Allah askına yazdığın şeyler hiç hoş degil
dalga mı geçiyorsun yoksa…
ama yine de sakıncalı!
niye mi?
senin şu yazını okuyan kalbinde şüphe olan insanlar İslam’a karşı artık daha mesafeli durma tepkisini verebilirler.
vebali de sana kalır.
benden sana kardeş tavsiyesi!!!
bu arda islam medeniyeti değil de islam devleti ya da ülkesi demek istedin herhalde.
cünkü islam medeniyetinin temelleri tam 7 yy önce atıldı bildigim kadarıla
Bilindiği gibi Şeriatçı olarak bilinen İslami kesim, laik devlet hukuk kurallarını kendi İslami öğretileri ile bağdaştıramayarak kabul etmez..
Kuran’da açıklanan İslam anlayışına göre bireyler, kendi yaşamlarını ve bağlı bulundukları devlet düzenini tayin edici hukuk kurallarını kendi istediği ve akıllarının kabul ettiği şekilde belirleyemez.. Şeriat anlayışına göre, ortada insan ve toplum için Allah’ın tayin edip belirlediği kurallar vardır ve bunlar Allah’ın kitabı Kuran’da açık bir şekilde belirtilmiştir. Uyulması gereken hükümler bunlardır, insanların koyduğu hukuk düzeni değildir. Bu nedenle, hernekadar bazı tefsirciler, Kuran’daki anlamları farklı bir anlayış içinde algılamaktaysalarda, şeriatçı kesim, insanın uyması gereken hukuk kurallarını Kuran hükümlerini baz alarak belirlemektedir..
Aşağıdaki ayetleri dikkatli bir şekilde incelediğimiz zaman, eğer Kuran’ı Allah kelamı olarak kabul edip esas alıyorsak, bu çerçevede şeriatçı anlayışın değerlendirmesinin gerçekte hiç de yanlış olmadığını açıkça görürüz..
İslami Devlet anlayışı, Nisa / 59. da açık bir şekilde belirtilmiştir.. Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e ve sizden olan ülülemre (idarecilere) de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah’a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız onu Allah’a ve Resûl’e götürün (onların talimatına göre halledin); bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.
Ayet açık bir şekilde Allah’a itaat edin demektedir. Allah, yani O’nun sözlerinin bulunduğu iddia edilen Kuran.. Daha sonra, Peygamber’e ve sizden olan idarecilere itaat edin ifadeleri yer alıyor..
Ayetteki, bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz onu Allah’a götürün ifadesini çok dikkatli algılamak gerekir.. Buradaki anlam, hukuk kuralları için açıkça Kuran’daki ayetlerin esas alınmasını öngörmektedir..
Maide / 47. Ayet, Allah’ın hükümleri ile hükmetmeyenleri açıkça fasık olarak niteler..
Maide / 47. İncil’e inananlar, Allah’ın onda indirdiği (hükümler) ile hükmetsinler. Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar fâsıklardır.
Maide / 44 hüküm konusunda ayetleri esas almayanları kafir olarak değerlendirir..
Maide / 44. Biz, içinde doğruya rehberlik ve nur olduğu halde Tevrat’ı indirdik. Kendilerini (Allah’a) vermiş peygamberler onunla yahudilere hükmederlerdi. Allah’ın Kitab’ını korumaları kendilerinden istendiği için Rablerine teslim olmuş zâhidler ve bilginler de (onunla hükmederlerdi). Hepsi ona (hak olduğuna) şahitlerdi. Şu halde (Ey yahudiler ve hakimler!) İnsanlardan korkmayın, benden korkun. Ayetlerimi az bir bedel karşılığında satmayın. Kim Allah’ın indirdiği (hükümler) ile hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.
Bir sonraki ayette de benzer ifadeler vardır..
Maide / 45. Tevrat’ta onlara şöyle yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş (karşılık ve cezadır). Yaralar da kısastır (Her yaralama misli ile cezalandırılır). Kim bunu (kısası) bağışlarsa kendisi için o keffâret olur. Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar zalimlerdir.
Görüldüğü gibi ayetler açıkça Kuran hükümlerinin geçerli olması gerektiğini ve buna uymayanların da Allah katında fasık ve kafir olarak nitelendiğini bildirmektedir..
Bu durumda laik devletin insanlar tarafından tespit edilmiş hukuk kuralları mı, yoksa Allah’a ait olduğu iddia edilen hükümler mi geçerli olacaktır..?
Burada herhalde, bir yandan Kuran’ı Allah’ın kitabı olarak kabul edip, onun evrenselliğinden sözederken diğer taraftan Kuran hükümlerini değilde, insanlar tarafından belirlenen kanunları tercih eden, veya laik düzeni savunarak bu düzenden yana tercihlerini kullanan Müslümanların, İslam önündeki konumlarını tekrar gözden geçirmeleri gerekecektir..
Maide 48′ de ise doğrudan peygambere hitaben, Allah’ın ayetleri ile hükmedilmesi konusunda daha belirleyici şekilde benzer bir hüküm yer alır….
Maide / 48. Sana da, daha önceki kitabı doğrulamak ve onu korumak üzere hak olarak Kitab’ı (Kur’an’ı) gönderdik. Artık aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet; sana gelen gerçeği bırakıp da onların arzularına uyma. (Ey ümmetler!) Her birinize bir şerîat ve bir yol verdik. Allah dileseydi sizleri bir tek ümmet yapardı; fakat size verdiğinde (yol ve şerîatlerde) sizi denemek için (böyle yaptı). Öyleyse iyi işlerde birbirinizle yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. Artık size, üzerinde ayrılığa düştüğünüz şeyleri(n gerçek tarafını) O haber verecektir.
Bir sonraki ayet de aynı hükümleri içerir..
Maide / 49. (Sana şu talîmatı verdik): Aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet ve onların arzularına uyma. Allah’ın sana indirdiği hükümlerin bir kısmından seni saptırmamalarına dikkat et. Eğer (hükümden) yüz çevirirlerse bil ki (bununla) Allah ancak, günahlarının bir kısmını onların başına belâ etmek ister. İnsanların birçoğu da zaten yoldan çıkmışlardır.
Bugün, kendilerini modern İslami görüş olarak tanımlayan bazı çevreler ve ilahiyatçılar, Kuran’daki bu açık yasaları görmezliğe gelerek, bunlara kendi saptırılmış anlayışlarında çeşitli kılıflar bulmaya çalışmaktalar. Onlar da çok iyi bilmektedirler ki, bugünün şartlarında, evrensel olduğu iddia edilen Kuran yasalarını uygulmak imkansızdır. Çözüm olarak geriye kalan, Kuran’daki anlamı açık olan ayetleri saptırarak, buradan farklı bir görüş ortaya çıkarmaktır. Genelde, bu tür yaklaşımlar da, birşekilde Prof. Dr. payesi almış kişilerden gelmekte olduğu için, toplumda bu anlayış kolayca kabul görmektedir.
Bu tür yaklaşımların altındaki bir diğer önemli nokta da, sayın ilahiyatçı Prof.’lerin, toplumda var olan İslam inancının zedelenmesi durumunda, öncelikle kendi konumlarının zedeleneceğidir.
Ahzab / 36 ayet, daha önce yukarda örnekleri verilmiş ayetlerin paralelindedir.
Allah ve Resûlü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resûlüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.
Ve gene, Araf / 3 de, Kuran’a uyulması, açıkça ifade edilmiştir.
Rabbinizden size indirilene (Kur’an’a) uyun. O’nu bırakıp da başka dostların peşlerinden gitmeyin. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!
Maide / 5 de de benzer ifadeler vardır.. Ayetler açıkça bireylerin Kuran’daki hükümlere göre yönetilmesini belirtmektedirler.
Bütün bu ayetleri bir araya getirdiğimizde, Kuran’ı Allah kelamı olarak kabul edip ona inananların, laik düzeni tercih etmek gibi bir seçimleri olamıyacağı açıkça görülür..
Yönetim konusunda İncil’in yaklaşımı ise, Pavlos’un Romalılara Mektubu Bab 13’de şu şekilde belirtilir ;
1. Herkes, altında bulunduğu yönetime bağlı olsun. Çünkü Tanrı’dan olmayan yönetim yoktur. Var olanlar Tanrı tarafından kurulmuştur.
2. Bu nedenle, yönetime karşı direnen, Tanrı’nın düzenlediğine karşı gelmiş olur. Karşı gelenler yargılanır.
3. İyilik yapanlar değil, kötülük yapanlar yöneticilerden korkmalıdır. Yönetimden korkmamak ister misin? İyi olanı yap, yönetimin övgüsünü kazanırsın.
4. Çünkü yönetim, senin iyiliğin için Tanrı’nın hizmetindedir. Ama kötü olanı yaparsan, kork! Yönetim, kılıcı boş yere taşımıyor; kötülük yapanın üzerine Tanrı’nın gazabını salan öç alıcı olarak Tanrı’nın hizmetindedir.
5. Bunun için, yalnız Tanrı’nın gazabı nedeniyle değil, vicdan nedeniyle de yönetime bağlı olmak gerekir. 6. Vergi ödemenizin nedeni de budur. İşte yöneticiler, Tanrı’nın bu amaç için gayretle çalışan hizmetkârlarıdır.
7. Vergi hakkı olana vergiyi, gümrük hakkı olana gümrüğü, korku hakkı olana korkuyu, saygı hakkı olana saygıyı, herkese hakkını verin.
