Dinler Arası Diyalog Fetullah Gülen Hakkında Yazılar kaldırıldı Gelen Yorumlar Yayınlanmaktadır. . .
| M | T | W | T | F | S | S |
|---|---|---|---|---|---|---|
| « Aug | ||||||
| 1 | ||||||
| 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 |
| 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 | 15 |
| 16 | 17 | 18 | 19 | 20 | 21 | 22 |
| 23 | 24 | 25 | 26 | 27 | 28 | 29 |
| 30 | ||||||
Dinler Arası Diyalog Fetullah Gülen Hakkında Yazılar kaldırıldı Gelen Yorumlar Yayınlanmaktadır. . .
Nisan 24, 2007, 3:15 am üzerinde
hadi lan ordan!!!hocaefendinin islama hizmeti ortada!peki sen ne yapabildin acaba?meyve veren agaci taslamaktan baska?o zaman osmanlida misyoner!cunku ehli kitapla muthis iliskileri vardi bilirsin!…ama helal olsun guzel seytanlik yapiyosunuz!siz gibi 5 para etmez ,kiskanc,duzenbaz,kendinin hicbir icraati yokken baskalarina kostek olmaya calisan munafiklar!belkide siz muslumanlarin arasini bozmaya calisan ajanlarsiniz kim bilir?ben yillarca yurtlarda kaldim ve Allaha sukur ne hiristiyan oldum ne misyoner!tam tersine!ordaki islam ahlaki ne yuce 1 bilsen!tabi biliyorsun ama kiskanclik iste!yada ajanlik!siz gibi daima oldu ve olacak ve yine biz yolumuzda sizi ezerek ilerlicez!ALLAH U EKBER!!!!!
Mayıs 16, 2007, 10:19 pm üzerinde
DİYALOGUN AMACINI HOCADA DEDİ 3 SEMAVİ DİNİN ORATAK NOKTASI SEN İSLAM DİNİNİ NASIL DİGER DİNLERLE KIYASLAYABİLİRSİN. İSLAM HAK DİN BİRİDR DİGER DİNLERDEN KIYAS EDİLEMEZ
Haziran 3, 2007, 3:45 pm üzerinde
HZ.ALLÂH’ın selâmı üzerinize olsun kardeşlerim.Dikkat edin;YÜCE DÎNİMİZ İSLÂM’da değişmez taşlar vardır.Ne bileyim ilâ i kelimetullah davası ve bir kâfire,papaya “HAZRET” denmemesi gibi veya “Dinler” denemeyeceği gibi.Çocukluğumdan beri fethullah gülenin sohbetleriyle büyüdüm.O ağlardı ben de ağlardım.Ta ki”DİNLER ARASI DİALOG” ve “PAPA HAZRETLERİ”saçmalığı çıkana kadar.Bunu söyleyebilen biri ya gâfildir ya câhildir veya ajandır.Muazzam din ilmine bakıldığında ise câhillikten bahsedemeyiz.Artık büyük bir şüpheyle yaklaşıyorum.Kanaatimce bu bir ajandı,bir truva atıydı.Böyle konuşmak istemezdim ama gerçekler ortada.kardeşime şunları aktarmak isterim;Hizmetleri ilerletmek bir işbirlikçinin yapamayacağı şey mi ki?Belki dikkat çekmemesi için a.b.d. keferesi böyle gösterdi ve eğitti.1800 lü yıllarda ingilizler 5000 imam(ajan) göndermiş islâm memleketlerine.Hatta âlimlik derecesinde eğitip.Bu insanlar 100 fetva verip 99 u doğru olmak kaydıyla sadece 1 inde kozunu kullanır.Bu da can alıcı noktadır.”KÂFİRLERLE DİYALOG” gibi…Esteizübillah;”SİZ ONLARA UYMAZSANIZ ONLAR SİZE UYMAZ,ONLAR ANCAK BİRBİRLERİNİN DOSTUDUR.”CENÂB I ALLAH.Ayrıca MÜ’MİN üstüne düşeni yapıp İSLÂM IN HAKK olduğunu ve Kâfirlerin dinlerinin bâtıl olduğunu yılmadan her yerde haykırmalıdır.
Haziran 3, 2007, 3:51 pm üzerinde
Türkiye de DİYALOG ve TÜRK-KÜRD,Irak ta SÜNNÎ-ŞİÎ-KÜRD-TÜRKMEN,Afganistan da TALİBAN-MİLİTAN(sözde), Filistinde EL FETİH-HAMAS…………..Artık uyanalım,Hedef BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ!!!!!!!!!düşmanlarını yazıflatıyorlar.(Vaadedilmiş topraklar)
Haziran 3, 2007, 4:02 pm üzerinde
şunu da belirtmeliyim ki en samimi dostlarımdan bazıları bu cemaatte.Hatta kardeşim bile.Bu cemaate girerlerken saf ve güçlü îman ve din duygularıyla girdiklerinden asla şüphem yok.HAKK a ulaşmak için bir yere bağlanmak istemişler doğal olarak.işte bunun için bu gerçeği kabul etmek istemiyorlar.Çünkü inanmışlar ve güvenmişler ama lütfen dikkat edin.Lütfen,ALLAH(c.c.) rızası için.bush;”HAÇLI SEFERİMİZ BAŞLAMIŞTIR.”(20 MART 2003)
Haziran 5, 2007, 1:23 pm üzerinde
Bu konuda kafam biraz karışık dürüst olmak gerekirse
Diyalogcu değilim, ama diyaloğu tekfir edenlerden de değilim.
Bir müddet durup gözlemlemek en iyisi olacaktır diye düşünüyorum. Bakalım bu diyalog çalışmalarının sonu nereye varacak.
Haziran 12, 2007, 10:37 am üzerinde
hsry nhqxct yzdcqtjou masotfbq jypzokul dboznl udcefo
Haziran 14, 2007, 10:57 am üzerinde
Selamünaleyküm,
Diğer dinlerden olan insanlarla dialoğa(konuşmak) girmek onları dost edinmek onlara dinlerinden veya makamlarından ötürü saygı duymak sevmek onaylamak dost olmak anlamına gelmez.Muhterem hocaefendi onlarla dost olmmıştır onlarla konuşarak islamın güzellikleri tanıtarak sevgi dini olduğunu ve hak din olduğunuda anlattı.Allaha şükür onlardanda bir çoğu doğğru yolu buldu ve müslüman oldu.Hristyan veya yahudi bayanlarla bile dinimiz evlenmeyi serbest bıraktı bu yaygaracı omar angut pezevenginin laflarıyla masumlara saldırıyorlar.Hocaefendi gerçek erenler dünyadaki hiç bir insanı dışlamadan diğer eski(yıpratılmış eksik bozuk) semavi kökenli dindarları islamın sağ selamet yoluna davet etmeye çalışyor ve çalışıyor islamın erenlerine laf söylenmez sırf kıskançlık üzerine laf ebeliği yapanları bu millet bir gün cennet mekan Emir Muhammed Timur Han gibi diri toprağa gömmesini de bilir. Türkmenoğlu
Haziran 15, 2007, 1:40 am üzerinde
yahu tarihten beri hep kosanlar duranlar tarafindan durdurulmaya calisilmistir.is yapip oturmayanlar tembel,yobazlar tarafindan cekilememis,kiskanilmis ve ayni dine inansalar bile sirf bu huylarindan dolayi en haince seyleri reva görmüslerdir.Ben bu tür seyleri yazip söyleyenlerin icinde dine hizmet ettigini düsünen saf insanlarin olduguna inaniyorum.bunlar birsey bilmeyen, inandigi adamin ardindan hicbir hizmet görmemesine,hicbir icraat görmemesine ragmen samimane giden insanlar.bilseler o adam (larin) in uluslararasi bir ajan oldugunu, soyunun trabzon pontus rumlarindan geldigini,aslinda müslümanligi konusunun bile göstermelik oldugunu bir görebilseler.dinimizi ve efendimizin hayatini bilmiyor bu hainler.diyalog un efendimiz (sav) in hayatinda vazgecilmez bir yeri oldugunu bilmiyor bu cahiller.bir de onun ümmetiyiz diye geciniyorlar.hadi oradan.düzenbazlar. nato usaklari
acaba son senelerde neden trabzon ve cevresinden tetikciler cikmaya basladi hic düsünmüyor musunuz???hain bir adam var orada. devamli genc beyinleri zehirleyip rahipleri,ermeni azinliklari öldürtüyor.acaba o zatin tarabzonda olmasi ve tetikciklerin oradan cikmasi tesadüf mü??? kesinlikle vatani karistirmaya calisan ulusalci hainlerle ortak hareket eden bu koca(bas)tetikci yetistiriyor orada ülkeyi kaosa sokmak, uluslar arasi arenada türkiye yi rezil etmek icin. simdi bir tarafta yaptigi hizmetlerle türkiyeyi dünya arenasinda tanitan,sevdiren,türkce yi dünya ülkelerine , cocuklarina ögreten bir muhterem: diger tarafta ise memleket icin hizmet edenleri kötülemek ten baska hicbir is yapmayip,aksine birde ülkeyi karistirmak icin hain odaklarla isbirligi yapan bir kocabas. kim hain,kim vatanperver, kim müslüman,kim misyoner??? hainler…sizi iki yüzlüler sizi. yarin Allah in huzuruna cikip hesap vermeyeceginizi mi zannediyorsunuz? Ama bu müslümanlara söylenir, dogru ya…
Haziran 17, 2007, 3:32 pm üzerinde
Uygunsuz Karakterler Yassaxx:)
Haziran 18, 2007, 9:49 am üzerinde
sevgili kardeşim.Hocaefendi dediğin fethullah gülen’in niyetinin diyalog vesilesiyle İSLÂM’ı yaymak olduğunu söylüyorsun(Diyaloğa aldananların genel kanısı bu zaten);peki bir sorgula bakalım bu tarz bir adımda 21.yüzyılda ümmet i Muhammed’e kan kusturan,Türkiye gibi ülkelerde de ahlakı bozup dini ılımlılaştıran,modernleştiren(sulandıran,yıkan) ve bu yüzyıla tüm teknolojik ve ekonomik imkanlarını da göz önüne alarak HAÇLI SEFERLERİNİN EN UYGUN ZAMANI olarak bakan kâfirler,nasıl mâsum mâsum sorunları paylaşsın,nasıl afrika’yı doyursun(etiyopyayı somaliye saldırtanlar kim),nasıl hakkımızda kurnazlık düşünmesin.Diyaloğu isteyen zaten uzun zamandan beri kendileri.Bu bulunmaz bir fırsat onlar için.fethullah gülen’in iyi niyetli İSLÂM mücâhidi olduğunu varsaysak bile şunu unutma;karşı taraf=kâfirler öyle değil!!!!!!!!!!!!!!!!!
Haziran 23, 2007, 8:18 pm üzerinde
Değer Arkadaşlar !
Kral53 sana hocaefendi aleyhindeki görüntüleri kaldırdığın için öncelikle teşekkür ederim. Ayrıca bu siteye hocaefendiyle alakalı yazı yazan arkadaşlara bir iki sözüm olacak. Lütfen müslüman kardeşler arkadaşlar hiç bir müslüman diğer müslüman kardeşi hakkında bilip bilmeden bunları nasıl söyler. Acaba bu arkadaşlar hocaefendi hakkında bu yanılgıya nasıl kapılıyorlar.Neden? Bilip bilmeden görmeden ondan bundan duyma sözlerle hitap edebiliyorlar.Gördüm ben diyenler ve bilenler acaba bu söz edilenler eğer yanlışsa yarın Allahın katında nasıl hesap vermeyi düşünmekteler.yarın bu insanla veya başka bir kişi ile yarı Ahiret gününde karşılaştığında filan hakkında şunu konuşmuş dendiğinde ne diyecek ayeti kerime.Öncelikle ismi Fethullah Gülen dir. ismini yanlış yazmayın araştırma yapıyorsanız doğru yapın nasıl bi araştırma ise. Bazı söylenenlere cevap vermek istiyorum. Eğer asrı saadette Peygamberimiz sav Ebubekirler Ömerler Aliler ve sahabiler ve ondan sonraki nice zatlar kafirlerin ayağına gitmeseler islamı anlatmasalar bizim halimiz acaba ne olurdu.Ne olurduk acaba müslümanmi veya ney? Eğer peygamberimiz sav Özamcasının yanına vefat edinceye kadar neden gitsin arkadaşlar. Okumuş yazmış insanlar mantıklı insanlar bir şey bilmeden görmeden görsenizbile neden araştırmadan yazıp çiziyorsunuz ve bu nasıl bir müslümanlık. Müslüman böylemi olmalı.Yoksa karşısındaki bir kafirde olsa veya ne olursa olsun onu kazanmak için uğraşmamalımı. Ve kuranı kerimden ayetlerle bahsi geçen olaylar neden hocaefendiyle veya bir müslümanla yorumlanıyor.Bunun hakkını nasıl vereceksiniz.Nerden bulacaksınız kocaefendiyi veya başka birinide helalleşceksiniz.orda Ayeti kerimede anlatılan şeyleri neden alıntı yapılıyor Tam anlamıyla neden ifade edilmiyor orda ne anlatılıyor kardeşim.Bunlarda işin cabası olsa gerek. Allahcc katında cevap veremeyeceğiniz şeyleri yazıp çizmeyin.Gerçek bir müslüman kardeşime not.Selamlar
Haziran 23, 2007, 10:46 pm üzerinde
Selamu Aleykum Ya dun okuyamadım burdakı yazıyı tam olarak bu gün okurum diye girdim ama kaldırmışsınız bana bu yazıyı iletirsen memnun olurum hayırlı geceler
Haziran 24, 2007, 10:02 am üzerinde
Bu yazı Neden Kaldırıldı Anlayamadım
Haziran 25, 2007, 2:26 am üzerinde
LÜTFEN SEVİYELİ OLUN VE BİRBİRİNİZE GERÇEKLER BENDE HAVARİSİ KESİLMEYİN
Haziran 25, 2007, 3:55 pm üzerinde
İNSANLARI KANDIRMAK KOLAY ONLARI SÖMÜRMEKTE KOLAY BUNUN BİN TÜRLÜ YOLU VAR ANCAK AHİRETTE HERKES HESAP VERECEK HAKLI HAKSIZ ORTAYA CIKACAK BU DÜNYA DA USAKLIK KOLAY ÖNEMLİ OLAN DİĞER TARAFTA DİK DURABİLMEK
Haziran 26, 2007, 4:49 pm üzerinde
çok saçma düşncveleriniz warrrrr
Haziran 26, 2007, 5:40 pm üzerinde
Dünyaya yayılmış yüzlerce okulda allahın ve peyganberin adını bir kişiye dahi tanıtmak büyük iş olsa gerek selamlar.
Haziran 27, 2007, 8:58 pm üzerinde
Hocaefendi hakkında olumsuz konuşanlar ( arkadaşlar diyemiyorum ) UTANMIYOR MUSUNUZ? İmanlı , fedakar müslüman anadolu insanının TÜRK, KÜRT, ARAP,LAZ, ÇERKEZ, BOŞNAK, ARNAVUT vs demeden, malından, gençliğinden, dünyevi zevklerinden vazgeçerek yaptığı iman hizmeti nasıl bir ajanlık eseridir ki dünyanın dört bir yanında Müslüman-Türk milletinin itibarını artırırıyor? İnsafsızları insafa, imansızları imana davet ediyorum. Müslümanın müslümana attığı iftira Amerika’nın Irak’a, Afganistan’a, Rus’un Çeçenistan’a,İsrail’in Filistin’e ,Sırp’ın Bosnaya, pkk’nın Türk askerine attığı bombadan farksızdır. ALLAH( CC ) SİZİ AFFETSİN.
Haziran 28, 2007, 4:21 am üzerinde
İnsanlar günah denizinde boğuluyor. Yardım edecek yok mu diye çırpınıyor. Biz müslümanlarsa onları İslamın nuruyla aydınlatmalıyken, nefislerimize ve çekememezliklerimize yenilip, birşeyler yapmaya çalışana dahi bir sürü iftira atıyor ve köstek oluyoruz. Binlerce insana Allah’ı tanıtmış, Kur’an’ı öğretmiş, hoşgörüyü, sevgiyi anlatmış, tüm dünyada yüzlerce okul açılmasına vesile olmuş ama bu arada kendine bir ev dahi almamış, her tarafta Türk dostu gençler yetiştiren, Türkçe’yi dünya dili yapmaya çalışan, üstüne üstlük Türkçe Olimpiyatları düzenlenmesini sağlayan bir Müslümana, başka bir Müslümanın bu iftiraları layık görmesi hak mıdır arkadaşlar? Elinizi vicdanınıza koyun, biraz yapıcı olun, bir araştırın, okuyun… Allah rızası için yapmayın arkadaşlar, yazıktır…
Haziran 28, 2007, 2:21 pm üzerinde
selamınaleykum arkadaşlar.fethullah gülen hakkında bende birşeyler söylemek istiyorum.ALLAH cc.bir ayeti celilesinde şöyle buyurmakta.kafirlere karşı hiddet göstermeyin,delillerinizi en güzel şekilde ortaya koyun.birde musa as.a firavuna göderirken (ey musa firavuna git ona güzel sözler söyle olurki etkilenirde hatasından döner)buyurmuştur.benim imanından şüpe duymadığım güzel kardeşlerim. bu ayeti celilerde ALLAH cc.karşılıklı konuşmayı(diyaloğu)emretmiyormu?şuan hoca efendinin yaptığı bundan ibarettir.çoğunluğun imanından ve hizmetinden şüphe duymadığı birine casus,ajan,dinsiz derseniz ALLAH cc.korusun siz dinden çıkarsınız!!!!dünyanın hayretle izlediği bu büyük hizmeti neolur baltalamayın.eğer dediğinizgibi fethullah gülen ajan ve misyonerse ve birileri görevlendirdiğse,yakında işine son verirler çünkü görevini yanlış yolda kullanıyor.bütün hayatını islam dinine adayan,bu uğrda hastalıklara yakalanmıştır.yıllardır gurbetlerde yaşamak zorunda kalmıştır.malesef hoca efendi TÜRKİYE deki solculara göre şeriat isteyen biri.malesef sözde dindar olduklarını söyleyen kişilere görede.ajan ve vatan haini öylemi bu düşüncelerde tuhaflık yokmu?bütün kardeşlerimi biraz daha dikkatli düşünmeye davet ediyorum.ALLAHcc.rızası için birilerin dolduruşuyla değil meseleye vicdanınızile yaklaşın.ALLAH cc.hepinizden razı olsun.
Haziran 28, 2007, 3:09 pm üzerinde
cok enteresan yazilar okudum, ben sadece bir örnek vererek diyalog muhabbettine farkli bir yön vermek istiyorum,muhaterem Fethullah Gülene Papa ziyareti veya diyalog görüsmelerinden dolayi bir kafirin kapisindan medet umuyor deniyor. oysa ben su fikire sahibim, Acaba diyalog meselesini karsi cikan dar görüslüler Efendimiz (s.a.v) zamaninda bulunsaydilar, Habesistana göc eden sahabiler hakkinda ne düsünürlerdi. veyahut Efendimizle alakali “ bir hristiyandan medet umuyor mu derlerdi ´´. cok yazik. Türkiyeden konusmak cok kolay, herkes müslüman. ama biz gurbet ellerdeyiz, her dinden insanla bir arada yasiyor ve calismak zorunda kaliyoruz. iste biz burada anliyoruz ki bizim kültürümüzü ve güzel dinimizi anlatarak degil de, o insanlarla diyalog kurarak ve onlara dini yasayarak anlatmak zorunda oldugumuzu görürdünüz. ben bu kadar diyorum. gerisi AKIL sahibi beyinlere
Nisan 24, 2009, 11:57 pm üzerinde
hay agzina saglik…..allah seni kendina daha yakin kilsin insallah..dogru yoldan ayirmasin..peygamberimiz sana sefaat kilarda insallah sende bizlere sefaatci olurusun.. amin .. vesselam
Haziran 30, 2007, 8:18 pm üzerinde
acaba bu yorumları yaparken ne kadar eliniz vicdanınızda ne kadar dogru sölüyorum dye hiiç düşünüyomusunz kul hakkı gıybet ooo daha neler neler başkasının günahını alcağınıza önce kendinizi bi tartın bi kere daha düşünün öle yorum yapın
Temmuz 2, 2007, 8:35 pm üzerinde
Arkadaşlar peygamber efendimiz(s.a.v) diyor ki: kişi 40 kat sağından 40 kat solundan 40 kat aşğıdan 40 kat yukarıdan sorumludur.buyuruyor demek ki bu hiristiyan bu yahudi bu sünni diye ayırmanın manası yok sen onla irtibatı kuracan muhabbetini edecen ve dinimizin güzelliklerinden bahsedecen. Namı celili yayacan saygılarımla…
Temmuz 2, 2007, 8:48 pm üzerinde
fethullah gülen hoca efendi saygı duyduğum bir insan bilgi ve birikimlrinden faydalanacak bir insan bana göre.ama gecenlerde zaman gazetesinde en arka sayfada tam sayfa olarak fatih kolejinin madalyası vardı güya reklam yapmışlar.gerçekten iyi reklam olmuş çünküü madalyanın kurdelası amerikan bayrağının renklerinden oluşuyordu ve bu görüntüü zaman gazatesei abonesi olarak beni çok rahatsız etti artık kime inanacağımızı kiimin din alimliğine güvenebileceğimiz şaşırdık.hoca efendiyii müdafa eden arkadaşlar buna cevap verirse sevinirim .
Nisan 25, 2009, 12:10 am üzerinde
sen öyle sacma seylerele ugrasiyorsunki .. madalyanin kurdelesiymis ulen palyaco bak ben hicbir cemaatci degilim ama seinin gibi salak aptallarada kil oluyom lenn..manyak ben sana okadar renk gösteririmki senin giyisinden tut kicinin killarinin rengine kadar kendini sonra terörist apo zannedersin.. yav millet dialog diyor , insalnlari dinimize nasil isindiririz diyor, kurandan örnek veriyor, hadisler söylüsor, peygamber sav. den anlatiyor daha neler neler ve sen gitmis madalyanin kurdelesine takmisin.. piskopat kardesim benim.. kusura bakma ben anadolu cocuguyum böyle dobra dobra konusuyorum hakkini helal et. ama madalyaya bakcana ve türk gencligi ile gurur duyacagina gitmis at kilindan yapilmis bir renkli kurdeleye takiyorsun kafani ….. ben sana daha ne diyebilirim ki.. öyle kafam bozuluyorki iste manav cahil diyesim geliyor aklima.. fesubhanallah… kocum öyle her renkten mana cikaracaksan artik seinin yasaman haram cünki sana göre ozaman herkes yobaz ve dinsiz ve birbirinin soytarisi… hangi tarihli gazetede bu yayinlanmis bir bana söylermisin. sen bir renk körüsün MANAV KAMIL…
Temmuz 3, 2007, 9:14 pm üzerinde
Dın’ler arası dıye bir kavramı ortaya atanlar Allah’ın kanunlarına karşı gelmektır cünkü Allah’ın indinde dın islamdır gerisi hıkayedir.
Temmuz 5, 2007, 9:31 am üzerinde
HAKK’ı gizleyen bir necîs’e(kâfir’e) “HAZRET” de-ni-le-mez!!!(“papa hazretleri”gibi).
“EY PEYGAMBER KÂFİRLERLE VE MÜNÂFIKLARLA CİHÂD ET,ONLARA KARŞI SERT DAVRAN.ONLARIN VARACAĞI YER CEHENNEMDİR.O GİDİLECEK YER NE KÖTÜDÜR.”(TEVBE,73)
Hiç kuşkusuz yumuşaklığın da,sertliğinde kendine göre yeri vardır.Hareketin kendine göre şartları ve bu yöntemin kendine göre uygun aşamaları vardır.Bazı durumlarda yumuşaklık sıkıntı getirir ve bazen de hoşgörü zararlı olur.
Nisan 25, 2009, 12:15 am üzerinde
Hazret saygin manasindaki kelime. hazreti de sayin olarak kullanilir.
Hocaefendi de konuşurken genelde osmanlıca kelimeler kullandığından dolayı bu kelimeyi kullanmıştır.
ac lugati bak
Temmuz 5, 2007, 7:58 pm üzerinde
ALLAH hoca efendidende sizden de razı olsun abilerim ablalarım…ALLAH sizi başımızdan eksik etmesin…
Temmuz 5, 2007, 8:01 pm üzerinde
bu diyalog işinin 4 yıl içinde bulundum..
babamla birlikte..
papazlarla yapılan diyalog programlarında haberim oldu..
diyaloğu kötüleyenler olayı bilmeyenlerdir.. en ufak fikre sahip olmayanlardır.. buna da kalıbımı basarım..
Temmuz 6, 2007, 12:04 pm üzerinde
Hazret saygin manasindaki kelime. hazreti de sayin olarak kullanilir.
Hocaefendi de konuşurken genelde osmanlıca kelimeler kullandığından dolayı bu kelimeyi kullanmıştır.
Temmuz 6, 2007, 12:38 pm üzerinde
Diyalogla misyonerliğin arasında tek fark var. Diyalog İslamiyete davettir. Misyonerlik ise Hristiyanların yaptığı insanların kendi dinlerine girmeleri için yaptığı bir iştir. Ama biz müslümanlar açısından bakarsak menfidir. Ama onlar açısından baktığımızda ise müspettir. Buradaki yorumlarda Ali Çavuşlu kardeş diyorki ; Diyaloğu isteyen zaten uzun zamandan beri kendileri.Bu bulunmaz bir fırsat onlar için.fethullah gülen’in iyi niyetli İSLÂM mücâhidi olduğunu varsaysak bile şunu unutma;karşı taraf=kâfirler öyle değil!!!!!!!!!!!!!!!!! demiş.
Bugün diyalog yapan insanlar var. Peygamber efendimiz(s.a.v.) de İslam’ın ilk yayılışında diyalog yapmadı mı? Hz. Hatice(r.anha) nın bütün mal varlığını insanlara İslam ı anlatmak için harmamıştır. Hepiniz de biliyor olmalısınız ki Ebu cehilin kapısını dahi yüz defa aşındırmıştır tekrar tekrar anlatmıştır ona. Bu diyalog değil midir?
http://www.youtube.com/watch?v=A4eUJKOKIkQ bu videoyu izlemediyseniz izleyiniz. mutlaka ama mutlaka izleyiniz. Bu zâta nasıl olur da menfi sözler yakıştırabiliyoruz.
Temmuz 6, 2007, 1:00 pm üzerinde
“Biz bir asya milletiyiz. Onlar(sahabi efendilerimiz ve onları takip tabiin, tebe-i tabiin)hicreti seniyenin 80. senesin de Buharaya gelmeselerdi 40. senesinde maveraünnehire ulaşmasalardı biz nereden Müslümanlığı öğrenecektik. O ilk Müslümanlar. İslam ı çok iyi yorumlamasalardı bizim anladığımız manada seslendirmeselerdi nasıl böyle bir Müslümanlığı anlayacaktık” bu sözler Hocaefendinin sözleridir. Saygılarla…
Temmuz 6, 2007, 10:29 pm üzerinde
BİSMİLLAH DİALOGDAN MAKSAT NEDİR. TEBLİĞSE ALLAH IN EMRİ
Temmuz 7, 2007, 9:52 am üzerinde
ALLAH C.C.FETHULLAH HOCADAN RAZI OLSUN (amin)
1- Kardeşlerim Muhterem Hocaefendi Papaya neden hazret demiş bu islama aykırı imiş bunu söyleyen arkadaşlara
kelimenin kutsal olduğu’nu zannediyorlar oysa hazret efendi
anlamında kullanılan karşısındaki kişiye saygı ifedesinden başka bir şey değildi.
2- Muhterem Hocaefendiye haşa ajan diyorlara veya ima ediyorlar bir ansan neden ajanlık yapar ki Ya dini için, ya ya para için,veya kadın için peki soruyorum sizler hocaefendinin
müslüman olmadığını söyleyebilirmisiniz; veya lüks ve şatafat içinde yaşadığınımı gördünüz veya duydunuz; yada hangi kadınlarla gönül eğlendirdiğini okudunuz gördünüz duydunuz el insaf iftira çok ağır bir vebaldir kardeşler yapmayınız asıl hocaefendi hakkında bizleri böyle safsatalarla bir birimize karşı şüphe ve zan içinde bırakan ajanların oyununa geliyoruz saygılarımla;
Temmuz 8, 2007, 5:06 pm üzerinde
ya o kadar karışıkki kime inanacağımı bilemiyorum.aslında bu bir tebliğ ama bana çok garip geliyor.ama gerçekten tebliğ çabasında olanların hakkını yememek lazım.bizim ülkede o kadar İslam’a muhtaç insan varki işimiz çok zor .daha doğrusu bu kadar vebali nasıl taşıyacağız Allah yardımcımız olsun.Vesselam…
Temmuz 9, 2007, 6:38 am üzerinde
ben bu tarikat olaylarına toptan karşıyım.Benım aklım yokmu da başkasının aklına uyayım.Dinimiz islam kitabımız Kuran.Peygamberimizin sünnetine uygun hareket ettikten sonrası boş geliyo bana.Şekilciliğe karşıyım.Bırakın dinimizi tüm güzellikleriyle yaşayalım.İlla birilerine tabi olmak neden?
Temmuz 9, 2007, 10:34 am üzerinde
kaç sefer söylemem lazım dinler arası bir şey olmaz tek din islamdır öbürleri şeytanı yazdığı düzmece kitaplardr
Temmuz 9, 2007, 3:14 pm üzerinde
yuh ya bu kadar insan lar nasıl olurda buna inanbiliyor ama inanın okdar çok saf ve dini duygularla hala bu işin içinde olanlar var bilmeden bu yüzden hepsini aynı kefeye koymayalım ve bir çoğuda bu konu yüzünden bırakmıştır..
Temmuz 9, 2007, 3:17 pm üzerinde
adamlar(adam dmeye bin şahit) o kadar korkak ki aman müslümanlığım belli olmasın… okadar kişi varki dinimize peygamberimize imanımıza laf atarken hiç bişi yok neymiş efem hocaya laf kondurmazlar yalan mı biriniz çıksın yalanlasın ama yine yalan sölicekleri için
:D::D
Temmuz 9, 2007, 4:49 pm üzerinde
bakın şeytanın yoluna düşmeyin kimseye itiraf atmayın arkasında kiç konuşmayın hani sizler müslümansınız ya ondan diyom ama bakıyom yazık
Temmuz 9, 2007, 5:29 pm üzerinde
aslan aslan kardeşim tevrat zebur ve incil değişmiştir burda şüphemiz yok ama sen nasıl olurda (şüphesiz tek din islamdır )öbürleri şeytanın yazdığı düzmece kitaplardır diyebiliyorsun bu kitapların tamamen değiştiğini nerden biliyorsun
Temmuz 9, 2007, 8:35 pm üzerinde
ya fettullahcı arkadaslar galiba hiç kuran okumamıs ya da hiç dinini bilmiyo kuran ın tamamına inanmıyan müslüman degildir hak kitap kuran olduna göre buna inanmıyanla sen ne diyalogu kuruyon biz zaten hz.isa ya inanıyoz nie diyalog kuralım o incil o tevrat dogru mu ki ortak nokta arıyon onlar degiştirilmemiş mi
peygamber efendimiz bana inanmıyan cennete giremez hadisii laf olsun die mi söylemiş arkadaslar mantıklı olalım vatikan neden bizimle diyalog kursun tek düşmanımız türkler tek düşmanımız islamiyet dememiş mi müslümanları yok etmemiş mi nurcu arkadaslara sesleniyom aklınızla hareket edin bu sapık düşünce Allah muhafaza sizi cehenneme götürür yol yakınken dönün
Temmuz 9, 2007, 11:09 pm üzerinde
bu diyalog meselesinin temelinde fethullah gülenin ,kendisini mehdi olarak görmesi;beddiüzzamanın ilerde mehdi ve isa(a.s) deccale karşı birleşeceğine ilişkin rivayetleri ‘bir ihtimal ilerde hristiyan müslüman kaynaşması olabilir’ açılklamasına bağlı
bunu ben yaparsam mehdi olduğumu kanıtlarım temel mantığı yatmaktadır.dünya gözüyle bazı şeyler ilk anda güzel görülür,fakat o yapılanları manevi alemden izlediğinizde o yapılanların özünü görürsünüz.ne güzel binlerce talebe yetiştiriyor,çocukların kurtuluşuna vesile oluyor dersiniz,fakat manevi aleme geçtiğinizde o çocukları katlettiğini,öldürdüğünü görürsünüz.bediüzzamanın en sağlam talebelerini fethullah gülen yetiştiriyor dersiniz,manevi aleme geçtiğinize bediüzzamanın ‘ben talebelerimi kaybettim’ diyerek çırpındığını görürsünüz.arkadaşlar bilmediğiniz görmediğiniz çok şey var,bilerek görerek anlayarak konuşun..fethullah gülen hayırlı başladı,nefsine yenik düştü,mehdi olma isteğine yenildi..kendine dur diyemedi,yazık etti kendine,takipçilerine,. ömer öngüt gibi islamın özünü korumak için çırpınan,tek hedefi Allah rızası olan kişiler hakkında konuşurken dikkatli olun,’kişi oyle bir söz söyler ki ALLAH o söz sebebiyle o kişiyi cehenneme yollar’ hadisi şerifince kendinizi bir cehennem odunu olarak bulmayın,,BİR CEMAATİN DOĞRU YOLDA OLMASI SAYI ÇOKLUĞU İLE ÖLÇÜLMEZ,..DOĞRU YOL ALLAH’IN BİR LUTFUDUR VE ALLAH BUNU KENDİSİNDEN KORKANLARA,SINIRLARINI EMRETTİĞİ GİBİ KORUYANLARA LUTFEDER,NEFİSLERİNİ İLAH EDİNENLERİN İÇİNDE BULUNDUĞU HAL DE,ULAŞACAKLARI EN NİHAYİ HEDEF DE ANCAK SAPIKLIKTIR….ALAHIN HİDAYETİ SİZİNLE BERABER OLSUN
Temmuz 10, 2007, 3:01 am üzerinde
konu ne olursa olsun yorum sayısının çokluğu beni mutlu etti.Barış Akarsu hayranlarının yazdıkları burda rizeye uzanır herhalde.Çok sinir bozucu.Bakın şöyle bi rivayeti paylaşmak istiyorum:Peygamberimizin komşusu yahudidir.Her gün peygamberimizin kapısına çöp koymaktadır.Bir gün peygamberimiz bakar kapısında çöp yok. Şimdi dikkat sizce ne yapmıştır?dialogların en güzelini.Yahudi komşusunun hasta olduğu için çöp koyamadığını düşünmüş ve ziyaretine gitmiştir.Yahudide bunun üzerine imana gelmiştir.Bu da dialog karşıtlarına kapak olsun
Temmuz 10, 2007, 12:57 pm üzerinde
fetulah gülenin üney doguya sahip cıkma sı benim hayatımı kurtarı daha nice evlatların harap olmaktanalı koydu burdan ocaya ve ögren cilerine şükranlar.
