba?”

* * *

Bir de, internet sitelerinde, mason localarını kapattırdığı için Atatürk”ün ölümüne masonların sebep olduğuna dair çok ciddi iddialar dolaşıyor.

Masonlar, bir türlü tam açıklığa kavuşturamadıkları ritüel ve faaliyetleri gereği mason olanlara mason değildir belgesi verme ve mason olmayanları mason gibi göstermeyi varlıkları açısından normal görebilirler. Ama tarihçilere düşen görev Atatürk”ün ölümündeki sır perdesini ve bu süreçte masonların rolünü ortaya çıkarmak değil midir?
>

Hasan Demir – 31 Mart 2005 – Yeniçağ

———————————-

————————-

—————-

NE OLDU BU MASONLARA

 

Siyonizm Masonların birbirine düştüğü haberi doğru galiba! Masonik paçavra milliyet’den biri çıkacak da, bir diğer masonu (hem de dinazoru) hedef alacak!!? Anlaşılan o ki dinazorun bulunduğu grup, milliyet paçavrasına hizip. Hürriyet’in masonik bir paçavra olduğunu diğer masonik paçavra milliyetten duymak garip. Al milliyeti çal hürriyete. Aşağıdaki haberi isim belirtmeden bir okuyucumuz yollamış:

* * *

Demirel’in 35 Yıllık Masonik Sırrı

Demirel’e “mason değildir” belgesi verilmiş ve böylece Adalet Partisi’nin Başkanlığı’na seçilmesi sağlanmıştı. Bu olayın gerçek yüzü 35 yıl sonra ilk defa ortaya çıkıyor.

Masonlar, yalanlar, geride kalanlar

Süleyman Demirel 1964′te mason olmadığına dair Loca’sından “yalan” bir belge almasaydı belki Adalet Partisi başkanlığına seçilmeyecek, 35 yıl Türkiye’nin kaderinde söz sahibi olmayacaktı.

Böyle bir şey gerçekten oldu mu?
Aradan kırk yıldan fazla zaman geçmesine rağmen ne Demirel ne de masonlar bu olayın gerçek yüzünü açıklamadı.

Büyük inkâr
O günden bu yana ikisi de büyük bir inkârı yaşıyorlar.
Birçok canlı şahidi olan bu olayın gerçekten olmuş olduğunu ben de bir mason dostumdan dinledim.
Kısa bir süre önce aldığım mektupta da şu ayrıntılar var:
“Olay doğrudur. Süleyman Bey’e böyle bir belge verilmiştir ama yalan bir belge değildir verilen. Süleyman Bey’e istifa etmesi söylenmiş ve istifa ettikten sonra ‘Süleyman Demirel derneğimiz üyesi değildir’ şeklinde bir belge verilmiştir.”
Demirel 1955′ten itibaren masondu. Açıklamak için değil, gizlemek için yazılan bu mektup, gerçeğe uyguladığı estetik ameliyatla yapılan işe ek bir ahlaksızlık boyutu getirdi. Nitekim bunu hazmedemeyen bir grup mason 1965′te kopup ayrı bir loca kurdu.
Masonların bu büyük aldatmacası olmasaydı Demirel cumhurbaşkanı ve yedi defa başbakan olabilecek miydi? Bu konuda spekülasyon yapmak abes.
Abes olmayan, yalanla ne kadar rahat yaşayabildiğimiz. Ve aradan 45 yıldan fazla zaman geçmesine rağmen ne kadar az şeyin değiştiği.
Pazar günkü Hürriyet masonların ikinci bir bölünmenin eşiğinde olduğunu yazdı. Masonların yeni Başüstadı Asım Ak’in, bir önceki Başüstat Kaya Paşakay ve birkaç üst düzey yöneticiyi yolsuzluk yaptıkları iddiasıyla masonluktan attı.
Eski başüstadın taraftarları yeni başüstadı kıskançlıkla suçluyor. Anlaşılan onları daha fazla kızdıran şey Paşakay’ın ne yaptığı veya ihracı değil olayın basına sızdırılması. Bir mason Hürriyet’e “Asıl kendileri böyle bir rezalete meydan vererek masonik ilkelere aykırı davrandılar” dedi.

‘Biz verirdik’
Ve ardından şu akıl almaz cümleler: “Keşke bunu yapmasalardı. Para yediyse dahi biz ne kadar gerekiyorsa cebimizden verirdik.”
Yani, parayı verip olayın üzerini kapatmak dururken “yolsuzluk” açıklanıp masonluk rezil edilmemeliydi.