Sonuç olarak akıl, inanç duvarı ile mantık arasında bir yol seçmek durumundadır. Bir yanda, Allah’dan geldiği varsayılan yasalar, bir yanda insan aklının bu günün şartlarına göre uyarladığı yasalar.
s.a.
islam huzurdur.
bakın amerikaya hani şu ıraka özgürlük getiren..!bombaları özgürce yağdıran,,kadınları ahlaksızca kullanıp hayvandanda aşağı olan şu amerikayı diyorum
hani şu şeriatdan ALLAHIN KANUNLARINDAN
korkup amerikaya özenenlere sesleniyorummm….
müslüman vallahide billahide
sokaklarda ŞERİAT İSTEMİYORUZ Diye bağırmazz.
KANIMIZ CANIMIZ SENİN DİNİNE FEDA OLSUN YA RASULALLAH..YİNE ALLAHIN KANUNLARININ UYGULANDIĞI ASRI SAADET GELECEK İNŞAALLAH…
yaw ben hayatımda bu kadar saçma bişey görmedim tamam hepimiz MüsLümanız ama sizler spıksınız beyninizi yıkamışlar sizinn sen devleti ne yapacaksınn sen ibadetini yap helal ye iç baştakileri düşünnme ortak anlıyonm u?
hocam helal olsun korsan kardes msulmanım demısın ama musulmanlıktan anlamıyorsun sen. islamda bana karısmayan yılan bın yıl yasasın dıye bır madde yok dıger kardesın dedıgı gıbı gıt kuran ı okusen ulkendende sorumlusun tutkı komsundan kardesınden dua ile
yahu bize en buyuk kazigi atanlar muslumanlar.su haritayi alin bi bakin kac tane musluman ulke dostumuz.iranin azerilere karsi ermenistani,suriyenin turkiyeye karsi rumlari ,kurt terorist guruplarini desteklediklerini gozardi edemeyiz.30 kusur yildir mazlum kktc halkini taniyan bir musluman devlet olmadi.hacli ordulari karsisinda yapayalniz birakildik.Bize su anda gerekli olan MILLI bir durustur .muslumanlik falan fasa fiso .MUSLUMAN ‘TURK’UNtek dostu yine MUSLUMAN ‘TURK’TUR .o sevmediginiz ATATURK sayesinde kolonilesmekten kurtulmus tek islam ulkesi Turkiyedir.islam milli duygulara engel degildir .milli gorusu olmayanlarin zaten dini de ; somurulmekten kurtulamaz.ISLAMI tam ve butun yasamak isteyenler icin ATA’mizin bize teslim ettigi bagimsizligimizi korumamiz ilk gorevimiz olmasi gerekmektedir diye dusunuyorum.Ibedet,kulluk,yalnizca Allah’a olur. sizi gidi beyni sumuklu fethullahin somurusune sunulmus zavallilar sizi.
allah sizlere akıl fikir versin hemi.islam bir dindir asla devletleşemez,hz. peygamberimiz devlet kurmuş mu?ne olduysa hz.ömer zatanında oldu.islami milliyetcilik ortaya çıktı ve bunun sonucunda islam dünyada sevgiyle değil savaşlarla yayıldı.hangi din savaşlarla yayılıpta kendini muhafaza eder,hiçbir din.bu yüzden islamı yozlaştıranlar yada yozlaşmış düşüncelerini islamın şartıymış gibi sunanlar islamın yayılmasına engel oldu.şuan islam yayılıyormu sorarım sizlere islami düşünceler şuan savunmaya geçmiş kendilerini korumaya çalışıyorlar.halbu ki bizim dinimiz yüceler yücesi bir dindir.bunu kullanıp siyasallaştıran insanlar para kazanılacak bir işmiş gibi islamı kullanmaktadırlar.mahallede hoca geçinen bakkalları,esnafları kendine hoca lakabı takıp arakasınada saf insanları takıp gelir elde etmeye çalışan allahın belaları.kendi kafalarına göre hutbeler veren vaazlar veren içlerinde kin ve nefretle diğer insanlara hakaretler ve küfürler içinde düşmanlık besleyen ve bu düşmanığı o saf insnaların temiz yüreklerine sokan pislikler.islamı anlayamamış islam bilgini ünvanı koyan ve bu ünvanından guru duyan her fırsatta buna dikkat çeken islamı anlayamamış yada yanlış anlamış insanlar.her özel günde,kandilde şu kadar namaz kılın şu kadar sebap alın diyen ve onlara inanan işleri güçleri cennete gitme derdi olan ve bu istekleri için sanki cennet kontejanlı bir yermiş gibi birbiriyle yarışan,yarıştırılan insanlar.eğer islamdan kastınız bunlar ise yazıklar olsun sizin insanlığınıza.islam bir dünya görüşüdür insan merkezli ve bütün ibadetlerin allah ile kul arasında geçmesi gereken ibadetin giz sayıldığı bir yüceler yücesi dindir.bunu iki sebap burdan üç sebab şurdan diyerek küçültmek benim islam inancımla uyuşmuyor.
sizler şehid kanlarıyla sulanmış bu mukaddes topraklarda yaşamayı bile haketmeyen münafıklarsınız sizler atatürk düşmanısınız. kadını insan yerine koymayan AHLUKATLARSINIZ.Sevgili Peygamberimiz (SAV) sizin dediklerinimi yapmıştıı HAYIR önce kadınlar ve kızlarımız demiştir onlar bizim namus ve şereflerimizdir onlar İNSANDIR demiştir. ben bir müslüman olarak şu yazılan yazıdan utandım dünyadaki het millet bir adım ileri gitmek için çalışır çabalar ama şu zihniyete bakınki 1400 sene önceki cahiliye dönemini istiyor. Nekadar acı .çünkü senin istediğin yani bu yazıda yazılan yazı islamietle uzaktan yakından ilgisi yoktur. ŞERİAT NEDİR?
Şeriat ; adaletli olmayı emreder doğru ve dürüst olmayı şart koşar . bizim kanunlarımızın hepsimi adaletsiz hepsimi yanlış. size bir örnek vereyim ülkemizde insanlar sokağa tükürüyor. yine her ülkede olduğu kadar cinayet işleniyor, ve benzerei suçlar işleniyor peki soruyoum şimdi neden hiç bir avrupa ülkesinde, amerikada insanlar sokağa tükümüyor yaptırım (ceza) var. insanlar neden oralarda birini öldürdüğü zaman ibreti aleme mesaj oluyor çünkü kanun var yasa var ceza var idamsa idam hapisse hapis ben idama karşı değilim ama ülkemizde uygulamıyor. idam yoksa süründür kardeşim!! Şimdi düşünelim bizim neyimiz eksik , al sana bir örnek 1945 yılında yapılan bir kanun : “Benzin isatsonu 1 benzin, 1 motorin , 1 gazyağı pompası ve bir adet kulübeden teşşekül eder” Aman Allahım!!!!!!!
bu yasa hala yürürlükte inanabiliyormusunuz bu yasaya göre günümüzdeki bütün benzin istasyonlarının yıkılması gerekir . bakın teknoloji ilerlemiş yasa geride kalmış. yasayı yaşadığın döneme uyarla .BEN LAİK DMOKRATİK VEDE TAM BAĞIMSIZ ATATÜRKÇÜ TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN BİR FERDİ BİR VATANDAŞIYIM .
BU ARKADAŞIN YAZDIĞI YAZIYA SADECE ŞUNU DİYORUM: CAMIZ HAYVANI SU İÇTİĞİ GÖLE TEKRAR DIŞKISINI YAPAR HALBUKİ GÖL ONUN SU İÇTİĞİ YERDİR .HAYVAN AKLI İŞTE, O SUYU KİRLETSEDE O SUDAN İÇMEYE DEVAM EDER. SENİN YAPTIĞIN “CAMIZIN GÖLE SIÇMASIDIR”
BU YAZIYI DAHA ÖNCEDE YAZDIM VE SİTE TARAFINDAN SİLİNDİ NİYEMİ? ATATÜRK DÜŞMANLIĞI OLMASIN SAKINNNNNNNNN
DİNİNE GÖNÜLDEN BAĞLI BİR LİDER
“Türk Milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum.”
-Mustafa Kemal Atatürk-
Atatürk, İslam ahlakını ve dinimizin vecibelerini daha aile ocağındayken öğrenmiş, tahsil yaşamı boyunca da bu bilgilerini pekiştirerek geliştirmiştir. “Ilımlı-modern-dindar” yapının, en güzel örneği ve en başarılı uygulayıcısı, laik Cumhuriyetimiz’in kurucusu Büyük Önder Atatürk’tür. Ulu Önder, her zaman gericilikle mücadele ederken İslam’ı yüceltmiş; dolayısıyla bu ikisi arasındaki ayrımı en doğru biçimde yapmıştır. Tekke, türbe ve zaviyeler onun döneminde kapanmış, ama ilk Türkçe Kuran meali de yine onun döneminde yayınlanmıştır. Türk insanının ihtiyaçlarını ve özelliklerini çok iyi bilen, gericiliğe, yobazlığa her zaman karşı olan Atatürk, Türk Milleti’ni dinin özüne yöneltmeyi amaçlamış ve bugün milletçe ulaşmayı hedeflediğimiz yapıyı her yönüyle tecelli ettirmiştir.
Şüphesiz ki din, Büyük Önder’in de dikkat çektiği gibi demokrasinin ve milli bütünlüğümüzün vazgeçilmez bir ihtiyacıdır. Bir milletin fertlerini birarada tutan en güçlü bağ olan din, aile, ahlak ve devlet müesseselerinin de devamını sağlayan en önemli unsurdur.