Temmuz 10, 2007, 2:07 pm üzerinde
konu nun yanlis anlaşilmamasi için FETULLAH HOCA EFENDI’yi ayri tutarak EHLI SÜNNET’IN görüşlerini kisaca beyan ediyorum . dinler arasi diyalog diye birsey olmaz. çünkü bizim inancımız haktır. onların ALLAH ve PEYGAMBER inancı ile bizimki ile uyusmuyor. hal böyle olunca on lardan dini konularda bilgi olarak ne alacagiz. eger amaç toplumlar arasi bagları güçleştirmekse bunu ticaret , egitim, turizm vb yollarla yapa biliriz. o zaman bunun adi Dinler arasi diyalog değil toplum lar arasi , kültürler arasi veya medeniyetler arasi diyalog olur . eğer amaç başka ise ve dinimiz islam ile hırıstiyanlığı veya hz MUHAMMED(sav) ile hz İSA ‘ yi (onlarin inandiği şekilde ) bir araya koyarsaniz işte ozaman dinden çıkarsınız .biz hz İSA peygamber e kur’an- kerimde bildirildiği şekilde iman ediyoruz.ayni panelde konusma yapılıyor. bir kisi çıkıp h ISA ALLAH’IN c.c ogludur , ISLAM hak din değıldır , kur’an – kerim hz MUHAMMED in uydurmasi dir diyor.bir diğer kişi çıkıyor bun lari yalanliyor .bu iki kisi veya grup nasil din konusunda anlaşa bilir.bunlarla nasil diyalog kura biliriz.
kararı siz verin ve uyanik olun lütfen.
TÜRKİYE’nin bölünmüş haritalarinin dağıtıldığı bir zamanda daha uyanık olmamız gerekmezmi. diyalod adı altında uyutuluyormuyuz yoksa .biz birşeylerle meşgul iken diğer taraftan başka oyunlarmı oynaniyor.
alemlerin rabbı bize dosdoğru olmamizi emrediyor biz ise summe haşa mevlamizi hz MERYEM e koca hz ISA ‘ya da baba eden insanlardan dini konuda ne alabilirizki onlarla dini mevzularda diyalog kuralim.
tekrar ediyorum birey olarak , ülke olarak , komşu olarak munasebetimiz olur ticaret yapariz ama dini konularda asla gorus aliş verişinde bulunamayiz
baki selamlar /ISTANBUL ( YAKINDA SULARI KESILECEK OLAN GÜZEL ŞEHIR)
Temmuz 10, 2007, 8:01 pm üzerinde
hırıstiyan ve yahudi ler nerden din oldular
onlar allah tarafından naletlenmişlerdir
diyalok lafı çok ince münafık insanların işidir buda müslümanlar ın içerisinden çıkmıştı r dialok ve hoş görüyü vurgulayan lar babanız bile olsa munafık tır ve dindende çıkmıştır allah müslümanları böyle şeytan desiselerinden korusun
Temmuz 10, 2007, 8:11 pm üzerinde
yolda giderken yol dar ise önünden gelen yahudi ve hırıstiyansa onu omuzunla it
yol müslümanındır
ona hakirliğini adiliğini yüzüne vur .osmanlı imprtrlğnun son zamanlarında bir papaz geberir .gömülmesi lazım
kadı bir yazı yazar diyerki bu leş islam diyarında gömülmesi iyi olmaz ama bu pis leşin kokusu insanları rahatsız eder
bu leşe çok derin bir kuyu kazı çok derine gömün olurki kokusu müslümanları rahatsız eder
ey hoşgörücü kafasızlar ne zaman akıllanacaksınız
Temmuz 10, 2007, 10:59 pm üzerinde
dinler arası dialoğ mu hani şu tanrılarını hersen kurbanda kestiğimiz hindularmı yok o değil galiba şu bizim topraklarımıza göz dikmiş siyonizmle hani şunların kendi kafalarına göre yazdığı kitabda kendilerinden olmayan müslümanları kanlarını helal sayan kadınların ı carie yapan yada erkeklerin köle yapan larlamı yoksa asırlardır bize kin tutan fırsatını yakaladımı fransanıngüneyde ermeninin doğu ve kuzey doğuda yunanın izmir istanbulda ingilizin merkezimizde kıbrısımızda göz diken ve soykırım yapan dinlerinden mi dialoğ o zaman sizde gidin kobra yılanı ile dostluk yapın çünkü arasında bir fark yok bu sistemi milletimizin başına koyup bide sizin gibileri aldatıp biz onlara müslümanlığı gösteriyoz demeniz yokmu sizin şu savunduğunuz adamın okumayanla yada iş güç sahibi olmayanıcemaate almadığı malum papanın huzurunda onu yüce sayıp ellerine sarıldığıda malum eceviti alim gibi yolladığıda malum hani meşhur sözü var ya(hakka yürüdü) bu adam masonluğu tescillen miş demireli öldüğünde şeyhde yapar gider oğlum amerika kendi insanlarına doğruyu gösteren malcom x affetmedi fetulahımı bide besleyecek şaşarım he geçenlerde evine tiyatrocularıda çağırmıştı galiba hani kürt olduğu için ben kürtün yanına gitmem dediği bedüizzaman said said nursinin ne cemaatle işi vardı nede tarikatla bu adam kürt diye istemediği adamı şimdi ne diye kullanıyor onuda bilemem bide dershanelerinde mescit açıpda yemekli toplantılar düzenleyipde gençliğintaze beynine tarikatları kötülemesi yokmu hani saakalı olanı bir başka gözle baktıran sakalı sıradan sayan hani cemaatine gelecek vaadeden cemaatine kadrolaşın demesi yokmu nereye baksan kamu dairelerinde hep onun adamı ama müslümana davranışı hiç hoç değil yani var ya kulağıma küpe taksam saçımı bağlasam daha ii hizmet görürüm yani her neyse bu kadar yeter uzatmayayım sağlıcakla kalın
Temmuz 10, 2007, 11:07 pm üzerinde
hasta diye gitti diye dinler arası diyoloğmu oluyor olum sen bilmezmisin peygamberimizin komşuluk hakkında ceprailin vahy getirdiğini peygamberimiz s.a.v nerdeyse ayet olarak inmesinden ümmetiniden dolyı telaşlandığını o komşuluk hakkı senin dediğin dinler arası diyoloğ din hakkında fikir alıp verme bizim peygamberimiz sa v. dinlerden bihabermiydiki gitsin yahudiden ders alsın haşa o en alimi idi insanların hadisleri ii yorumla tevsirleri sağlam yerden al ve konuş boş konuşma
Temmuz 10, 2007, 11:16 pm üzerinde
ben zamanında kuranı okuyordum namaz kılderdi ama ben nasıl kılanacağoını bilmezdim oruç tutardım nasıl olacagını bilmezdim zekat verecektim ne kadar verceğini bilmezdim çok şukur başımda bir hoca varda bana bunları anlatıyor yoksa şeytanla başabaşa kalabi,lirdim iste kuran okumakla sünnet oluyor ama kuranda bir ayet vardır derki bilmediğiniz işlerde zikir ehline danışın diye işte ben bu yüzden tarikat hocalarından ders alıyom anladınmı ayşen
yoksa kuranı fettullah gibi kafamdan tevsirini çıkartsam benhaşa değil mehdi peygamber olurdum
be
Temmuz 10, 2007, 11:18 pm üzerinde
mefa çok karamurat filmi izlemiş oda f.s.mehmet için najanlık yapıp elenanın koynuna giriyordu ismi tamaklımda değil boğum yıllarımda izlemiştimte
Temmuz 10, 2007, 11:29 pm üzerinde
peki iktibas bunu teblig ederken bushun himayesindemi yapacak hoca efendiniz acaba merak ettim hocanızın en büyük düşmanı m.ali. agcamı çünkü o hocanızın ulvilik makamına yücelttiğiadamı suikasta götürüyordu malum buda hocanın agırına gitmiş olabilir seni kırdıysam özür dilerim sadece merakettimde sordum. B ide onlar Allah yolunda mallarını harcıyordu evet sahabe böyleydi ama benim dikkati suna çekti sizin hocanız malınıharcadıkça serveti artıyor buna gözlerimle şahidi,m acaba bu bereket kapısı nerden geliyor dersin hadi onada kabul ama sakalı ii bi şey olarakda görmüyor oysa resulullah sakalı severdi kendisi mademki onun yolunda gidiyor neden cemaatine sakalı yasaklıyor bu ona muhalefet sayılmazmı bedüüzzamanın durumu vahimdi saklı kesiyordu ama senin hocanın neyi var acaba bırakmıyor para desen bol özgürlüklerin ülkesinde rahat durumda her yerde adamıda var memur değilki sakalı yasaklasınlar
Temmuz 10, 2007, 11:41 pm üzerinde
hazret lafı ulvi bir konumdur kafire kullanılmaz ama bir ülkenin imparatoruna kral denilir sultan denilir sahibi denilir ama hazret denilmez bizler müslümanlığımızla övünür h,iç terddüt etmeden dinimizi açıka vururuz o yüzden ırakta filistinde bosnada çeçenyada şehid veriyoz gidipde dinimizi hakir aciz kılmayız elin kafirinin yurdunda kafire tatlı ngörünelim diye onu övmeyiz sen nerden biliyon habesistandalki sahabilerin onları övüp sevdiğini yanındamıydın onlar konuşmasını bildiği şekilde konuşmuşlardır
gidipde onlara yaranmak için kafiri övmemiştir onun adil bir hükümdar olduğunu bildikleri için gitmişlerdi Allahtan işaret alarak gitmişlerdir onun yerine müşriklerle ii geçinillerdi yurtlarıunı terketmezlerdi ama onlar zulme kafire boyun egmememk için hicret ettiler fetullah o yüzden mi hicret ettiederkende daha adil bir millet bulamadımıki amerikaya gidiyor,
Temmuz 10, 2007, 11:45 pm üzerinde
ya millet bu hocanın yaptıklarının hangisi kurana göre yapılmış bide kurandan örnek vermeniz yokmu ulan siz adamı yersiniz be
Temmuz 11, 2007, 7:19 am üzerinde
ayet_i kerime ile sabit.allah katında tek din islamdır.şu an islam dini hak din değilmidir?peki şu an ki hristiyanlık yahudilik hak dindir diyebilirmisiniz(ŞU AN YAŞANAN,EVET HEPSİ BİR ZAMANLAR HAK DİNDİ!)?senin peygamberini tanımayan bir düşünceye nasıl din diyebilirsiniz?osmanlı devleti ve yöneticileri sizin gib basit insanlar değil.osmanlıyı ağzına alan destursuz almasın???ALLAH KATINDA TEK DİN İSLAMDIR.
Temmuz 11, 2007, 1:56 pm üzerinde
NET CEVAP…
DİYALOĞ DENİLEN ŞEY ….
dinler arası diyalog diyer dinlerlede iletişim halinde olunması
diyer dinleri yok sayarak diğer dinlerden insanlara yaklasırsanız pardon yaklaşamazsınız. bunu yanlış görenler var yok hoca efendi papayla niye el sıkışmışmış… böyle diye diye dunyada terorist ilan edildik. dış dünyaya kapalı olduğumuz için kaybettik elendik. Peygamberimiz ebu sufyanın yanına bir ok kere gitti bu bir diyalogtur ve diyer sahabeler başka dindeki insanlarla diyalog(ilişki) kurarak bu günlerimize geldik. talas savasında dinler arası diyalog olmasaydı bu gün müsliman olmayacaktık belki de… diyalo dilim dödüğünce ve benim gördüğüm yasadığımca budur. eğer daha fazlasını bilmek istiyorsanız sizde bu diyaloğu yapanlarla hafif bi diyaloğa gecin bişey kaybetmezsiniz…
Temmuz 11, 2007, 5:30 pm üzerinde
Bu kadar yazının arasında benimkine kimse bakarmı bilmem ama yazdıklarınız iddialar falan boş işler. Fetullah gülen kimdir kime çalışır tam olarak ALLAH bilir ama benim bildiğim bişey varki bu ülkeyi bu güne kadar kafirler (anlayan anlar) yönetmiştir ve şimdi bu adamın akıllı siyaseti ile bu yönetim el değiştirmek üzeredir. işte benim gördüğüm büyük resim bu. hele bu ülkeyi osmanlıyı saymassak birde müslümanlar yönetsin bakalım işte o zaman mevlam görelim neyler neylerse güzel eyler.
Temmuz 11, 2007, 5:31 pm üzerinde
resulullah ebu cehilinde ayağına çok defa gitti ama dinde diyaloğ anlaşma için değil tebliğ için o zaman hocanız papaya resulullah gibi tebliğde bulunsaydı Allah resulu kisra krallarına hem bizans krallarına ve bizansın papasına mektup öndeererek tebliğde bulunmuştur ama sizinki aynı dinisözde kardeşlik adı altında yaşayalım demiş o zaman n,iye hocanız papanın yanına tekrar gidip niye demiyor bakın biz dinler arası kardeşlik arası bağ kuruyoruz sizler destek oluyorsunuzda neden bide kalkıp masum ırakı afganı vuruyorsunuz demiyorsunuz. işinize gelmiyor peygamberimiz demiyormu ki bizlere kuffur tek millettir diye peki neden biz gidip onların ayaklarına bir bağlık kuruyoz biz onlarındinini onlardan daha ii biliriz Allah ponların cenazelerini bile bize yasak etmiştir hatta ayetler vardır bide şöyle bir ayet vardır kuranda onlar Allaha öyle bir iftirada bulundularki (isayı oğlu)bu yüzden sanki gök parçalanacaktıda yer dibe çökecekti diye sen de gidip bunların dinini tasdik edip beraber dinlerde çözüm arayacaksın öylemi sen biraz kuran oku müslüman tek vucuttur adamların kini bize eğer çıkarları olmasa bize kapı açarlarmıydı hocayı kullansınlar babasını secdede ayıplayan adamdan ne çıkar ki zaten
Temmuz 11, 2007, 5:37 pm üzerinde
hocanız yıllardır amerikada ne yaptı belli ama adamlar kendileri bunu herkes biliyor ikiz kulelerini vurdu müslümanın üstüne attılar olsun atsınlar onlar böyle yaptıkça sizin hocanızın yapamadığını onlar yaptı müslümanlığı bakışı hızlandırdı hergeçen gün müslümanlıkartmaya başladı ama sizin hocanız evinde tiyatro izlemeye devam etsin ama bizizm hocamız hani sizin hocanız sevmiyor ya işte o amerikaya gitmedi müslümanlığı üstün tutmak ilerletmek için D8 kurup müslüman kardeşleriyle her alanda bir diyaloğ kurmayı başarmıştır yapacaksanız işte böyle yapın
Temmuz 11, 2007, 9:20 pm üzerinde
dinler arası diyalok dıye birşey olamaz, bırkere dınler yok çunku innemel müminine ıgvetun yanı hak dın islamdır, bazı yorunlar okudum arkadaşlar fetullah hocanıza toz konduruyorsunuz ama peygamber efendımıze hakaret edenlerle dıyalog duruyorsunuz hocanız peygamber afendımızden(a.s.v)col mu degerlıde efendımızın karıkaturlerını çızen şerefsızlerın elını sıkıyosunuz (bakara suresi 7. ayet: Allah onların kulaklarını ve kalplerini mühürlemiştir gözlerinde de bir perde vardır dıyor. mühürlü kalpleri siz mi açacaksınız, kalpleri evirip çeviren ALLAH’tır sız kim oluyorsunuz sizin hoıcanızın tek derdi cemeatini buyultmek, önemlı olan ümmet bazında çalışma yapmaktır, dinler bahcesı adı altında kılıseler acıldı, şehitlerimizin mezarına kutsal su döktüler, açılan kiliseleri ajan yatağı yaptılar siz sadece islama zarar veriyorsunuz, islam sadece namaz kılmakla bitmez, bırakın hoca efendınızın kıtaplarını okumayı da kuran okuyun hadıs okuyun…!
Temmuz 12, 2007, 11:19 am üzerinde
slmn alykm
her insan kendi karekterinin gereğini yapar, nefis her zaman önde görünmek ister. bunca güzelliklerin farkında ol(a)mayan kişiler ‘çamur at izi kalsın’ diyerek bir şeyler yapıyor/yaptığını sanıyor. güzel bakan güzel görür, güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır. lütfen bunca güzelliklere ALLAH aşkına bakın/bakmaya çalışın…. ALLAH rızası için hizmet edenlere dua edin önlerine set çekmeye çalışmayın, hayırlı günler dualarla
Temmuz 12, 2007, 4:25 pm üzerinde
fatih,bende bazı güvendiğim hocaları takip ediyorum elbette.Ama ilim adamı başka,tarikat lideri başka.demek istediğim buydu.Yoksa tabiki bu işin eğitimini almış,ömrünü vermiş kişilere kulak vermeliyiz.Ama ortaokul talebelerini top oynayarak kendine çeken daha sonra çaktırmadan sohbet adı altında ağbileriylekaynaştıran ve ennihayet görev vererek o tazecıkleri ne olduğunu anlamadan bişeylerin içine çeken kişilere asla itibar edemem.
Temmuz 13, 2007, 9:30 am üzerinde
“hasan Says:
Temmuz 9th, 2007 at 11:09 pm” arkadaşın görüşlerini önemsemekle beraber; diğer acımasız eleştiride bulınanlara düşünce fakiri desem fazla mı olur? Lütfen beğenmiyorsanız sağlam delillerle konuşunuz. Yine hoşunuza gitmiyorsa alternatif sunun. Çamur atamak ülkemiz insanına yakışmıyor. Yanlış anlaşılmasın o zatın metodunu genellikle eleştirmişimdir. Buna rağmen haklı isem insaflı olmak zorundayım. Bildiğim konular dışında ahkam kesmem; bilmdiğimi hiç çekinmeden sorarım.
Temmuz 14, 2007, 11:26 am üzerinde
SLM SEVGİLİ DİN KARDESLERİM HEPIİMİZ ALLAHU CC HZ ACİZ KULLARIYIZ BİZLER ANCAK ALLAHU TEALANIN BIZE VERMIS OLDUGU AKLI KULLANARAK BATILLA HAKKI BIRBIRINDEN AYRIRMAMIZ GEREKIR BIR MISALLE FETULLAH GULENIN HALI : RFAHA MUNDARIN PROGRAMINDA GULENE RREHO MINDAR SOYLE SOIRUYOR KURAN KURSLARI VE IMAM HATIPLER HAKKINDAKI DUSUNCENIZ CEVABEN F. GULEN DIYORKI IMAMHATIPLERDE NE OLUYORMUS KURAN KURSLARINADA NE GEREK BUNLARIN HEPSIININ KAPANMASI GEREKIR SUNU BILINKI BIZLERDE LISE DONEMINDE ISIK EVLERINE GIDIP GELIYORDUM AMA BOYLE BIR CEVABI SUAN AMERIKADA YASAYAN BIR KISININ HAKKI YOK.NE YOK SA HASTADA MAERIKAN HASTANERINDEN BASKA BIR YERDE YATILAMIYORMU HERHALDE TURKIYEDE HASTAHANE KALMADI NE YAPSIN GARIP AMERIKAYA O YUZDEN GITTI AKLINIZI BASINA TOPLAYIN ISIK EVLERINDE ZERRE ISLAMIYET TEN ZERRE BIR SEY OGRETMIYORLAR. SAKAL YASAK.NEYE DAYANARAK F. GULEN SAKAL KOYMADIMI DIYE PEKI YERINE GELDIGI ZAMAN EFENDIMIZ SAV HZ KISSALARINI ANLATIYORSUNUZ YA PEYGAMBERIMIZ YUCELER YUCESI O SEVGILI ALLUHU TEALE HZ SEVGILISI SAKALSIZ 40 YASINDAN OLEN KIMSEYI MUSLUMAN MEZARLIGINA DEFNETMEYIN DIYOR SIZCE FÇ GULENMI DAHA USTUN YARATILMISLARIN EN SEREFLISI EFENDIMIZ SALLAHU ALEYHI VESELLEM HZ MI ALLAHU TEALE HZ EMANET OLUN DIN KARDESLERIM.YAHUDI OYUNLARINA AJANLARININ PISLIK YAYGARALARIN,A ALDANMAYALIM INSEALLH
Temmuz 14, 2007, 11:33 am üzerinde
AYSEN SEN ALTERNATIFMI ISTIYORSUN ISTANBULDAKI MAHMUT EFENDI KUDDESIISIRRUHU HZ. MENZILDEKI SEYYIT EFENDI HZ. KARIDIRI SEYHI AHMET EFENDI HZ. DAHA NICE ALLAHU TEALE HZ LERININ SEVGILILERI INSELLAH BU BUYUKLERI SOLE BIR MUDDET TANI SONRA SENIN HOCA EFENDINLE KIYASLA ILIMLERINI IHLASLARINI.O ZAMAN KIYAS ALMICAK BIR FARK VAR ARALARINDA GORECKSIN .F . GULENIN ILMI BENIM ILMIM KADAR VAR YOK CUNKU AYNI ARAPCA ILIMINDEN BENDE OKUDUM BU ARAPCA KURANI KERIM IN ARAPCASIDIR.VE BENIM ILMIM YUCE ALIMLERIN YANINDA GUNESLEN MUMA BENZER.ILMI OLMAYAN ALIM OLAMAZ ONDERLIK EDEMEZ.NE SOYLIYECEK MURITLERINE YETERI KADAR EHLIYETI YOKKI ?
Temmuz 14, 2007, 11:40 am üzerinde
FATIH KARDES KARL 53 DOSTUM VE NICE HAYIRI GOREN DIN DOSTLARIMIZ YAZILARINIZ ICIN ALLAHU TEALE HZ SIZLERDEN RAZI OLSUN. ISLAM BULUT KARDES SEN EPEY ZEKISIN SEN BILIYORSUNKI F. GULEN CAKTIRMADAN ISLAMI GETIRIYOR AMA YAHUDILER AKIL EDMIYORLAR SU SIYASETI AMA SIZLER BILIYORSUNUZKI GULEN CAKTIRMADAN ISLAMIYETI DUNYAYA GETIRIYOR.VAY BE NE ZEKISINIZ HAYRET DUNAYAYI YONETEN SIYONISTLER BU IHTIMALI HIC DUSUNEMEMISLER HESABA KATMAK AKILLARINA GELMIYOR AMA SIZLER CAKTIRMADAN YAPTIGINI BILIYORSUNUZ COK ZEKISINIZ BE ARKADASLAR
Temmuz 14, 2007, 11:48 am üzerinde
BIRDE BIZLERE DUSUNCE FAKIRI DIYEN KARDESLER. BIRAZ AKLEDIP DUSUNSENIZKI.IMAMHATIPLER KAPANSIN KURAN KURSLARI KAPANSIN DIYEN ECEVITE DESTEK VEREN F.GULENE INAN SIZLER COK ZEKI BIZLER DUSUNCE FAKIRIYIZ. BU SOZLERI SIZIN DUSUNCE KUPUNUZ F. GULEN DIYOR.PEKI SIZLERMI BU SOZLERE DESTEK VERDIGINIZDEN DOLAYI DUSUNCE FAKIRI YOKSA F. GULENE BU VE BUNA BENZER ISLERINDEN DOLAYI DESTEK VERMEYEN BIZLERMI ?
Temmuz 14, 2007, 12:12 pm üzerinde
ESSELEMUALEYKUM DOSTLAR FETULLAHA DSTEK VEREN ARKADAS F. GULENE OYLE INANMISLARKI ADAM NE KADAR KOTULUK YAPSA HEP IYILIK OLARAK YORUMLUYORLAR CUNKU SIYONISTLER SUNU IYI BILIYORLAR ISLAMCI GORUNEN BIRINE BIR GORUS KURDURYORLAR VE ONA DINI PEK BILMEYEN AMA ISLAMIYETE ITTI BASI SAGLAM OLAN INSANLAR SECILIYOR. CUNKU ISLAMIYETI BILENLERE BU KISILERIN YAPTIRDIKLARINI YUTTURAMAZLAR. BILIYORLARKI O DA NETICEDE BIR INSAN AJANDA OLABILIR IMAMDA AMA HIC BIR ZAMAN PEYGAMBERE IMAN EDITIKLERI GIBI O KISIYE IMAN ETMEZLER OYLE PAPAYA HZ DIYEN RECEP ERDOGAN . F. GULEN E IANMAZLAR CUNKU BILIRLERKI HICBIR ZAMAN BI RMUSLUMAN KAFIRI YUCELTEREK HITAP EDEMEZLER.BIRDE BU ILIMLI ISLAM PROJESINI YAHUDILER TURKIYEDE F. GULEN VE RECEP ERDOGAN TARAFINDAN UYGULAMAYA CALISIYORLAR. INSALLH BU GERCEKLERI GORURUSUNUZ BU GERCEKLERI GOREN SEVGILI ISLAM KARDESLERIMIZ.ALLAHUTELAE HZ SIZLERDEN VE TUM DILEDIKLERINDEN RAZI OLSUN.ILIMLI ISLAM DIYER TABIRI ILE DINLER ARASI DIYALOG.AMAC 150 200 SENE ZARFINDA ISLAMIYETI KOKTEN YOK ETEMEK BUNA BIR ORNK ENDULUS EMEVI DEV. AYNEN BU SEKILDE YOK EDILDI VE SAUNKI ISMI İSPANYA UNUTMAYIN BU TARIHI GERCEGI AMA BIR DEV.LETIN YOK OLMASI ISLAMIYETIN YOK EDILECEK ANLAMINA GELMIYOR BIR ORNEK ABBASILER YIKILDI VS…AMA SERIAT DIGER IMPARATRATORLUKLARLA DINE HIZMET ETTIRDI . AKILSIZLAR SUNUBILSINLERKI ALLAHU ZUL CELAL HAZ KIAYAMETE KADAR BU DIN YUCELTEREK YUKSELTECEK
Temmuz 14, 2007, 3:22 pm üzerinde
Tek din islam.Melikşah demek istedin herhalde
Temmuz 14, 2007, 8:27 pm üzerinde
evet aysen melıksah dedım yanlıslık oldu ama ınsllh yazılanları okumussundur.bızler f. gulenın soyledıklerı yuzunden karsıyız .sence hıcbır dın adamı imamhatırler kapansın kurankursları kapnsın dıyebılırmı papa hz vs… uztmayalım neden amerıkada bırz aklımızı toplayalım yahudıle f.gulen ve recep erdoganla ılımlı ıslamıyetı yaymaya calısıyorlar esselemualykum
Temmuz 14, 2007, 8:31 pm üzerinde
fatıh dostum herhalde sende ALLAHUTEALE HZ IZNI ILE MILLI GORUSCUSUN ISLAM BIRLIKCISSIIISIN YAHUDI KARSITISIN ERBAKAN HOCAEFENDICISIN ELHAMDULILLAH BIZLERDE OYLEYIZ ALLHU ZULCELAL KABUL EDER INSEALLAH VE DIGER MILLI GORUSCU KARDESLERIM
Temmuz 15, 2007, 1:58 pm üzerinde
bence kimse hakkında yorum yapılmaması gerek kimin ne olduğunu bizler bilemeiz ancak görünenlerle tahmin yürütmee çalışıoz her ne kadar görünenler gerçekçide olsa… yaw o öyle yapmış bu böyle yapmış sizi ne ilgilndirr herkesin günahı kendinedir sizler bu şekilde konuşuyosunuz neyin doru olup olmadıını bilmiyerek belkide o insanın günahını alıosunuz ahirette siz o kişiden helallik istemek zorundasınız ya o kişi helel etmezse hakkını nereden biliosunuz ben böle konuşuom diye beni fethullahçı sanmayın sizleri gıybet etmemeye çağırıorum şuanda ‘herşey ortada bizler doğru söylemiyormuyuz ‘ derseniz bende diyorumki herşeyin altından başka başka sizin bilmediğiniz şeyler çıkabilir bunun mesuliyetini çekemezsiniz ben bu siteye girdim fakat bunları sölemeden çıkamicam çünkü Hz.Allah banada soracak ahirette neden müslüman kardeşinin hatasını gördünde onu uyarmadın diye
Temmuz 15, 2007, 2:31 pm üzerinde
sevgili kardeşlerim allahu-u teala resulallah hakkında ayet-i kerimesinde:
“alaha çağıran (muhamede) uyun ve ona iman edin ki allah da sizin günahlarunızı bağışlasın ve sizi can yakıcı azaptan korusun.(ahkaf:31)
buyuruyor. fetulah gülen ise şöyle söylüyor:
herkes kelime-i tevhidi esas alarak çevresine bakışını yeniden gözden geçirmeli ve ıslah etmelidir.hata kelim-i tevhidin ikinci bölümünü yani mmuhammed alahın resulüdür kısmını söylmeksizin sadece ilk kısmını ikrar eden kimselere rahmet ve merhamet bakışıyla bakmalıdır.(küresel barışa doğru:131.sh)hüküm veren hazreti alah değilmidir alahın verdiği hüküm ortadayken hoca dediğiniz kişi nasıl başka bir hüküm koyabilir bunun yaptığı ilahlık davasıdır hala görmüyormusunuz bu kadarmı kalpleriniz körleşmiş eğer bilmiyorsanız öğrenin alaha kul olmaksa niyeiniz onun hükmüne uyacaksınız yoldan sapmışların değil size tavsiyem muhterem ömer öngüt ün kitaplarını okuyon hakikatı bulmaksa amacınız . baki esselamü aleyküm ve rahmetullah
Temmuz 15, 2007, 6:09 pm üzerinde
SAMET KARDEŞ E CEVAP;
iSLÂM dünyası bugüne kadar kâfirlere sırtını döndüğü için değil;son yüzyıllarda İSLÂM ÂDÂBINA ve ŞERÎAT’a uymadığı için bu hallere düştü.
Temmuz 15, 2007, 6:11 pm üzerinde
elhamdülillah çoğu kardeşimin göremediğini görebilmekteyim.Dialog gibi kâfir oyunu işleri yok etmek için ileride tüm benliğimle mücadele etmeye,gerekirse ŞEHÎD olmaya hazırım!!!ELLÂH Ü EKBAR!!!
Temmuz 16, 2007, 2:22 pm üzerinde
birini eleştirirken kimlerin safında olduğunuza dikkat edin
muhterem hocaefendiyi bugüne kadar ırkçı şovenistler, ulusalcılar, islama en büyük hakaret içeren fikir kitaplarının (ilhan arsel vb. yazarlar) arkasındaki doğu perinçek ve diğer ajan bozmaları. eleştirdiler.
Temmuz 16, 2007, 2:29 pm üzerinde
ben bütün cemaatleri sevmeye gayret ederim Allah herkesin ihlasını artırsın. tasavvufi ve ilmi bir çok cemaat liderini severim ve dinlerim. hepsi bugüne kadar bizlere Hz. Muhammed (SAV) efendimizin hoşgörüsünü en güzel şekilde anlattılar ve ağlattılar Allah hepsinden razı olsun. peki niiçin muhterem hocaefendiyi bu kadar eleştirme ihtiyacı hissediyorsunuz. bunun arkasında cahillik hasetten başka bir şey görmüyorum.