Kötü örnek
Masonluk büyük paraların döndüğü bir yerdir. Masonluğa girilirken, bir üst derceye çıkılırken, merasimlerde, periyodik toplantılardan sonra hep para ödenir. Ama muhasebe ve kontrol ilkeldir.
“Orası Genelkurmay gibidir” dedi bir dostum. “Başüstada ne yaptığı sorulamaz.”
Türkiye’de uluslararası muhasebe şirketleri var. Bunlardan herhangi biri hem (varsa) yolsuzluğu ortaya çıkarır hem de ileride tekrarlanmaması için sistem kurar.
Masonlar yalanla yaşamaktan vazgeçsinler. Kötü örnek oluyorlar.
Metin Münir/Milliye

Masonların birbirine düştüğü haberi doğru galiba! Masonik paçavra milliyet’den biri çıkacak da, bir diğer masonu (hem de dinazoru) hedef alacak!!? Anlaşılan o ki dinazorun bulunduğu grup, milliyet paçavrasına hizip. Hürriyet’in masonik bir paçavra olduğunu diğer masonik paçavra milliyetten duymak garip. Al milliyeti çal hürriyete. Aşağıdaki haberi isim belirtmeden bir okuyucumuz yollamış:

* * *

Demirel’in 35 Yıllık Masonik Sırrı

Demirel’e “mason değildir” belgesi verilmiş ve böylece Adalet Partisi’nin Başkanlığı’na seçilmesi sağlanmıştı. Bu olayın gerçek yüzü 35 yıl sonra ilk defa ortaya çıkıyor.

Masonlar, yalanlar, geride kalanlar

Süleyman Demirel 1964′te mason olmadığına dair Loca’sından “yalan” bir belge almasaydı belki Adalet Partisi başkanlığına seçilmeyecek, 35 yıl Türkiye’nin kaderinde söz sahibi olmayacaktı.

Böyle bir şey gerçekten oldu mu?
Aradan kırk yıldan fazla zaman geçmesine rağmen ne Demirel ne de masonlar bu olayın gerçek yüzünü açıklamadı.

Büyük inkâr
O günden bu yana ikisi de büyük bir inkârı yaşıyorlar.
Birçok canlı şahidi olan bu olayın gerçekten olmuş olduğunu ben de bir mason dostumdan dinledim.
Kısa bir süre önce aldığım mektupta da şu ayrıntılar var:
“Olay doğrudur. Süleyman Bey’e böyle bir belge verilmiştir ama yalan bir belge değildir verilen. Süleyman Bey’e istifa etmesi söylenmiş ve istifa ettikten sonra ‘Süleyman Demirel derneğimiz üyesi değildir’ şeklinde bir belge verilmiştir.”
Demirel 1955′ten itibaren masondu. Açıklamak için değil, gizlemek için yazılan bu mektup, gerçeğe uyguladığı estetik ameliyatla yapılan işe ek bir ahlaksızlık boyutu getirdi. Nitekim bunu hazmedemeyen bir grup mason 1965′te kopup ayrı bir loca kurdu.
Masonların bu büyük aldatmacası olmasaydı Demirel cumhurbaşkanı ve yedi defa başbakan olabilecek miydi? Bu konuda spekülasyon yapmak abes.
Abes olmayan, yalanla ne kadar rahat yaşayabildiğimiz. Ve aradan 45 yıldan fazla zaman geçmesine rağmen ne kadar az şeyin değiştiği.
Pazar günkü Hürriyet masonların ikinci bir bölünmenin eşiğinde olduğunu yazdı. Masonların yeni Başüstadı Asım Ak’in, bir önceki Başüstat Kaya Paşakay ve birkaç üst düzey yöneticiyi yolsuzluk yaptıkları iddiasıyla masonluktan attı.
Eski başüstadın taraftarları yeni başüstadı kıskançlıkla suçluyor. Anlaşılan onları daha fazla kızdıran şey Paşakay’ın ne yaptığı veya ihracı değil olayın basına sızdırılması. Bir mason Hürriyet’e “Asıl kendileri böyle bir rezalete meydan vererek masonik ilkelere aykırı davrandılar” dedi.

‘Biz verirdik’
Ve ardından şu akıl almaz cümleler: “Keşke bunu yapmasalardı. Para yediyse dahi biz ne kadar gerekiyorsa cebimizden verirdik.”
Yani, parayı verip olayın üzerini kapatmak dururken “yolsuzluk” açıklanıp masonluk rezil edilmemeliydi.

Kötü örnek
Masonluk büyük paraların döndüğü bir yerdir. Masonluğa girilirken, bir üst derceye çıkılırken, merasimlerde, periyodik toplantılardan sonra hep para ödenir. Ama muhasebe ve kontrol ilkeldir.
“Orası Genelkurmay gibidir” dedi bir dostum. “Başüstada ne yaptığı sorulamaz.”
Türkiye’de uluslararası muhasebe şirketleri var. Bunlardan herhangi biri hem (varsa) yolsuzluğu ortaya çıkarır hem de ileride tekrarlanmaması için sistem kurar.
Masonlar yalanla yaşamaktan vazgeçsinler. Kötü örnek oluyorlar.
Metin Münir/Milliyet

Yorum Yapın