Dinin var olmadığı veya dini değerlerin ortadan kalktığı bir toplumda, bunun kaçınılmaz bir sonucu olarak aile, ahlak ve devlet kavramları da geçerliliğini yitirecek ve kısa süre içinde ortadan kalkacaktır. Böyle bir gelişme ayrıca, tarihi ve kültürü ne kadar eskiye dayanırsa dayansın bir milleti birbirine bağlayan milli ve manevi tüm bağların parçalanmasını, anarşinin hortlamasını ve toplumun bölünmesini kaçınılmaz hale getirecektir.
İşte bütün bu nedenlerden ötürü, toplum dokusunun vazgeçilmez parçası niteliği taşıyan din müessesesinin devamını sağlayamayan bir ulusun sosyolojik ve bilimsel açıdan ayakta durması mümkün değildir. Gerek kişi, gerekse toplum açısından dinin lüzumlu bir müessese olduğunu belirten, siyasi alanda yaptığı sayısız reformla bu sağlıklı bakış açısını geniş kitlelere yaymayı hedefleyen Büyük Önder Atatürk, Türk Milleti’nin dindar olmasını ve dini değerlerini muhafaza etmesini “Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletlerin devamına imkan yoktur”; “Din vardır ve lazımdır.” (Yakınlarından Hatıralar, Asaf İlbay, s. 102) sözleriyle teşvik etmiştir. Milletini, batıl inanışlardan arındırıp, gerçek dine yöneltmeyi amaçlamıştır. Bunun için de Kuran’ın kolay bir şekilde okunup anlaşılmasını sağlamak amacıyla Türkçeye çevrilmesi emrini vermiştir:
“Sonra Kuran’ın tercüme ettirilmesini emrettim. Bu da ilk defa olarak Türkçeye tercüme ediliyor. Hz. Muhammed’in hayatına ait bir kitabın tercüme edilmesi için de emir verdim.” (Atatürk’ün Temel Görüşleri, Fethi Naci, s.55)
Kuran’ın Türkçeye çevirilmesi emrini verirken, Atatürk’ün isteği Müslüman milletinin imanının güçlenmesidir. Bunu ifade ettiği sözleri şöyledir:
“Camilerin mukaddes mimberleri halkın ruhi, ahlaki gıdalarına en yüksek, en verimli kaynaklardır. Minberlerden halkın anlayabileceği dille ruh ve beyne hitap edilmekle Müslümanların vücudu canlanır, beyni temizlenir, imanı kuvvetlenir, kalbi cesaret bulur.” (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, c. 1, s. 225)
Büyük Önder, gerçek dinin temelini ve Müslümanların konuyu hangi kıstaslara göre değerlendirmeleri gerektiğini 7 Şubat 1923 tarihinde, Balıkesir’deki Paşa Camii’nde verdiği hutbede kendisini dinleyenlere şöyle ifade etmiştir:
“Allah birdir, şanı büyüktür. Allah’ın selameti, sevgisi üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri Allah tarafından insanlara dini gerçekleri duyurmaya memur ve elçi seçilmiştir. Bunun temel esası, hepimizce bilinmektedir ki, Yüce Kuran’daki anlamı açık olan ayetlerdir. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir. En mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeğe tamamen uyuyor ve uygun düşüyor.” (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, c. 2, s. 93)
Atatürk, İslam dininin tamamen ilme ve mantığa uygun bir din olduğunu bir başka sözünde de şöyle ifade etmiştir:
“Bizim dinimiz en makul ve en doğal bir dindir. Ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dinin doğal olması için akla, tekniğe, ilme ve mantığa uygun olması gerekir. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur. … İslam’ın sosyal hayatı içinde hiç kimsenin, bir özel sınıf halinde varlığını sürdürme hakkı yoktur. Kendilerinde böyle bir hak görenler dini kurallara uygun harekette bulunmuş olmazlar. Bizde ruhbanlık yoktur, hepimiz eşitiz ve dinimizin kurallarını eşit olarak öğrenmeye mecburuz” (Atatürk”ün Söylev ve Demeçleri, 1959, c.2, s. 90)
Büyük Önder Atatürk, Türk Milleti’nin dindar olmasını ve dini değerlerini muhafaza etmesini de, sıklıkla vurgulamıştır. Ayrıca, Atatürk’ün Osmanlı Devleti’nin çöküşünü dine bağlayan, Türk düşmanlarına yanıtı ise kesin bir şekilde olmuştur:
“Düşmanlarımız, bizi dinin etkisi altında kalmış olmakla itham ediyor, duraklamamızı ve çöküşümüzü buna bağlıyorlar; bu bir hatadır. Bizim dinimiz hiç bir vakit kadınların, erkeklerden geri kalmasını talep etmemiştir. Allah’ın emrettiği şey, Müslüman erkekle, Müslüman kadının beraberce din öğrenerek eğitilmesidir. Kadın ve erkek bu ilim ve eğitimi aramak ve nerede bulursa oraya gitmek ve onunla mücehhez olmak zorundadır. İslam ve Türk tarihi incelenirse görülür ki, bugün kendimizi bin türlü kuralla bağlanmış zannettiğimiz şey yoktur. Türk sosyal yaşantısında kadınlar bilimsel yönden eğitim ve öğretim görmekte ve diğer konularda erkeklerden katiyen geri kalmamışlardır. Belki daha ileri gitmişlerdir.” (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, 1959, c.2, s.86)
Dini meseleler hakkındaki görüşlerini öğrenmek isteyen Fransız gazeteci Maurice Perno’ya Atatürk yine kesin bir şekilde şu cevapları vermiştir:
M. Perno:Şu halde yeni Türkiye’nin siyasetinde dine aykırı hiçbir temayül ve mahiyet olmayacak demek?
Atatürk: “Siyasetimiz dine aykırı olmak şöyle dursun, din bakımından eksik bile hissediyoruz.”
M. Perno: Zat-ı asilaneleri, düşündüklerini bendenize daha iyi izah buyururlar mı?
Atatürk: “Türk Milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır, demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum. Şuura muhalif, terakkiye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor. Halbuki Türkiye istiklalini veren bu Asya milleti içinde daha karışık, sun’i, batıl inanışlardan ibaret bir din daha vardır. Fakat bu cahiller, bu acizler sırası gelince aydınlanacaklardır. Eğer ışığa yaklaşamazlarsa kendilerini mahv ve mahkum etmişler demektir. Onları kurtaracağız.” (Atatürk ve Din Eğitimi, Ahmet Gürbaş, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, s.32)
Atatürk her yönüyle olduğu gibi dindarlığıyla da milletine en güzel örnek olmuştur. Ulu Önder, dindar kişiliğinin bir göstergesi olarak din adamlarına karşı her zaman samimi bir şekilde hürmetkar olmuş ve saygı duymuştur.
Cumhuriyet’in ilk Diyanet İşleri Başkanı Rıfat Börekçi, Atatürk’ün kendisine duyduğu saygı ve hürmeti şöyle anlatmıştır:
“Ata’nın huzuruna girdiğimde beni ayakta karşılardı. Utanır, ezilir, büzülür, “Paşam beni mahcup ediyorsunuz” dediğim zaman “Din adamlarına saygı göstermek Müslümanlığın icaplarındandır.” buyururlardı. Atatürk, şahsi çıkarları için kutsal dinimizi siyasete alet eden cahil din adamlarını sevmezdi.” (Atatürk ve Din Eğitimi – Ahmet Gürtaş – Diyanet İşleri Bakanları Yayınları s.12)
Atatürk Kuran okutulmasına da son derece önem vermiştir. Hafız Zeki Çağlarman Atatürk’ün bu yönünü şöyle anlatmıştır:
“Atatürk’ün kız kardeşi Makbule Hanım’la uzun yıllar komşuluk yaptık. Her yıl Ramazan ayı yaklaşınca Atatürk kız kardeşine; “Makbule, Ramazan geliyor, annemize hatim okutmayı ihmal etme”der ve hatim okuyacak hafıza hediye edilmek üzere bir zarf içerisinde para verirdi.” (Din Toplum ve Kemal Atatürk, Ercüment Demirer, s.10)
İŞTE ANKARA BİRİNCİLİĞİ ALMIŞ YAZIMIN YANLIZCA BİR BÖLÜMÜNÜ SİZLERLE PAYLAŞIYORUM
ÇANAKKALE GEÇİLMEZ
Bir millet için tarihi geçmişe sahip olmak ne kadar önemli ise, o milletin geleceği için de, tarih yazmak, tarihi doğru yorumlamak, tarihi olayları ve kahramanları yeni nesillere öğretmek ve de tarih bilincine sahip olmak bir o kadar önemlidir. Çünkü tarihten gelen değerler; milli şuurun şekillenmesine, milli hislerin uyanmasına, millete duyulan sevginin büyük bir maneviyat haline gelmesine ve insanın “titreyip kendine dönmesine “ neden olur.