Temmuz 16, 2007, 2:42 pm üzerinde
acaba alemlerin efendisi Hz. Muhammed (SAV) gibi hristiyanların kendi ayinlerini cami de yapmalarına izin vermelerini,bir yahudinin tuvalet pisliğini sürekli olarak efendimiz in evinin önüne atmasına rağmen. peygamber efendimiz bir gün rahatsızlığında acaba ne oldu diye merak eden aynı yahudi efendimizin evine gittiğinde hoşgörü peygamberi hırkasının üzerinde yatıyordu ve bu yahudiye peygamber efendimiz oturması için üzerinde yattığı hırkayı uzatıp oturmasını söyler. ve bu yahudi orada müslüman olur.
bunun gibi yüzlerce hadiseyi bize bütün cemaat liderleri anlatıyor. ve müslüman kardeşlerimiz hangi akla hizmet edip te hoşgörüye ve diyaloğa karşı çıkıyor anlaşılır gibi değil.
Temmuz 16, 2007, 2:47 pm üzerinde
elbette kitap ehlinin çoğu islam düşmanı bunu hepimiz biliyoruz. Çünkü bunu bize Allah söylüyor Kuran da. ama içlerinde az da olsa iyilerinde olduğundan bahsediyor.
muhterem hocaefendi samimi bir şekilde dünyada yaşanan olumsuzluklara dur diyebilmek için diyalog faaliyetlerinde bulunuyor. tüm kardeşlerimizden biraz anlayış biraz hoşgörü Allah rızası için
Temmuz 16, 2007, 2:50 pm üzerinde
muhterem hocaefendi diyalog felsefemiz şöyledir diyor: herkesle diyalog içerisinde olacağız; ama kobraya da merhamet etmeyeceğiz.
Temmuz 16, 2007, 3:35 pm üzerinde
Kardeşlik,muhterem hocaefendinin söylemlerinden sadece anlamak istediklerini anlıyorsun.Bak yukardakilerini iyi oku.Kelime-i Tevhid diyorlar.bunu nasıl açıklarsınız lütfen cevaplarmısın.Birde Allah yolunda evlenmedi diyorlar.Bu saçmalık değilmi.Peygamberimiz bile evlendi de hoca efendiniz kendini daha mı Allaha yakın buluyor.Lütfen Hocalığı papazlıkla karıştırmayalım.Evlenmek dinini tamamlamaktır.
Temmuz 16, 2007, 3:48 pm üzerinde
Sarp,şimdiden gazan mubarek olsun o zaman.Senin gibilere ihtiyaç her zaman var.Allah senden razı olsun.
Temmuz 16, 2007, 4:06 pm üzerinde
Güzel insanlar bırakalım Fettullah güleni tartışmayı adam Amerikada yaşıyor işte bizim örnek alacağımı zo değil Hz.Muhammed (s.a.v) Efendimizdir. Neden onun için birbirimizi kıralım ki değilmi? Adam Gitmişmi Amerika’ya gitmiş bizene hem ülke şuanda çok kötü durumda demekki kimse gerçekten birşeyler yapmıyor hepmizde hata var nurcusunda nakşisinde ülkücüsünde solcusunda artık bozulduk biz rahata düşkün olduk.Bırakalımda evlere kapanıp bilmem nerelere kapanıp keyif sürmeyiş birlik olalım artık hepmiz Müslümanız ve Türk’üz şahıslar için kavga etmeyelim .sevgi ve saygılarımla…
Temmuz 17, 2007, 6:35 am üzerinde
ALLAH(C.C.) razı olsun AYŞEN bacım.Adım sarp değil ama mübârek bir ismim olduğundan diyaloga sıcak bakanlar tarafından hakaret görmesini istemedim.Yoksa cihad aşkıyla yanan biri tabi ki sarp gibi İSLAM EDEBİNE aykırı bir ismi taşımaz.Verilmişse bile değiştirir,kendine başka isim koyar.Ayrıca daha önce mesajlarımda yazmıştım adımı ama pişman oldum.HERŞEYE RAĞMEN TÜM ÜMMET E AŞIĞIM.VE SABIR……..
Temmuz 17, 2007, 8:19 am üzerinde
merhaba arkadaşlar dinler arası diyalogla ilgili hoca efendinin durumu konumu ile bir çok arkadaşımız lehinde ve aleyhinde çeşitli yazılar yazmış bende dilimin döndüğü mve aklımın yettiği kadarı ile bir şeyler söylemek isterim. bu konular basit konular değil iyi araştırmak lazım yoksa bir insanı karalamak o kadar kolayki zaten biz millet olarak hazıra alışkınız birinden bir şey duysak hiç araştırma gereği duymadan hemen inanırız.bir söz vardır biliyorsan konuş feyiz alsınlar bilmiyorsan sus adam sansınlar. hoca efendi ülkemizde büyük sevgi çevresi olan ve fikirleri büyük öldüde desteklenen ve sevilen sözleri hikmetli ve ve toplum üzerinde etkili birisi bidiğimiz üzere böyle bir insanın diğer dine mensup olan insanlarla konuşup görüşmesinde ne zarar var bilemiyorum adam gidip onların kölesi olmuş değil basit sözlerden ve ne mesala hazret demiş papa bizim için değerli bir insan değil ama hiristiyanların baş din büyüğü hoca efendi hazret deyimini onu haşa peygamber ölçüsü yeride kullanmamış sadece papayı kendi inananları önünde yüceltmiştir yoksa benim için hala papa aynı hoca efendi ona böyle hitap etti diye gözümde yücelmedi. mesala şu anki papa ülkemize ziyarte gelmişti bu gezi esnasında papa bir imam efendi tarafından arkasında huzur duruşuna davet edilmiş oda uymuştur . yani böyle yaptı diye papa efendi inananlarının gözündenmi düşmüş oldu , hayır hiçte öyle olmadı bizden sempati duyanlar bile olmuştur ne alçak gönüllü diye . bu işler birazda dinin siyasi tarafı iyii anlamak lazım. düşünceleri iyi okumak lazım bir sözden bir hareketten yola çıkarak tümüyle bir insanı değerlendirmemek lazım
dinler arası diyaloğa göre başta hiristiyanlık olamak üzere tabiki islam üstüne oynayacaktır.aynı şekilde islamda hiristiyanlık üzerine oynayacaktır. ince mesajlarla kim kimi aldatırsa kim kimin kafasını daha çok bulandırırsa.biz şundan emin olalım yeter dinimiz ilam son semavi din peygamberimiz Hz.muhammed son peygamber şu ana kadar bozulmamış ve kıyamete kadar bozulmacayacak rehberimiz kuran var biz bunu bilelim dinimizi iyi tanıyalım peygemberimiz efendimizin sünnetine uyalım gerisi önemli değil papa orada konuşun dursun çevremizi bu şekilde eğitelim insanları araştımaya dinimiz islamı daha iyi öğrenmeye ve anlamaya davet edelim böyle olunca kimse bizi etkileyemez çocuklarımızı bu bilinçte yetiştirelim. mahalle aralarında açılan kiliselerden çocukalrımızı gençlerimizi uzak tutalım onların basit sözlerine ve vaadlerine kanmalarına müsade etmeyelim gerçektene ama egrçekten bilinçli toplum olalım okuyalım biraz lütfen okuyalım
Temmuz 17, 2007, 11:15 am üzerinde
hiçbirinizin bişey bildiği yok ne biliyonuzda konuşuyonuz it ürüsün dursun bu kervan 40 yıldır yürüyo yürümeyede devam edecektir…
Temmuz 17, 2007, 3:10 pm üzerinde
Elbette peygamberimizde yahudi ve hirıstiyanlarla diyalog içinde olmuştur.Ama islama davet için,dinden taviz vererek değil ayetlerden taviz vererek değil Fethullah Gülen ve yandaşları bu gün başörtüsünden taviz vermeyip sahip çıksalardı bu ülkede başörtüsü sorunu olmazdı.başörtüsü ayette geçiyor bunlar ayetlerden taviz verip peruk çıkartılar ortaya ondan sonra da bu ülke için çalışıyor diyolar bunlar düpedüz saman altından su yürütüp siyonizm denen yahudilere yani bop’a hizmet ediyolar bizi yumşak lokma haline getirmeye çalışıyorlar.aynen başımızdaki hükümetinde yaptığı gibi Allah indinde tek din islam ayetini cuma hutbelerinden çıkardıkları gibi Fethullah Gülen’cilerde bu hükümeti destekliyorlar.Aynı şekilde yahudilerinde bu hükümete destek verdikleri gibi bunlar birbirlerine bağlantılılar o yüzden bağlandığınız kapıya körü körüne bağlanmayın iyice araştırın selametle.ZAFER İNANANLARINDIR VE ZAFER YAKINDIR
Temmuz 17, 2007, 4:51 pm üzerinde
FETHULLAH GÜLEN HOCANIN İSLAMA HİZMET ETMİŞ OLMASINI TEMENNİ EDEREK ŞUNU SÖYLEYEBİLİRİM Kİ …EN BÜYÜK ALİM ŞEYTANDIR.. BUNU BİR DÜŞÜNÜN… HEPİNİZ ALLAHA EMANET OLUN..
Temmuz 17, 2007, 6:26 pm üzerinde
bu aslan aslan denen arkadas kesinlikle provakatör efendimizin diyaloguyla ilgili yazılara ragmen hala diyalog putperest işi diyenler siz provakatörmüsünüz değilseniz dini duygularınızı kontrol edin böyle bişi yokya birileri islamı hristiyanlara anlatıyor birileride cıkıp diyoki bu müslüman işi değil kardesler cihad denen sey nedir bilmiyomusnuz Allah askına iş yapmıyosunuz iş yapanlara köstek olmayın alkıslamıyorsunuz bunu yapmaktan acizsiniz bari yuhalamayın azıcık müslümanlık varsa içinizde bu sese kulak verin
Temmuz 17, 2007, 6:31 pm üzerinde
kardesim bide sunu söyleyeceğim hocaefendi basörtüsü yokmu dedi hangi ayete muhalefet etti varya cok büyük günaha giriyosunuz bu cemaatin helalliğini nasıl alacaksınız çok merak ediyorum
Temmuz 18, 2007, 11:33 am üzerinde
şunu söyleyeceğim o zaman ;eğer bana saçma gelen bu diyalog olayı hayırlıysa HZ.ALLAH(C.C.) yolunuzu açık etsin,muvaffakiyyetler versin,yok eğer değilse bu çalışmaları kahretsin,yerin dibine geçirsin.Önümüzdeki yüzyıl için TÜM Ümmet i Muhammed’i kâfirlere karşı cihâd’a dâvet ediyorum.Buna mecbur kalacağız zaten.Görünen köyün klavuza ihtiyacı yoktur.
Temmuz 18, 2007, 6:00 pm üzerinde
Dinler Arası Diyalog Olamlıdır dinimizde de yeri bulunmaktadır..Yukarda Bilgisi Var olan İletişime geçsin demiş Çalışmaları Sunmak İsterim Diyaloğun gerekliliğinide İspatlamaya Hazırım Lütfen Bilmeden Konuşmayın Arkadaşlar Allah Muhafaza Dİni emirleri RED etmiş olabilirsiniz…
Temmuz 18, 2007, 7:08 pm üzerinde
ALLAH İNDİNDE TEK DİN İSLAMDIR. A AKILLILAR BUNU ALLAH SÖYLÜYOR DİNLER DERSEN BU AYETİ İNKAR OLUR. EY HABİBİM SEN ONLARIN DİNİNE GİRMEDİKÇE ONLAR SENDEN HOŞNUT OLMAZ. YİNE BİR AYETTE. YAHUDİ VE HİRİSTİYANI DOST EDİNMEYİN KİM ONLARI SEVERSE ODA ONLARDANDIR. ANLAYANA BU AYETLER YETER…….
Temmuz 18, 2007, 7:13 pm üzerinde
Dar el İslam kardeşim. Dikkatini çektiyse yahud birkaç kitab okumuş olsaydın Osmanlı zamanında Müslümanlar emin ve emniyet içerisinde olduklarını bilirdin. Yani dış güçler korkusu yoktu. Zahid yaşantıları vardı ama yeri gelir herbiri bedir arslanı gibi olurlardı. Günümüz Çeçenistan, Irak, Afganistan kan kusar ve kan ağlarken lütfen kimse Dinlerarası diyolog safsatasını savunmasın. Bırakın onu Müslümanlararası diyaloga başlayın. HRİSTİYANLAR VE YAHUDİLER SEN ONLARIN DİNLERİNE GİRMEDİKÇE SENDEN ASLA RAZI OLMAZLAR ayatini umarım fethullah gülen kitablarına bakmadığın bir zaman bakmışındır. Unutmayın : KAFİRLER İSTEMESEDE ALLAH(CC) NURUNU ELBETTE TAMAMLAYACAKTIR Ayeti bizim için bir vaaddir. Şüphesiz ALLAH(CC)’tan daha doğru sözlü kim vardır… Düşüncem Ademiyet vetevhid akidesi üzerinde duralım…
Temmuz 18, 2007, 9:11 pm üzerinde
başta herkese slm.ben 1 gün arkadaş çok ısrar etti feytullahla bağlantılı olan bi derneğe gittim.we orda bana türkçe bizim gerçek dilimiz deil asıl konuşmamız gereken dil farsça felan geveleyip durdular yüce atamız atatürk hakkında hiç iyi düşünmüolar.benim oraya giden arkadaşlarım atatürkten nefret ediolardı sizce bu kini onlara kim beslemiş olabilir.tamam müslüman ülkeyiz din kardeşiz ama onlar güzel ülkemizi iran gibi yapmak isiyor.bi bayan hocaya tenefüste soru sorcaktım başım açık die yüzüme bakmadan geçti gitti peki bu 45 dk başı açık derste nasıl durdu?
Temmuz 18, 2007, 9:42 pm üzerinde
ayşen hanım işte o top oynayan varya okul yıllarında işte onları özel davetlerde yemek yedirip el altından sohbet veren vede fem dershanelerinde olan bitenleri çevirenleri kimin emri ile yapıldığını sizler daha ii biliyorsunuz iki bide tarikat şeyhi dediklerin hiç biri fetullahın yaptıklarını tasvip edmiyor çünkü yaptığı tüm işler küffar ehline bir koz oluyor o dioloğ bahçesi adı altında müslümanlara ne zulumler ediliyor ah bide bunları gönulısğı ile görsen çok ii olacak diğer dinlere mensup insanların ihtiyacı olan tebliği sağlam yere vede ii irşad edemiyor
Temmuz 18, 2007, 9:53 pm üzerinde
TEK DİN İSLAM KARDEŞİM GÖRÜŞLERİN ÇOK GÜZEL DOĞRU YERLERE ÖRNEK VERMİŞSİN BU ADAM NAMAZ KILMAZ RAMAZAN AYINDA MASONLAR VE YAHUDİLERLE BERABER İÇKİ SOFRALARINDA KOKTEYLLERE KATILMIŞ MÜSLÜMAN NESLE KISITLAMALAR GETİRMİŞ ADAMI (BİZLERALLAH YOLUNDA ŞEHİD EDİLENLERE GEMNELLİKLE SÖYLERİN) HAKKA YÜRÜDÜ DİYEREK ÖVMÜŞ KİŞİYİ ASLA DİN ADAMI VEDE ALİM SINIFINA KOYMAYIZ BU ADAM ZAMANINDA BABASINI SECCADE ÜSTÜNDE HAKARETE MARUZ BIRAKMIŞ BUNDEA NELER VAR NELE AMA BİR TÜRLÜ İNANDIRAMIYOZ ADETA MİLLETİN KULAKLARI TIKALI VET TEK DİN KARDEŞİM BİZLER D8 SİN D160SIN FİKİR BABASININ YOLUNDAYIZ ELHAMDURİLLAH HOCAMIZA VEDE EFENDİ HAZRETLERİNE CENABI HAK BOL ÖMÜR VERSİN ONLAR BU KARANLIK ZAMANENİN GÜNEŞİ BİZLER ALLAHA ŞÜKÜR BU BATAKLIKTA ONLARIN DALINA TUTUNUP AYAKTA KALIYOZ ALLAH ONLARI BAŞIMIZDAN EKSİK ETMESİN
BİDE SENLE BİRAZ SOHBET ETMEK İSTİYORUM DİN KARDEŞİM BUNU NASIL YAPALIM İNŞALLAH
Temmuz 18, 2007, 10:04 pm üzerinde
…… DOSTUM HANİ DİYON YA Allah bu dünyada arkadaşını hatasını gördün niye söylemedin diyon ya işte bizde diyoz ki Allah arkadaşların bir münafıkınfasıkın yada cahilin yolundan giderken niye onu uyarmadın demesin diye bizde ona takılıp gidenleri uyaralım diye yazıyoruz hem bakarsın bir vesile ile yanlışı gören arkadaşlarımız doğruyu görürde bizde azda olsa vesile olmuş oluruz diye iki adamın hiç olumlu tarafı yokkipeygamberimizden hz ebubekiriden selmani farisi r.a dan devam eden zikir yolunu cematine ve femde okuyanlara yanlış olduğunu söyliyen adamdan ne bekliyon sen söyle bana ……..dostum
Temmuz 18, 2007, 10:05 pm üzerinde
hacer ama ömer öngüt dediğin zattakitablarında yanlış tefsir veriyor nasıl yapacağız
Temmuz 18, 2007, 11:40 pm üzerinde
Vatanında yaşayan bir adam hakkında tartışmaya gerek yok.
Allah katında din İslam’dır.
Hak din İslam’dır.Eğer sen diğer dinlerle diyalog yaparsan o dinlerinde hak din olduğunu kabul edersin.Fetullah kendini nasıl İslam’ın temsilcisi olarak görebilir ki!Diyalog asla olamaz.Olsa dahi bunu yapacak Fetullah değildir?Şimdi siz kızarsınız da adama ismiyle hitap ettiğim için.Fetullah hazretlerimi deseydim acaba…
Temmuz 19, 2007, 12:23 pm üzerinde
Bir Gün Benim Nam-ı Celilim Güneşin Doğup Battığı Her Yere Ulaşacaktır…(Hadis-i Şerif)
Bir İnsanın İmanına Vesile olmak Güneşin Doğup Battığı Her Şeyden Daha Hayırlıdır (Hadis-i Şerif)
Öncelikle Selamun Aleyküm Arkadaşlar Yazılanları Hayretle İzlediğimi Belirtmek İsterim Hepinizin Niyetinden Şüphem Yok Fakat Ne Kadar da Basitmiş Bir İnsanı Ajan İlan Etmek Bir İnsanı Müslüman bir İnsanı Çok Kolay Hristiyan Misyoneri İlan Etmek Bilmeden Etmeden Kur’an dan Da güya ayetler Gösterip Söyledikleri Doğrymuş Gibi Ortaya Çıkmak Bilgisi Olmadan Konuşmak Kendini Alçak Bir Seviyeye Düşürmek Kuranıda Buna Alet Etmek Ne kadar Kolamyış….Anlıyamıyorum
Arkadaşlar Neye İtiraz Ettiğinizi Anlamıyorum
İngilterede islamın Yükseldiğine Mi İtiraz Ediyorsunuz
Avrupada En Çok Seçilen Din Arasında Müslümanlığın birinci sıraya yerleşmesine mi itiraz ediyorsunuz…
Türkçe Nin Dünya Dili Olma Yolunda Atığı Adımlara Mı İtiraz ediyorsunuz…
Amerikada Kliselerde İslam Hizmetlerinin Yapıldığına Mı itiraz ediyorsunuz Gerçekten Anlamakta Güçlük Çekiyorum Sizleri…
Bu Din Ki Fatihler Mevlanalar Yunuslar Yetiştirmiş Bir Dindir…
Bu din ki Osmanlı Zaman İmrenilecek Şekilde Tüm Dünyaya Hoşgörüsü İle Hükmetmiş Diyaloğu İle Kalplerde Yer Etmiş Bir Dindir Bizde bu olayları Gerçekleştiren İnsanların Torunlarıyız Bunlada Gurur Duyun şimdi Size Soruyorum Acaba Fatihin Torunları Bu Gün Yeni Fatihler Yetiştiremezmi Yetiştirmekten Aciz Bir nesilmiyiz
Yukarda Bir Çok Arkadaşın İftiralarını Kınıyorum Ve Bundan Sonraki Yazılarımda Yukarda Diyalog Hakkında Yapılan İftiralara Cevap Vermey Çalışacağım Allah Muvaffak Kılsın İnşallah..
hepsinin Tek Tek Cevabını Vermeye Çalışacağım Başlıyoruz…
Biçare Ceyhun
Temmuz 19, 2007, 12:46 pm üzerinde
Şimdi Başlıyalım İnşallah Allahın İzni Ve İnayeti İle Yukarda Mücahit arkadaşım”DİYALOGUN AMACINI HOCADA DEDİ 3 SEMAVİ DİNİN ORATAK NOKTASI SEN İSLAM DİNİNİ NASIL DİGER DİNLERLE KIYASLAYABİLİRSİN. İSLAM HAK DİN BİRİDR DİGER DİNLERDEN KIYAS EDİLEMEZ”
Acaba Bu ifade doğru Mudur şimdi İnsanlar bu Yazıyı okuduklarında Akıllarına ilk olarak şu soru geliyor benimde ilk zamanlar aklıma takılıyordu açıkçası
“Dinler arası Diyalog” tabiri dinen uygun mudur ? “Allah katında tek din İslam” (Ali İmran:19) değil midir ?
Ve Bilmeyenler İçin Gerçekten iyi bir yanıltma fakat din nedir önce onu bilmek lazım din kabaca bir tabir ypmak gerekirse insanların inandığı onların hayatını düzene sokan yaşam biçimleri veyahut kurallardır yani hristiyanlık müslümanlıkz yahudilik budizm birer dindir….değilmi şimdi
İfade şayet “Hak dinler arası Diyalog” olsaydı ayete göre bir itirazın olabilirdi dinen uygunsuz olduğundan itiraz edilebilirdi Ancak , İslam Fıkhında “Dinler” denince , 3 şekilde bir tasnif söz konusu olmaktadır :
1-) Hak din ,semavi din (İslam)
2-) Aslı bozulmuş dinler (Hırsitiyanlık , Yahudilik gibi asılları semavi olmakla beraber günümüzda tahrif olmuş dinler)
3-) Batıl dinler (asılları itibariyle de semavi olmayan Budism , Mecusilik gibi dinler)
Dolaysıyla “Dinlerarası Diyalog” tabiri ile “Allah katında tek din İslamdir” Hakikatı birbiri ile çelişmemektedir.
diğer dinlerle kıyaslama olayına gelincede o konu hakkında Diyaloğu Emreden Ayetler kısmında Cevabını bulabilirsin kardeşim…inşallah açıklayabilmişiktir…devamı az sonra
Temmuz 19, 2007, 1:08 pm üzerinde
Tekrar Selamuun Aleyküm Devam edelim İnşallah
Yukarıda Yunus Aykut Kardeşim
”Temmuz 3rd, 2007 at 9:14 pm
Dın’ler arası dıye bir kavramı ortaya atanlar Allah’ın kanunlarına karşı gelmektır cünkü Allah’ın indinde dın islamdır gerisi hıkayedir.” demiş.. kardeşim Sen Ne Büyük Zatsın Öyle Ya Nasılda Kuran Fıkıh İlmi Var Baksana Şak Diye Yapıştırmış Ayeti helal olsun valla -)
Arkadaşlar tekrar ediyorum bilmeyenler kuranı anlayamayanlar lütfen bırakın şu işi anlayanlar tartışın bari vay be Allahın kanunlarına karşı geliyormuşuk ha diyalogla binlerce insan müslüman oluyo sen bilirsin şimdi bunlar gerçek müslümanda değildir sana göre çok büyük kuran ilmin var neyse gelelim iftiraya Diyalog faaliyetlerinde ”benim dinim hak dini denmiyecektir”bu söz tebliğe engel midir kuran a ters midir onun cevabını vermeye
Diyalog , biz İslami tarafın , İslamı seviyeli ve doğru temsil ederek “ötekilere” lisan-ı hal ile göstermemiz demektir.Şimdi elbette Dini bir Diyaloğun içinde olanların , “öteki” leri Küfür ile veya ebedi cehennemlikle veya batıl yol ile itham etmek yerine , sadece kendi doğrusunu göstermeleri esas olmalıdır , nitekim Diyalog zemini bunu gerektirmektedir..
Kur’anın Ehl-i Kitaba hitabındaki ifadesi ile “’Bize indirilene de, size indirilene de iman ettik.Bizim ilâhımız da, sizin ilâhınız da birdir ve biz O’na teslim olmuşuzdur.’ (2) ortakpaydalarını öne çıkararak Medeniyetler Barışına katkı sağlamak olmalıdır. Evet İslama enbüyük Hizmet Barış ortamında gerçekleşir Bu zaviyeden , Diyalog doğrudan bir tebliğ yönteminden ziyade , temsil noktasında , dolaylıfakat daha kalıcı bir tebliğ imkanı sağlamaktadır. Hem İslamı sevdirmek isteyeceksiniz ,hemde muhatabınızı ;doğru bile olsa; Küfür ile ebedi cehennemlikle itham edeceksiniz.Bediüzzaman Hazretlerinin “Her doğruyu heryerde söylemek doğru değildir” fehvasınca buyanlış olur. Elbette muhatabınız size sorar ve İslam’a göre kendi durumları hakkında bilgiistenirse o başkadır. O zaman kendi peygamberlerine iman etmelerine ilaveten Efendimiz(SAV) ‘ me iman edilmesi noktası izah ve ikna edilir nitekimde edilmektedir.
Fethullah Gülen Hocaefendi’nin 1990’lı yılların başında İnancın Gölgesinde isimli eserindeyazmış olduğu “Tevrat ve İncil Peygamberimizin Nübüvvetine Delildir “ yazısında ,günümüz Tevrat ve İncilinde onca tahrife rağmen yinede Efendimiz (SAV) ‘me işaretlerinolduğunu ispatlamaktadır. Bunu ispatlamak , Diyalog faaliyetlerinde bu Hakikatı uluorta dilegetirmenizi gerektirmez , çünkü bazen zamansız çıkışlar elinizdeki elmas kıymetindekiHakikatleri , cam parçaları hükmüne indirgemektedir. O açıdan , şayet ileride bu konular birtaleb olarak gündeme gelirse ozaman elbette bu ve benzeri tüm Hakikatler uslubuna uygunsarih bir şekilde dile getirilir. Unutmayalım ki ; Diyalog faaliyetlerine katılan Ehl-i Kitab ruhanileri , Diyalog öncesi semavibir din olarak bile kabul etmedikleri İslamı ve Peygamberimizi (SAV) , bugün semavi bir dinnazarı ile bakmaları bile Diyaloğun ve Diyalogta uygulanan yöntemin haklılığını ispatlamaktadır. Gönül arzu ediyor ki ; Diyalog faaliyetlerinin yöntemini eleştirenlerin , bu konuda daha güzelini yapıp örnek olmalarıdır….
Yani Sonuç Olarak Anlıyacağınız bu Faaliyetlerde Kendi Dininin hak dini olduğunu İnkar etmiş olmuyor sadece her doğruyu her yerde söylememiş olyoruz tebliğ açısından da peygamberimizin sünnetlerine baktığımızda da bunu bu şekilde görmekteyiz Tebliğtede Bir Anlatım sırası Vardı Artı Gerçek Şu Ki Biz İnanç İnsanlarıyız gönül İnsanlarıyız Dinimizde bile zor kalındığı durumda Allah Red Edilebilir Tabii dil ile Ama Gönül Tam tersini söyledikçe inşallah günaha girmiş olmayız çünkü amelleri niyete göredir..
Peki Şimdi Ben Size Bir soru sormak istiyorum üstad bediüzzaman medenileri galebe ikna iledir diyor bende bu iknanın en iyi şekilde diyalogla olabileceğini savunuyorum acaba bana bir yol gösterebilirmisiniz asrımızın en büyük vazifesi ve peygamber efendimizin bize bi amaç olarak bıraktığı nam-ı celilim güneşin doğup battığı her yere ulaşacaktır sözü diyalog dışında nasıl gerçekleştirebilecektir
umarım anlatabilmişiktir
saygılarımla bilgisayar ısındı kısa bir süre sonra devam arkadaşların iftiralarına ondan sonrada inşallah diyoloğun meyvelerinden diyoloğu emreden ayetlerden devam ediceğiz
Temmuz 19, 2007, 1:49 pm üzerinde
Tekrar Selamün aleyküm Allahın salt-u selamı bereketi sizin üstünüzde olsun İnşallah Açıklamalara Devam Ediyorum
Şimdi Bir Kardeşimiz Demiş Ki
1. SELİM Says:
Temmuz 18th, 2007 at 7:08 pm
ALLAH İNDİNDE TEK DİN İSLAMDIR. A AKILLILAR BUNU ALLAH SÖYLÜYOR DİNLER DERSEN BU AYETİ İNKAR OLUR. EY HABİBİM SEN ONLARIN DİNİNE GİRMEDİKÇE ONLAR SENDEN HOŞNUT OLMAZ. YİNE BİR AYETTE. YAHUDİ VE HİRİSTİYANI DOST EDİNMEYİN KİM ONLARI SEVERSE ODA ONLARDANDIR. ANLAYANA BU AYETLER YETER…….
selim kardeş Kendi Çapında Yorumunu Yapmıştır… Ona cevabımızı vereceğiz. İlk iddiasını iki yorum Üstte Cevapladık Budizm E kadar Bütün inanışların din olduğundan bahsettik eğer konu hak dinler arası diyalog olsa idi bir çelişkinin olabileceğinden bahsettik….
Gelelim ikinci bölüme ne demiş kardeşimiz
”YİNE BİR AYETTE. YAHUDİ VE HİRİSTİYANI DOST EDİNMEYİN KİM ONLARI SEVERSE ODA ONLARDANDIR.”
ayetini örnek göstermiş ve cahilliğin daniskasını yapmıştır diyorum ya bilmeden konumayın ağzı olan konuşuyor mübarek neyse gelelim ayete
ayetin tam şekli şu şekildedir
“Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o onlardan olur. Şüphesiz Allah, zalim kavmi doğru yola iletmez.”(Maide,51)
Şimdi Bu ayeti nasıl ele alınması gerektiğini anlatacağız inşallah…..
Kur’anın bu hükmüde, yine siyak ve sibak bütünlüğünde ele alınmadığında, yanlış anlam çıkarmalarda adetten olmakta ve sanki Kur’anı Kerim bütün Yahudi ve Hırsitiyanları dost edinmeyin şeklinde algılayanlar olabilmektedir.
Merhum Elmalı Hamdi Yazır bu Ayeti Kerime için bakın Tefsirinde ne diyor:
‘Yahudi ve hıristiyanları dostlar edinmeyin. Onlara velî olmayınız değil, onları velî tutmayınız, itimat edip de yâr tanımayınız, yardaklık etmeyiniz. Velâyetlerine, hükümlerine yardımlarına müracaat etmek, mühim işlerin başına getirmek şöyle dursun, onlara gerçek bir dost gibi tam bir samimiyetle itimat edip de kendinizi kaptırmayınız. Özetle onları dost olur sanıp da yakın dostlarınız gibi sıkı fıkı beraberliklere dalmayınız, tuzaklarına düşmeyiniz, isteklerine iştirak etmeyiniz. Görülüyor ki ‘Yahudiler ve hıristiyanlara dostlar olmayınız’ buyurulmamış, ‘Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyiniz’ buyurulmuştur. Çünkü ‘Allah sizi, din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten, onlara adaletli davranmaktan men etmez.’ (Mümtehine, 60/8 ) buyurulmuştur. Şu halde müminler yahudi ve hıristiyanlara iyilik etmekten,dostluk yapmaktan, onlara âmir olmaktan yasaklanmış ve men edilmiş değil, onları dost edinmekten, yardaklık etmekten yasaklanmışlardır.’
Yani özetle:
Görülüyor ki ‘Yahudiler ve hıristiyanlara dostlar olmayınız’ buyurulmamış, ‘Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyiniz’ buyurulmuştur.
‘Dost edinmek’ ile ‘Tebliğ niyetli dost olmak’ arasındaki Farka VURGU yapıyor,
1-) Haram olan ‘Dost edinmek’: Onlara her türlü sırrınızı paylaşmak, sıkı-fıkı bir ilişki içinde olmak, onlardan gelen her habere hemen itimat etmek ve onlara yardaklık etmek yasaklanırken,
2-) Helal olan ‘Dost olmak’: İslamı temsil ve tebliğ noktasında Diyalog kurmak, onlara adaletle hükmetmek, iyilik yapmak olarak sıralayabiliriz.
Şayet, bu hususu böyle anlamamış olursak, bazı Ayeti Kerimler arasında -haşa- çelişki meydana gelmiş olurki, bu ise Kur’ana değil, Diyalog karşıtı kardeşlerimize münhasır bir vasıftır:
Maide 5: ‘. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helal olduğu gibi,…………ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerden namuslu hür kadınlar, zina etmeksizin, gizli dost tutmaksızın, namuslu bir şekilde mehirlerini ödediğiniz takdirde, size helâldir.’