Beş bin yıllık geçmişi bulunan Türk milletinin tarih sayfalarında; nice büyük zaferlerin, imkansız galibiyetlerin, görkemli direnişlerin, mucizevi kahramanlıkların bulunduğu açık bir gerçektir.Çanakkale Destanı’nı yazdıran ruhu , inancı ve imanı; Türk gençliğine öğretmek Çanakkale Savaşı’nın tarihi ve sosyolojik arka planını anlatarak; Türk’ün asaletini ve cesaretini ayakta tutmak çok önemli insani ve milli bir görevdir. Çünkü Çanakkale Zaferi’ni kazandıran ruh, Türk milletinin en olumsuz şartlarda bile nelere gücünün yettiğini cihana kanıtlayan bir ruhtur. 18 Mart 1915 vatanımıza, devletimize, dinimize, namus ve şerefimize kasdetmeye kalkışan düşmanlara karşı; manganın tabur, taburun tümen olduğu bir tarihtir. O şerefli tarihte “Çanakkale geçilmez !“diyerek destan yazan, dünyada eşi benzeri görülmemiş olan bir zafere imza atan Türk milletinin, vatan sevgisini; kanıyla, canıyla ve imanıyla yücelten bir gündür. Çanakkale Savaşı Boğaz’daki can pazarına “Kimi Hindu, kimi yamyam , kimi bilmem ne bela” olan saldırganlara Mehmetçiğin insanlık dersi verdiği bir savaştır. Her bir anı ayrı bir destan olan Çanakkale Savaşı, insanlık tarihinin yüz akı ve Türk milletinin sayısız şeref sayfalarından biridir…………………………………….
helal olsun sana konuş konuş da yazda ama mesafeli bizlerin beyınlerı yıkanmadı kardesım gerceklerı gorme zamanı geldı hayvanca yasamaktansa ınsanca olmeyı yeglerım fakat bızler yaptıklarımızı cok dıkkat etmelıyız kendı mallarımızı kullanalım yerlı malı kullanalım varsın adı olsun ama mutlaka yerlı malı kullanalım gun gelır safımız bellı olur sımdı bır dusunun enson kahramanlarımız nerde dıye soylıyeyım canakkalede kaldılar sımdı herkez aaa bbb ddd aaa bbb kallesce haınce hareket edıyo uzgunum daha fazla sınırlerımı hoplatacaklar kalın saglıcakla s a
Sizin derdiniz islami yasamak degil, islami yasattirmak, saginizdaki solunuzdaki farkli düsünenlere dayatmak. Megersem yolun sonunda herkez kendinden sorumlu tutulacak. Sif sizler Kurani okuyan degilsiniz. Kurani okumak ile müslüman da olmuyor bir insan. Ohalde bir matematik kitabi okuyan herkez professör olmasi lazim. Acinizdan ölüyörsunuz, ama en büyük düsmanlarimizdan araplara bile Hac icin para yediriyorsunuz. Megersem saginda solunda o kadar fakir insanlar var, onlara yardim etsene, bin Hac dan daha makbule gecer. Fakat nerde o zeka fiskiran beyin. Konuya gelince hersey Kuran, oruc, namaz. Digerleri ise Gavurlar. O halde Gavurun icat ettigi Ucaga binme, Kabeye yürü veya eseke bin git. Elinde en kral Cep telefonu, en kral araba.Kim yampis bunu? Gavur. Ne sahte insanlarsiniz ya siz. Almanyada yasiyorum, evimin zilini her dört ayda biri caliyor, aciyorum. S.A-A.S, buyurun! Eh efendim, biz surda burda Cami yapiyoruz para lazim. Neden bugüne tek hic bir Arap kapimi calmadi. Sözde en büyük Müslümanlar onlar degilmi. Tövbe tövbe, ya cebinde milyarlar dolu araplar varken, hersey bizim türklere kalmis. Neden bizim Türkler herseye hele birde Islamiyete, bu kadar fanatizim ile önderlik yapip devamli pokunu cikartiyorlar. Veya neden araplara gidip dilencilik etmiyorsunuz, sagolun vatanimizda yakinda camilerden ev yapacak yerimiz kalmayak, herkezin yakinda özel camisi olur. Bir de okul yapin, hastane yapin, günah mi bunlar, yüce tanrimiz bize güzel seyler yapalim diye zeka vermis. Bir cogunuzu görüyorum, les gibi kokuyorsunuz, sakal biyik bir birine karismis, insan biraz sekil düzen verir kendine, temizlik de Islamda bir sünettir. Vallahi sizin sözde gideceginiz cennete ben girmek istemem. Yanarim en azindan rahat nefes alirim. Cumhuriyeti, laikligi Atamizi sevmiyorlarmis, osmanlinin pokunu yiyorlar. Osmanli napti, bala üstüne bala verdiler, sizin gavur dediginiz Kadinlari saraylarda yüceltip eglendiler, kime ne yutturmaya calisiyorsunuz. Atamiz olmasaydi, bugün acaba Atinadami namaz kiracaktin? Sevgili atamin yasadigi kisa zamaninda neler yapilmisti. Ne yazikki bir on sene daha duramadi, keske dursaydida sizin kökünüzü biraz daha temizleseydi, ozaman türkiye kesin su durumdan daha ilerde olurdu.
Ya rabbim, su sahtekarlardan kurtar bizleri.
arkadaşlar ben ne demek istediğinizi anlmadım ya bu tuğçe de kim ne demek istiyosunuz ltf islam dinine saygılı olun biz üslümanlar ne kadar diğer dinlere sagılıysak sizde biraz kendi dininize saygı gösterin lütfen dinini gerekelrini yapmasanda bu sana ona hakare etme hakkını vermiyo ayrıca siz çarşaflılarla dalga geçemesiiniz onlar sadece ahireti kazanmak isteyen insanlar kimse diniyle kılık kıyafetiyle yargılanamaz bu konuda başörtülüler ve dine daha yakın olanlar son yıllarda çok blgilendiler arkadaşlar sıra sizde sizde biraz ilgilenin hayta sadece gezmek ve eğlenmek için gelmedik unutmayın bu dünyanın diğer dünyasıda var ve
Artık kimseye inancım kalmadı, Kendini bilmez bu siyonist bozması hocalar yüzünden İslamiyeti bile anlayamaz oldum.
Şimdi bir kaç söz söylemek isitiyorum. İlk önce bir millet tarihine bakmalı bugun İslamiyet diye bağrıp arap provagandası yapanlara soruyorum. Osmanlı zamanında bu Araplar bizi neden arkamızdan vurdular biz oralarda İslamiyet uğruna kutsal değerler adına savaşıp şehit düşerken onlar neden bir İngiliz misyoner Lawrance inanıp bizi arkadan vurdular. Biz müslüman değilmiyiz hani din kardeşliği, demek oluyor ki hepsi yalan o kendilerini İslamiyetin en kutsal olarak yasandığı yer gösteren Arap Devletlerinin halkı neden fakir niye Kralları, Şeyhleri zengin neden ordan cıkan petrolden kazandıkları paraları halkları ile paylaşmıyorlar, halklarının refahını arttımıyorlar Şimdi bu arap provagandası yapanlara soruyorum bu Müslümanlık mıdır? Ayrıca biraz araştırırsanız bugun islamiyeti öğretiyorum diyip arkasına bir sürü cahil insanı takan şeyhlerin şıhların aslında Yahudi diasporasının yetiştirip İslamiyeti karıştırıp dünya üzerinden yok etmek için gönderikleri yahudi şeytanları oldukları açık ve seçik,
ve bunun en güzel örneği biraz Sabetay Sevi ismini bir araştırın ve kim olduğunu görün. Bugun bu halde olmamızın en büyük nedeninin ne olduğunu belki anlarsınız.
Ve bu yukarıda şeriat devleti ile ilgiyi yazan kişiye kafama takılan birşeyi sormak istiyorum İslam Medeniyetinin diğer medeniyetlerden en ilerde olduğu dönemlerde bir sürü İslam bilgileri yaşamış, Avrupa bugün modern bilimin temelini Müslümanlardan öğrenmiş şimdi soruyorum sizin bu yazdığınız şeriat devletinde bunları yapmak mümkün mü, ozaman bir sürü felsefe ile astronomi ile uğraşan bilginler vardı, Bugün farkında değilsiniz ama İran’da bile şeriat denilen ki ben gerçek şeriat olduğuna inanmıyorum, bile bozulmalar gösteriyor. İran ilerlemenin bilime ilime dayandığını bugunlerde fark etti ve nükler enerji ile uzay ile uğrasıyor biz ne yapıyoruz işte yuakrıdaki gibi Türkiye yi geri götürmekle uğrasan kendini müslüman gösteren kişilerle uğrasıyoruz ALLAH sonumuzu hayır etsin.
Ya arkadaşlar lütfen birazcık akıllı olun.Osmanlının son dönemi ve Cumhuriyetin ilk yıllarıyla ilgili tarih kitapları okuyun.O zaman birçok şey anlayacaksınız
sevgili hatice kardeşim bunlar deli zırvasından başka bişey değildir demişsin bu sölediklerinin aynısını 1,400 sene önce kafirler peygamber efendimize sölüyordu peygamber efendimize deli diyorlardı ama kazanan o oldu her ne kadar buna inanasın gelmesede kıyamet vakti yaklaşarak gelmekte ve kuran’ı kerimde kıyametten önce islamiyetin tekrar dalga dalga yayılacağı haber verilmektedir…
HER NEFS KENDİ KEFARETİNİ ÖDER
HER CANLI ÖLÜMÜ TADACAKTIR
dünya hayatı bir oyundan oyalanmadan başka birşey değildir ahiret yurdu ise ALLAH’tan korkanlar için daha hayırlıdır hala akıllanmayacakmısınız en’am süresi 32nci ayet
Ağustos 1, 2007, 11:56 am üzerinde
Bu adamı bu yüzden seviyorum …
Ağustos 2, 2007, 10:00 pm üzerinde
AYDIN KARDEŞİM YAZDIĞIN YORUMLARA DAHA DİKKATLI OL ALLAHA EMANET OLUNUZ
Ağustos 3, 2007, 1:30 am üzerinde
Allah askına yazdığın şeyler hiç hoş degil
dalga mı geçiyorsun yoksa…
ama yine de sakıncalı!
niye mi?
senin şu yazını okuyan kalbinde şüphe olan insanlar İslam’a karşı artık daha mesafeli durma tepkisini verebilirler.
vebali de sana kalır.
benden sana kardeş tavsiyesi!!!
Ağustos 3, 2007, 1:32 am üzerinde
bu arda islam medeniyeti değil de islam devleti ya da ülkesi demek istedin herhalde.
cünkü islam medeniyetinin temelleri tam 7 yy önce atıldı bildigim kadarıla
Ağustos 3, 2007, 10:13 am üzerinde
Bilindiği gibi Şeriatçı olarak bilinen İslami kesim, laik devlet hukuk kurallarını kendi İslami öğretileri ile bağdaştıramayarak kabul etmez..
Kuran’da açıklanan İslam anlayışına göre bireyler, kendi yaşamlarını ve bağlı bulundukları devlet düzenini tayin edici hukuk kurallarını kendi istediği ve akıllarının kabul ettiği şekilde belirleyemez.. Şeriat anlayışına göre, ortada insan ve toplum için Allah’ın tayin edip belirlediği kurallar vardır ve bunlar Allah’ın kitabı Kuran’da açık bir şekilde belirtilmiştir. Uyulması gereken hükümler bunlardır, insanların koyduğu hukuk düzeni değildir. Bu nedenle, hernekadar bazı tefsirciler, Kuran’daki anlamları farklı bir anlayış içinde algılamaktaysalarda, şeriatçı kesim, insanın uyması gereken hukuk kurallarını Kuran hükümlerini baz alarak belirlemektedir..
Aşağıdaki ayetleri dikkatli bir şekilde incelediğimiz zaman, eğer Kuran’ı Allah kelamı olarak kabul edip esas alıyorsak, bu çerçevede şeriatçı anlayışın değerlendirmesinin gerçekte hiç de yanlış olmadığını açıkça görürüz..
İslami Devlet anlayışı, Nisa / 59. da açık bir şekilde belirtilmiştir.. Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e ve sizden olan ülülemre (idarecilere) de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah’a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız onu Allah’a ve Resûl’e götürün (onların talimatına göre halledin); bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.
Ayet açık bir şekilde Allah’a itaat edin demektedir. Allah, yani O’nun sözlerinin bulunduğu iddia edilen Kuran.. Daha sonra, Peygamber’e ve sizden olan idarecilere itaat edin ifadeleri yer alıyor..
Ayetteki, bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz onu Allah’a götürün ifadesini çok dikkatli algılamak gerekir.. Buradaki anlam, hukuk kuralları için açıkça Kuran’daki ayetlerin esas alınmasını öngörmektedir..
Maide / 47. Ayet, Allah’ın hükümleri ile hükmetmeyenleri açıkça fasık olarak niteler..
Maide / 47. İncil’e inananlar, Allah’ın onda indirdiği (hükümler) ile hükmetsinler. Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar fâsıklardır.
Maide / 44 hüküm konusunda ayetleri esas almayanları kafir olarak değerlendirir..
Maide / 44. Biz, içinde doğruya rehberlik ve nur olduğu halde Tevrat’ı indirdik. Kendilerini (Allah’a) vermiş peygamberler onunla yahudilere hükmederlerdi. Allah’ın Kitab’ını korumaları kendilerinden istendiği için Rablerine teslim olmuş zâhidler ve bilginler de (onunla hükmederlerdi). Hepsi ona (hak olduğuna) şahitlerdi. Şu halde (Ey yahudiler ve hakimler!) İnsanlardan korkmayın, benden korkun. Ayetlerimi az bir bedel karşılığında satmayın. Kim Allah’ın indirdiği (hükümler) ile hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.
Bir sonraki ayette de benzer ifadeler vardır..
Maide / 45. Tevrat’ta onlara şöyle yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş (karşılık ve cezadır). Yaralar da kısastır (Her yaralama misli ile cezalandırılır). Kim bunu (kısası) bağışlarsa kendisi için o keffâret olur. Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar zalimlerdir.
Görüldüğü gibi ayetler açıkça Kuran hükümlerinin geçerli olması gerektiğini ve buna uymayanların da Allah katında fasık ve kafir olarak nitelendiğini bildirmektedir..
Bu durumda laik devletin insanlar tarafından tespit edilmiş hukuk kuralları mı, yoksa Allah’a ait olduğu iddia edilen hükümler mi geçerli olacaktır..?
Burada herhalde, bir yandan Kuran’ı Allah’ın kitabı olarak kabul edip, onun evrenselliğinden sözederken diğer taraftan Kuran hükümlerini değilde, insanlar tarafından belirlenen kanunları tercih eden, veya laik düzeni savunarak bu düzenden yana tercihlerini kullanan Müslümanların, İslam önündeki konumlarını tekrar gözden geçirmeleri gerekecektir..
Maide 48′ de ise doğrudan peygambere hitaben, Allah’ın ayetleri ile hükmedilmesi konusunda daha belirleyici şekilde benzer bir hüküm yer alır….
Maide / 48. Sana da, daha önceki kitabı doğrulamak ve onu korumak üzere hak olarak Kitab’ı (Kur’an’ı) gönderdik. Artık aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet; sana gelen gerçeği bırakıp da onların arzularına uyma. (Ey ümmetler!) Her birinize bir şerîat ve bir yol verdik. Allah dileseydi sizleri bir tek ümmet yapardı; fakat size verdiğinde (yol ve şerîatlerde) sizi denemek için (böyle yaptı). Öyleyse iyi işlerde birbirinizle yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. Artık size, üzerinde ayrılığa düştüğünüz şeyleri(n gerçek tarafını) O haber verecektir.
Bir sonraki ayet de aynı hükümleri içerir..
Maide / 49. (Sana şu talîmatı verdik): Aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet ve onların arzularına uyma. Allah’ın sana indirdiği hükümlerin bir kısmından seni saptırmamalarına dikkat et. Eğer (hükümden) yüz çevirirlerse bil ki (bununla) Allah ancak, günahlarının bir kısmını onların başına belâ etmek ister. İnsanların birçoğu da zaten yoldan çıkmışlardır.
Bugün, kendilerini modern İslami görüş olarak tanımlayan bazı çevreler ve ilahiyatçılar, Kuran’daki bu açık yasaları görmezliğe gelerek, bunlara kendi saptırılmış anlayışlarında çeşitli kılıflar bulmaya çalışmaktalar. Onlar da çok iyi bilmektedirler ki, bugünün şartlarında, evrensel olduğu iddia edilen Kuran yasalarını uygulmak imkansızdır. Çözüm olarak geriye kalan, Kuran’daki anlamı açık olan ayetleri saptırarak, buradan farklı bir görüş ortaya çıkarmaktır. Genelde, bu tür yaklaşımlar da, birşekilde Prof. Dr. payesi almış kişilerden gelmekte olduğu için, toplumda bu anlayış kolayca kabul görmektedir.
Bu tür yaklaşımların altındaki bir diğer önemli nokta da, sayın ilahiyatçı Prof.’lerin, toplumda var olan İslam inancının zedelenmesi durumunda, öncelikle kendi konumlarının zedeleneceğidir.
Ahzab / 36 ayet, daha önce yukarda örnekleri verilmiş ayetlerin paralelindedir.
Allah ve Resûlü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resûlüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.
Ve gene, Araf / 3 de, Kuran’a uyulması, açıkça ifade edilmiştir.
Rabbinizden size indirilene (Kur’an’a) uyun. O’nu bırakıp da başka dostların peşlerinden gitmeyin. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!
Maide / 5 de de benzer ifadeler vardır.. Ayetler açıkça bireylerin Kuran’daki hükümlere göre yönetilmesini belirtmektedirler.
Bütün bu ayetleri bir araya getirdiğimizde, Kuran’ı Allah kelamı olarak kabul edip ona inananların, laik düzeni tercih etmek gibi bir seçimleri olamıyacağı açıkça görülür..
Yönetim konusunda İncil’in yaklaşımı ise, Pavlos’un Romalılara Mektubu Bab 13’de şu şekilde belirtilir ;
1. Herkes, altında bulunduğu yönetime bağlı olsun. Çünkü Tanrı’dan olmayan yönetim yoktur. Var olanlar Tanrı tarafından kurulmuştur.
2. Bu nedenle, yönetime karşı direnen, Tanrı’nın düzenlediğine karşı gelmiş olur. Karşı gelenler yargılanır.
3. İyilik yapanlar değil, kötülük yapanlar yöneticilerden korkmalıdır. Yönetimden korkmamak ister misin? İyi olanı yap, yönetimin övgüsünü kazanırsın.
4. Çünkü yönetim, senin iyiliğin için Tanrı’nın hizmetindedir. Ama kötü olanı yaparsan, kork! Yönetim, kılıcı boş yere taşımıyor; kötülük yapanın üzerine Tanrı’nın gazabını salan öç alıcı olarak Tanrı’nın hizmetindedir.
5. Bunun için, yalnız Tanrı’nın gazabı nedeniyle değil, vicdan nedeniyle de yönetime bağlı olmak gerekir. 6. Vergi ödemenizin nedeni de budur. İşte yöneticiler, Tanrı’nın bu amaç için gayretle çalışan hizmetkârlarıdır.
7. Vergi hakkı olana vergiyi, gümrük hakkı olana gümrüğü, korku hakkı olana korkuyu, saygı hakkı olana saygıyı, herkese hakkını verin.
Sonuç olarak akıl, inanç duvarı ile mantık arasında bir yol seçmek durumundadır. Bir yanda, Allah’dan geldiği varsayılan yasalar, bir yanda insan aklının bu günün şartlarına göre uyarladığı yasalar.
Ağustos 11, 2007, 4:09 pm üzerinde
s.a.
islam huzurdur.
bakın amerikaya hani şu ıraka özgürlük getiren..!bombaları özgürce yağdıran,,kadınları ahlaksızca kullanıp hayvandanda aşağı olan şu amerikayı diyorum
hani şu şeriatdan ALLAHIN KANUNLARINDAN
korkup amerikaya özenenlere sesleniyorummm….
müslüman vallahide billahide
sokaklarda ŞERİAT İSTEMİYORUZ Diye bağırmazz.