Yani, Ayeti Kerime ile, EHL-İ KİTAB tan kız almak ve onların yediğinden yemek yemek Helaldir. Şimdi şayet (Maide:51) de geçen Dost edinmeyi, Elmalı ve diğer tefsirciler gibi anlamaz ve HER KAFİRİ DÜŞMAN addedersek, o zaman Kuran-ı Kerim hem Kafir Ehl-i Kitabın kızını bir eş olarak almaya ruhsat verirken, hemde Düşman olmayı öğütlemiş olurki, o zaman -haşa-Kuranı çeliştirmiş oluruz.
Doğrusu tabiki Elmalı Hamdi Yazır’ın merhumun dediği gibidir.
Konuya bir de Bediüzzaman Hazretlerinin bu Ayeti Kerimenin Tefsiri ile devam edelim :
Bediüzzaman Hazretleri , Kur’anda men edilen “Yahudi ve hristiyanlarla dost olmayın (Maide, 5/51) Ayeti Kerimesinin tefsirinde , “Delil, katiü’l-metin olduğu gibi katiü’d-delalet olmak gerektir,” diyerek, yahudiler ve hıristiyanlarla diyalog ve dostluk kurmanın yasak olduğuna dair delilin Kur’an’ın ayetleri gibi sağlam bir metne dayandırılmasına rağmen, kastedilen anlamın kesin olmadığını belirterek , Yahudi ve Hristiyanlarla dost olmaya men değil , tahrif olan yahudilik dini ile yine tahrif olan hristiyanlık dinine dost olmaya nehy olduğunu belirtmektedir. Şayet bu Ayeti Kerimeyi böyle bir anlam verilmemiş olunursa , yine Bediüzzamanın “Ehl-i kitaptan bir haremin olsa elbette seveceksin!” ifadesinde dediği üzere , Ehl-i Kitab hanımları ile evlenmeye ruhsatı belirten (Maide .5/5 ) Ayeti ile çelişeceğine vurgu yapmaktadır. Çünkü , hem dost edinmeyin hemde Hanımları ile evlenmenizde bir sakınca olmaz anlayışı , Kur’anın siyak ve sibak bütünlüğünü zedelemektedir. Tefsirin devamında , Asr-ı Sadet döneminde, İslamın yeni nuzülü ile meydana gelen yeni bir Manevi inkılabat olduğundan, Sahabeyi Kiram bütün kıstaslarını bu noktadan yapmaktalardı , ve bu Din noktasında muhabbet veya düşmanlık beslerlerdi . Buna istinaden , Asrı Saadet döneminde gayri müslimlere muhabbette bir nifak endişesi vardı . Ancak , günümüzde yaşanana inkılabat manevi değil bir nevi medeni ve dünyevi bir inkılabat olduğundan , kıstas olarak medeniyeti nazara almak esastır. Zaten , gayri müslimlerin çoğu da dinlerine bağlı olmadıklarından , onlarla dost olmak , hem medeniyet ve gelişmişlikleri noktasına hemde Dünyevi Barış ve Huzurun temini içindir. Bundan dolayı , Kur’andaki nehiy bunun kesinlikle kapsamamaktadır ! (Münazarat, Sayfa 71)
Ayrıca diyebilirizki , Hıristiyan ve Yahudilerle Dost olmayı nehy , tümü ile dost olmayı nehy şeklinde algılayanlar , Kur’anın şu Ayetlerini görmemezlikten geldiklerine üzülerek şahit olmaktayız :
Allah, sizinle din uğrunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlara iyilik yapmanızı ve onlara adil davranmanızı yasaklamaz.” (Mümtehine, 8,)
“Zulmedenleri hariç, ehl-i kitap ile en güzel olan şeklin dışında bir tarzda mücadele etmeyin ve onlara şöyle deyin: “Biz, hem bize indirilen kitaba, hem size indirilen kitaba iman ettik. Bizim İlah’ımız da sizin İlah’ınız da bir ve aynı İlah’tır ve biz O’na gönülden teslim olduk.” (Ankebut, 46)
De ki: “Ey ehl-i kitap, sizinle bizim aramızda aynı olan bir kelimeye gelin: Allah’tan başkasına ibadet etmeyelim ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım; Allah’ı bırakıp da, kimimiz kimimizi rabler de edinmesin.” (Âl-i İmrân, 64)
Umarım Açıklayabilmiştir bu yazılanlar size bir şeyi en basiti dost edinmeyin derken niye bi hristiyan hanımla evlenmeye izin veriliyor şeklince çelişki ortaya çıkıyor doğrusu bu şekildedir cahillik etmiyelim..
selametle
Temmuz 19, 2007, 2:11 pm üzerinde
Selamün Aleyküm Devam edelim İnşallah Bu Yazıda diyaloğun biraz dışına çıkıcaz ve burak kardeşimizin atmış olduğu İftiraya cevap vereceğiz zaten bu herkesin sorduğu sorudur…
burak kardeş demiş ki
1. Burak Says:
Temmuz 18th, 2007 at 11:40 pm
Vatanında yaşayan bir adam hakkında tartışmaya gerek yok.
Allah katında din İslam’dır.
Burda Tek din islamdır Sözünü Açıkladık yeter gelelim yazının ilk bölümüne fettullah Hoca Neden Amerikada Öncelikle Onun Ağzından Bu İftirayı Yanıtlamak İstiyorum Devamında Kendi Yorumlarınıda ekliyeceğim..İşte Bir Röportaj
Hocaefendi’nin kendi ağzından cevabını vereLim:
Yasal olarak dönmenize bir engel yok. Neden burada kalmayı tercih ettiniz?
Endişeye kapıldım. Türkiye’ye ne zaman gelirsem geleyim o gün fırtınayı koparanlar, hortumları meydana getirenler, isnatlarda bulunanlar, idam fermanı kesenler yine aynı şeyleri yapacaklar. Bu yaştan sonra da tansiyonum yirmiye yükseldi, ilaçla düşüremediler. Her zaman aynı şeyleri duyarak yaşamanın zor olacağını düşündüm. Aklımla, mantığımla kaldım. Kendime rağmen kaldım. Hasreti sineme gömerek kaldım. Fakat dolaylı yoldan kendimi ölüme itmek gibi gördüm. Çok insafsız bazıları. Olmayacak şeyler yazıyorlar. Yalan olduğunu bildikleri halde yazıyorlar. Çeşitli çevrelerin baskılarına rağmen bir kısmı mahkemeye “âraf” fikri verdi. Ne cennet ne cehennem. Ortada bir şey. Bu şunu gösteriyor: Vicdanları olumlu bir şey söylemek istiyordu. Fakat Türkiye’de birileri tarafından ikna edilen suni bir kamuoyu vardı, öfkelenme vardı. Bunu hesaba kattılar. Burada Amerika savcısına ifade verdim. Kasemle teminat veririm. Savcı iddialardan yüz kadar soru çıkarmıştı. Hepsine gülüyordu, kahkaha atıyordu. Bu nasıl hukuk, böyle şeyler suç sayılır mı? Örnek verebilir misiniz? Mesela demişsiniz ki birileri tarafından takip ediliyorsanız, devlet dairesinde kalmayı düşünüyorsanız, idare edin, hissiyatınızı belli etmeyin. Bunun gibi gerçek dışı iddialar. İdareyi ele geçirmek gibi bir organizasyon iddiaları. Savcı güldü bunlara. Bir diğer husus da ilk defa karşılaştım. Savcı ile bir kez görüştüm. Beni dış kapıda karşıladı. Tercüman da vardı. Sandalyeyi kendi tuttu. Eliyle bardağı yıkayarak su getirdi. Yani bir psikiyatrist gibi, psikolog gibi hissiyatı hesaba katarak, beni rahatlattıktan sonra ifadelerimi almak istedi. Bir kez daha düşünmem, avukatlarımla görüşmem için üç kez dışarı çıktı. Bana soru sorarken “no” veya “yes” cevaplarını istedi. Ben bir şeyler katmak istedim, gereksiz buldu. Sonra beni kapıya kadar selametledi. Ben kendi kendime ‘Eğer adliyesi bu ise Amerika uzun süre devam eder.’ dedim.
Amerikalı yetkililer sizi ne gözle görüyorlar? Misafir olarak mı, mülteci gibi mi?
Bu 5 yıllık süreçte kimseyle görüşmedim. 1997′de geldiğimde görüştüğüm insanlar vardı. Türkiye’ye geldiklerinde görüştüğüm insanlar vardı. Akademisyenler, think tank kuruluşlarının başında olan insanlar vardı. Dostluk çerçevesinde görüştüğüm insanlar vardı. Ancak bizdekiler mana çıkarırlar diye hiçbir Amerikalıyla görüşmedim.
Nasıl bir mana çıkarırlar diye düşündünüz?
Okullar Amerika tarafından destekleniyor dediler. Vakıa ben bunları tekzip etmedim. Tekzip etsek de etmesek de bunu söyleyecekler. Türkiye’de bir kısım güç kaynakları her şeyi olumsuz değerlendiriyorlardı. Bu görüşmeleri de değerlendirirler diye içtinab ettim. Lehimde konferans verildi, iştirak edenler oldu. Elisabeth Özdalga vardı, ‘görüşelim’ dedi, yok dedim. Eskiden bildiğim Yasemin Çongar vardı, gazetesi çok ısrar etti, görüşmedim. Aslı Aydıntaşbaş vardı, görüşmedim birilerini tahrik etmemek için. Buradan da tahrik olanlar vardı.
Sizin için ‘Amerika desteklemeseydi bunca süre orada kalamazdı’ diyenler var.
Ben burada din görevlisi olarak görülüyorum. Din görevlisi olarak da geçici ikametim var. Her sene uzatıyorum. Aynı zamanda kitaplardan gelen telif ücreti ile geçiniyorum. Burada benim durumumda yüzlerce insan var. Değişik yerlerde camilerde görev yapıyorlar. Bunlar Diyanet’e de ait olmayabiliyor. Burada sohbet ettiğimi, ikametle alakalı tahkikat için gelen FBI ile konuşurken onlara da söyledim. Bazı kimseler geliyor, onlara da sohbet ediyorum.
Amerikalıların sizi yakından gözlediklerine dair hissiyatınız oluyor mu?
İhtimal verebilirim. Amerikalıların ister dünya üzerindeki düşünceleri, mülahazaları, emelleri, ister İslam dünyasına, ister Türklere bakışı açısından ihtimal vermek lazım. Kendileri de derler herkes bir yönüyle burada gözaltındadır, kontrol ediliyordur. Fakat bana saygısızlıkta bulunmadılar. Kendi işlerimle alakalı başka bir meseleden dolayı saygıyla ‘fikirlerinden istifade edelim’ dediler. Tahkikat nedeniyle biri FBI’dan diğeri Dışişleri Bakanlığı’ndan iki genç insan geldi.
Bu olay ne zaman yaşandı?
İki ay önce. Malavi’de Türklerin de içinde olduğu bir iki hadise oldu. ‘Onlarla alakalı bilgin var mı?’ diye sordular. Bir de birkaç arkadaş ziyarete gelmişti. Hepsi aynı adresi vermiş. 11 Eylül’den sonra bilgi havuzu oluşturdular. Farklı değerlendirmelere tabi tutuluyor gelenler. Geldiklerinde ‘fikirlerinden de istifade edelim’ diye birkaç soru sordular. Gayet yumuşak davrandılar. Bizi tanıyan birisi meseleyi duyunca ‘Acaba beyefendiye saygısızlık yaptılar mı, yaptılarsa arkadaşların yanında özür dileyelim.’ demiş. Burada birimler birbiriyle irtibatlı değil. Esas bağlı bulundukları birimin haberi yok. Yoksa temel olarak saygılıydılar. Tahkikat için gelmişlerdi; ancak bana samimi olarak şunu sordular: ‘Siz Irak’ta Amerikalıların nasıl tasarrufta bulunmasını istersiniz? İşgalden sonra Irak’ta nasıl bir idare olsa makul olur?’ Dedim ki: ‘İşgal olmuş. Siz ne derseniz deyin, halk bu meseleye işgal diyor. Benim fikrimi soruyorsanız Irak’ta öyle bir demokrasi kurun ki Türkiye’den ileri olsun. Türkiye’ye imrenmesinler. Müslümanlara öyle müsamahalı olun ki İran’a imrenmesinler.’ Zannediyorum bunlar kendi üstlerine o düşünceyi de götürdüler. Ben bunu da samimiyetlerine verdim. Benden bir şey öğrenme değil de herhalde neyim, neciyim, nasıl düşünüyorum, mülahazalarım nedir? Ben de Ortadoğuluyum, Türk’üm. Bu mülahazalara binaen düşüncelerimi öğrenmek istediler. Fakat ben, bizde olandan farklı müsamaha gördüm. Yumuşaklık gördüm. İnsani değerlere saygı gördüm. Konuma saygı gördüm. İnançlarıma hürmet gördüm. Her şeye rağmen kendi insanımı tercih ederim. Hem memnun oldunuz hem Türkiye’de bunları göremeyince hüzünlendiniz… Bunu, hem hastanelerde hem bu tür durumlarda yaşadım. Neden bizde de böyle olmuyor? Burada Richard adında bir komşu var. Çelik konstrüksiyon yapıyor. Bir ara sofrada beraber bulunduk. Ben “Amerika büyük bir devlet, dünyayı kontrol ediyor.” diye kelam ettim. Bana dedi ki, “Hocam sen ne diyorsun? Siz üç bin senelik milletsiniz?” Hastanede, adliyede, görüşmelerde ben insanların bu tavırlarını görünce, bunca zaman medeni olarak yaşamış benim milletim de neden bunları göstermiyor, neden bunları milletimden göremiyorum diyorum. Bütün hesaplarını, planlarını kine, nefrete bina etmiş insanlar var. Bunlar maalesef her zaman haşin davranıyorlar. Şu anda da öyle davrananlar var. Belli planlar takip edenler var. 28 Şubat sürecindeki bir raporda Allah’a ve Peygamber’e küfredildi 28 Şubat’ın o hırçın günleri geride kaldı. Seçimlerden sonra biraz daha istikrar geldi.
Yine de puslu mu görüyorsunuz havayı?
Bazı yönleriyle mesafe alınmıştır. Ben söylemiyorum. Radyodan, kendi televizyonlarımızdan Türkiye’yi dinliyorum. Geçenlerde de tevafuken TÜSİAD’ı dinledim. Koç’u, Sabancı’yı dinledim. Hepsi enflasyonun şimdiye kadar olmadık şekilde düştüğünden, döviz rezervinin yükseldiğinden, büyümeden bahsettiler. ‘Türkiye iyiye gidiyor’ dediler. İş çevresi iyiye doğru gidiyor diyorsa demek ki iyiye doğru gidiyor. Bunca insan bir araya gelip yalanda ittifak edemezler. Bir taraftan işler iyiye giderken, diğer taraftan “ötekiler” diyen bir kesim var. Bir kesime “ötekiler” diyen bir grup var. Bunların hırçınlığı her gün biraz daha artıyor. Belki niyetleri hiç değişmiyor da stratejileri bakımından değişmeler olabilir. Yine farklı kıyamet koparmalar olabilir. Bu kıyamet koparmaları değerlendirmek isteyenler devreye girebilirler. Türkiye bunları defaatle yaşadı, yine yaşayabilir. O bakımdan puslu mu buyurdunuz! Pusun rengi değişiyor, deseni değişiyor. Daha puslu gibi, güç daha fazla artmış gibi, saygısızlık artmış gibi… Medyanın takdire şayan yanı var. Değişik dönemlerde olduğu gibi hepsi birden kıyamet koparmıyor. İktidara hücum etmiyor, iyi yanlarını da söylüyor. Yer yer irticadan bahsediyorlar. Bazı çevreler var, bunların insafsızlığı daha bir köpürüyor, daha bir kabarıyor. Hatta bazen dediklerine, ettiklerine muttali oldukça bağışlayın hezeyan yaşadıklarına hükmediyorum. Çok ciddi paranoya yaşanıyor. Bütün bunlara neden olan nedir? Madem ekonomik ve siyasi açıdan istikrar var… Ben çok gerilere giderek bu hususta bir iki kare içinde bir şey arz etmek istiyorum. 28 Şubat süreci devam ettiği sırada bir rapor çıktı. Bu raporun hangi ellerle hazırlandığını, kimler tarafından dağıtıldığını az çok öğrenebildim. Raporun büyük bir kısmı benimle alakalıydı. İddianameye giren şeyler vardı. Emniyet’ten bir kesim hazırlamıştı bunu. Fakat raporun sonuna iki sayfa eklenmişti. Orada Allah’a tecavüz vardı. Peygamberimiz’e hakaret vardı. Hatta ben Allah’a ve Peygamber’e hakareti görünce, bana söylenmiş bütün şeyler karşısında biraz gevşedim, rahatladım. Dedim ki, Allah’ım, Peygamber’im hakkında böyle düşünen insanlar eğer beni takdir ediyorlarsa benim Allah yanındaki yerimi bir daha gözden geçirmem lazım. Benim Allah’ıma, Peygamber’ime küfreden insanların elbette ki bana karşı saldırıları olacak.
Afedersiniz, bu raporu hatırlayamadım. Kim kime vermişti?
Bunu Emniyet’ten bir kesim hazırlamıştır. Bir kısım başka resmîler de ona iki sayfa bir sonuç yazmışlardı. Bunu kimin yaptığını milletimiz biliyor. Ben o raporu tarihe emanet ettim. Bir dönemin insanlarını, Türk milletinin kaderine şöyle böyle hükmeden insanların niyetlerini aksettirmesi açısından bir yerde saklı dursun. Hiçbir zaman nezahat-i insaniyemi bozmadım, saygısız davranmadım. Ama Allah ve Peygamber söz konusu olduğu yerde tarafımızın belli olması lazım. Şimdi böyle düşünen insanların sizin için hiçbir zaman yumuşak düşüneceklerini düşünmemek lazım. Hakkınızda mütalaası böyle olan insanlar hep böyle düşüneceklerdir. Sayıları iki elin parmakları sayısına düşse bunlar yine hırçınlık yapacaklar. Azınlıklaştıkça daha da hırçınlaşacaklar, kaybettikçe daha da hezeyana gireceklerdir. Yeni yeni senaryolar hazırlayacaklardır. Dolayısıyla Türkiye’de benim durumumda olanlar her zaman aynı şeylere maruz kalacaklar gibi geliyor bana. Hatta ne zaman öldü, ne zaman ölecek diye bekleyecek kadar çok küçük düşünen insanlar. Yüce Türkiye’nin dışında, dünyada böyle çok fasit düşünen insanlar görmedim. Burada dediler ki Nobel’e aday gösterelim, plaket verelim. Hoşgörü dediler. Burada yapılan konferanslarda gönüllü barışçılar sırasına koydular. Bunların da kendilerine göre gözleri, kulakları var, kriterleri var. Ve daha hassaslar, daha duyarlılar. Türkiye’de ruhlarında Allah, Peygamber düşmanlığı olan, değişik yerlerde müessir olabilecek insanlar hâlâ var.
NURİYE AKMAN
26 Mart 2004, Cuma
kaynak: http://www.zaman.com.tr
Evet burada her şey açıkça anlatılmaktadır tabi güneşe gözlerini kapatmayanlar hariç zaten gözlerini kapayanlarda yanlızca kendine karanlık yapar-) neyse
Bu konuyu Çok sevdiğim Bir Benzetme ile cevaplamak istiyorum Her Firavunun Bir Hz Musa sı vardır günümüz firavunun da musası inşallah Hocaefendidir Hoca efendi Olacaktır Artı Hoca efendinin orada olması ile bize abd
ve avrupanın kapıları açılmıştır.. Artı Hoca Efendinin Orda Olması Orda da Büyük atılımları gerçekleştirmiş Amerika Müslümanlaşma Yolunda Büyük Atılımlar Yapmaktadır Siz onu oturduğunuz yerden eleştire durun o büyük insan hüzünlü gurbette Allah rızası için ne yapabilirim diye uğraşıyor inşşllah Alllah ondna razı olur ve muvaffak oluruz
Gözlerim yollarda kulağım seste
Derbederim perişanım gelsene
Bülbül ağlar oldu altın kafeste
Derbederim perişanım gelsene,canım gelsene
Ana kuşlar döner yuva başında
Avcı vurmuş yara almış döşünde
Ayrı kalmış yavrusundan eşinden
Derbederim perişanım gelsene,canım gelsene
Nurşani umudun kesmedi senden
Kızsanda küssende ayrılman benden
Sen bana lazımsın böylesi günde
Derbederim perişanım gelsene,canım gelsene
Peki ya Amerikaya Gitmese idi nereye gidecekti İrana Suriyeye Gitseydi Gerici Olacaktı İslamın ve cemaatin Açısından Kötü Bir Gelişme Olurdu ama tabii bunları anlatmakla anlamıyor insanlar artık haşa haddim değil ama kalpleri mühürlenmiş artık biz ne yapsak açamayız demek geliyor içimden ama boşveri Allah biliyor Kul Bilmese ne olur?
Saygılarımı Sunuyor Sorularınızı Bekliyorum Devam Edeceğiz İnşallah
Temmuz 19, 2007, 2:18 pm üzerinde
Bir Başka Soru Ayşen Kardeşimizden
1. ayşen Says:
Temmuz 9th, 2007 at 6:38 am
ben bu tarikat olaylarına toptan karşıyım.Benım aklım yokmu da başkasının aklına uyayım.Dinimiz islam kitabımız Kuran.Peygamberimizin sünnetine uygun hareket ettikten sonrası boş geliyo bana.Şekilciliğe karşıyım.Bırakın dinimizi tüm güzellikleriyle yaşayalım.İlla birilerine tabi olmak neden?
diyor.Kardeşim Öncelikle Şunu söylemeliyim Ki Bu tarikatlarda cemaatlerde birine tabii olmak diye bir şey yok sadece birini sevme var saymak onun kulu kölesi gibi bir olay yok İslama Göre bir tarikata girme zorunluluğu yoktur tarikata girmeden de harikulade ibadetlerini yerine getirebilir ve vazifesini yapabilir fakat asıl sorun şurda ne derece yapabilir ne kadar etkili olabilir günümüz demokrasisinde de insanlar niye dernekler kuruyor neden sendikalaşıyor yaptıkları çalışmalar bi işe yarasın diye bizde bir yarış içinde olalım yaptıklarımız kayda değer bi işe yarasın diye tarikatlara giriyoruz demişsin ki şekilcilik bana bir şekilcilik örneği gösterebilirmisin bizim şekilciliğimiz bellidir örnek aldıpımız insan bellidir Hz Muhammed Mustafa o kadar artı peygamberimizin sünneti demişsin zaten amaç buralarda sünnetler daha kolay rahat uygulanabildiği için tarikatlar vardır senin görüşünde doğrudur ama sana tavsiyem sen sen ol onlar hakkında kötü bir şey deme Allah Muhafaza Bazı şeylere engel olursan hesabını ödiyemiyebilirsin öteki tarafta saygılarımla
Temmuz 19, 2007, 3:30 pm üzerinde
Artık Fetullah’ı mehdi ilan edinde kurtulalım.Hz. Musa ile falan kıyasladınız yaa.artık pes.Çok fazla abartıyorsunuz.Bunun ucu şirke kadar gider haberiniz olsun.
Temmuz 19, 2007, 4:13 pm üzerinde
Burak Kardeşe
El-cevap
Kardeş Baştan Başlıyacaz Herhalde Sana Dini Öğretmeye Bak Açıklıyım Hemen
Şirk Nedir:Şirk, kelime manası olarak “ortaklık” demektir. Şirk terimi, Türkçe Kuran meallerinde, yer yer Allah’a “eş koşmak”, “ortak koşmak” olarak da tercüme edilmiştir.
Kısaca Allah a Eş Ve Ortak Koşma Demektir Yukardaki Yazılanların hiç birisinde Şirkin Ufak Bi Belirtisini Dahi Bulamazsınız…Artı Bizim Şirk ten Haberiiz Var sağ olun Yinede Göstermiş Olduğunuz ilgiye Gelelim Firavun Olayına kardeş anlamanda yada benim anlatmamda sorunlar var galiba Bu bir teşbihtir ve her zaman söylenir teşbihte hata olmaz diye kuranda ve risalelerde bu benzetmeler bolca fazladır artı Sizden daha Seviyeli Bir açıklama Beklerdim Daha Doğrusu tam altı tane yazı yazdım hepsi birbirinden uzun o kadar kelimenin içinden iki tanesinide bulmuşun bi cevap vermeye çalışmışın ya helal olsun oysaki genele baksan senin yazında dahil birçok şeye gereken cevap verilmiştir inşallah bu akşam yazı dizisinide sonlandıracağız ondan sonra ne diyeceksiniz bakalım daha durun diyoloğu emreden ayetleri filan yazınca bilemiyorum yani ama yorumlarınızı ve samimi sorularınızıda gerçekten bekliyorum elimden geldiğince cevaplamaya çalışırım artı burak kardeş bende sana bir haber veriyim o zaman
Bir İnsanın İmanına Vesile Olmak Güneşin Doğup battığı Her Şeyden Daha hayırlıdır.. İslamı inceleme Yöntemlerinden Kıyas sistemini Kullanırsak eğer meselenin önemi açısındanda birini dininden etmek üzerine güneşin doğup battığı hayırsız olan her şeyden daha hayırsızdır diyebiliriz Allah Muhafaza Biri yazılarınızı okuyup bu cemaate soğuk davranıp ilerde hakiki imanı yakalama seviyesine gelince sizin gibi iftira atanlar yüzünden içinde ön yargı oluşur ve kabul etmezse Allah korusun hayırsızların Hayırsızı Olabilirsiniz Adam gibi İddialarınız Varsa Dinliyelim Boş Laf kalabalığı yapmayalım….
saygılarımla…
Yazılarım Akşama Bitecek İnşallah
Temmuz 19, 2007, 4:15 pm üzerinde
veselam ceyhun sen cahilsin bunu söylerken şunları delil olarak görmekteyim zamanımız efendimize peygamberlik gelmeden öncede bundan farksız hatta kötüde diyebiliriz o zamanlar cahiliğe idi şimdi Allaha çok şükür simdiki zaman o zamandan yine de ii ama peygamberimiz müşriklere gidipde dememiştir hiç bir zaman gelin dioloğa girelim diyehayır bizansa vede diğer kısra hükümdarlarına da dememiştir onlara sasdece ve sadece islama girin refaha erin demişlerdir o zaman islam azınlıktaydı kimi hükümdar mektupları yakmış kimi saygıdurmuş muhafaza etmiş kimide müşrikler gibi savaş açmıştır ama peygamberimiz din dioaloğuna girmemiştir hata ona şu teklifi yaptıklarında gel bir gün sen dinimize yer göster bir gün biz gösterelim diye hemen ayet iniyor ve diyorki ayet sizin dininiz size benim dinim bana yani anlayacağın o dinlerini kendilerine havale ediyordu ama senin hocan öyle değil ülkemizde olan biteni bilmiyormuş gibi bide devletimizi ökanunlarını övüyor sizler dinler arası dioloğ adı altında din bahçeleri binaların altına kiliseler açılırken hoş oluyor ama müslüman çoçuğunu kuran kursuna komsusna kuran ögrensin diye götürürken devlet buna el koyarken sesiniz çıkmıyor hatta kanunları översiniz ölenede hakka yürürdü dersiniz şimdi bide olaya şöyle bakalım diyosunuz ki üç din var hakkı diyorsunuz geçenlerde bir genç söyle olay oldu diyorki mademki bütün dinler eşit diyoloğ halinde ve hepside diyorki yolunsonunda cennete gireceğiz bende dinim olan müslümanlıkta bazı yasaklar var ama hrıstıyanlarda yok o zaman bende hırıstıyan oldum diyo nasıl olsa ona inananlar da cennete gidecdek bende giderim diyor işte biz bu yüzden diyoz Allah katında tek din islam diye bide diyorsunki atalarımız öteki dinlere hoşgörü ile baktı hayır sadece onlara eşit adalette bulundu onlardan cizre verği alıyordu hatta müslüman beldelerinde çan çalmalarına dahi izin vermiyordu sadece ibadet özgürlüğü çünkü onlar yeryüzünde küfrün değilde hakkın ismini yüce tutuyorlardı(ezan ile) sizler ılımlı yok yumuşak islam diyorsunuz oysa şeriat dinimizin hükümlerinin tamamına verilen mubarek bir isimdir islam mukaddesatından tahkir eden dinden çıkar o yüzden ılımlı müslümanlık demekcenabı hakka harb açmak gibidirislamı sözde yüceltmek için küffar ile beraber yatıp kalkmak onlara taviz vermek dioloğa girmek müslümana haramdır peygamberimiz bir müsriği yahudiyi hrıstıyanı dine çekmek için hiç kurandan taviz vermişmidir şeriata ters düsen bir izlenim ortaya koymak kesinlikle Allaha havalem insanı dinden çıkartır hocana iftira atan da yok bu söylediklerim birazı yeter hocanın nasıl bir şey olduğu bir peygambere nat okuyup ağlayaraksömürüde bulunanın arkasına gitmeyiz hocan çok peygamber aşığı ise yolundan gitsin ne sakal var ne nevlilik var ne zikir meclidsi var ne cihat var böyle sevdalılık olmaz bir kere hocanız yahudi ile hırıstıyanları üzmemek için cihat ve hrıstıyan yahudilere karşı bir cihat ayeti okumuyor cemaatinede men ediyor olurmu böyle hocalık işine gelen ayet okunuyor gelmiyen okunmuyor yoksa lions klupleri yahudi locaları izin mi vermiyor yada bush ülkesinde sakallı kabuletmiyormu ki peygamberimizin sünnetiniyapmıyor sakal bırakmıyor
Temmuz 19, 2007, 4:21 pm üzerinde
bu fettulah zamanında bedüüzzaman said nursi hazretlerini kürt diye istemeyip sonra işini yaradığından kullanıyor bunu sağlam kaynaklar söylüyor ben değil ama ahıskalı ali haydar ks. hazretleri fatih camiide fetvayı vermişti said nursi efendi mehdi değil gelecek mehdide fetullah değildir bedüüzzaman said efendinin de cumhuriyetten önce çok büyük hataları olmuştur ama çok şükür o bunu bilincide değildi ama hatasını sonradsan öğrendi ve islama faydası çok olmuştur Allah ondan razı olsun onu kullananlara Allah lanet etsin kötü kullananlara
Temmuz 19, 2007, 6:23 pm üzerinde
Kardeş Nedir Bu Kara Propaganda neden olanları görmezlikten geliyorsunuz Neyse ben şimdi Diyalog hakkımda Meseleleri Açıklamaya Devam ediyim sanada Gelecem Fatşh Kardeş Beni Cahillikle Suçlamışın Ama Diyalog Kelimesinin Manasını dahi Bilmiyorsun Döncem sana İnşallah
Temmuz 19, 2007, 6:29 pm üzerinde
Bu Yazımda Bazı Kavramları Ve yanlış anaşılmaları diyaloğun dinler arası diyalğun ne olduğunu açıklamaya çalışacağım…
1-) Diyalog nedir?
Dilimize Fransızcadan geçen Diyalog, “anlaşma”,”uyum sağlama” ve” bu yolda yapılan çalışmalar” demektir (4) .Geniş manada Diyalog, iki insanın, grubun, zümrenin, milletin, devletin veya herhangi bir topluluğun birbirleri ile tanışmasına; sözlü, yazılı, fikri, ticari vb şekillerde alış-verişde bulunmaları demektir.
Diyaloğun gerçekleşebilmesi için tarfaların birbirini “anlaması”, anlaması için “tanıması”, tanıması içinde “bilmesi” gerekir!
2-) Dinler arası Diyalog nedir?
Farklı dinlere mensub insanların inançlarını ve düşüncelerin birbirlerine zorla kabul ettirmeden eşitlik, hoşgörü, doğruluk, samimiyet, sevgi, saygı ve iyi niyet çerçevesinde, ortak olan veya olmayan bir meselede barış ve hürriyet atmosferinde, muhatabını öğrenmek, bilmek, tanımak, dinlemek ve anlamak maksadıyla karşılılı konuşabilmelerini, işbirliğine gidebilmelerini, birlikte yaşayabilmelerini, hatta uzlaşabilmelerini sağlayan bir karşılaşmadır (5)
Değişik bir ifade ile, Dinlerarası Diyalog, dinleri temsil eden cemaatlerin, aralarındaki sorunları temsilcileri vasıtası ile karşılıklı görüşme sonucunda, çözüme kavuştarma eğilim ve gayretleridir.
Biz müminler açısından, Dinlerarası Diyalog muhterem M.Fethullah Gülen Hocaefendinin Papaya gönderdiği mektubta beyan ettiği üzere, “Yanlış tanıtılan, teröristlerin dini diye tanıtılan İslamın, doğru tanıtılmasına (6) ve bu vesile ile İslam’ın temsil noktasında tebliğ edilmesidir.
3-) Dinlerarası Diyalog ne değildir?