KANIMIZ CANIMIZ SENİN DİNİNE FEDA OLSUN YA RASULALLAH..YİNE ALLAHIN KANUNLARININ UYGULANDIĞI ASRI SAADET GELECEK İNŞAALLAH…
Ağustos 12, 2007, 11:33 pm üzerinde
yaw ben hayatımda bu kadar saçma bişey görmedim tamam hepimiz MüsLümanız ama sizler spıksınız beyninizi yıkamışlar sizinn sen devleti ne yapacaksınn sen ibadetini yap helal ye iç baştakileri düşünnme ortak anlıyonm u?
Ağustos 13, 2007, 1:16 pm üzerinde
Kardeş Kuran Oku Kuran Gerçekler Sonra Gör tamam mı
Ağustos 14, 2007, 6:23 pm üzerinde
hocam helal olsun korsan kardes msulmanım demısın ama musulmanlıktan anlamıyorsun sen. islamda bana karısmayan yılan bın yıl yasasın dıye bır madde yok dıger kardesın dedıgı gıbı gıt kuran ı okusen ulkendende sorumlusun tutkı komsundan kardesınden dua ile
Ağustos 17, 2007, 10:14 am üzerinde
yahu bize en buyuk kazigi atanlar muslumanlar.su haritayi alin bi bakin kac tane musluman ulke dostumuz.iranin azerilere karsi ermenistani,suriyenin turkiyeye karsi rumlari ,kurt terorist guruplarini desteklediklerini gozardi edemeyiz.30 kusur yildir mazlum kktc halkini taniyan bir musluman devlet olmadi.hacli ordulari karsisinda yapayalniz birakildik.Bize su anda gerekli olan MILLI bir durustur .muslumanlik falan fasa fiso .MUSLUMAN ‘TURK’UNtek dostu yine MUSLUMAN ‘TURK’TUR .o sevmediginiz ATATURK sayesinde kolonilesmekten kurtulmus tek islam ulkesi Turkiyedir.islam milli duygulara engel degildir .milli gorusu olmayanlarin zaten dini de ; somurulmekten kurtulamaz.ISLAMI tam ve butun yasamak isteyenler icin ATA’mizin bize teslim ettigi bagimsizligimizi korumamiz ilk gorevimiz olmasi gerekmektedir diye dusunuyorum.Ibedet,kulluk,yalnizca Allah’a olur. sizi gidi beyni sumuklu fethullahin somurusune sunulmus zavallilar sizi.
Eylül 2, 2007, 12:19 pm üzerinde
allah sizlere akıl fikir versin hemi.islam bir dindir asla devletleşemez,hz. peygamberimiz devlet kurmuş mu?ne olduysa hz.ömer zatanında oldu.islami milliyetcilik ortaya çıktı ve bunun sonucunda islam dünyada sevgiyle değil savaşlarla yayıldı.hangi din savaşlarla yayılıpta kendini muhafaza eder,hiçbir din.bu yüzden islamı yozlaştıranlar yada yozlaşmış düşüncelerini islamın şartıymış gibi sunanlar islamın yayılmasına engel oldu.şuan islam yayılıyormu sorarım sizlere islami düşünceler şuan savunmaya geçmiş kendilerini korumaya çalışıyorlar.halbu ki bizim dinimiz yüceler yücesi bir dindir.bunu kullanıp siyasallaştıran insanlar para kazanılacak bir işmiş gibi islamı kullanmaktadırlar.mahallede hoca geçinen bakkalları,esnafları kendine hoca lakabı takıp arakasınada saf insanları takıp gelir elde etmeye çalışan allahın belaları.kendi kafalarına göre hutbeler veren vaazlar veren içlerinde kin ve nefretle diğer insanlara hakaretler ve küfürler içinde düşmanlık besleyen ve bu düşmanığı o saf insnaların temiz yüreklerine sokan pislikler.islamı anlayamamış islam bilgini ünvanı koyan ve bu ünvanından guru duyan her fırsatta buna dikkat çeken islamı anlayamamış yada yanlış anlamış insanlar.her özel günde,kandilde şu kadar namaz kılın şu kadar sebap alın diyen ve onlara inanan işleri güçleri cennete gitme derdi olan ve bu istekleri için sanki cennet kontejanlı bir yermiş gibi birbiriyle yarışan,yarıştırılan insanlar.eğer islamdan kastınız bunlar ise yazıklar olsun sizin insanlığınıza.islam bir dünya görüşüdür insan merkezli ve bütün ibadetlerin allah ile kul arasında geçmesi gereken ibadetin giz sayıldığı bir yüceler yücesi dindir.bunu iki sebap burdan üç sebab şurdan diyerek küçültmek benim islam inancımla uyuşmuyor.
Eylül 21, 2007, 11:30 pm üzerinde
sizler şehid kanlarıyla sulanmış bu mukaddes topraklarda yaşamayı bile haketmeyen münafıklarsınız sizler atatürk düşmanısınız. kadını insan yerine koymayan AHLUKATLARSINIZ.Sevgili Peygamberimiz (SAV) sizin dediklerinimi yapmıştıı HAYIR önce kadınlar ve kızlarımız demiştir onlar bizim namus ve şereflerimizdir onlar İNSANDIR demiştir. ben bir müslüman olarak şu yazılan yazıdan utandım dünyadaki het millet bir adım ileri gitmek için çalışır çabalar ama şu zihniyete bakınki 1400 sene önceki cahiliye dönemini istiyor. Nekadar acı .çünkü senin istediğin yani bu yazıda yazılan yazı islamietle uzaktan yakından ilgisi yoktur. ŞERİAT NEDİR?
Şeriat ; adaletli olmayı emreder doğru ve dürüst olmayı şart koşar . bizim kanunlarımızın hepsimi adaletsiz hepsimi yanlış. size bir örnek vereyim ülkemizde insanlar sokağa tükürüyor. yine her ülkede olduğu kadar cinayet işleniyor, ve benzerei suçlar işleniyor peki soruyoum şimdi neden hiç bir avrupa ülkesinde, amerikada insanlar sokağa tükümüyor yaptırım (ceza) var. insanlar neden oralarda birini öldürdüğü zaman ibreti aleme mesaj oluyor çünkü kanun var yasa var ceza var idamsa idam hapisse hapis ben idama karşı değilim ama ülkemizde uygulamıyor. idam yoksa süründür kardeşim!! Şimdi düşünelim bizim neyimiz eksik , al sana bir örnek 1945 yılında yapılan bir kanun : “Benzin isatsonu 1 benzin, 1 motorin , 1 gazyağı pompası ve bir adet kulübeden teşşekül eder” Aman Allahım!!!!!!!
bu yasa hala yürürlükte inanabiliyormusunuz bu yasaya göre günümüzdeki bütün benzin istasyonlarının yıkılması gerekir . bakın teknoloji ilerlemiş yasa geride kalmış. yasayı yaşadığın döneme uyarla .BEN LAİK DMOKRATİK VEDE TAM BAĞIMSIZ ATATÜRKÇÜ TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN BİR FERDİ BİR VATANDAŞIYIM .
BU ARKADAŞIN YAZDIĞI YAZIYA SADECE ŞUNU DİYORUM: CAMIZ HAYVANI SU İÇTİĞİ GÖLE TEKRAR DIŞKISINI YAPAR HALBUKİ GÖL ONUN SU İÇTİĞİ YERDİR .HAYVAN AKLI İŞTE, O SUYU KİRLETSEDE O SUDAN İÇMEYE DEVAM EDER. SENİN YAPTIĞIN “CAMIZIN GÖLE SIÇMASIDIR”
Eylül 24, 2007, 10:13 pm üzerinde
BU YAZIYI DAHA ÖNCEDE YAZDIM VE SİTE TARAFINDAN SİLİNDİ NİYEMİ? ATATÜRK DÜŞMANLIĞI OLMASIN SAKINNNNNNNNN
DİNİNE GÖNÜLDEN BAĞLI BİR LİDER
“Türk Milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum.”
-Mustafa Kemal Atatürk-
Atatürk, İslam ahlakını ve dinimizin vecibelerini daha aile ocağındayken öğrenmiş, tahsil yaşamı boyunca da bu bilgilerini pekiştirerek geliştirmiştir. “Ilımlı-modern-dindar” yapının, en güzel örneği ve en başarılı uygulayıcısı, laik Cumhuriyetimiz’in kurucusu Büyük Önder Atatürk’tür. Ulu Önder, her zaman gericilikle mücadele ederken İslam’ı yüceltmiş; dolayısıyla bu ikisi arasındaki ayrımı en doğru biçimde yapmıştır. Tekke, türbe ve zaviyeler onun döneminde kapanmış, ama ilk Türkçe Kuran meali de yine onun döneminde yayınlanmıştır. Türk insanının ihtiyaçlarını ve özelliklerini çok iyi bilen, gericiliğe, yobazlığa her zaman karşı olan Atatürk, Türk Milleti’ni dinin özüne yöneltmeyi amaçlamış ve bugün milletçe ulaşmayı hedeflediğimiz yapıyı her yönüyle tecelli ettirmiştir.
Şüphesiz ki din, Büyük Önder’in de dikkat çektiği gibi demokrasinin ve milli bütünlüğümüzün vazgeçilmez bir ihtiyacıdır. Bir milletin fertlerini birarada tutan en güçlü bağ olan din, aile, ahlak ve devlet müesseselerinin de devamını sağlayan en önemli unsurdur.