Dinlerarası Diyaloğa karşı çıkan zümrelerin bazıları, bundan tam olarak neyin kastedildiğini bilmediklerinden, bilmedikleri bir konu hakkında yorum yapıyor ve “Bir de hiç bilmediğin bir şeyin ardınca gitme; çünkü kulak, göz, gönül; bunların herbiri ondan sorumludur.”(7) Ayeti Kerimenin mesuliyetine muhatab oluyor!
Dinlerarası Diyalog
a) Dinlerin birleştirilmesi veya bir potada eritilip yeni bir “din “ üretme teşebbüsü değildir.
b) Bir taviz verme veya taviz koparma hareketi değildir.
c) Bir münazara veya polemik oluşturma ortamıda değildir.
d) Bir misyonerlik faaliyeti olmamakla beraber, bir mümin muhatabının hidayetini ümit etme teşebbüsü olabilir.
Şimdi Bana Kimse gelip ortak noktada yeni dinin oluşturulduğundan bahsetmesin tamam mı
şimdi yazacaklarım gerçekten önemli dikkatle okuyun lütfen
4-) Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulunun Dinlerarası Diyalog ile ilgili Görüşü:
Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde bulunan Din İşleri Yüksek Kurulu, halk tarafından yoğun bir şekilde sorulan Dini endeksli sorulara cevaplama merci’ olarak., bir din dörevlisinin sormuş olduğu sorya verdiği cevabta, Dinlerarası Diyaloğun gerekli olduğunu, Kuran ve Sünnet perspektifinde bir sakıncasının olmamasının yanısıra, İslam’ın temsil edilmesi noktasında bir zaruret olduğunu belirterek ,özetle şöyle tamamlamaktadır:
‘Sonuç olarak:Dünya barışı ve insanlığın problemlerinin çözümü için diğer din mesublarıyla dialog, dinimizin öngördüğü bir faaliyet olup, İslamın temel ilkeleri ve tevhit inancından taviz verilmesi anlamına gelmez! ‘(8)
selam ve dua ile
alıntı yaptıım bazı kaynaklar
4) Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu, Ankara 1998, I,605, Örnekleriyle Türkçe Sözlük, Milli Eğitim Bakanlığı, Ankara 1995,I,680.
(5) Günay Tümer, Abdurrahman Küçük, Dinler Tarihi, Ankara 1993, s.396; Abdurrahman Küçük, “Dinlerarası Diyaloğa niçin ihtiyaç vardır? ”, Dini araştırmalar, c.1.sy.1 (1998) , s.31
(6) Papa II. John Paul’e Verdiği Mesaj, Zaman gazetesi 10.02.1998
(7) (İsra Suresi, 36)
(8) D.İ.B. Dış İlişikiler Dairesi Başkanı adına Doç.Dr.Ali Dere imzasıyla 21/04/2004 tarihli yazısı
Temmuz 19, 2007, 6:35 pm üzerinde
Bu dakkadan Sonra Biraz Alıntılar artacaktır bi öncekilerdee alıntıydı ama tamamı alıntı yapılmış yazılar olacaktır çünkü sabit şeylerden bahsediceğim kırk kere yamaya gerek yok
diyaloğu emreden ayetlerle devam ediyorum
“De ki: Ey Ehl-i Kitap, Sizinle Bizim Aramızda Aynı Olan Bir Kelimeye Gelin: Allah’tan Başkasına İbadet Etmeyelim ve O’na Hiçbir Şeyi Ortak Koşmayalım; Allah’ı Bırakıp da, Kimimiz Kimimizi Rabler de Edinmesin.. Eğer onlar yine de yüz çevirirlerse, işte o zaman: “Şahit olun ki biz müslümanlarız!” deyiniz.”(Âl-i İmran, 3/64)
İslamî tebliğde, bilhassa Ehl-i Kitab’a karşı yumuşak olmak Kur’ân’ın emridir. Değil sadece Ehl-i Kitap, Cenab-ı Allah, Hz. Musa’ya, fir’avn’a giderken dahi “Ona yumuşak söz söyle; olur ki, öğüt alır, kendine gelir ve Allah’tan korkar” (Tâhâ/44) diye mülâyemeti emreder. Galiz sözlerin, insanları kınamanın ve onlara karşı kaba davranmanın İslamî tebliğde hiç mi hiç yeri yoktur.
Bahis mevzuu ayet bize böyle yumuşak söz söyleme ve sevdirici, çekici tebliğin mücessem bir örneğini vermektedir. İslam’ı bütün bir kale ve hududullah ile çevrilmiş geniş bir kasr-ı muallâ olarak düşünecek olursak, bu sarayın müteaddit giriş kapıları olduğu gibi, bu kapılara ulaştıran ve içeri girmeyi sağlayan mahlukatın nefesleri adedince yolların var olduğunu da unutmamak icab eder. İslam, kendine has üslubuyla insanları bu yollardan herhangi birinde ve yine yolun herhangi bir noktasında kucaklar ve usûlüne göre onu kapılarından birinden içeriye çeker. İşte böyle bir husus ve tedriciliğin anlaşılamamış olması ya da tam idrak edilememesi, dün olduğu gibi, bugün de bazılarını belli yanlışlıklara sürüklemektedir.
İşte bu ayet, Ehl-i Kitab’ı, sözü edilen yollardan veya noktalardan birinde yakalıyor; onlara güler bir yüz ve tatlı bir dille yaklaşıp, “gelin” diyor. Bu “gelin” deyişte, “sizi çağırdığım, davet ettiğim şeyler, sizin bilmediğiniz şeyler değil; tam tersine, bildiğiniz, ünsiyet ettiğiniz ve bizden çok önce karşılaşıp da, şimdi unutmuş olabileceğiniz veya yanlış hatırladığınız şeyler türündendir.” diyor ki, bu da Kur’ân’ın, Ehl-i Kitab’la aramıza bir köprü kurarak onları gayet yumuşak bir şekilde, sıcak baktıkları bir noktadan yakalamasıdır. Bu husus, İslam’ın tebliğinde ve muhataplara yaklaşmada çok önemlidir.. ve siz isterseniz buna, şimdilerin moda tabiriyle “diyalog”diyebilirsiniz. Evet, Kur’ân’ın Ehl-i Kitab’ı çağırdığı o me’luf nokta tek bir kelime ile hülasa edilecek kadar kısadır; zira Kur’ân onlardan sadece ve sadece bir tek şey istemektedir ki, o da şu görülen köprüden geçilip, şu kapıya ulaşılmasıdır; her şey bir yana sadece “sevâün” kelimesinde bile bu inceliği, bu yumuşaklığı ve arada kurulmaya çalışılan köprüyü görmek mümkündür. Nedir bu köprünün hususiyetleri?
İşte Kur’ân, bu noktada müsbeti tariften ziyade, menfiyi nazara vererek konuya şöyle giriyor. Bir kere Ehl-i kitap, önceleri kendi çerçevesiyle Allah’ı tanıyordu. Ne var ki böyle bir tanımanın üzerinden asırlar geçmiş ve dolayısıyla onların o marifetleri küllenmiş ve tazeliği de kalmamıştı. Öyleyse, yapılması gereken bir “tahliye”, yani “arıtma” ameliyesi idi. Bu yapıldığında, gerçekler ayan beyan ortaya çıkacaktı. Esasen, “lâ ilâhe illallah” cümlesinde de bu tahliyeyi görmek mümkündür. Yani İslam, her işe bir tahliye ile başlar; zihni yanlış kabullerden, saplantılardan; nazarları da şaşılıktan kurtarma, “illallah”tan, yani müsbeti tariften önce gelen bir ameliye-i fikriye, bir ameliye-i nazariye, belki de bir ameliyat-ı tecdidiyyedir. Bu sebepledir ki, ayette de, “şunları şunları yapalım” değil de, “şunu yapmayalım” ifadesi kullanılmıştır.
Evet, bir kısım Ehl-i Kitap, zamanla Allah’a şirk koşar hale gelmiş; O’na vesenîler gibi oğullar, kızlar isnad etmeğe başlamış, üç bir, bir üç gibi anlaşılmaz yanlışlara girmiş ve bazı hahamlarına, papazlarına, Allah’a ait olan tevbenin kabulü ve teşrî yetkisi gibi, ibadette Allah’a şirk koşma mânâsına gelen fonksiyonlar atfeder olmuşlardır. Ayette bazı “hahamların ve papazların rab edinilmesi” tabiri daha çok gündelik hayatı alakadar eden hususlarda ve teşriî konularda merci kabul edilmeyeceğiyle alakalıdır. Dolayısıyla da Kur’ân, kalblerin ve zihinlerin şirkten tahliyesine oradan başlamamakta ve önce Cenab-ı Hakk’ın uluhiyetine karşı şirk koşulmamasını, ibadetin O’na tahsisini nazara vermektedir. Namaz, oruç, hac, zekat Allah için olmalı; kurban O’nun için kesilmelidir. Burada Ehl-i Kitap, rahatlıkla “biz zaten bunları Allah için yapıyoruz” diyebilir. Öyleyse, bu merhaleden sonra, Allah’a hiçbir şeyi şirk koşmama merhalesi gelmektedir. Yani, Allah’la beraber başka yaratıcı kabul etmeme; “sebepler, tabiat veya bir takım başka güçler” dememe; yaratmayı, ölümü, yaşatmayı, rızıklandırmayı, kainatın idaresini tamamen O’na verme; O’nu doğmadan-doğurmadan, üremekten ve başkalarına muhtaç olma gibi noksanlıklardan beri görme.. evet imanın üzerindeki bu kara örtü kaldırılınca, geriye sadece günlük hayatın, içtimai, iktisadi sahalarının da tevhide göre düzenlenmesi kalmaktadır ki, Allah’a iman ve ibadet yani her mânâda tevhid tamamlanabilsin. İşte, İslam’ın tebliğinde nasıl bir tedricilik varsa, zihinleri ve kalbleri, sonra da günlük hayatı tevhide raptetmede öyle bir tedricilik sözkonusudur. Zaten, Hz. Üstad’ın ifade ettiği ve üzerinde hassasiyetle durduğu üzere, İslam, bir bakıma imanın tahsîl, tarsîn ve tahkîminden ibarettir. Evet, neticede her şey, imânâ ve tevhid’e dayanmakta ve bir bakıma iman ve tevhid, merkezi, hakikatı oluşturduğu gibi, muhitle alakalı meseleleri de tayin etmektedir.
Hülasa olarak diyebiliriz ki burada, birbirinden farklı ruhların, ayrı ayrı vicdanların, değişik telakkilerle meydana gelmiş değişik kültür ve değişik medeniyetlerin, birbirinden farklı zamanlarda gelmiş farklı kitapların ve o kitapların yoğurup şekillendirdiği ümmetlerin, her gönlün “evet” diyebileceği bir çizgide -siz isterseniz buna “sulh çizgisi” diyebilirsiniz- birleştirilebileceği, birleştirilirken de her meselenin, rahmetin enginliği açısından ele alındığını ve her merhalede yaklaşımların evrensellik buudunun korunduğu apaçık ortaya konmuştur ki; her düşünce ve her vicdan ancak böyle bir hak hakemliği ile hallolabilir. Ruhlar, şahısların heva ve heveslerinin baskısından kurtularak Ma’bud-u Mutlak’a hakiki kulluğa erer ve dünya sahte ilahlara kulluktan kurtulur. (1)
Merhum Elmalı Hamdi Yazır , bahse konu Ayetin Tefsirinde , Davetin Ehl-i Kitabıda aşarak muhtelif milletlerin ve farklı dinleride kapsadığını belirtmiş , davetin tüm insanlığa şümul olduğunu belirtmiştir. (2)
Diyalog içinde bulunduğumuz insanlarla, “fasl-ı müşterek”leri artırmak ve onlar üzerinde konuşmak gerekir. Hatta konuştuğunuz, görüştüğünüz bu insanlar, Yahudi ve Hristiyanlar bile olsa, yine bu düşünce ile hareket edilmeli ve muvakkaten bizi birbirimizden ayıracak hususlar bahis mevzuu edilmemelidir. Mesela, siz onlarla Allah, ahiret konularında anlaşamadı iseniz, onlara Efendimiz’i anlatmanın bir mânâsı yoktur. Efendimiz bizim canımızdır.. O’nsuz bir hayat yerin dibine batsın! Ne var ki, O’nu anlatmada zamanlamanın çok iyi yapılması lazımdır. Bakın Kur’ân-ı Kerim kitap ehline çağrıda bulunurken diyor ki: “Ey kitap ehli! Aramızda müşterek olan kelimeye gelin.” Nedir o kelime? “Allah’tan başkasına ibadet yapmayalım” (Al-i İmran/64). Zira gerçek hürriyet başkalarına kulluk yapmaktan kurtulmakla gerçekleşir. Allah’a kul olan başkalarına kul olmaktan kurtulur. İşte gelin bu mevzu üzerinde birleşelim, bütünleşelim. Ve yine “Allah’ı bırakıp da bazılarımız bazılarımızı Rab edinmesin” diyor Kur’ân (Al-i İmran/64). Dikkat edin! Bu mesajda “Muhammedün Rasulullah” yok. (3)
(Âl–i İmran, 3/64) fermân–ı sübhânisiyle –müşrikler anlamasa da– Hıristiyan ve Yahudilerin ve onların içinde de ilim ehlinin dikkatleri çekilerek şöyle bir çağrıda bulunulmaktadır: Ey Hıristiyanlar, Yahudiler ve hususiyle de ilim ehli olanlar! Geliniz, aramızda müşterek olan bir kelime üzerinde –Allah’a imanda ve tevhidde– anlaşalım. Zira her şeyin O’na muhtaç bulunduğu Allah hakkında anlaşmak sizin de bizim de en önemli ve hayâtî meselemizdir. Gelin, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyelim. O’na hiçbir şeyi eş tutmayalım.” Evet, Allah’tan başkasına kul olmayalım. Zatında eşi ve ortağı olmayan Allah’a biz de eş ve ortak koşmayalım. Zira kâinatı kabza–i tasarrufunda tutup çeviren sadece O’dur. Bütün sistemler ve bütün kevn ü mekanlar, O’nun azamet ve uluhiyeti karşısında bir zerre mesabesindedir. Dolayısıyla kâinat da, biz de Cenab–ı Hakk’a muhtaç ve medyun olduğumuz, O’nun da eşi ve ortağı olmadığı halde, hayallerimizde O’na eş ve ortak koşmak suretiyle kendi kendimize yazık etmeyelim.
Yani doğru yoldan inhiraf ederek, “Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi Rab edinmesin.” Zira, bir kere de Allah’tan başkasına tapmaya başlayınca, daha doğrusu Allah’ı bırakıp başka vadilerde kurtuluş aramaya durunca bir daha da belimizi doğrultamayız. Öyle ise gelin bütün benliğimizle Allah’a yönelelim ve “Velâ yettehize ba’dunâ ba’den erbâben min dûnillah; Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi Rabb edinmesin” buyrulmuştur. Bunca tembih ve tenvire rağmen hiçbir şey yokmuş gibi, “Eğer onlar yine de yüz çevirirlerse, işte o zaman: “Şahit olun ki biz müslümanlarız!” deyiniz.” İkaz, tembih, tenvir ve aklı işhaddan sonra da, vazifenizi ifa ile alakalı onların vicdanlarını şahit gösterip bir adım geri durun.
Cenab–ı Hak, bu ayette bütün ehl–i kitaba çağrıda bulunduğu gibi, kıyamete kadar gelecek bütün ilim ehlini, kitap mücadelesi verenleri ve kitap çevresinde müesseseleşenleri de muhatap olarak almakta ve onlara adeta şöyle seslenmektedir: Ey ilim erbabı! Gelin, aramızda müşterek olan, bizim kalben ulaştığımız ve vicdanlarımızın kabullenip tasdik ettiği “Allah’tan başka mabud–u mutlakın olmadığı” hakikatinde birleşelim. Aslında hangi ilim dalıyla iştigal edersek edelim, neticede bu ilimlerin, vâhid–i hakiki ve vâcibu’l–vücûd olan Allah’a dayanmayınca, muallakta olduğunu duyacağımız kaçınılmazdır. Oysaki mümin gönüller, Kur’an’ın talim ve terbiyesiyle rûhen, vicdanen ve kalben ilimlere konu teşkil eden şeyleri daha farklı duymakta ve hissetmektedirler. Bu noktadaki problemler aşıldığı takdirde, ruh, fikir ve ilimlere ait tıkanıklık sayılan hususlar da kendi kendine vuzûha kavuşacaktır. Evet ilmin inhiraflardan kurtulabilmesi işte böyle bir tevhid anlayışında Kur’an’la anlaşmaya bağlıdır. (4)
Buna göre Müslüman, onları “kendi konumlarında kabul” edecek, ortak noktada buluşmaya çağıracaktır ki ortak nokta Allah’ın varlık ve birliğini kabul, indirilmiş olan kitaplara iman ve O’ndan başkasına ibadeti reddir. (5)
Monoteist, yani Tek İlâh’a inanmayı temel özellikleri kabul eden Tevrat ve İncil mensuplarının bu daveti red etmemeleri gerekir. “Allah’ın birliği akidesi; Musevilik, Hıristiyanlık ve İslâm’ın değişmez ve kesin akidesidir.” (D. Mason, Le Coran et la revelation judeochretienne, Paris, 1958, 1, 32). Tevrat’ın açıkça bildirdiği üzere: “Tanrı Yahve’dir ve O’ndan başka tanrı yoktur” (“Tekvin”, 4: 35, 39). “Dinle İsrail! Tanrımız Yahve’dir ve O tektir” (“Tensiye”, 6, 4). Tevrat ve İncil uzmanlarından G. Lagrange şöyle der: “Eski ve Yeni Ahid’in bütün sayfaları tevhid inancını dile getirir.” (De Deo Uno, s.240’dan D. Mason, a.g.e., 1, 31). Hıristiyanların kredosu (amentüsü): “Ben, bir tek Tanrı’ya inanırım” diye başlar. 1215 yılındaki Latran Konsili bu akide hakkında şu açıklamayı getirir: “Biz kesin olarak inanırız ki, gerçek Tanrı bir tektir, her şeyin esasıdır.” (6)
Yani, “Bizim kabul ettiğimiz ve sizin de kendi kitaplarınızın öğretileri ile desteklendiği ve tasdik edildiği için, ‘yanlış’ diye reddedemediğiniz inancımızda bize katılın.” (7)
Kur’anın “Ey Ehl-i Kitab” davetine , günümüz Ehl-i Kitabının diğer Asırlara göre daha çok muhtaç olduğunu ifade eden Bediüzzaman Hazretleri, Ehl-i Kitab ile aynı zamanda Ehl-i Mektebinde (İlim Sahiblerinin ) kast edildiğini ifade etmektedir.(8)
Ali İmran ,64. ayet-i kerimenin değerlendirmesi:
A-) Ehl-i Kitab’a (Hıristiyan ,Yahudi ve diğer Kitab indirilmiş dinlere ) ve İlim erbabına (Bilim Adamlarına) yumuşak bir şekilde, kırıcı olmadan ve Diyalog kurarak bir Davet esastır !
B-) Kurulacak Diyalogta esas amaç ; bir üstünlük kurmadan ,aslında bütün semavi dinlerin kabullendikleri fakat üzerinden geçen Asırlar sonucu unutulan veya yanlış hatırlanan ; Bir olan Allah’a imanın perçinlenmesi ve yine Bir olan Allah’tan başkasına kulluk edilmemesidir ! Burda cay-ı dikkat olan bir husus şudur : Tevbe Suresi 30.Ayet-i Kerimede , Kur’an-ı Kerim Ehl-i Kitabı Allah’a oğulluk isnadında bulunduklarından dolayı kınarken , burda ise , Ehl-i Kitab ile biz Müslümanların aramızda aslen ortak olan bir Kelimeden bahsedilmesi , Kur’anın çok ince latif bir yakklaşımı olarak karşımızda durmaktadır ! Halbuki Allah’a oğul isnadında bulunanlarla bizim ne ortaklığımız olabilirki ? Demek , oğul isnadında bulunmalarına rağmen , Allah inançlarının olması , onlar ile aramızdaki ortak olan inanç esasımızdır ! Lakin , Ayetin devamında hemen , Bir olan Allah’a davetin gelmesi , kurulması emredilen Diyaloğun stratejisini ortaya koymaktadır !
C-) Bu konuda ikna ve uzlaşma sağlanamadığı takdirde , Efendimiz (SAV) ‘me iman etmelerini istemenin veya beklemenin bir anlamı yoktur ! Çünkü , tevhid İnancına gelmeyen Ehl-i Kitab Efendimiz (SAV) ‘ide kabul etmiyeceklerdir !
D-) Tevhid inancını kabul etmediklerini gördüğünüzde , onları olduğu konumda kabul edinki ,onlarda sizi olduğunuz konumda kabul etmiş olsunlar ! Umulur ki , onlar Tevhid inancını kabul etmeselerde , yakın çevreleri veya gelecek nesilleri bu kabule uyacaklardır !
E-) Çünkü Kalbler ve Hidayet Allah’ın elindedir !
Temmuz 19, 2007, 6:36 pm üzerinde
Diyaloğu Emreden Ayetler 2
İçlerinden zulmedenleri bir yana, ehl-i kitapla ancak, en güzel yoldan mücadele edin ve deyin ki: ‘Bize indirilene de, size indirilene de iman ettik. Bizim ilâhımız da, sizin ilâhınız da birdir ve biz O’na teslim olmuşuzdur.’ (Ankebut,46)
Kur’ân, bu ayetiyle de bize, üslûpta takınacağımız tavrı ve sergilememiz gereken edebi gösteriyor. Ehl-i Kitabın zâlim olmayan kesimiyle münasebetlerimizde, şiddetli davranma ve onların iflahını kesme düşüncesinin İslâmî bir düşünce ve davranış biçimi olmadığını dile getiriyor. Evet , böyle bir düşünce ve davranış İslâmî olmaktan öte, İslâmî kaide ve prensiplere aykırı bir çarpıklık demektir.
Elmalı Hamdi Yazır , Ayetin tefsirinde : “Yahudiler ve Hıristiyanlarla ancak en güzel yoldan mücadele suretiyle; Mesela kabalığa incelikle, sertliğe yumuşaklıkla, öfkeye hazm ile, gevezeliğe nasihat ile, şiddete vakar ile karşılık vererek hak ve gerçek delilleri açıklamak ve izah etmek gibi. Ancak içlerinde zulmedenler başka.” demektedir.
Mevdudi Tefsirini incelediğimizde : “Tartışma, karşıdaki kişinin fikirlerinin düzeltilebilmesi için medenî ve saygılı bir dilde ölçülü bir şekilde yapılmalıdır. Tebliğ eden kişinin asıl amacı, muhatabının kalbini uyandırmak, ona hakkı ulaştırmak ve onu doğru yola getirmek olmalıdır. O, tek gayesi karşısındakini yenmek olan pehlivan gibi davranmamalıdır. Daha çok, kendi yaptığı bir hatayla hastasının daha kötüye gitmemesi için çok dikkatli davranan ve onu mümkün olduğunca az sorun çıkararak iyileştirmeye çalışan bir doktor gibi olmalıdır. Bu talimat burada özellikle Kitab Ehli ile tartışmalar için verilmiştir, fakat bu dini tebliğ etme konusunda verilmiş genel bir talimattır ve Kur’an’ın birçok yerinde buna değinilmiştir. Mesela: “Ey Peygamber! Hikmetle ve güzel öğütle Rabbinin yoluna çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et.” (Nahl: 125) “İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel olan şeyle sav. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost oluvermiştir.” (Fussilet: 34) “Ey peygamber! kötülüğü en güzel olanla sav. Biz onların nitelediklerini en iyi bileniz.” (Müminun: 96) “Ey Peygamber, af yolunu tut, iyiliği emret ve cahillerle lüzumsuz tartışmalardan sakın. Ne zaman şeytandan kötü bir düşünce seni dürtüklerse, Allah’a sığın.” (A’raf: 199-200)….. Allah burada müslümanlara, Kitab Ehli ile tartışacaklarında ilk önce meselenin olumlu yönlerini ele almalarını emretmektedir.”
İbn-i Kesir , Taberi Tefsirlerinde :Ne kadar müsamahakâr olursa olsun, hiçbir insan zulme tahammül edemez ve etmemelidir. Bu itibarla Kur’ân zalim olmayanlarla en güzel bir tarzda görüşmeyi tavsiye buyurmaktadır. Böylece en makul ve nazik bir söylem ile: “Sizin kitabınız da hak kitap, aynı İlah’a ibadet ediyoruz. O’na itaat esasında birleştiğimize göre, dinin aslında beraberiz. Bu çerçevede, bir arada yaşayabilir ve konuşabiliriz” mesajı verilir. “Bu ifade Müslümanların onlarla iyi geçinmelerinin ilkesel gerekçesini ortaya koymaktadır. Zira -putperest Arap’ların aksine- Müslümanlarla Ehl-i Kitap arasında bir inanç yakınlığı bulunmakta, yani Müslümanlar onların Kitaplarının hak kitap olduğunu kabul ettikleri gibi temelde ulûhiyyet konusunda da onlarla aynı inancı paylaşmaktadırlar. Ehl-i Kitap’taki tevhid ilkesine aykırı inançlar, onların dinlerinin aslında bulunmayıp sonradan ortaya çıkmış bir sapmadır. Sonuç olarak Müslümanların temel inanç konularında kendileriyle aynı çizgide gördükleri Ehl-i Kitab’ı düşman bilmeleri anlamsızdır. Müslümanlarla Ehl-i Kitap arasında daha sonra baş gösteren çatışmalar, Müslümanlardan kaynaklanmış değildir. Nitekim tarihî bilgiler de bunu doğrulamaktadır. Bu açıklama-lar dikkate alındığında, haksızlığa sapanlar dışında Ehl-i Kitap’la iyi geçinmeyi emreden bu âyetin, sava-şa izin veren daha sonraki âyetlerle nesh edildiğini ileri süren görüşün de isabetli olmadığı ortaya çıkmaktadır. Zira bu âyetin “İçlerinden haksızlığa sapanlar dışında” şeklindeki istisna bölümü, zaten gerektiğinde savaşmaya kadar varacak olan sertliğe sertlikle mukabele yolunu açık tutmaktadır. Nitekim müfessirler de bu yönde yorumlar aktarmışlardır (bk. Taberi, XXI, 2; İbn Kesir, VI,292; nakl: DİB, Kur’ân Yolu, Ankebut, 29/46 tefsiri, IV, 258).
Tefsirul Munir’de (Vehbe Zuheyli) : “Yahudi ve Hristiyanlarla güzel bir metodla, yumuşak ve ılımlı bir üslûpla tartışın. Ancak kendi nefislerine zulmeden, kendi kendilerine yazık eden, hak yoldan sapan, apaçık hüccetleri görmezden gelen, inatçılık yapan ve büyüklük taslayan kimseler müstesna. “ demektedir.
Fahreddin Razi’de Miftahul Gayb Tefsirinde : : (Peygamberine) ehl-i kitabı irşâd etmenin yolunu da beyân buyurarak, “Ehl-i kitab ile, en güzel olandan başka bir şekilde mücâdele etmeyin…” buyurdu. Bazı müfessirler, bundan muradın, “Zalim olanlar ve savaş açanlar müstesna, imân etmeseler bile, ehl-i kitab ile, kılıçta mücâdele etmeyin” manası olduğunu söylemişlerdir ki bu, “Onlar, küfürlerine ilâveten, zâlim olmadıkları müddetçe” demektir….onlarla önce, en güzel şekil ve usulde mücâdele olunur; Fikirleri hafife alınmaz, ataları sapık olarak nitelenmez…
Razi Tefsirinin devamında ifade edilen “Onlardan zâlim olanlar, yani Allah’ın, çocuğu olduğunu veya Allah’ın üç ilah’ın üçüncüsü olduğunu söylemek suretiyle, müşrik olanlar müstesna” ve yine benzer bir yaklaşımı sergileyen Elmalı Hamdi Yazır’ın Tefsirinin devamında geçen : “Yeterli olan delili kabul etmeyip, haksızlıkla inada, aşırılığa sapan, mesela hâşâ Allah’ın oğlu var demekle veya “Allah’ın eli bağlıdır (sıkıdır)” (Mâide, 5/64) gibi laflar söylemekte ısrar ile kibirlilik taslayan zalimler müstesna, zira o zaman hallerine uygun şekilde müdafaa yapmak vacip olur.”
yaklaşımlarından , her teslis inancına haiz insanı zalim addedip , sanki bu kesimin Ayette geçen “en güzel yoldan mücadeleyi” hak etmediği anlaşılmamalıdır. Çünkü ; Ayet , Ehl-i Kitabı kast etmesi hasebi ile başta tüm Hıristiyan ve Yahudileri kapsamaktadır. Saniyen , Teslis İnancına haiz nice Hıristiyanlar var ki , bunu inançlarının gereği olarak görmekte , yoksa Elmalı Tefsirinin devamında ifade edildiği üzere bir kibir mevzuu yapmamaktadır. Dolaysıyla diyebilirizki ; Elmalı Hamdi bu ifadesi ile Teslis inancını bir zulüm aracı yapıp , bu fikri zorla empoze eden Hırsitiyanları Zulmedenler kategorisinde değerlendirirken , Tevhid arayışında olan ve Tevhid’i öğrenmeye muhtaç Hıristiyanlar ile, Teslis inancındaki mantıki çelişkilerine çözüm bulamayıp Tevhid’e yaklaşan Hıristiyanlar “Zulmeden”ler katogorisine müdahil elbette değillerdir.
Netice olarak diyebiliriz ki ;Kur’an’ı kerimö bu Ayet-i Kerimesi ile de Ehl-i Kitaba öncelikle yumuşak, musamahalı , sevdirerek iyi güzel bir uslub ile yaklaşım sergilenmesini emretmekte ve bizlere bu konuda tevilsiz bir Rehberlik göstermektedir.
Temmuz 19, 2007, 6:37 pm üzerinde
Diyaloğu Emreden Ayetler 3
“Allah, sizinle din uğrunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlara iyilik yapmanızı ve onlara adil davranmanızı yasaklamaz.” (Mümtehine,
Bu Ayetin nazil olduğu dönem, Müslümanlarla Mekke müşriklerinin ilişkilerinin son derece gergin olduğu bir dönemdir. Buna rağmen Ayetin, inanmayanlara iyiliği, insaf ve adaleti emretmesi dikkate değerdir. Bu Ayetin inmesi ile alakalı olarak, Hz.Ebubekir (R.A.) kızı, Hz.Esma’nın müşrike (Allah’a şirk koşan) olan analığı, Mekke’den Medine’ye gelip kendisiyle görüşmek istemesi sonucu, Efendimiz (SAV) ’ den bu konuda görüş isteyince , bahse konu Ayet-i Kerime nazil olur ve görüşmenin ötesinde, ona iyilikte bile bulunmasının herhangi bir mahzurunun olmadığı ifade edilmiştir. (1)
Müslümanlara düşmanlık yapmayan, inançlarına saygılı olan gayrimüslimlerekarşı, onlara iyilik yapılmasa bile düşmanlık yapmamak ve adaletli davranmak , adaletin gereğidir. Fakat müslümanlara karşı düşmanlıklarını sürdürenler ile düşmanlık yapmayanları aynı kefeye koymak da adaletsizliktir. (2)
M. Hamdi Yazır’ın bildirdiğine göre, âlimlerin ekserisi Mümtahine 8 âyetindeki yasaklamanın, ellezine ism-i mevsulünün sılasının ardından zikr edilen iki sıfatı (yani dinden ötürü savaşmayan ve vatandan çıkarmayan) taşıyan kafirler hakkında olduğu görüşündedirler. Bu; zımmî, müste’men, münasebet kesilmeyen antlaşmalı ve barış yapanların hepsini kapsamına almaktadır. Mü’minler burada zikredilen gayr-i müslim gruplardan hiç birine iyi davranmaktan ve ihsanda bulunmaktan men edilmiş değildirler (3). Nitekim Taberi de böyle tefsir etmiştir. Fahrettin Razi de tefsirinde , “müminlerin müşriklere karşı savaş haricinde birbirlerine karşı iyi davranabileceklerine delâlet eder” görüşünün Müfessirlerce kabul gördüğünü belirtmektedir. (4)
Yani Allah Tealâ, sizinle sulh içinde geçinen, kadınlar ve zayıflar gibi sizinle din konusunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kâfirlere sıla-i rahim, komşuluk yapma, misafir etme gibi iyilik ve hayırları yapmaktan sizi men etmez. Ve yine sizin, sözünde durma, emaneti yerine verme, satın aldığınız şeylerin parasını eksiksiz ödeme gibi onların hakkı olan şeyi vermenizi men etmez. Çünkü Allah adil davrananları sever ve onlardan razı olur.(5) Müslümanlarla din veya dünya için savaşmamış, onları yurtlarından çıkarmamış ve çıkarılmalarına yardım etmemiş olan kâfirlere iyilikte bulunmak caizdir. Müslümanlarla onlar arasındaki davalarda adaletli hükmetmek lâzımdır. Çünkü Allah adil davrananları sever ve bütün insanlara karşı adaletli olmayı emreder. O halde savaşan ve savaşmayan hakkında da adaletli olmak vacipdir. (6)
Görüleceği üzere , Kur’an bu Ayeti ilede , müminlerle savaşmayan müşrik ve kafirler ile , iyi geçinmeyi , güzel bir diyalog kurmayı teşvik etmekte , bu zaviyeden her kafiri eşit tutmamaktadır.