Dinin var olmadığı veya dini değerlerin ortadan kalktığı bir toplumda, bunun kaçınılmaz bir sonucu olarak aile, ahlak ve devlet kavramları da geçerliliğini yitirecek ve kısa süre içinde ortadan kalkacaktır. Böyle bir gelişme ayrıca, tarihi ve kültürü ne kadar eskiye dayanırsa dayansın bir milleti birbirine bağlayan milli ve manevi tüm bağların parçalanmasını, anarşinin hortlamasını ve toplumun bölünmesini kaçınılmaz hale getirecektir.
İşte bütün bu nedenlerden ötürü, toplum dokusunun vazgeçilmez parçası niteliği taşıyan din müessesesinin devamını sağlayamayan bir ulusun sosyolojik ve bilimsel açıdan ayakta durması mümkün değildir. Gerek kişi, gerekse toplum açısından dinin lüzumlu bir müessese olduğunu belirten, siyasi alanda yaptığı sayısız reformla bu sağlıklı bakış açısını geniş kitlelere yaymayı hedefleyen Büyük Önder Atatürk, Türk Milleti’nin dindar olmasını ve dini değerlerini muhafaza etmesini “Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletlerin devamına imkan yoktur”; “Din vardır ve lazımdır.” (Yakınlarından Hatıralar, Asaf İlbay, s. 102) sözleriyle teşvik etmiştir. Milletini, batıl inanışlardan arındırıp, gerçek dine yöneltmeyi amaçlamıştır. Bunun için de Kuran’ın kolay bir şekilde okunup anlaşılmasını sağlamak amacıyla Türkçeye çevrilmesi emrini vermiştir:
“Sonra Kuran’ın tercüme ettirilmesini emrettim. Bu da ilk defa olarak Türkçeye tercüme ediliyor. Hz. Muhammed’in hayatına ait bir kitabın tercüme edilmesi için de emir verdim.” (Atatürk’ün Temel Görüşleri, Fethi Naci, s.55)
Kuran’ın Türkçeye çevirilmesi emrini verirken, Atatürk’ün isteği Müslüman milletinin imanının güçlenmesidir. Bunu ifade ettiği sözleri şöyledir:
“Camilerin mukaddes mimberleri halkın ruhi, ahlaki gıdalarına en yüksek, en verimli kaynaklardır. Minberlerden halkın anlayabileceği dille ruh ve beyne hitap edilmekle Müslümanların vücudu canlanır, beyni temizlenir, imanı kuvvetlenir, kalbi cesaret bulur.” (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, c. 1, s. 225)
Büyük Önder, gerçek dinin temelini ve Müslümanların konuyu hangi kıstaslara göre değerlendirmeleri gerektiğini 7 Şubat 1923 tarihinde, Balıkesir’deki Paşa Camii’nde verdiği hutbede kendisini dinleyenlere şöyle ifade etmiştir:
“Allah birdir, şanı büyüktür. Allah’ın selameti, sevgisi üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri Allah tarafından insanlara dini gerçekleri duyurmaya memur ve elçi seçilmiştir. Bunun temel esası, hepimizce bilinmektedir ki, Yüce Kuran’daki anlamı açık olan ayetlerdir. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir. En mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeğe tamamen uyuyor ve uygun düşüyor.” (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, c. 2, s. 93)
Atatürk, İslam dininin tamamen ilme ve mantığa uygun bir din olduğunu bir başka sözünde de şöyle ifade etmiştir:
“Bizim dinimiz en makul ve en doğal bir dindir. Ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dinin doğal olması için akla, tekniğe, ilme ve mantığa uygun olması gerekir. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur. … İslam’ın sosyal hayatı içinde hiç kimsenin, bir özel sınıf halinde varlığını sürdürme hakkı yoktur. Kendilerinde böyle bir hak görenler dini kurallara uygun harekette bulunmuş olmazlar. Bizde ruhbanlık yoktur, hepimiz eşitiz ve dinimizin kurallarını eşit olarak öğrenmeye mecburuz” (Atatürk”ün Söylev ve Demeçleri, 1959, c.2, s. 90)
Büyük Önder Atatürk, Türk Milleti’nin dindar olmasını ve dini değerlerini muhafaza etmesini de, sıklıkla vurgulamıştır. Ayrıca, Atatürk’ün Osmanlı Devleti’nin çöküşünü dine bağlayan, Türk düşmanlarına yanıtı ise kesin bir şekilde olmuştur:
“Düşmanlarımız, bizi dinin etkisi altında kalmış olmakla itham ediyor, duraklamamızı ve çöküşümüzü buna bağlıyorlar; bu bir hatadır. Bizim dinimiz hiç bir vakit kadınların, erkeklerden geri kalmasını talep etmemiştir. Allah’ın emrettiği şey, Müslüman erkekle, Müslüman kadının beraberce din öğrenerek eğitilmesidir. Kadın ve erkek bu ilim ve eğitimi aramak ve nerede bulursa oraya gitmek ve onunla mücehhez olmak zorundadır. İslam ve Türk tarihi incelenirse görülür ki, bugün kendimizi bin türlü kuralla bağlanmış zannettiğimiz şey yoktur. Türk sosyal yaşantısında kadınlar bilimsel yönden eğitim ve öğretim görmekte ve diğer konularda erkeklerden katiyen geri kalmamışlardır. Belki daha ileri gitmişlerdir.” (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, 1959, c.2, s.86)
Dini meseleler hakkındaki görüşlerini öğrenmek isteyen Fransız gazeteci Maurice Perno’ya Atatürk yine kesin bir şekilde şu cevapları vermiştir:
M. Perno:Şu halde yeni Türkiye’nin siyasetinde dine aykırı hiçbir temayül ve mahiyet olmayacak demek?
Atatürk: “Siyasetimiz dine aykırı olmak şöyle dursun, din bakımından eksik bile hissediyoruz.”
M. Perno: Zat-ı asilaneleri, düşündüklerini bendenize daha iyi izah buyururlar mı?
Atatürk: “Türk Milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır, demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum. Şuura muhalif, terakkiye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor. Halbuki Türkiye istiklalini veren bu Asya milleti içinde daha karışık, sun’i, batıl inanışlardan ibaret bir din daha vardır. Fakat bu cahiller, bu acizler sırası gelince aydınlanacaklardır. Eğer ışığa yaklaşamazlarsa kendilerini mahv ve mahkum etmişler demektir. Onları kurtaracağız.” (Atatürk ve Din Eğitimi, Ahmet Gürbaş, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, s.32)
Atatürk her yönüyle olduğu gibi dindarlığıyla da milletine en güzel örnek olmuştur. Ulu Önder, dindar kişiliğinin bir göstergesi olarak din adamlarına karşı her zaman samimi bir şekilde hürmetkar olmuş ve saygı duymuştur.
Cumhuriyet’in ilk Diyanet İşleri Başkanı Rıfat Börekçi, Atatürk’ün kendisine duyduğu saygı ve hürmeti şöyle anlatmıştır:
“Ata’nın huzuruna girdiğimde beni ayakta karşılardı. Utanır, ezilir, büzülür, “Paşam beni mahcup ediyorsunuz” dediğim zaman “Din adamlarına saygı göstermek Müslümanlığın icaplarındandır.” buyururlardı. Atatürk, şahsi çıkarları için kutsal dinimizi siyasete alet eden cahil din adamlarını sevmezdi.” (Atatürk ve Din Eğitimi – Ahmet Gürtaş – Diyanet İşleri Bakanları Yayınları s.12)
Atatürk Kuran okutulmasına da son derece önem vermiştir. Hafız Zeki Çağlarman Atatürk’ün bu yönünü şöyle anlatmıştır:
“Atatürk’ün kız kardeşi Makbule Hanım’la uzun yıllar komşuluk yaptık. Her yıl Ramazan ayı yaklaşınca Atatürk kız kardeşine; “Makbule, Ramazan geliyor, annemize hatim okutmayı ihmal etme”der ve hatim okuyacak hafıza hediye edilmek üzere bir zarf içerisinde para verirdi.” (Din Toplum ve Kemal Atatürk, Ercüment Demirer, s.10)
Eylül 24, 2007, 10:31 pm üzerinde
İŞTE ANKARA BİRİNCİLİĞİ ALMIŞ YAZIMIN YANLIZCA BİR BÖLÜMÜNÜ SİZLERLE PAYLAŞIYORUM
ÇANAKKALE GEÇİLMEZ
Bir millet için tarihi geçmişe sahip olmak ne kadar önemli ise, o milletin geleceği için de, tarih yazmak, tarihi doğru yorumlamak, tarihi olayları ve kahramanları yeni nesillere öğretmek ve de tarih bilincine sahip olmak bir o kadar önemlidir. Çünkü tarihten gelen değerler; milli şuurun şekillenmesine, milli hislerin uyanmasına, millete duyulan sevginin büyük bir maneviyat haline gelmesine ve insanın “titreyip kendine dönmesine “ neden olur.
Beş bin yıllık geçmişi bulunan Türk milletinin tarih sayfalarında; nice büyük zaferlerin, imkansız galibiyetlerin, görkemli direnişlerin, mucizevi kahramanlıkların bulunduğu açık bir gerçektir.Çanakkale Destanı’nı yazdıran ruhu , inancı ve imanı; Türk gençliğine öğretmek Çanakkale Savaşı’nın tarihi ve sosyolojik arka planını anlatarak; Türk’ün asaletini ve cesaretini ayakta tutmak çok önemli insani ve milli bir görevdir. Çünkü Çanakkale Zaferi’ni kazandıran ruh, Türk milletinin en olumsuz şartlarda bile nelere gücünün yettiğini cihana kanıtlayan bir ruhtur. 18 Mart 1915 vatanımıza, devletimize, dinimize, namus ve şerefimize kasdetmeye kalkışan düşmanlara karşı; manganın tabur, taburun tümen olduğu bir tarihtir. O şerefli tarihte “Çanakkale geçilmez !“diyerek destan yazan, dünyada eşi benzeri görülmemiş olan bir zafere imza atan Türk milletinin, vatan sevgisini; kanıyla, canıyla ve imanıyla yücelten bir gündür. Çanakkale Savaşı Boğaz’daki can pazarına “Kimi Hindu, kimi yamyam , kimi bilmem ne bela” olan saldırganlara Mehmetçiğin insanlık dersi verdiği bir savaştır. Her bir anı ayrı bir destan olan Çanakkale Savaşı, insanlık tarihinin yüz akı ve Türk milletinin sayısız şeref sayfalarından biridir…………………………………….