(1) İbn-i Kesir, Tefsir-ul Kuranil Azim, bahse konu Ayetin tefsiri.; Buhari,Hibe 29, Ebu Davut, Zekat 34.
(2) Mevdudi, Tefhimul Kur’an, VI,221
(3) Hamdi Yazır, Mümtehıne 8′in Tefsirinde
(4) Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu’l-Gayb, Akçağ Yayınları: 21/441-442
(5) Vehbe Zuhayli, et-Tefsirü’l-Münir, Risale Yayınları: 14/401-402
(6) Kurtubî, XVIII/59.
Temmuz 19, 2007, 6:38 pm üzerinde
Diyaloğu Emreden Ayetler 4
Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar da vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, kusurlarını başlarına kakmaz, hoş görür ve bağışlarsanız, bilin ki Allah çok bağışlayan çok merhamet edendir.” (Teğabün,64/14)
Ayet-i Kerimede görüleceği üzere , düşman olan eşler ,çocuklar veya her ikisi içinde , onların İslam’a kazandırılmaları için affetmeyi , kusurlarını yüzlerine vurmamayı öğütlemektedir.
Elmalı Hamdi Yazır bu Ayet-i Kerimenin tefsirinde Tirmizi, Hakim, İbn-ü Cerir ve daha başkalarından İbnü Abbas’tan şöyle rivayet ettklerini bildiriyor:
‘Bu âyeti bazı Mekkeliler hakkında nazil olmuştur ki, onlar müslüman olmuşlar ve Medine’ye Peygamber (s.a.v) ‘in yanına gitmek istemişlerdi. Hanımları ve çocukları da onları bırakmaya razı olmadılar. Sonra kalkıp Resulullah’a geldiklerinde insanların dinî bilgileri kavramış olduklarını görünce zevcelerine ve çocuklarına ceza vermeyi düşündüler. Bunun üzerine Allah Teâlâ bu âyeti indirdi. Elmalı özetle şöyle devam ediyor: “Ezvacınızdan, yani eşlerinizden ve çocuklarınızdan size bir düşman vardır. Kadın ve çocuklardan oluşan ailelerinizin tamamı değilse de içlerinden bazıları; yani bazı kadın, bazı çocuk veya bazı kadınla çocuklardan teşekkül eden bir takımı, size bilerek veya bilmeyerek bir nevi düşmandır. Bununla beraber sakınacağız diye tazyik edip de sıkmamalı, her kusurlarına aldırmamalıdır. Ve eğer affederseniz yani affetmek hakkınız olup tarafınızdan affı mümkün olan suçlarını bağışlarsanız -ki bunlar, size karşı yapılan ve başkalarını ilgilendirmeyen dünya işleriyle alakalı yahut da dinî konularda olup da tevbe ettikleri suçlardır affeder yüzlerine vurmaz, başlarına kakmaz ve ayıblarını, eksikliklerini örter, müsamaha gösterirseniz, şüphesiz Allah da gafurdur rahîmdir. O da sizin günahlarınızı rahmetiyle bağışlar.” (1)
Evet, kötülüğün kökünü en keskin kılıçlardan daha güzel kesecek olan şey ihsanla muamelede bulunmak; Allah’ı görüyormuşçasına ya da en azından O’nun tarafından görülüyor olma şuuruyla kötülüklere bile iyilikle karşılık vermektir. Mesela; bir insan size, “falanın oğlu” dese ve babanızı inkar ederek hakarette bulunsa; size düşen vazife, onun babasını en güzel yanıyla zikrederek, “Sen şerefli bir babanın oğlusun, namuslu ve çok iffetli bir annenin çocuğusun. Seni de onlar gibi şerefli ve iffetli olarak biliyordum; nasıl oldu da ağzından böyle yakışıksız bir söz çıktı, anlayamadım” demekten öte mukabelede bulunmamaktır. Zannediyorum, sizin bu tavrınız muhatabınızı kendi saygısızlığının altında bırakacak ve meselenin büyümesine mani olacaktır. Bazen hasma karşı tebessüm etmek onu ve ondan gelebilecek zararı defetmeye kâfîdir.(2)
Hazreti Bediüzzaman’ın da ifade ettiği gibi, hasmı mağlûp etmenin en kısa ve emin yolu, fenalığına karşı iyilikle mukabele etmektir. Çünkü, eğer fenalıkla mukabele edilse, aradaki husumet artar. Hasımlardan biri zâhiren mağlûp bile olsa, kalben kin bağlar, adâveti devam eder. Fakat, eğer iyilikle mukabele edilirse, karşıdaki de pişman olur, belki dost halini alır. Öyleyse, mü’minler “Boş sözlerle, çirkin davranışlarla karşılaştıkları zaman, izzet ve şereflerini muhafaza ederek oradan geçip giderler.” (Furkan, 25/72) ve “Eğer onları affeder, kusurlarına bakmaz ve bağışlarsanız, şüphesiz ki Allah da çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir.” (Tegabün, 64/14) gibi Kur’an’ın kudsî düsturlarına kulak vermeli ve bu emirleri tatbik etmelidirler. (3)
“Ey inananlar! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan bazıları size düşmandır. Onlardan sakının. Ama affeder, hoşgörür, bağışlarsanız muhakkak ki Allah da Gafûr ve Rahîm’dir (O da sizi bağışlar)”. (Teğabun, 64/14) Ayetini özetlemek gerekirse ; mal ve evlat bir yönüyle potansiyel düşman, diğer yönüyle dosttur. Bunlar Allah yolunda değerlendirilebilirse, insan onlar vasıtasıyla hem dünyasını hem de âhiretini mamur edebilir. (4)
Kafir akrabalara karşı bile , affedici olma ve onlarla Diyaloğu kesmeme şiarını emreden Ayetin yüklediği mana , insanları kazanma ve iman ilke müşerref olmalarına vesile olabilmektir.
(1) Elmalı Hamdi Yazır , Teğabun(64/14) Tefsiri
(2) M.Fethullah Gülen , herkul.org, 27.06.2005
(3) Mektubat , Sayfa 256
(4) Fethullah Gülen, Akademi, 30.09.2002
Temmuz 19, 2007, 6:41 pm üzerinde
Soru : Diyaloğa karşı çıkan Müslümanlar hakkındaki düşünceniz nedir ? Onların bu konudaki temel yanılgısı size göre nedir
İslami camiada Diyaloğu destekleyen ve bu vesile ile doğru İslamın tanıtılacağına inananlar olduğu kadar , Diyaloğu bir Hıristiyanlaştırma , İslam’dan taviz verme , İslam dışındaki bazı dinleri Hak Din olarak kabul etme şeklinde algılayanlarda vardır.
Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi bir makalesinde Diyaloğa karşı çıkan 3 zümreden bahsederken günümüz Hariciler, Karmatileri ve Anarşistleri demişti. Bunlara ilave olarak birde Diyaloğu hakkıyla bilmeden , dezenformasyondan kaynaklanan , konuya tam vakıf olmadığı halde “acaba İslam’a zarar verebilirmi ?” mülahazası ile endişe duyan samimi kardeşlerimizinde olduğunu görmekteyiz. Bu insanlar , Diyalog Hizmetlerinin içinde olmadıklarından , Diyaloğa biraz mesafeli durmakta ve kendilerince haklı endişelere kapılabilmektedirler.
Halbuki , “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz “ hükmünce , hayatını İslam ve Kur’ana adamış , 30 yıllık Cami Kürsülerinde Hak aşkından gözü yaşlı bir vaizin önderliğinde ve gözetiminde sürdürülen Diyalog Hizmetlerinin İslam’a zarar vermesi mümkün olsaydı , acaba hayatını Küfre karşı mücadeleye adamış , Erzurumda ilk defa “Kominizme karşı mücadele derneğini “ kurmuş bu gözü yaşlı Vaiz bu denli Diyaloğu teşvik edermiydi ?
Diyaloğa karşı çıkan Müslüman kardeşlerimizin en başlıca yanılgısı Kur’an ile çelişmeleridir. Yani Kur’anı Kerimi siyak ve sibak bütünlüğü içinde ele almayışlarıdır ! Mesela , Kur’anı Kerim
Ali İmran suresi,64 ‘te (mealen) :
“De ki: Ey Ehl-i Kitap, Sizinle Bizim Aramızda ortak Olan Bir Kelimeye Gelin: Allah’tan Başkasına İbadet Etmeyelim ve O’na Hiçbir Şeyi Ortak Koşmayalım” (1)
Ankebut suresi,46′ta (mealen) :
”İçlerinden zulmedenleri bir yana, ehl-i kitapla ancak, en güzel yoldan mücadele edin ve deyin ki: ‘Bize indirilene de, size indirilene de iman ettik. Bizim ilâhımız da, sizin ilâhınız da birdir ve biz O’na teslim olmuşuzdur.” (2)
Mümtehine suresi,8 ‘de (mealen) :
”Allah, sizinle din uğrunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlara iyilik yapmanızı ve onlara adil davranmanızı yasaklamaz.” (3)
diyerek , yani Ehl-i Kitab ile Diyalog ve iyi ilişikiler tesis edin, derken , yine diğer Ayet-i Kerimelerde
Bakara suresi , 191 (mealen)
Onları(Kafirleri) nerede yakalarsanız öldürün
Tevbe suresi , 73 (mealen)
Ey peygamber! Kafirlere ve münafıklara karşı cihad et ve onlara karşı sert ol. Onların varacakları yer cehennemdir. Ne kötü bir varış yeridir orası!
Tevbe suresi , 31 (mealen ) :
Yahudiler, “Üzeyr Allah’ın oğludur” dediler. Hırıstiyanlar ise, “İsa Mesih Allah’ın oğludur” dediler. Bu onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir. Onların bu sözleri daha önce inkar etmiş kimselerin söylediklerine benziyor. Allah onları kahretsin. Nasıl da haktan çevriliyorlar!
Tevbe suresi , 5 (mealen ) :
Haram aylar çıkınca bu Allah’a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin
diyerek , Kafirlere karşı nasıl bir tutum izlenmesini öğütlemektedir. Şayet Kur’anı Ehl-i Sünnet Uleması gibi siyak ve sibak bütünlüğü içinde , yani önce nazil olan Ayetler ile sonra nazil olan Ayetleri birbiriyle bağımlı bir bütün olarak kabul etmezsek , o zaman (yüzbin defa Haşa) Kur’an-ı kerimi bir çelişki içinde göstermiş oluruz ki , Diyalog karşıtı kardeşlerimizin yanılgıları burada başlamaktadır. Çünkü , Diyalog karşıtı kardeşlerimiz , bizim ilk paragrafta bahsettiğimiz Kafirlere karşı Diyaloğu ve iyi muameleyi emreden Ayetleri görmemezlikten gelip , sadece daha sonra bahsettiğim Ayetler üzerine konuştuklarından , yanlışa düşmektedirler.
Buna isnaden soruyoruz : “Kur’anı Kerimde işimize gelen Ayetleri alıp işimize gelmeyen Ayetleri görmemezlikten gelmek , Hakiki bir müminin izleyeceği yomludur ? Diyaloğu emreden Ayetleri ne yapacaksınız ? Bu Ayetler bugünü kapsamıyor mu diyeceksiniz ? Veya nesh edilmiştir diyerek Ehl-i Sünnet Müfessirleri ile çelişeceksiniz ?
İzninizle bir örnekle konuyu biraz daha açalım :
Maide Suresi , 51 (mealen)
Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğruya iletmez.
yani Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin , derken ;
Maide Suresi , 5 (mealen) :
Mü’min kadınlardan iffetli olanlarla, daha önce kendilerine kitap verilenlerden olan iffetli kadınlar da, mehirlerini vermeniz kaydıyla; evlenmek, zina etmemek ve gizli dost tutmamak üzere size helâldir.
diyerek , Yahudi ve Hıristiyan hanımlarından iffetli olanları ile evlenmeye cevaz vermektedir.
Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin yaklaşımını Elmalı Hamdi Yazır ve Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin anladığı şekliyle (4) anlamazsak , o zaman bir Ayeti “Yahudi ve Hıristiyanları düşman edinin “ , diğer Ayetide “ Düşman edinmenizi emrettiğim Yahudi ve Hıristiyanların hanımları ile evlenebilirsiniz” şeklinde anlamış oluruz ki , -haşa- bariz bir çelişki ortaya çıkmış olur. Çünkü hem düşman edinin hemde düşmanınız ile evlenebilirsiniz anlamı çıkmaktadırki , işte bu çelişki –yüzbindefa haşa- Kur’anın değil , Kuranı siyak ve sibak bütünlüğü içinde değerlendirmeyen Diyalog karşıtı kardeşlerimizin çelişkisidir !
Kur’an ve Sünneti tahlil ederken , siyak ve sibak bütünlüğünü göz önünde bulundurmazsanız , Ayetlerin nuzül sırasını hangi olaylara göre indiğini saptamazsanız Kuranı katletmiş olursunuz.
Hz.Musa (AS) ‘yı, Firavun gibi kendisini –haşa- İlahlaştıran büyük bir Kafire gönderirken: “Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır, yahut korkar.” (Taha, 44) , Efendimiz (SAV) ‘e: ‘Sen, Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle davet et ” (Nahl, 16/125) , Allah’ın Ayetlerini inkar eden ve Efendimiz (SAV) ‘i yalanlayanlara karşı : “Şimdi sen onlara yumuşak davran ve güzel muamele et.” (Hicr, 85) demektedir.
Yani, Kur’anı Kerim bazı yerlerde Kafirler hakkında sert davranmaktan bahsederken, yine bazı Ayet-i Kerimelerine “yumuşak” ve “bağışlayıcı” davranmaktan, “güzel muamele” etmekten bahsetmesi, bahse konu “sert” davranma fiilinin bütün kafirleri kapsamadığını göstermektedir. O zaman hangi Kafir’e karşı “sert” hangisine karşı “yumuşak ve bağışlayıcı” davranacağız sorusu akla gelmektedir. Bunada yine Kur’an cevab veriyor:
‘Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilmiş olanlardan ve kâfirlerden, dininizi alay ve eğlence konusu yapanları dost edinmeyin.’ (Maide:58)
‘ İçlerinden zulmedenleri bir yana, ehl-i kitapla ancak, en güzel yoldan mücadele edin ve deyin ki: ‘Bize indirilene de, size indirilene de iman ettik. Bizim İlâhımız da, sizin İlâhınız da birdir ve biz O’na teslim olmuşuzdur.’ (Ankebut,46)
‘Allah sizi, din konusunda sizinle savaşmamış, sizi yurtlarınızdan da çıkarmamış kimselere iyilik etmekten, onlara âdil davranmaktan men etmez. Şüphesiz Allah âdil davrananları sever.’ (Mümtehina, 8 )
Ayetleri “Siyak ve Sibak bütünlüğü” içinde değerlendirirsek :
Müslümanlarla Zulmeden, Alaya alan, savaşan ve İslam’a açıktan düşmanlığını ilan eden Kafir ve Münafıklara “SERT“ ol, diğerleri ile en güzel yoldan, “yumuşak ve musamaha yolu ile” yani İslamı sevdirerek Tebliğ etme yolunu açık tut! Umulurki, bu şekilde İslam’ın güzelliklerine şahit olurlar ve İman ile müşerreflenirler!
Şimdi O Öne sürdüğünüz ayetlerin Hepsi Boşa Çıktı Gördünüzmü BilmedenAnlamadan Yaptığınız Yorumlar Sonucu Bilmem Nasıl Hesabını vereceksiniz
Temmuz 19, 2007, 6:43 pm üzerinde
Peygamberimiz’in (sas) Ehl-i Kitap’la Diyaloğu
İslamî düşüncede insan tarif edilirken ‘medeniyyün bittab” (yaratılışı gereği medenî) denilir. İnsanoğlunun genleri sanki cemiyet halinde yaşamak üzere programlanmıştır. O, oturacağı bir eve kavuşmak veya yiyeceği bir lokmayı elde etmek için onlarca insanla münasebet halinde olmak zorundadır. Şaka için bile olsa, ‘Ev olarak mağara, yiyecek olarak ot yeter’ diyecek birine, yazlık-kışlık giyeceklerini, kalemini, mürekkebini hatırlatırız.
Âdemoğlu, insanca bir hayat yaşamada başka insanlara muhtaçtır, huzuru ve saadeti için de insanlarla iyi anlaşmaya, onlarla uyum içinde olmaya mahkûmdur. Atalarımız, çok yerinde olarak: Hayvanlar koklaşa koklaşa, insanlar konuşa konuşa! demişlerdiir.
İster istemez birbirine muhtaç bulunan, başkalarıyla bir arada yaşamak zorunda olan insanoğlu, bu başkalarıyla anlaşacak ve anlaşmak için de konuşacaktır. İnsan, kendi kendisiyle konuşmaz; konuşma en az iki kişi arasında olur. Yani insanlar monolog yaparak yaşamazlar; onlar, ‘İki kişi arasında cereyan eden konuşma’ manâsına gelen diyalog yaparlar. Yani diyalog, hayatımızın en temel unsurlarındandır.
Kimlerle Diyalog?
Hayatımız diyalogla geçer; temas ettiğimiz herkesle diyalog yaparız: Ailemiz halkıyla, komşularla, iş muhiti ve alış-veriş yerlerinde karşılaştıklarımızla vs. Bir Arap atasözü, ‘Kişi tanımadığının düşmanıdır.’ der. Öyleyse dostluğun, samimiyetin kaynağı ve sebebi tanışmaktır. Bunun da yolu, öncelikle konuşmaktan, yani diyalogdan geçer.
Sadece komşular, akrabalar, meslektaşlar değil, aile fertleri bile, aralarında samimi olarak görüşüp konuşmadıkları takdirde birbirlerine yabancılaşırlar.
Zamanımızda, gelişen teknoloji sebebiyle dünya bir köye hattâ bir meclise döndü. Artık değişik renk ve dilde, farklı inanç ve kültürde insanlarla her zaman iç içe olmak durumundayız.
Peki, bizden olmayanlara, bizden kabul etmediklerimize, hattâ düşmanlarımıza nasıl davranacağız?
Onlardan kaçacak mıyız? Küsüp, onlarla konuşmayacak mıyız? Kavga mı edeceğiz? Düşmanlık içinde mi yaşayacağız?
Hele bu bizden olmayan, işverenimizse, işçimizse, meslektaşımızsa, hattâ eşimizse?
Bir tebessüm, bir selâm daha uygun değil midir! Bu ne kaybettirir? Bayramlarda, başka özel günlerde ikramlaşmayalım mı?
Mesafeli olacaksak sebebi ne? Sınırı ne?
Dinlerimiz, kültürlerimiz farklı diye mi?
Acaba dinimiz bu konuda bir yasak mı koymuş? Bu, bir zan mı, bilgi mi?
Devletlerimiz farklı diye mi? Devletin böyle bir yasağı mı var?
Geçmişte ecdadımız, onların ecdadıyla savaştı diye mi?
Öyleyse barışın manâsı ne?
Vs’ sorular çoğaltılabilir.
Ehl-i Kitap’la diyalog meselesini bu çeşitten sorulara arayacağımız cevaplarla daha iyi anlayabiliriz.
Dinimiz ve Diyalog
Dinimizin başka din mensuplarıyla karşılaşmayı ve onlarla diyalogu yasakladığını kimse söyleyemez. Her şeyden önce, eğer İslâm hak bir dinse ve kendisini bütün dünyaya götürmesi gereken yeni mesajların sahibi görüyorsa, en ziyade araması gereken şey diyalog olacaktır. Ayrıca, İslâmiyet’te ‘Diğer din mensuplarıyla görüşmeyin, konuşmayın; onlara mesafeli durun, hattâ güç kullanın! Gerekirse onları kılıç zoruyla İslâm’a sokun!’ diye bir prensip söz konusu değildir. Bilakis Kur’ân-ı Kerim, pek çok âyetlerinde, Hz. Peygamber’e Dinde zorlama yoktur; sen sadece tebliğ edicisin; bir uyarıcı ve müjdeleyicisin.. Sözlerine tesir vermek, insanların kalplere imanı koymak Allah’ın işidir. Sen, muhatapların nasıl davranırlarsa davransınlar, tebliğ işinde hep müsamahalı ol, affet, gördüğün kötü muameleleri onları yapanların cahilliğine ver ve onlar için de selâm dile! şeklinde hitap eder.
İslâm, kelime olarak sulh ile münasebattardır. Hedefi de insanlığı sulhe kavuşturmaktır. Onun ilk muhatapları hep müşrik Araplardı. Hz. Peygamber (s.a.s.), tebliğine başlarken onlara en yakınları için hazırladığı bir yemek ziyafeti vesilesiyle evinde yaptığı davette olsun, arkadan yine dar çerçevede Safa tepesinde yaptığı tebliğde olsun Allah’ı, âhiret hayatını, Âhiret’teki sorumluluğu hatırlatmıştı. Yaptığı tebliğdi; muhatapları müşrikti ve onlara evinde yemek veriyordu. Hz. Hatice’nin servetinin önemli bu kısmı bu tür ziyafetlerde harcanmıştı. Yani o, baştan beri herkesle diyalog halindeydi. Diyalog olmasa tebliğ olmazdı. Ve elbette diyalogun ve onun sürmesinin en önemli şartı, insanların birbirlerini önce ne iseler o olarak ve kendi konumlarından kabuldü.
Ve o, büyük tepki görüyordu. Alaya alınıyor, işkencelere maruz kalıyordu. Ama, kimse ile münasebetini kesmiyordu. Gelmeyene gidiyor, kovulsa, defalarca reddedilse bile herkesle münasebetini devam ettiriyordu.
Peygamber aleyhissalâtu vesselâm sabrediyor ve inananlara da sabır tavsiye ediyordu. İşkence altında ölenler oldu. Mü’minler, gittikçe artan müşrik saldırıları karşısında hayatta kalabilmek için ana yurtlarını, baba evlerini, mal-mülk bütün varlıklarını terk ederek kuru canlarıyla önce Habeşistan’a, daha sonra Medine’ye hicret etmek zorunda kaldılar. Ancak müşrik Mekkeliler, mü’minleri hem Habeşistan’da hem Medine’de takibe devam ettiler.
Hz. Peygamber Efendimiz’in Mekkelilerle yaptığı ilk üç savaşın üçünün de Medine’nin yakın çevresinde cereyan etmesi, Resûlüllah’ın her defasında kendini savunmak mecburiyetinde kaldığının en güzel delilidir. Onun bütün maksadı, insanların manen dirilmesiydi. O, savaşmak zorunda kalırken bile öldürmek için değil, diriltmek için savaşıyordu. Yeri gelince, onun Uhud Savaşı’nda düşürüldüğü çukurda yüzüne batan zırhı çıkarır, kırılan dişini avucuna alır ve kanlar içinde iken, arkadaşlarından bazılarının Mekkeliler için bedduada bulunması isteğine, ellerini kaldırıp, ‘Ya Rabbi, kavmimi affet, çünkü onlar bilmiyorlar!’ dediğini anlatırız. Yine yeri gelince, hayatının en acılı iki gününden biri, Uhud’dan daha acılı bir günü olarak zikrettiği Taif ziyareti dönüşü o hazin münacatı karşısında Hz. Cebrail’in gelip, ‘Ya Muhammed (s.a.s.)! İstersen Dağlar Meleği’ne emredeyim, şu dağı Taiflilerin başına geçirsin!’ demesine, hiç tereddüt etmeden, ‘Hayır! Bu insanların neslinden yüz yıl sonra bile bir mü’min gelecekse, böyle bir şeyin olmasını istemem!’ şeklinde mukabele etmesini anlatırız. Bütün bunlar, insanların dirilişi, imanlarının ve âhiretlerinin kurtulması adına onlarla münasebetin, diyalogun devamını, daima insanların hayrını istemenin gereğini anlatan en güzel misaller değil midir?
Hudeybiye Sulhü: Diyaloğun Savaşa Tercihi
İnsanları İslâm’a kazanmada Hz. Peygamber’in takip ettiği metot, savaş ve baskı değil, prensipte her zaman için sulh ve sulh ortamında İslâm’ın yaşanışını göstermek, fiilî örnek ortaya koymak olmuştur. Bunun en güzel örneği Hudeybiye Sulhü’dür.
Resûlüllah (s.a.s.), bu sulhü elde etmek için en yakınlarının ve bu meyanda ‘Benden sonra bir peygamber gelecek olsaydı o, Ömer ibnu’l-Hattâb olurdu.’ hadisiyle feraset ve kapasitesi nebevî tasdik ve takdire mazhar olan Hz. Ömer gibi birinin bile anlamakta zorlanarak ‘haysiyet kırıcı’, ‘zillet getirici’ taviz olarak değerlendirdiği, hattâ neredeyse bütün arkadaşlarının kabulde zorlandığı davranışlarda bulundu. O gün Hz. Ömer (r.a.) ile Resûlüllah (s.a.s.) arasında geçen konuşma şöyle idi:
- Ey Allah’ın Resûlü! Biz hak üzere, onlar da bâtıl üzere değiller mi?
- Elbette, şüphesiz öyle!
- Bizim ölülerimiz cennetlik, onlarınki cehennemlik değil mi?
- Elbette! Şüphesiz öyle.
- Öyleyse niye dinimizde bu zilleti kabul ediyoruz? Allah bizimle onlar arasında (savaşla belirlenecek) hükmünü vermezden önce geri mi döneceğiz?
- Ey Hattâb’ın oğlu, ben Allah’ın Elçisi’yim ve O’nun emrine muhalif de değilim ve Allah da ebediyen bizi terk etmeyecektir!’
Medine’ye dönmek üzere yola çıkılır. Yolda Fetih Sûresi iner ve Hudeybiye Sulhü’nü bir zafer olarak müjdeler: ‘Biz sana apaçık bir zafer ve fetih ihsan ettik!’ Hz. Peygamber, sûreyi Hz. Ömer’e baştan sona kadar okur.
Hudeybiye Sulhü’ne karşı çıkıştaki hatasını bilahare anlayarak kefaret için zaman zaman ömür boyu oruç tutup, sadaka verecek olan Hz. Ömer, ayrıca Hz. Ebu Bekr ve diğer pek çok sahâbî ittifakla, Hudeybiye sulhünün ‘İslâm’ın en büyük zaferi olduğu’nu ifade edeceklerdir (Vâkidî, 1966, 2: 609-610).
Böylesine itiraz ve hayal kırıklarıyla karşılanan bu sulh öylesine güzel gelişmelere zemin hazırlamıştır ki, onun gerçek bir fetih olduğu ve hattâ ‘İslâm’da Hudeybiye fethinden daha büyük bir fetih olmadığı’ ittifakla kabul edilecektir (a.g.e., 2: 624).
Vâkidî bu sulhün İslâmî inkişaftaki tesirini şöyle açıklar: ‘Harp, insanlar arasına bir perde ve karşılıklı konuşmalara mâni olmuştu. Karşılaşılan her yerde kavga yapılıyordu. Hudeybiye sulhü gerçekleşince savaş bitti ve insanlar birbirlerine güvenmeye başladılar. Birazcık anlayışı olan bir kimseye İslâm anlatılınca artık hemen Müslüman oluyordu. Öyle ki, bu sulh sırasında savaşın ve şirkin devam ettiricileri konumundaki bazı müşrik liderler bile İslâm’a girdiler.’ Vâkidî’nin örnek olarak ismen kaydettiği iki kişiden biri Amr ibnu’l-As’tır ve istikbalin Mısır fatihidir. Diğeri, ‘Allah’ın çekilmiş kılıncı’ unvanını alacak olan Hâlid ibnu Velîd’dir; o da Suriye ve İran’ın fatihi olacaktır (a.g.e., 2: 624).
Evet, Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.s.), diyalog imkânı elde etmek için, yani Müslümanlarla müşrikleri bir araya getirme, aralarında konuşma, birbirlerini daha yakından tanıma imkânı sağlamak gayesiyle her ne pahasına olursa olsun sulh istemişti. Elde edilen netice, onun ne kadar haklı olduğunu göstermiştir.
Ehl-i Kitap’la Diyalog
Müşriklere karşı tavrı bu olan Hz. Peygamber’in Yaratıcıya, Hz. Âdem’den başlayıp Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Yakup, Hz. Musa ve Hz. İsa’ya (a.s.) dayanan peygamberler silsilesine ve ölümden sonra yeniden diriltiliş ve hesap, Cennet, Cehennem ve ebedî hayata inanan Ehl-i Kitab’a karşı tavrı elbette daha iyi ve çok daha yumuşak olacaktı. Nitekim de öyle olmuştur.
Ehl-i Kitap Kimdir?
Öncelikle belirtelim ki, ‘Ehl-i Kitap’, Kur’ânî bir tabirdir. İslâm’a göre, Ehl-i Kitap deyince semavî kaynaklı kitaba inanan din mensupları kastedilir. Bu açıdan ilk akla gelenler Yahudî ve Hıristiyanlardır. Ancak, Hz. Âdem’den Resûl-i Ekrem’e gelinceye kadar 124 bin peygamber geldiğine, bunlardan bir kısmına kitap indirildiğine inanıyoruz. Şu halde, prensipte, kendisine kitap inmiş bütün dinler Ehl-i Kitaptır. Nitekim Mecusilere de Ehl-i Kitap muamelesi yapılacağı Resûlüllah’tan rivayet edilmiştir, ancak kestiklerini yememek, kadınlarıyla evlenmemek şartıyla (Taberî, tarihsiz, 3:29). Bediüzzaman merhum, müfessir seleflerinden bir adım daha ileri giderek, Kur’ân’ın ‘Ya Ehle’l-Kitap!’ hitabına, -tabirin ‘ya ehle’l-mektep şeklinde de anlaşılabileceğini söyleyerek- bugünkü ‘aydın’ dediğimiz okur-yazar takımının da muhatap olabileceği görüşüne yer verir (Sözler, ‘25. Söz’, RNK l: 183). Biz Müslümanlar için, Resûlüllah öncesi mevcut bütün dinlerin ve hususen mukaddes kitap inancı taşıyanların semavî asıllarının olabileceğini kabul etmekte dinî bir engel yoktur. Nitekim, Alman etnologlarından Wilhelm Schimidt, medeniyet tarihçilerinin insanlığın en ibtidaî medenî safhası kabul ederek, avcı-toplayıcı diye adlandırdıkları dönemde bile çok tanrılı bir inanca değil Tevhid akidesine sahip olduklarını etnolojik verilerden hareketle ispat etmiştir (Kaynak 2004). Kur’ân’da geçen Zülkifl ismiyle Gouthama Boudha’nın kastedilmiş olabileceğine dikkat çeken (Le Saint Coran, Enbiya, 85′in tercümesinde) Muhammed Hamîdullah merhum, Mecusilik, Brahmanizm, Budizm gibi hâlen yer yüzünde mensupları bulunan dinlerin mukaddes kitaplarında Peygamberimizle ilgili olan ifadelerin bir kısmını gösteren bir çalışma yapmıştır (Bu bilgileri, Kütübü Sitte Muhtasarı Tercüme Ve Şerhi isimli çalışmamızda geniş olarak kaydettik,14: 279-83).
Görüldüğü üzere, Ehl-i Kitap tabiriyle, bazısı münakaşa edilebilecek farklı yorumlar olsa da İslamî kaynaklar, öncelikle Yahudi ve Hıristiyanların kastedildiğinde ihtilaf etmezler. Bu tabir Kur’ân’da sıkça geçtiği gibi, ayrıca ‘Yahudi’ ve ‘Nasâra’ veya bunlara delalet eden başka tabirler de geçer. Bu üç tabir umumiyetle farklı zaman dilimleri içinde, farklı şartlara -ve bunlara bağlı sorulara- göre geldiği için, bu konuyu kavramada âyetlerden sadece birini esas almak yeterli olmayabilir ve hattâ yanlış neticeye de götürebilir. Bu sebeple, imkân nispetinde konuya giren bütün âyetleri, nüzul sebepleriyle birlikte bilmek gerekir. Nitekim Kur’ân’da, Ehl-i Kitab’ı kınayan, tehdit eden ve hattâ şirke nispet eden âyetler olduğu gibi, takdir eden, öven âyetler de vardır. Yâni Kur’ân-ı Kerim’e göre, Ehl-i Kitab’ın hepsi bir değildir, tıpkı Müslümanların da hepsi bir olmayıp kiminin müttaki, kiminin fâsık, kiminin de daha başka derecelerde olduğu gibi.
Diyalog konusunda bilinmesi gereken bir nokta da şudur: Ehl-i Kitap deyince ister yukarıda belirtildiği üzere, geniş bir yelpazede bakalım, ister mûtad üzere akla hemen geliveren ve Kur’ân’ın zahirine de uygun olan sadece Yahudi ve Hıristiyanları anlayalım, Cenab-ı Hak, yüce Kelâmında Hıristiyanların mü’minlere daha yakın olduğunu belirtir: ‘Mü’minlere sevgi bakımından en çok yakınlık duyanların ise ‘Biz Nasârayız (Hıristiyanlarız)’ diyenler olduğunu görürsün.’ (Mâide, 5/82). Gerçekten, bilhassa Resûlullah döneminde bu bir hakikattır. Resûlullah’ın mesajı kendisine ulaşan ilk Hıristiyanların tepkileri nâdir istisnalar dışında oldukça müspet ve edepli olmuştur: Bahira, Varaka ibnu Nevfel, Necaşi, Herakliyus, Mukavkıs, Addâs, Fervetu’bnu Amr el- Cüzâmî, Kapıcı Mürâ, Süheyb-i Rûmî gibi nicelerinin menkıbeleri okununca, kaydettiğimiz âyetin manâsı hadiselerle müşahede edilir. Mezkûr âyetin devamında, Hıristiyanlardaki yakınlığın kaynak ve sebebi de belirtilir: ‘Bunun sebebi, onlar arasında bilgin keşişlerin ve dünyayı terk etmiş rahiplerin bulunması ve onların kibirlenmemeleridir.’ Bu mânaya mâsadak olan çağdaş Addâs, Süheyb, Mürâ”ların yokluğunu söylemek hem Kur’ân’ın ruhuna ters düşer, hem de fiilî müşahedelerimize.
Hz. Peygamber’in Ehl-i Kitab’a Yaklaşımı
Mekke’de münferit bazı şahıslar dışında Ehl-i Kitap bir cemaat yoktu. Bu sebeple Ehl-i Kitap’la ciddî mânada bir temas Hicret’ten itibaren Medine’de başlar. İncil ve Tevrat, Hz. Peygamber’e göre, Hz. Âdem’le başlayan peygamberlik zincirinin Kur’ân’dan önceki son halkaları idiler. Binaenaleyh, bu iki Kitap mensuplarının kendisine sahip çıkacaklarını, etrafında yer alıp şirke, batıla, ahlâksızlık ve zulme karşı elbirlik mücadele vereceklerini ümit ediyordu. Medine’ye gelir gelmez, günümüzün tabiriyle bir manâda Anayasa diyebileceğimiz yazılı bir anlaşmanın ikinci maddesini, ‘İnananlar müstakil bir ümmettir.’ diye tespit ettiği halde, 25. maddede de: ‘Beni Avf Yahudileri, mü’minlerle birlikte olarak bir ümmet teşkil ederler.’ demek suretiyle onların beraberliğine ne kadar inandığını ortaya koymuştu. Bu ifade, onları inançlarında İslâm’a zorlama manâsına gelmiyor, aksine onları kendi değerleri içersinde olduğu gibi kabullenmeyi ifade ediyordu. Çünkü, aynı maddenin devamında: ‘Yahudilerin dinleri kendilerine, Mü’minlerin dinleri kendilerinedir. Buna gerek mevlâları (azatlıları) gerek kendileri dâhildirler. Yalnız kim ki haksız bir fiil irtikap eder veya bir cürüm îka ederse, o sadece kendine ve aile efradına zarar (vermiş) olacaktır.’ deniyordu. Bunu takip eden 26, 27, 28, 29, 30 ve 31′inci maddelerde teker teker adları zikredilerek diğer altı Yahudi kabilesinin de Beni Avf Yahudileri gibi oldukları belirtilir.
Yani Yahudiler, bu anlaşmada, Mü’minlerle birlikte yaşayan, birbirleriyle yardımlaşan, biri diğerinin düşmanına yardım etmeyen vatandaşlar konumunda idiler.
Bazı Jestler
Resûlüllah (s.a.s.), Medine’ye hicretinin ilk aylarında Yahudilerden destek görme ümidini taşıyordu ve bunu devam ettirmek istemişti. Kazanma ümidiyle, onları memnun etmeye yönelik bir kısım jestlerde de bulunmuştur. Medine’de namaz kılarken 17-18 ay kadar Kudüs’te Beytü’l-Makdis’i kıble edinme, âdaba müteallik bazı hususlarda Ehl-i Kitap olmaları hasebiyle Yahudilere uyma, ‘Ben, kardeşim Musa’nın sünnetine uymaya daha lâyıkım.’ diyerek Aşure Orucu’nu tutma (Buhari, ‘Savm’, 69, Müslim, ‘Sıyâm’, 127, Bak. Kütübü Sitte Tercüme ve Şerhi 9: 460-65), bilhassa Yahudilerle ilgili meselelerde Kur’ân yerine Tevrat’ın hakemliğine başvurma, Yahudilere hoşlanacakları tabirlerle hitap etme ve onlara hitap ederken Allah’ın üzerlerindeki nimetlerini hatırlatma (Vesâik, s.92-93, 15. vesika), bunlardan bazılarıdır.
Yahudilere Tam Bir Din Hürriyeti Tanınması
Anayasa maddelerinde yer alan bu husus, Kur’ân âyetleriyle devam edecektir. Sözgelimi, Beni Kaynuka Yahudilerinin Medine’den ayrılmaları sırasında Yahudi aileleri içinde Yahudilik terbiyesi ile yetiştirilerek Yahudileştirilen Arap çocukları ihtilaf konusu olmuştu. La ikrâhe fi’d-din yani ‘Dinde zorlama yoktur’ âyeti ile (Bakara, 2/256) geçmişte yahudileşmiş olanların dinlerini terke zorlanması yasaklanmıştır. Keza, Müslüman olan Himyer meliklerinin, yörelerindeki Yahudi ve Hıristiyanlardan bir kısmının Müslüman olduğunu bildirmesi üzerine, Resûlullah derhal mektup yazarak: ” Eski dinlerinde kalmak isteyen Yahudi ve Hıristiyanların istekleri reddedilmesin, onlardan cizye almanız yeterlidir’ Kim Resûlullah’a bu vecibesini yerine getirirse o, artık Allah ve Resûlullah’ın zimmetindedir (mal-can-ırz garantisi altındadır).’ (Vesâik, s. 220, 109. vesika). diyerek bu meseledeki İslâmî prensibi hatırlatmıştır.
Resûlüllah aleyhissalatu vesselam, taşra vilayetlerine gönderdiği bir mektupla bütün valilere yaptığı tamimde, diğer bir kısım talimat meyanında şunu da ilâve etmiştir: ”İslâm’a girenler bize terettüp eden hak ve vazifelere tabi olurlar, eski dinlerinde sâbit kalanlara baskı yapılmaz, onlardan maddî imkanlarına göre cizye al (Alınacak cizye) bir dinar ve daha fazla veya bu değerde bir şey olmalıdır, kim bu borcunu öderse o zimmetimiz (garantimiz) altındadır” (Vesâik, s.199, 104 /elif. vesika).
Keza, Aleyhissalatu vesselâm Yemen valisi Muaz ibnu Cebel’e yazdığı mektupta da bu meseleye teması ihmal etmez: ” Kim dininde sâbit kalır ve cizyesini öderse, o diniyle baş başa bırakılır. Artık o, Allah’ın Resûlü’nün ve Mü’minlerin zimmetindedir. Ne öldürülür, ne esir edilir, yapabileceği mükellefiyete (vergiye) tâbi kılınır. Dinini terk etmesi için eziyet edilmez. Onların gözetleyicisi Allah’tır (Allah’ın işini siz yapmaya kalkmayın)” (Vesâik, s.213, 106/dal. vesika).
Keza Hayber Yahudilerinden Safiye radıyallahu anhâ ile evleneceği zaman, onu Müslüman olmaya zorlamaz, şöyle diyerek davet eder: ‘Şayet eski dininde kalmak istersen seni İslâm’a zorlamayız. Allah ve Resûlünü tercih edersen, seni zevcem olarak seçeceğim.’ Safiye vâlidemiz, Tevrat menşeli bilgisi ve evlenmezden bir müddet önce gördüğü bir rüyanın da tesiriyle şu cevabı verir: ‘Ben, Allah ve Resûlünü tercih ediyorum.’ (Vâkidî, 2: 707).
Hanımları arasında herhangi bir tefrike yer vermeyen Hz. Peygamber (s.a.s.), Hz. Safiyye’nin, kendisine diğer hanımları tarafından: ‘Yahudi kızı!’ diye rahatsız edildiği şikâyetini ulaştırınca: ‘Sen de onlara: ‘Amcam Hârun, babam Musa!’ deseydin ya!’ buyurur. Ve Safiyye’ye söz konusu sözü söyleyen hanımıyla iki buçuk aya yakın bir müddet konuşmaz.
Keza Kureyza Yahudilerinden olan Reyhâne’nin hikâyesi de dikkat çekicidir. Aleyhissalâtu vesselâm bu hanımı cariye olarak değil, zevce olarak hâne-i saadete dahil etmek ister ve bu maksatla ‘örtünme’yi teklif eder. Ancak Reyhâne: ‘Ey Allah’ın Resûlü! Beni cariye olarak tut; bu senin için de benim için de daha muvafık.’ der. Resûlüllah (s.a.s.), Müslüman olmasını teklif eder. Reyhâne bunu da kabul etmeyip, Yahudilikte kalmakta ısrar edince Aleyhissalâtü vesselâm onu zorlamaz. Fakat Reyhâne bir müddet sonra kendi kararı ile Müslüman olur (İbnu Hişâm 3-4: 245; Üsdü’l-Gâbe, 7: 120).
Bu örnekler çoğaltılabilir.
Yahudilerle Beşeri Münasebetler
Daha Medine’ye gelir gelmez yapılan beraber yaşama anlaşmasının 25. maddesinde ‘Beni Avf Yahudileri, mü’minlerle birlikte olarak bir ümmet (câmia) teşkil ederler.’ denmesi, Yahudilere nasıl bir nazarla bakıldığını yeterince ifade eder. Rivayetler hem Resûlüllah’ın ve hem de diğer bir kısım Müslümanların Yahudilerle ziyaret, alışveriş, borçlanma, selâmlaşma gibi her çeşit beşerî münasebetleri sürdürdüklerini gösterir: Hz. Ali’nin ücret mukabilinde bir Yahudi’ye kuyudan su çekme hizmeti sunduğu (Tirmizi, ‘Kıyamet,’ 35), bir kısım Sahabîlerin ve hattâ Resûlullah’ın Yahudilere borçlanmaları bile vâkidir. Resûlullah’ın vefat ettiği zaman zırhının, borcuna mukabil bir Yahudi’de rehin olduğu bilinmektedir (Buhari, ‘Rehin,’ 2, 5; Müslim, ‘Müsakât,’ 124). Resûlüllah (s.a.s.), zaman zaman Yahudilerin toplanıp meselelerini görüştükleri, Tevrat okudukları Beytu’l-Midras denen eve uğrayıp Yahudilerle konuştuğu bilinmektedir (Ebu Davud, ‘Hudûd’, 26).
Bir Yahudi çocuğunun Resûlullah’la hususî dostluğu bile söz konusuydu. Zira Aleyhissalatu vesselâm’a sıkça uğrayıp bazı hizmetlerini gören bu çocuğun hastalandığını işiten Allah Resûlü, çocuğa ‘geçmiş olsun’ ziyaretinde bulunur Ebu Davud, ‘Cenâiz’, 5, [3095. h]. Beni Kureyza’dan olan Reyhâne’ye, Hayber Yahudilerinden olan Safiyye’ye Hâne-i Saadet’te birine cariye, diğerine zevce olarak yer verilmesini, daha başka maksatların yanı sıra, Anayasa’nın Yahudiler hakkında öngördüğü ‘Mü’minlerle bir ümmet olma’ hedefini gerçekleştirmeye yönelik fiilî tedbirler olarak da değerlendirebiliriz.
İslâm, komşuluk münasebetlerine çok fazla önem verir. Kapısı yakın olan komşunun uzak olana karşı tekaddüm hakkı vardır. Komşu Yahudi (gayr-ı Müslim) de olsa tekaddüm hakkını korur, ciddi bir hak olan şuf’a hakkında olduğu gibi (Abdurrezzak, 8: 84).
Hz. Peygamber ve Necranlılar
Hz. Peygamber’in Necranlılarla olan münasebeti, diyalog deyince öncelikle kastedilen ikili görüşmenin en güzel örneğini teşkil eder. Çünkü Necranlılar, Resûlullah’ın kendilerine yazdığı bir mektup üzerine, aralarında Ebu’l- Hâris diye bilinen meşhur bir alimin de yer aldığı 17’si eşraf olmak üzere 60 kişilik oldukça kalabalık bir heyet halinde gelerek (İbnu Hişâm, 1-2: 575) birkaç gün Aleyhissalâtu vesselâm’a misafir olmuşlardır. On yedi kişilik eşraf takımından üç kişinin ehassu’l- havas ‘en büyükler’ durumunda daha üst, hiyerarşik bir gurup teşkil ettikleri anlaşılmaktadır: İbnu Sa’d, 14 kişilik eşraf grubunun isimlerini teker teker verir (İbnu Sa’d, 1: 357).
Görüşmeler
Necranlıların Medine’deki müsaferetleri süresince kendileriyle ‘İslâm dini’ hakkında, hususen de ‘İslâm nazarında Hz. İsa ve Hz. Meryem’in yerleri’ olmak üzere birçok mesele üzerine bilgi alış-verişi ve münakaşa ve müzakereler yapılmıştır. Hz. Peygamber (s.a.s.) Necranlıları İslâm’a davet eder, onlar kabul etmezler. Hz. Peygamber bu hususta ısrar etmez. Necranlılar, Kitaplarında mevcut bazı bilgiler sebebiyle davete icabet etmeyi kendi aralarında münakaşa ederler. Aralarında yer alan âlim kişi Ebu’l-Hâris, Hz. Muhammed’in ‘Beklenen, hak peygamber’ olduğunu itiraf etmesine rağmen, ‘Kavmimizin bize yaptıkları İslâm’a girmeme mani oluyor. Bize şeref, mal-mülk verdiler, ikramlarda bulundular ve bizim bu zâta muhalefet etmemizi istediler. Eğer Müslüman olursak, bütün bu verdiklerini geri alacaklardır’ diyerek Müslüman olmaktansa bir anlaşma yapmaları gereğinde heyeti ikna eder (İbnu Hişâm, 1-2: 573). Ancak diğer iki büyük es-Seyyid ve el-Âkıb bilahare Müslüman oldular.
Bu müzakereler esnasında Kur’ân’daki mübâhele âyeti (Âl-i İmrân, 3/61) bu vesile ile onlarla ilgili olarak inmiş, en sonunda her iki tarafın da mutâbık kaldığı yazılı bir anlaşma yapılmış ve Peygamber Efendimiz’in elinden insanlığın farklı dinler ve milletler koalisyonu şeklinde sulh içinde yaşama şartlarını gösteren bir vesika ortaya çıkmıştır. Biz insanlığın geldiği bugünkü safhada -ki insan hakları, din ve vicdan hürriyeti üzerinde çokça durulduğu günümüzde bile- bile, başka din ve inanç mensuplarına tanınan hak ve uygulamalarında henüz buna yetişemediği kanaatindeyiz. İbretle okunmaya değer:
Necranlılarla Yapılan Yazılı Anlaşmanın Metni
Bismillahirrahmanirrahim,
Bu, Allah Resûlü Nebî Muhammed’in (Sallâllahu aleyhi vesellem) üzerinde yetkili kılındığı Necran halkı ile bütün meyve mahsulleri, bütün altın ve gümüş ve bütün kölelerle ilgili olarak yazdığı ahiddir. Kendisi bütün bunları, her biri bir okiyye (2136 gramlık gümüş değerinde) 2000 elbiseye mukabil onlara terk etmiştir. Bunun 1000′i her yıl Recep ayında, diğer 1000′i ise her yılın Safer ayında teslim edilecektir. Her bir elbise bir okiyye gümüş değerinde olacaktır. Şu şartla ki, vergiyi aşan veya gümüş miktarından eksik olan kısım hesapta nazar-ı itibara alınacaktır. Zırh, at veya malzemeden yaptıkları ödemeler hesaplanacaktır. Gönderdiğim elçilerin 20 güne kadarki ağırlanma ve yiyecek masrafları Necranlılar üzerinedir. Elçilerim bir aydan fazla tutulamazlar. Yemen’de bir cürüm işlenir, savaş çıkarsa 30 zırh, 30 at, 30 deveyi âriyeten vereceklerdir. Elçilerimin âriyet olarak alacakları zırh, at, deve veya mallarda zayiat meydana gelirse, elçilerim onları tazmin ve zararı mutlaka telafi edeceklerdir.
Mallarına, canlarına, dinî hayat ve tatbikatlarına, hazır bulunanlarına bulunmayanlarına, ailelerine, mabetlerine ve az olsun çok olsun mülkiyetleri altındaki her şeye şâmil olmak üzere, Allah’ın himayesi ve Resûlullah Muhammed’in zimmeti Necranlılar ve onlara bağlı etraftakiler üzerine bir haktır. Hiçbir piskopos kendi dinî vazife mahalli dışına, hiçbir papaz kendi papazlık vazifesini gördüğü kilisenin dışına, hiçbir rahip içinde yaşadığı manastırın dışında başka bir yere alınıp gönderilemeyecektir. Almış oldukları ödünçlerde hiçbir faiz söz konusu olmayacaktır.
Bu itaat ediş ve tâbi oluşlarından önce cahiliye zamanındaki kan davaları kaldırılmıştır. Onlar ne toplanıp bir araya getirilecekler ve ne de kendileri öşür vergisine tabi tutulacaklardır. Onların toprakları üzerine hiçbir askerî birlik ayak basmayacaktır. Onlardan herhangi biri alacağını talep ettiğinde onlar arasında bir eşitlik kurulacaktır. Onlar ne zulm edecekler ne de kendileri zulme uğrayacaklardır. Şayet onlar arsından herhangi biri istikbalde faizli muamelelere girecek olursa benim himayemin dışında tutulacaktır: Onlar arasında hiç kimse bir başkasının işlediği suç ve yaptığı haksızlıktan mes’ul tutulmayacaktır.
Bu duruma göre, Allah’ın himayesi ve Resûlullah Muhammed’in zimmeti, Allah’ın bütün kuvvet ve kudretini gösterdiği güne kadar olmak üzere ve Necranlılar da hiçbir hata ve haksızlık işlemeksizin üzerlerine düşen vazifelerini layıkıyla yerine getirmeleri ve hiçbir zulümde bulunmaksızın iyi hal ve tutum göstermeleri şartıyla, bu yazıda gösterilen hususlar üzerinde bulunacaktır.
Şâhitler: Ebu Süfyân ibnu Harb, Gaylân ibnu Amr, Mâlik ibnu Avf Ensârî, Akra ibnu Hâbis el- Hanzelî ve el-Muğîre ibnu Şu’be. Bu yazıyı yazan kimse: Abdullah ibnu Ebî Bekr’dir (Vesâik, s.175-76, 94. Vesika, İbnu Sa’d, 1: 287-288).
Fransız şarkiyatçı Louis Massignon, Resûlullah’ın Necranlılarla yaptığı anlaşmanın âdilane olduğunu, Lammens’e atfen şöyle ifade eder: ‘Lammens’e göre, Hicret’in onuncu yılında yapılan antlaşma, biri zanaatkâr (Necran), diğeri askerî olan (Medîne) iki güç arasında hakkaniyet çerçevesinde müzakere edildi” (Opera Minora, Dar al-Maarif, Lübnan 1963, 1: 558). Tekrar etmenin yeridir: Resûlüllah, gayr-ı Müslimlere siyasî birlik teklifini yaparken, bugünün zorba güçlülerinin tarzında ezici, dayatmacı, sömürücü olmamış, kendinden sonra geleceklere de böyle bir tavsiyede bulunmamıştır.
Mescid-i Nebevî’de Necranlı Hıristiyanlar
Hz. Peygamber’in Ehl-i Kitab’a davranışı ve onlarla münasebetleri çerçevesinde burada kaydı gereken mühim bir hâdise de, Mescid-i Nebevî’nin içinde Hıristiyanlara haftalık ayinlerini yapmalarına verilen izindir. Bu vakayı anlatan râvi ‘Necran heyeti gibisini hiç görmedim’ diyerek, günümüz için de oldukça ibretli olan vak’ayı anlatır: Heyet ibadet vakitleri gelince Mescid-i Nebevî’nin içinde ibadetlerini yapmak isterler. Ashaptan bazıları bunu garipsemiş, belki de bir tepki göstermiş olacaklar ki, Aleyhissalâtü vesselâm ‘Onları serbest bırakın!’ müdahalesinde bulunmuşlardır. Necranlılar doğuya yönelerek ibadet yaparlar (İbnu Hişâm, 1-2: 574, İbnu Sa’d 1:357). Serahsî, Hanefi mezhebindeki, mescide gayr-i Müslimlerin girme ruhsatını açıklarken başka örnekler verir, fakat bu hâdiseye temas etmez (Kitabu’s-Siyerü’l-Kebir, 1989, 1: 90-91).
Hemen hatırlatmak isteriz: Hz. Ömer zamanında hicretin 14. yılında fethedilen Humus şehrinde, yerli halkın rızasıyla Yuhanna Kilisesi’nin dörtte biri cami olarak kullanılır (el-Belâzurî, 1958, s: 187). Aynı kapıdan girip çıkan Hıristiyan ve Müslüman âbidler birbirinden rahatsız olmazlar. Keza daha sonraki asırlarda Endülüs’te de San Vicent kilisesinin yarısı, yapılan anlaşma gereği, Müslümanlar tarafından cami olarak kullanılır (Mehmed Özdemir, 1994, s: 68).
Bu uygulamaların yanında, İstanbul’da bazı semtlerde Kilise, Havra ve Câminin yan yana inşa edilmiş olma örneği, İslâm’ın hoşgörüsünü ifade etmede sönük kalır.
Netice
Gittikçe küçülüp köy haline gelen ve bu sebeple de her çeşit din ve kültüre mensup insanlarla iç içe yaşamak zorunda kaldığı bir safhaya giren insanlığın sulh ve huzur içinde yaşayabilmesi için, aralarında sevgi, saygı, adalet gibi bir kısım insanî değerleri güncelleştirmesi yani hayata geçirmesi gerekmektedir. Sevgi ve muhabbetin yolu tanışma ve muarefeden geçeceğine göre, bunun gerçekleşmesi için inanç ve ideolojileri ne olursa olsun insanların, her şeyden önce birbirlerini oldukları şekliyle, farklılıklarıyla kabul edip bir araya gelip konuşmaları; birbirlerini araya giren ikinci el kaynaklardan değil, bizzat kendilerinden dinleyerek, kendilerini birbirlerine sulh ortamı içerisinde, insanî ölçüler içinde anlatarak tanıtmaları ve tanımaları gerekmektedir.
Bunu yaparken Muhammedî bir metotla hareket edip, anlaşamayacağımız apaçık belli olan ihtilaflı, farklı noktalardan değil, birleştiğimiz, anlaştığımız ittifaklı, menfaatli noktalardan başlamalıyız. Geçmişin kavgası kader olmuştur deyip eski devrin şartlarındaki olumsuzluklara da çok fazla takılıp geleceğimizi karartma yerine affı, müsamahayı, hoşgörüyü esas almalıyız.
Şurası muhakkak ki, gaflet ve saflık, telafisi zor hayal kırıklığı da getirebilir. İstenmeyen menfilikler, bilhassa günümüzde içe kapanmakla önlenemez. Bunun yerine, kendimizi iyi tanımlayıp örnek hale gelmemiz ve inisiyatif sahibi bir aksiyon çizgisine sahip olmamız elzemdir.
Temmuz 19, 2007, 6:55 pm üzerinde
Arkadaşlar Bitti Gibi Gene Sorular Geldikçe Gerekli Açıklamaları Yapacağız İnşallah Gelelim Bir Kaç Arkadaşımızın Daha İftiralarına ve ve onlara vereceğimiz cevaplara
Ali Kardeşimiz demişler ki kendileri
1. ALÎ Says:
Temmuz 5th, 2007 at 9:31 am
HAKK’ı gizleyen bir necîs’e(kâfir’e) “HAZRET” de-ni-le-mez!!!(”papa hazretleri”gibi).
“EY PEYGAMBER KÂFİRLERLE VE MÜNÂFIKLARLA CİHÂD ET,ONLARA KARŞI SERT DAVRAN.ONLARIN VARACAĞI YER CEHENNEMDİR.O GİDİLECEK YER NE KÖTÜDÜR.”(TEVBE,73)
Hiç kuşkusuz yumuşaklığın da,sertliğinde kendine göre yeri vardır.Hareketin kendine göre şartları ve bu yöntemin kendine göre uygun aşamaları vardır.Bazı durumlarda yumuşaklık sıkıntı getirir ve bazen de hoşgörü zararlı olur.”
demiş şimdi gelelim sorun un ikinci kısmından başlıyacağım sen zaten cevap vermişin buna evet hoşgörünün yeri ve zamanı vardır o da zaten kuran ve sünnet perspektifinde ne zaman ne yapılması gerektiği anlatıldı
Gelelim ilk kısma hoca efendinin papaya papa hazretleri diye hitap etmesi öncelikle şunu ifade ediyim Papa Ali Cenabları” bir taltif veya tazim değil, bir diplomatik uslubtur! Efendimiz (SAV) , nasılki Hristiyan Bizans Kralı Heraklius’u yazdığı mektubunda, “Rumların Büyük Reisi Heraklius’a” (bakınız.M.Hamidullah, İslâm Peygamberi, I/219) ifadesinde geçen ‘Büyük Reis’ hitabı nasılki bir diplomatik uslub ise , aynı şekilde ‘Papa Ali Cenablarıda’ veya “Hazretleride” bir övgü veya tazim değil, Diplomatik bir uslubtur! Efendimiz (SAV) ‘min bir Devlet Başkanı olarak , komşu Devlet Reislerine gönderdiği Mektublarda sizin yukarıda belirttiğiniz şekliyle hem Allah’ın İsmi ile başlaması söz konusu isede , örneğin yine Hudeybiye Barış Antlaşmasında imzaladığı Sözleşmede , muhatabların isteği üzerine sadece kendi isminin geçtiği “Muhammed” şeklinde imza attığını gözden uzak tutmamak lazım.
Hudeybiye Barış Antlaşması , İslam’ın müşrik ve gayrimüslimlerle Diyalog kurmasına zemin hazırladığı ve bu vesile ile İslam’ın temsil edilmesine ve tanıtılmasına imkan sağladığı bir dönem olması ayrı bir husustur , Efendimiz (SAV) ‘in diğer Devlet Başkanlarına yazdığı doğrudan Tebliğ içeren mektublar yazması ise apayrı bir husustur ! Siz dininizi temsil etmeye çalıştığınız muhatabınıza herhalde ; “Ey ebedi cehenneme namzed kişi“ kabalığında Hitab edecek değilsiniz! Pek muhterem Yüksek Mühendis Ahmet Beyfendi veya Saygıdeğer Prof.Dr. Mehmet Bey nasılki bir övgü değil bir diplomatik ünvandır . Hadis-i Şerifde geçen “Efendi demeyin” , onu övmeyin anlamındadır. Yoksa , günümüzde bir çok meslek dalındaki insanlarada “Efendi” diye hitab edilmektedir. Diploması terminolojisinden bihaber olan kardeşlerimizin , “Ali Cenablarını” bir övgü ifadesi olarak görmeleri onların bu noktadaki bir Diplomatik uslub fukeralığının göstergesidir. bilmem anlatabildim mi hem niye bu kadar kelimelere takılı kaldınız bunun hakkındada yukarda bir arkadaşım gayet güzel cevaplamış inşallah sorunuza iyi bir şekilde cevap verebilmişiktir kusurlarımız affola
saygılarımla
Temmuz 19, 2007, 7:01 pm üzerinde
Şimdi Gelelim Başka Kendini İslam Alimi Zanneden Ve sanki haddiymiş gibi bizlere laf atan pessimist0034 şahısının iftiralarına demişsinki
pessimist0034 Says:
Temmuz 9th, 2007 at 8:35 pm
ya fettullahcı arkadaslar galiba hiç kuran okumamıs ya da hiç dinini bilmiyo kuran ın tamamına inanmıyan müslüman degildir hak kitap kuran olduna göre buna inanmıyanla sen ne diyalogu kuruyon biz zaten hz.isa ya inanıyoz nie diyalog kuralım o incil o tevrat dogru mu ki ortak nokta arıyon onlar degiştirilmemiş mi”
Öncelikle biz fettullahçı değiliz müslümanız müslüman bunu o kaskafana sok tamam mı sonra demişin ki kuranı okumuyormuşuk bilmiyormuşuuk hadi canım sende ordan sen kimsin bu cemaat için yüzlerce kişinin günahını alıyorsun hakkına giriyorsun sonra demişin ki kuranın tamamına inanmayan müslüman değildir evet değildir kuranın bazı ayetlerini görüp diyalogu karalayan kişiler yani siz kuran ın bir bölümünü alıp diğer ayetlerden niye bahsetmiyorsunuz niye tefsirler kuranın bütünlüğüğünü göze almayıp yarı ayetlerini getiriyorsunuz yukarda açıklanan ayetleri görmezden geliyorsunuz yoksa siz kur an ın tamamına inamıyormusunuz….