Ekim 24, 2007, 8:25 pm üzerinde
helal olsun sana konuş konuş da yazda ama mesafeli bizlerin beyınlerı yıkanmadı kardesım gerceklerı gorme zamanı geldı hayvanca yasamaktansa ınsanca olmeyı yeglerım fakat bızler yaptıklarımızı cok dıkkat etmelıyız kendı mallarımızı kullanalım yerlı malı kullanalım varsın adı olsun ama mutlaka yerlı malı kullanalım gun gelır safımız bellı olur sımdı bır dusunun enson kahramanlarımız nerde dıye soylıyeyım canakkalede kaldılar sımdı herkez aaa bbb ddd aaa bbb kallesce haınce hareket edıyo uzgunum daha fazla sınırlerımı hoplatacaklar kalın saglıcakla s a
Ocak 11, 2008, 11:23 am üzerinde
ya yuh ya hiç bir şey diyemiyorum size asıl asker darbeyi koyunca biz size bunları yapıcaz gerizekalılar sizi
Ocak 14, 2008, 7:16 pm üzerinde
Bunlar deli zırvasından başka bir şey değil!
Şubat 14, 2008, 4:52 pm üzerinde
Sizin derdiniz islami yasamak degil, islami yasattirmak, saginizdaki solunuzdaki farkli düsünenlere dayatmak. Megersem yolun sonunda herkez kendinden sorumlu tutulacak. Sif sizler Kurani okuyan degilsiniz. Kurani okumak ile müslüman da olmuyor bir insan. Ohalde bir matematik kitabi okuyan herkez professör olmasi lazim. Acinizdan ölüyörsunuz, ama en büyük düsmanlarimizdan araplara bile Hac icin para yediriyorsunuz. Megersem saginda solunda o kadar fakir insanlar var, onlara yardim etsene, bin Hac dan daha makbule gecer. Fakat nerde o zeka fiskiran beyin. Konuya gelince hersey Kuran, oruc, namaz. Digerleri ise Gavurlar. O halde Gavurun icat ettigi Ucaga binme, Kabeye yürü veya eseke bin git. Elinde en kral Cep telefonu, en kral araba.Kim yampis bunu? Gavur. Ne sahte insanlarsiniz ya siz. Almanyada yasiyorum, evimin zilini her dört ayda biri caliyor, aciyorum. S.A-A.S, buyurun! Eh efendim, biz surda burda Cami yapiyoruz para lazim. Neden bugüne tek hic bir Arap kapimi calmadi. Sözde en büyük Müslümanlar onlar degilmi. Tövbe tövbe, ya cebinde milyarlar dolu araplar varken, hersey bizim türklere kalmis. Neden bizim Türkler herseye hele birde Islamiyete, bu kadar fanatizim ile önderlik yapip devamli pokunu cikartiyorlar. Veya neden araplara gidip dilencilik etmiyorsunuz, sagolun vatanimizda yakinda camilerden ev yapacak yerimiz kalmayak, herkezin yakinda özel camisi olur. Bir de okul yapin, hastane yapin, günah mi bunlar, yüce tanrimiz bize güzel seyler yapalim diye zeka vermis. Bir cogunuzu görüyorum, les gibi kokuyorsunuz, sakal biyik bir birine karismis, insan biraz sekil düzen verir kendine, temizlik de Islamda bir sünettir. Vallahi sizin sözde gideceginiz cennete ben girmek istemem. Yanarim en azindan rahat nefes alirim. Cumhuriyeti, laikligi Atamizi sevmiyorlarmis, osmanlinin pokunu yiyorlar. Osmanli napti, bala üstüne bala verdiler, sizin gavur dediginiz Kadinlari saraylarda yüceltip eglendiler, kime ne yutturmaya calisiyorsunuz. Atamiz olmasaydi, bugün acaba Atinadami namaz kiracaktin? Sevgili atamin yasadigi kisa zamaninda neler yapilmisti. Ne yazikki bir on sene daha duramadi, keske dursaydida sizin kökünüzü biraz daha temizleseydi, ozaman türkiye kesin su durumdan daha ilerde olurdu.
Ya rabbim, su sahtekarlardan kurtar bizleri.
Nisan 10, 2008, 9:51 pm üzerinde
arkadaşlar ben ne demek istediğinizi anlmadım ya bu tuğçe de kim ne demek istiyosunuz ltf islam dinine saygılı olun biz üslümanlar ne kadar diğer dinlere sagılıysak sizde biraz kendi dininize saygı gösterin lütfen dinini gerekelrini yapmasanda bu sana ona hakare etme hakkını vermiyo ayrıca siz çarşaflılarla dalga geçemesiiniz onlar sadece ahireti kazanmak isteyen insanlar kimse diniyle kılık kıyafetiyle yargılanamaz bu konuda başörtülüler ve dine daha yakın olanlar son yıllarda çok blgilendiler arkadaşlar sıra sizde sizde biraz ilgilenin hayta sadece gezmek ve eğlenmek için gelmedik unutmayın bu dünyanın diğer dünyasıda var ve
Mayıs 12, 2008, 3:10 pm üzerinde
Kardeşler
Artık kimseye inancım kalmadı, Kendini bilmez bu siyonist bozması hocalar yüzünden İslamiyeti bile anlayamaz oldum.
Şimdi bir kaç söz söylemek isitiyorum. İlk önce bir millet tarihine bakmalı bugun İslamiyet diye bağrıp arap provagandası yapanlara soruyorum. Osmanlı zamanında bu Araplar bizi neden arkamızdan vurdular biz oralarda İslamiyet uğruna kutsal değerler adına savaşıp şehit düşerken onlar neden bir İngiliz misyoner Lawrance inanıp bizi arkadan vurdular. Biz müslüman değilmiyiz hani din kardeşliği, demek oluyor ki hepsi yalan o kendilerini İslamiyetin en kutsal olarak yasandığı yer gösteren Arap Devletlerinin halkı neden fakir niye Kralları, Şeyhleri zengin neden ordan cıkan petrolden kazandıkları paraları halkları ile paylaşmıyorlar, halklarının refahını arttımıyorlar Şimdi bu arap provagandası yapanlara soruyorum bu Müslümanlık mıdır? Ayrıca biraz araştırırsanız bugun islamiyeti öğretiyorum diyip arkasına bir sürü cahil insanı takan şeyhlerin şıhların aslında Yahudi diasporasının yetiştirip İslamiyeti karıştırıp dünya üzerinden yok etmek için gönderikleri yahudi şeytanları oldukları açık ve seçik,
ve bunun en güzel örneği biraz Sabetay Sevi ismini bir araştırın ve kim olduğunu görün. Bugun bu halde olmamızın en büyük nedeninin ne olduğunu belki anlarsınız.
Mayıs 12, 2008, 3:31 pm üzerinde
Ve bu yukarıda şeriat devleti ile ilgiyi yazan kişiye kafama takılan birşeyi sormak istiyorum İslam Medeniyetinin diğer medeniyetlerden en ilerde olduğu dönemlerde bir sürü İslam bilgileri yaşamış, Avrupa bugün modern bilimin temelini Müslümanlardan öğrenmiş şimdi soruyorum sizin bu yazdığınız şeriat devletinde bunları yapmak mümkün mü, ozaman bir sürü felsefe ile astronomi ile uğraşan bilginler vardı, Bugün farkında değilsiniz ama İran’da bile şeriat denilen ki ben gerçek şeriat olduğuna inanmıyorum, bile bozulmalar gösteriyor. İran ilerlemenin bilime ilime dayandığını bugunlerde fark etti ve nükler enerji ile uzay ile uğrasıyor biz ne yapıyoruz işte yuakrıdaki gibi Türkiye yi geri götürmekle uğrasan kendini müslüman gösteren kişilerle uğrasıyoruz ALLAH sonumuzu hayır etsin.
Haziran 5, 2008, 3:04 pm üzerinde
Ya arkadaşlar lütfen birazcık akıllı olun.Osmanlının son dönemi ve Cumhuriyetin ilk yıllarıyla ilgili tarih kitapları okuyun.O zaman birçok şey anlayacaksınız
Temmuz 6, 2008, 9:53 am üzerinde
sevgili hatice kardeşim bunlar deli zırvasından başka bişey değildir demişsin bu sölediklerinin aynısını 1,400 sene önce kafirler peygamber efendimize sölüyordu peygamber efendimize deli diyorlardı ama kazanan o oldu her ne kadar buna inanasın gelmesede kıyamet vakti yaklaşarak gelmekte ve kuran’ı kerimde kıyametten önce islamiyetin tekrar dalga dalga yayılacağı haber verilmektedir…
HER NEFS KENDİ KEFARETİNİ ÖDER
HER CANLI ÖLÜMÜ TADACAKTIR
dünya hayatı bir oyundan oyalanmadan başka birşey değildir ahiret yurdu ise ALLAH’tan korkanlar için daha hayırlıdır hala akıllanmayacakmısınız en’am süresi 32nci ayet