Temmuz 19, 2007, 7:02 pm üzerinde
Ali kardeşime ekleme tamamına kadar dinle lütfen ufaktan cevapları var
Temmuz 19, 2007, 7:33 pm üzerinde
Sıra fatih kardeşimizde çok uzun yazısı küçük yazılar ondan alıntı büyük yazılanlar benimdir…
fatih Says:
Temmuz 19th, 2007 at 4:15 pm
veselam ceyhun sen cahilsin (ALLAH RAZI OLSUN)bunu söylerken şunları delil olarak görmekteyim zamanımız efendimize peygamberlik gelmeden öncede bundan farksız hatta kötüde diyebiliriz o zamanlar cahiliğe idi şimdi Allaha çok şükür simdiki zaman o zamandan yine de ii ama peygamberimiz müşriklere gidipde dememiştir hiç bir zaman gelin dioloğa girelim (KARDEŞ SENİN LUGATINDA HATA VAR BAK YUKARDA AÇIKLADIK DİYALOG NEYMİŞ Farklı dinlere mensub insanların inançlarını ve düşüncelerin birbirlerine zorla kabul ettirmeden eşitlik, hoşgörü, doğruluk, samimiyet, sevgi, saygı ve iyi niyet çerçevesinde, ortak olan veya olmayan bir meselede barış ve hürriyet atmosferinde, muhatabını öğrenmek, bilmek, tanımak, dinlemek ve anlamak maksadıyla karşılılı konuşabilmelerini, işbirliğine gidebilmelerini, birlikte yaşayabilmelerini, hatta uzlaşabilmelerini sağlayan bir karşılaşmadır (5) YUKARDAN ALINTI ŞİMDİ PEYGAMBER EFENDİMİZ ZAMANINDA TANIMDA YAZILANLAR YAPILMAMIŞMIDIR İNSANLARA HOŞGÖRÜ VE SAMİMİYET ÇERÇEVESİNDE DİN ANLATILMAMIŞMIDIR TABİKİ HAYIR AKSİNE BU ÇERÇEVELERDE ANLATILMIŞTIR AYRICA DİYORSUN Kİ PEYGAMBERİMİZ GİDİPTE DEMEMİŞTİR DİYALOĞA GİRELİM TABİKİ DEMEMİŞTİR BELKİDE O ZAMAN DİYALOG KAVRAMI YOKTU AYRICA YUKARDA PEYGAMBERİMİZİN DİĞER İNSANLARLA DİYALOĞU KONUSU İÇERİSİNDE DE BİR ÇOK ÖRNEK VERDİM DİYALOĞUN TANIMINA GÖRE KAFİRLERLE ANLAŞMA YAPMAK ONLARLA HERHANGİ BİR YERDE DİNİNİ ANLATMAK EĞER GEREKİYORSA ONLARIN DÜŞÜNCELERİNİDE DİNLEMEK PEYGAMBER EFENDİMİZİN YAPTIĞI DİYALOĞU DEĞİLDİR DE NEDİR İLLA İSMİ DİYALOG MU OLMALI BU KARŞILIKLI UZLAŞMALARIN DEVAM EDEK)
diyehayır bizansa vede diğer kısra hükümdarlarına da dememiştir onlara sasdece ve sadece islama girin refaha erin demişlerdir.(BİZDE DİYAALOGTA DİNİMİZİ ANLATIRKEN BAŞKA BİR ŞEY DEMİYORUZ ZATEN ) o zaman islam azınlıktaydı kimi hükümdar mektupları yakmış kimi saygıdurmuş muhafaza etmiş kimide müşrikler gibi savaş açmıştır ama peygamberimiz din dioaloğuna girmemiştir hata ona şu teklifi yaptıklarında gel bir gün sen dinimize yer göster bir gün biz gösterelim diye hemen ayet iniyor ve diyorki ayet sizin dininiz size benim dinim bana yani anlayacağın o dinlerini kendilerine havale ediyordu (BURDADA AÇIKLAMAK GEREKİYOR AYETİ YANLIŞ VE BİLMEYEEK YORUMLUYORSUN ORDAKİ ASIL MESAJ BU ŞİMDİ BEN BURDA KENDİ Mİ YIRTIYORUM KLAVYE BAŞINDA SANA BİR ŞEYLER ANLATMAK İSTİYORUM VE ŞU AN İKİMİZ DİYALOG HALİNDEYİZ KENDİMİZİ ANLATIYORUZ OKUYANLARDA KİME İNANIRLARSA İNANICAKLAR ŞİMDİ BU AYET NİYE İNMİŞTRİ BİLİYONMU BEN ŞİMDİ BUNLARI SANA YETERİ KADAR ANLATTIKTAN SONRA EĞER SEN KASKAFALIĞA DEVAM EDERSEN BENİM DİYECEĞİM ŞUDUR TAMAM BENİM DİNİM BANA SENİN DİNİN SANA YANİ GEREKEN YAPILDIKTAN SONRA KENDİMİZİ DAHA ÇOK YIRTMIYACAĞIMIZI DOĞRU YOLU GÖSTERECEK ALLAHIN OLDUĞU BİZ ELİMİZDEN GELENİ YAPTIKTAN SONRA BU SÖZÜ SÖYLEMEMİZ GEREKTİĞİDİR YOKSA SENİN GİBİ HOP DİYE BENİM DİNİM BANA DERSEK HATA EDERİZ DEVAM EDELİM )ama senin hocan öyle değil ülkemizde olan biteni bilmiyormuş gibi bide devletimizi ö kanunlarını övüyor sizler dinler arası dioloğ adı altında din bahçeleri binaların altına kiliseler açılırken (EVET DİN BAHÇELERİ ADI ALTINDA KLİSELER AÇILIYOR BUNUN BİR ÖRNEĞİDE HZ ÖMER ZAMANINDA KUDÜSTE OLMUŞTUR AYRICA HRİSTİYANLARA YADA YAHUDİLERE MECİTTE İBADET YAPMALARINA PEYGAMBER EFENDİMİZ DE İZİN VERMİŞTİR TABİİ BİLMEDEN KONUŞUYORSUN AYRICA BİLMİYORSUN Kİ O BAHÇEYE GELEN İNSANLAR GENELDE TURİSTİK AMAÇLI GELİYORLAR İBADETHANELERİ GEZİYORLAR BİZİM ORADA TEMSİLCİLİKLERİMİZ SAYESİNDE MÜSLÜMANLIĞI İSLAMI DOĞRU Bİ ŞEKİLDE ÖĞRENİYORLAR SADECE KONUŞUYORSUN DEVAM EDEK ) hoş oluyor ama müslüman çoçuğunu kuran kursuna komsusna kuran ögrensin diye götürürken devlet buna el koyarken sesiniz çıkmıyor (YÜREĞİMİZ YANIYOR YÜREĞİMİZ NASIL BÖYLE BİR ŞEY DERSİN ELBETTE GEREKENLER YAPILIYOR DEVLETE ZARAR VERMİYECEK ŞEKİLDE) hatta kanunları översiniz (ÖVEMEYİZ SADECE BAZI DURUMLARDA SESSİZ KALMAYI TERCİH EDERİZ NEDENİ KARIŞIKLIK ÇIKMAMASIDIR ÇAĞLAYANDA MİLYONLARIN YÜRÜTMEK İSTEMEYİZ ANLADIN SEN ONU ) ölenede hakka yürürdü dersiniz şimdi bide olaya şöyle bakalım diyosunuz ki üç din var hakkı(HAKKI DERKEN HAK DİN BİDE DİNLER ARASI DİYALOGTAN BAHSEDİYON GALİBA YUKARDA GAYET İYİ AÇIKLAMASI VAR ) diyorsunuz geçenlerde bir genç söyle olay oldu diyorki mademki bütün dinler eşit diyoloğ halinde ve hepside diyorki yolunsonunda cennete gireceğiz bende dinim olan müslümanlıkta bazı yasaklar var ama hrıstıyanlarda yok o zaman bende hırıstıyan oldum diyo (HEPİMİZ CENNETE GİRECEĞİZ DİYE SÖYLENEN BİR ŞEY YOK TEMENNİMİZ BU FAKAT SAPTIRMA OLAYI ) nasıl olsa ona inananlar da cennete gidecdek bende giderim diyor işte biz bu yüzden diyoz Allah katında tek din islam diye bide diyorsunki atalarımız öteki dinlere hoşgörü ile baktı hayır sadece onlara eşit adalette bulundu (E ŞİMDİ EŞİT BULUNMASI ONLARA HAKSIZLIK YAPILMASI Bİ YERDE AZINLIK BULUNAN BİR ŞEYE YAPILMIŞ BİR HOŞ GÖRÜ DEĞİLMİDİR ANLAYAMADIM DOĞRUSU)onlardan cizre verği alıyordu (AMA ASKERLİK KARŞILIĞINDA ALIYORDU)hatta müslüman beldelerinde çan çalmalarına dahi izin vermiyordu sadece ibadet özgürlüğü çünkü onlar yeryüzünde küfrün değilde hakkın ismini yüce tutuyorlardı(ezan ile) sizler ılımlı yok yumuşak islam diyorsunuz (ILIMLI İSLAM DİYE BİR ŞEYİ YANLIŞ ANLIYORSUNUZ ONUNDA AÇIKLAMASININ YAPILMASI GEREK YENİ BİR KONU AÇICAZ İNŞALLAH OKURSUN ANLARSIN)oysa şeriat dinimizin hükümlerinin tamamına verilen mubarek bir isimdir (TAMAM DİNİN HÜKÜMLERİNİ REDDEDEN YOK ANLATCAZ KISACA AMAÇ BUNDA KAFİRE DİNİN KAFİRE GÖRE GÜZELLİKLERİNİ ANLATMAK MİSAL KAFİR KENDİ DURUMUNU SORDUĞUNDA ONA CEHENNEMLİKSİN DEMEK DEĞİLDE İLK OLARAK TÖVBE KAPISINI ANLATMAK GİBİ ANLADIN MI KAPİŞ ) islam mukaddesatından tahkir eden dinden çıkar o yüzden ılımlı müslümanlık demekcenabı hakka harb açmak gibidir(YA REDDEDİLEN HİÇ BİR AYET KURAN YOK NESİ HARB AÇMAK SAÇMALAMIŞSIN) islamı sözde yüceltmek için küffar ile beraber yatıp kalkmak onlara taviz vermek dioloğa girmek müslümana haramdır(HAYIR CAHİLSİN BİLMİYORSUN FARZDIR DOST OLMAK HARAM TEBLİĞ İÇİN YAKINLAŞMAK FARZDIR NEDEN BİLMEDEN KONUŞUYORSUN Kİ YA) peygamberimiz bir müsriği yahudiyi hrıstıyanı dine çekmek için hiç kurandan taviz vermişmidir (TAVŞZ VEREN YOKKİ BİR ÖRNEK LÜÜÜTFENNNN)şeriata ters düsen bir izlenim ortaya koymak kesinlikle Allaha havalem insanı dinden çıkartır hocana iftira atan da yok bu söylediklerim birazı yeter(HAAHAHA) hocanın nasıl bir şey olduğu bir peygambere nat okuyup ağlayaraksömürüde bulunanın arkasına gitmeyiz hocan çok peygamber aşığı ise yolundan gitsin ne sakal var(GÖZYAŞI MESELESİ İNŞALLAH PEYGAMBERİMİZİN BAHSETTİĞİ GÖZ YAŞI İLE SIRAT KÖRÜSÜNDEKİ ATEŞİ SÖNDÜREN CEMAAT OLACAĞIZ SAKAL KONUSU BAŞKA MESELE ONUDA Bİ KONU AÇİİM O ZAMAN) ne nevlilik var ne zikir meclidsi var ne cihat var böyle sevdalılık olmaz bir kere hocanız yahudi ile hırıstıyanları üzmemek için cihat ve hrıstıyan yahudilere karşı bir cihat ayeti okumuyor(HAYIR SADECE İSLAMDA KELİMELER ARTIK ÇARPITILDIĞI İÇİN CİHAT KELİMESİNİN KÖTÜ ANLAŞILMASINDAN ÖN YARGI OLUŞMASINDAN KORKTUĞUNDAN KİTAPLARINDA CİHAT YERİNE YUMUŞAK İFADELER YER ALIYOR İŞTE ILIMLI İSLAMIN BİR BAŞKA TÜRÜ AÇIKLIYCAZ İNŞALLAH) cemaatinede men ediyor olurmu böyle hocalık işine gelen ayet okunuyor gelmiyen okunmuyor yoksa lions klupleri yahudi locaları izin mi vermiyor yada bush ülkesinde sakallı kabuletmiyormu ki peygamberimizin sünnetiniyapmıyor sakal bırakmıyor(KARDEŞİM AÇIKLIYCAAZ İNŞŞALLAH DİLİMİN DÖNDÜĞÜNCE CEVAP VERECEĞİM TABİİ ART NİYET YAPARSAN ARTIK AYETİ DE ÖĞRETTİM ANLAYABİLİRSİN SENİN DİNİN SANA BENİM DİNİM BANA)
HAYDİ SELAMETLE
Temmuz 19, 2007, 10:16 pm üzerinde
Şimdi Şu Soruya Cevap Verelim Üstad Ve Bediüzzaman Niçin sakal Bırakmamıştır?
elcevap:Bunu üstadın Emirdağ Lahikasındaki izahı İle İzah Etmek İstiyorum
Sakal meselesi ise: Bu bir sünnettir, hocalara mahsus değil. Bu millette yüzde doksan sakalsız olanların içinde küçükten beri sakalsız bulundum. Bu yirmi senedir bana resmî hücumlarda bazı arkadaşlarımın sakallarını kestirmeleriyle, benim sakal bırakmadığım, bir hikmet, bir inayet-i İlâhiye olduğunu ispat etti. Eğer sakal olsaydı, tıraş edilseydi, Risale-i Nur’a büyük bir zarardı. Çünkü ölecektim, dayanamayacaktım.
Bazı âlimler “Sakalı tıraş etmek caiz değildir” demişler. Muradları, sakalı bıraktıktan sonra tıraş etmek haramdır, demektir. Yoksa hiç bırakmayan, bir sünneti terk etmiş olur. Fakat bu zamanda, dehşetli pek çok günah-ı kebîreden çekinmek için, bu terk-i sünnete mukabil, Risale-i Nur’un irşadıyla, yirmi sene haps-i münferit hükmünde işkenceli bir hayat geçirdik; inşaallah o sünnetin terkine bir kefarettir.
diyor üstad Ayrıca başka bir yerde
Belki hatırınıza benim sakalsız olduğum gelir. Bunu size izah edeyim de tereddüdünüz gitsin. Bu sünneti işlemediğimin sebebi: Benim bir milyondan fazla talebelerim vardır. Ben sakal bıraksam, bunlar da genç-ihtiyar hep sakal bırakacaklar. Gençlerdeki sakal ise akranları arasında istihza mevzuu olacaktır. Bu sebeble ben bu sünneti tehir ettim.’
İşte Açıklamalar Budur sakal Mevzuunda ise sünnettir Yapmayan Sünneti Terketmiş Olur Ve Günaha Girmez Şimdi Ben sana soruyorum sen Allah Sakal Bırakmayanlara bir ceza bir hüküm uygulamıyorda sen kim oluyorsunda sakalı yok diye hocamı kötülüyorsun yazıklar olsun artı zamanımızda sakal alay konusu olduğu halde artı
şöyle bir açıklama yapayım günümüzde insanlar birini görünüşü ile karşılar düşünceleri ile uğurlar evet bir islam alimine zor gelir onlarda çok isterler sakal bırakmak ama şartlar onu gerektiriyorsa dinen de sakıncası yoksa sakal terk edilebilir
anladın mı fatih kardeş kapiş -)
Temmuz 19, 2007, 10:19 pm üzerinde
ILIMLI İSLAMMI SERT İSLAMMI
Bir yanda Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında olduğu iddia edilen “Ilımlı İslam” yakıştırmaları bazı güzide Hak dostları ile anılmaya layık görülürken, diğer yandan Kur’an-ı Kerim’de masum bir insanı öldürmenin tüm insanlığı öldürmek kadar dehşet verici (1), hele hele bir mümini kasten öldürmenin şirk günahına eşdeğer sayılmasına rağmen (2), bu terör eylemleri ile birlikte anılan insanların “Hakiki İslam”ı temsil ettiği iddiası gülünç olmaktan öteye geçmemektedir.
İslam’ın ruhu prensib olarak acaba sertliği, affedici olmamayı, acımasız olmayı mı öğütlüyor ki, birileri “Ilımlı İslam” adına rahatsızlık telaffuz ediyor?
Kur’an-ı Kerim, Hz.Musa (as)’ı firavuna gönderirken yumuşak uslub kullanmasını (3), Allah’ın ayetlerini inkar eden ve Efendimiz (sav)’i yalanlayan kafirlere yumuşak davranıp ve güzel muamele etmeyi (4), Efendimiz (sav)’in İslam’a hikmet ve güzel öğütle davet etmesini (5), onları hususi konularda bağışlamayı (6), çok yakın aile bireylerinden iman etmeyenler olsa bile onları affedip kusurlarını başlarına vurmamayı, hoşgörü ile yaklaşmayı (7), Müslümanlarla savaşmayanlarına karşı İyilik yapıp iyi davranmayı (8), zulmedenleri dışındakilerle en güzel yoldan görüşmeyi (9), Uhud savaşında Efendimiz (sav)’in, kendisini yarı yolda bırakanlara karşı yumuşak davrandığından dolayı etrafından dağılmadıklarını (10) vaaz ediyor, ediyor ama birileri hala ısrarla İslam’ı sert, musamahasız ve hoşgörüsüz bir din gibi takdim etme yarışına girmeye devam ediyor!
Biz hakikatleri dile getirir getirmez, hemen o birileri : “Efendim, Kur’an-ı Kerim’de müminlere karşı yumuşak, kafirlere karşı sert olmak da var” dediklerine şahit olmaktayız! İlmî fukeralığa bakın ki, kendilerine delil olarak takdim edilen onca ayete rağmen, o ayetler üzerinde tefekkür edeceklerine , Ayetler arasında siyak ve sibak bütünlüğü yokmuşcasına, başka ayetlerle cevab vermeyi marifet bilmeleri, kendilerinin bir çelişkiler tufanında yaşadıklarını göstermeye yetiyor ve artıyor! Hafizanallah, -sanki- bizim ayetlerimiz sizin ayetlerinizden daha makbul, daha faziletli tarzındaki bu seviyesiz ve tefsir ruhundan fersah fersah uzak yaklaşımlar, nasıl olur da İslam’ı temsil edebilir Allah aşkına?
Evet, Kur’an-ı Kerim’de, tüm bu insanî ve yumuşak yaklaşımlara rağmen kafirlere karşı sert davranmayı (11), hatta onları öldürmeyi (12) vaaz eden ayetler de yok değildir. Bundan doğal da bir şey olamaz! Çünkü, bahse konu sert olmayı vaaz eden ayetler, İslam’ın o engin yumuşaklığından, affediciliğinden, iyilikle mukabelesinden nasibini alamayıp, İslam’a açıktan düşmanlık besleyen ve alay eden, müslümanlara karşı savaşan ve zulmeden kafirlerin muhatab olduğunu anlamak için bir Elmalı Hamdi, bir Fahreddin Razi, bir Mevdudi olmaya gerek olmasa gerek?
Evet, her gayrimüslim İslam düşmanı olmadığı gibi, onları muhtemel bir İslam düşmanı görmeke doğru değildir, nitekim pek çoğununda günümüzde bir arayış içinde olduğu bir vakadır!
Günümüz Diyalog faaliyetlerini, “Ilımlı İslam” çerçevesinde bir taviz verme anlayışı ile özdeşleştirmek isteyenler, acaba “Hakiki İslam”ın kendisini bir İlah addeden firavuna karşı bile yumuşak davranmasını acaba nereye koymayı düşünüyorlar? Yoksa Hz.Musa (as)’ı da ılımlı davrandığından dolayı –hafizanallah- eleştirme arayışına girecekler? İyi de, bunu emreden bizzat kendisini Rahim, Rahman, Tevvab ve Gafur olarak niteleyen, rahmetim gadabımın önündedir diyen Allah-u Teâlâ değil midir ?
Netice olarak diyebiliriz ki; İslâm gayr-i müslimlere karşı hoşgörü çerçevesinde yapıcı “yapıcı” ve “makul” bir çizgi izlenmesini isterken, bu yaklaşımlara rağmen, düşmanlıklarında -zulümlerinde devam eden ve açıktan İslam’ın hükümleri ile alay edenlere karşıda gerekli tedbirleri almayı elbette tesis etmiştir.
Ne mutlu o müminlere ki, yaz mevsiminde (İslam) güneşinin sevgi yüklü atmosferini içlerine kadar soluklayıp soluklatırlar; veyl olsun o kimselere ki, her mevsimi kış zannerek güneşin pırıltılarını sadece kendisine has görüp, ondan başkalarının istifadesini zorlaştırırlar….
SELAMETLE KALIN SAMİMİ SUALLERE CEVAP VERİLECEKTİR
Temmuz 19, 2007, 11:41 pm üzerinde
Ne demiş Üstad Bediüzzaman, “şeytandan ve siyasetten Allah’a sığınırım. İrşad ve Tebliğ bu devirde Ne kadar uğraşırsak uğraşalım siyasetle olmuyor. Ben buradakilere ve hocalarına hakaret ve alçakça laflar söyleyeceği. çünkü hocamdan bunu öğrendim. İnsanların fikirlerini benimsemeyebilirsiniz. ama bir müslümanın ağzına yakışmayacak laflar söyleyemezsiniz. hele de başka bir müslümana söyleniyorsa bu laflar. Ne demek Fethullah. O senin asker arkadaşın mı aslanım. biraz edebli olun. tamamo insanı sevmeyebilirsin, görüşleri sana ters gelebilir ama bu yüzden hakaret edemezsin tamam mı. bizler ve hocamız Allah Yolunda hizmet saydığımız ve bildiğimiz şeyler uğrunda mücadele veriyoruz. bunda da hiçbir menfi hareket ve iş yapmıyoruz Allah’ın izniyle. zaten yapsaydık geçmişte olduğu gibi -28 şubatı hatırlayın- takılıp düşerdik. Allah bizi ve bütün İslam ı yüceltmek için çalşanları hata yapmaktan alıkoysun. biraz terbiyeli olun. aşırıya gitmeyin. hakaretetmeye hakkınız yok. Sizlere karşı muhabbetim vardı ama buradaki o hakaretvari yorunlarınız yüzünden o datükeniyor. bu şekilde devam ederseniz. daha çok adam kaybedersiniz.
Temmuz 20, 2007, 6:03 am üzerinde
ya bırakın bu işleri, bizim tebliğ yapmamız gerekiyor değil mi? tabliğ en yakınından başlar. Nitekim Peygamber efendimiz de tebliğe en yakınlarından başlamıştır. Bizim yakınlarımız günah çukurlarında iken ve bundan da bihaber iken bizim gidip te papayla şununla bununla uğraşmamızın ne alemi var? kaldı ki bizim tebliğimizi doğrudan hristiyan halkına yapmamız icabetmez mi? Sorarım size madem ki tebliğ yapacaz bunu en üstleri ile görüşerek, kapalı kapılar ardında bir araya gelerek mi yapmamız gerekirdi? Kaldı ki Fetullah hocanın yanındaki zat-ı muhterem şahsiyetlerden birisinin papanın elini öptüğünü gösteren fotoğraflar var. Bunlar gereksiz olaylar. Önce yakınlarımız…
Temmuz 20, 2007, 9:47 am üzerinde
BİR GÜN BENİM NAM-I CELİLİM GÜNEŞİN DOĞUP BATTIĞI HER YERE ULAŞACAKTIR hadis-i şerif
Arkadaş Sormuş demiş ki teblüğ en yakından başlar peygamber efendimizde böyle yapmıştır.Benim Evladım Günah Çukurunda İken Ne alemi Var diğerleri ile uğraşmanın
elcevap:İslam’da esas olan elbette öncelikle yakın çevresine , aile bireylerine , akraba , komşu ve arkadaşlarına tebliğ ve irşad etmektir. “(Öncelikle) En yakın akrabalarını (aşiretini) uyar” (Şu’ara:214) Ferman-ı İlahiside buna işaret etmektedir. Ayet’in nuzülünden sonra Efendimiz (SAV) En yakın akrabalarını Safa tepesinde toplayıp onlari İslâm’a davet için, ‘Size su dağın arkasında düşman atlılarının bulunduğunu söylesem, bana inanırmısınız? ‘ dediği zaman: ‘Hepimiz inanırız. Çünkü sen yalan söylemezsin’ diye cevap vermişlerdi.(Buhari Tecrid Tercemesi, 9/285) Bu örnek üzerine, Efendimiz (SAV) akrabalarını İslam’a davet etmiştir !
Yakın çevreye yapılan davetler sonucunda hala birileri Hakkıyla gönül vermiyor , hala günah çukurunda yaşıyor diye İman Hakikatlerine muhtaç gönülleri ihmal etmemiz anlamına gelmez. Nitekim , yine henüz Mekke döneminde birinci Akabe Biatından hemen sonra Efendimiz (SAV) Mekke’de onca insan Şirk bataklığında yaşarken , Musab bin Umeyr’i(R.A.) Medine’ye göndermiş ve İslam’ın orada inkişaf etmesini istemiştir.Aradan bir sene geçmemiştir ki ,Musab beraberinde tam 70 kişi ile geri dönmüş ve ileride Büyük Sahabe olma Keyfiyetine mazhar olacak Useyd bin Hudeyr’ler (R.A.) , Sad bin Muaz’lar (R.A.), Musab’ın vesilesi ile İslam’a dehalet etmişlerdir. (İbn Sa’d, et-Tabakâtü’l-Kübrâ, Beyrut 1960, III, 116-120)
Yine , Mekke döneminde Efendimiz (SAV) yanına Zeyd bin Harisi (RA) alarak Taif’e gitmiş , acaba orada İslam’ı anlatabilirmiyim mülahazaları ile Mekke’nin tümü İslam ile müşerref olmadan başka bir beldeye gitme gereği hissetmişti.(İbn Hişam, Sire, 2/60-63; İbn Kesir, el-Bidaye, 3/166)
Ayrıca Arkadaşım sen sanıyormusun ki Türkiye de bu hizmetler yapılmıyor eğer gerçekten böyle bir şey söylersen gerçekten hata etmiş olursun bu gün türkiyede gerek fettullah hocanın cemaati gerek diğer cemaatle canla başla mücadele etmektedirler fakat Yakın çevreye yapılan davetler sonucunda hala birileri Hakkıyla gönül vermiyor , hala günah çukurunda yaşıyor diye İman Hakikatlerine muhtaç gönülleri ihmal etmemiz anlamına gelmez değil mi Artık anlayın oraya giden oralarda hizmet eden kişiler İnşallah Allahın izni ile oranın önden giden atlıları olacaklardır.
Netice olarak diyebilirz ki ; etrafına Din-i Mübin-i İslamı hakkıyla nakşettikten sonra “Ahirzamanda benim ismim güneşin doğduğu heryerde duyulacaktır” Ferman-ı Nebeviyeye mazhar olmak için her mümin gayret sarf etmelidir.Ve kendisine bu şiarı rehber edinen kardeşlerine detsek olmalıdır.
Temmuz 20, 2007, 4:00 pm üzerinde
Tebliğ nedir?ceyhun biz tebliğ ediyoruz,dini anlatıyoruz,çoklarının imanına vesile oluyoruz,bu amaçla diyalog peşindeyiz demiş,
Evet tebliğ dinimizde çok önemlidir,esas olarak yumşaklıkla güzel bir biçimde yapılması da gerekir,burda sana itirazım yok,itrazım tebliğin içeriği ile ilgili..demişsin ki:
“De ki: Ey Ehl-i Kitap, Sizinle Bizim Aramızda Aynı Olan Bir Kelimeye Gelin: Allah’tan Başkasına İbadet Etmeyelim ve O’na Hiçbir Şeyi Ortak Koşmayalım; Allah’ı Bırakıp da, Kimimiz Kimimizi Rabler de Edinmesin.. Eğer onlar yine de yüz çevirirlerse, işte o zaman: “Şahit olun ki biz müslümanlarız!” deyiniz.”(Âl-i İmran, 3/64)
ayetinde peygamberimize imandan bahsedilmediğinden ilk önce ALLAH inancını tebliğ edelim ,kabul ederse peygamberimize de inanılması gerektiğini belirtelim…fesubhanallah ..alah sana hidayet etsin…Bu AYETİN GİRİŞİNE BAK.PEYGAMBERİMİZE HİTABEN ‘DE Kİ’ DENİYOR,YANİ EHL-İ KİTABA BU AYETİ OKUYAN PEYGAMBERİMİZ,OKUNAN EHLİ KİTAB İLK ÖNCE PEYGAMBERİMİZİN PEYGAMBERLİĞİNİ KABULETMEK ZORUNDA ZATEN,ÇÜNKÜ BU AYETİ ONA OKUYAN PEYGAMBERİMİZ,,,BU AYETİ SENİN GİBİ YORUMLAMAK İÇİN ZEKA ÖZÜRLÜ OLMAK LAZIM ,,PEYGAMBERİMİZ BUYURUYOR Kİ;”Muhammed’in nefsini kudret eliyle tutan zâta yemîn ederim ki, bu ümmetten her kim -Yahudî olsun, Hristiyan olsun- beni işitir, sonra da bana gönderilenlere inanmadan ölecek olursa mutlaka cehennem ehlinden olacaktır”.
Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) Müslim, İman 240, .
Yani sen o kişiye Alahın birliğini kabul et desen ,o da kabul etse ve o an ölse (peygamberimizin peygamberliğini kabul etmeden) bu onu cehennemlik olmaktan kurtarmaz,,ALLAH SANA HİDAYET ETSİN..
Bir İnsanın İmanına Vesile Olmak Güneşin Doğup battığı Her Şeyden Daha hayırlıdır HADİSİ ŞERİFİNİ TEKRAR EDEREK ‘BİZ NE YAPIYORSAK BAŞKALARINI KURTTARMAK İÇİN YAPIYORUZ ,OKUL AÇIYORUZ ,KAFİRLERLE DİYALOG YAPIYORUZ,FETHULLAH GÜLEN DE SIRF BUNUN İÇİN AMAERİKADA,,
Bak ceyhun ben sizin evlerinizde 3 sene kaldım,çok ihlaslı bir şekilde her emri yerine getirmeye çalıştım,risale-i nurun nerdeyse tamamını,fethulah gülenin birçok kitabını okudum,kasetlerini ezberlercesine dinleyip durdum,,,
Bu sıralarda peygamberimizin de olduğu bazı rüyalar gördüm .bu rüyalarda çok hayırlı olarak gördüğüm içinde bulunduğum anlayışı yoldan çıkmış olarak görüyordüm..başta anlam veremedim,redettim,şeytanın bir oyunu dedim..kuran meali ,hadis okumaya başladım ve 3 senedir evlerde hiç bahsedilmemiş,şeriat nedir?,küfr nedir,sağlıklı bir iman nasıl olmalı ? gibi en önemli konuları anlamaya çalıştım,,,ve sonra da bana gösterilen o rüyaların ALLAH’ın bir lutfu olduğunu anladım,,,
Evet sizin yaptığınız tebliğ eksiktir.Hdiste peygamberimizin üzerinde durduğu iman ile sizn tebliğinize kulandığınız iman anlayışı farklıdır,,bu yüzden sağlıklı bir imana sahip bir müslümanın bir rekat namazı sizin milyonluk cemmatinizin gelmiş geçmiş bütün amellerinin toplamından hayırlıdır,yine bu açıdan sağlam iman sahibi kişiler yetişmesini engellemeniz ,(ortalıkta çokluğunuzun da verdiği avantajla eksik bir tebliğ sunumunuzun yaygın olması nedeniyle) sizi cehennemin dibine kadar götürür ,bundan emin olun,,ve ben sizin gibi nefsimden konuşmam,,ALLAH’tan başka kimseden de korkmam,
ALLAHIN HAK DEDİĞİNİ HAK OLARAK KABUL EDER,BATIL DEDİĞİNİ DE BATIL OLARAK KABUL EDERİM
Heva ve hevesini ilah edinen, bilgisi olduğu halde Allah’ın şaşırttığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünü perdelediği kimseyi gördün mü? Onu Allah’tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Ey insanlar! Anlamaz mısınız?(casiye 23)
rasulullah buyuruyor:
“Ümmetim benden sonra yetmişüç fırkaya ayrılacak, bir fırka müstesnâ, diğerleri hep ateştedir.
-’Onlar kimlerdir yâ Resulellah?’
Benim ve ashabımın yolunda olanlardır.” (Ebu Dâvud)
,,,“Sizin aranızda öyle zümreler türeyecektir ki; siz onların namazlarının yanında kendi namazlarınızı, oruçlarının yanında kendi oruçlarınızı, iyi işleri yanında kendi iyi işlerinizi küçük göreceksiniz. (Yani onların yaptığı işler dıştan sizinkinden üstün gibi görünecektir.)
Onlar Kur’an da okuyacaklar. Fakat Kur’an (ın) feyzi onların boğazlarından öteye geçmeyecektir. (Yalnız dilde kalacaktır.) Nitekim onlar, okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkacaklar. Okun sahibi (avı delip geçen) okun demirine bakar (kana benzer) bir şey göremez. Sonra ağaç kısmına bakar, bir şey göremez, yelesine bakar, orada da kan izi göremez. Daha sonra (acaba ava dokunmadı mı?) şüphesiyle, kirişe gelen ve fok denilen çatal yerine bakar, orada da bir iz göremez.” (Buharî. Tecrid-i sarih: 1783)
,,,“Âhir zamanda yaşları küçük, tecrübeleri kıt, aklını kötüye kullanan bir zümre yetişecektir. Onlar, iyiler gibi peygamberin tebligâtından Âyet ve Hadis’ten bahsedeceklerdir. Fakat onlar, tıpkı okun hedefini delip geçtiği gibi İslâm’dan hemen çıkıvereceklerdir. İmanları boğazlarından ileri geçmez.Buharî – Tecrid-i Sarih: 1472
,,,“İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecektir ki, İslâm’ın yalnız ismi, Kur’an’ın ise resmi kalacak. Mescidler dış görünüşleri ile mâmur, fakat içleri hidayetten mahrum olacak.
Onların âlimleri gök kubbe altındakilerin en şerlileridir. Fitne onlardan çıktı ve yine onlara dönecektir.” (Beyhakî
,,,”SİZİN İÇİN DECCAL’DEN DAHA ÇOK DECCAL OLMAYANLARDAN KORKARIM.
- Onlar kimlerdir?
SAPTIRICI İMAMLARDIR.” (Ahmed b. Hanbel)
Temmuz 20, 2007, 10:43 pm üzerinde
”rabbi işrahli sadri,va yessirli emri,va uhlul ukdeten min liseni,yafkahu havli”
Bir Gün Benim Nam-ı Celilim Güneşin Doğup Battığı Her Yere Ulaşacaktır.
Kardeşim Öncelikle Sana Bu Video yu öneririm Baştan Sona İzlersin İnşallah
http://www.youtube.com/watch?v=A4eUJKOKIkQ gelelim yazına izah etmeye çalışacağız inşallah….
şu ayetten Başlıyak
De ki: Ey Ehl-i Kitap, Sizinle Bizim Aramızda Aynı Olan Bir Kelimeye Gelin: Allah’tan Başkasına İbadet Etmeyelim ve O’na Hiçbir Şeyi Ortak Koşmayalım; Allah’ı Bırakıp da, Kimimiz Kimimizi Rabler de Edinmesin.. Eğer onlar yine de yüz çevirirlerse, işte o zaman: “Şahit olun ki biz müslümanlarız!” deyiniz.”(Âl-i İmran, 3/64)
Kardeş ben Bu Ayeti Senin Dediğin Gibi yorumlıyan Tek Kişi Gördüm bilirmisin Bilmem muhammed muşi adında biri açıkçası hakkında Çok fazla bir bilgim yok ama dediğin yorum daha çok onun yorumları ama bişi diyeyim gerek Üstad Bediüzzaman Gerekse Diğer Elmalılı hamdi yazır yorumları ile uyuşmamaktadır.Şimdi Biraz Açıklamaya Çalışayım
soru:Peygamberlerin Ve kitapların Geliş Amacı Nedir
Elcevap:sırası ile
1-isbat-ı vacübül vücüd ve vahdaniyet
2-ahiretin varlığı
3-nübüvvet
4-adalet
Başta Nedir Allah’tan Başkasına İbadet Etmeyelim ve O’na Hiçbir Şeyi Ortak Koşmayalım
http://www.risaleara.com/oku.asp?id=2521&a=n incele lütfen
yani ilk önce Allahın varlığını kabul edecek sonra peygamberlik hakikatını sonra
Ahiretin gerekliliğini
ya bakın ben peygamberlik hakikatı dedim yani daha peygamberimizin peygamber olduğunu kabul etmesi için çok ekmek yemesi gerekir hele ki günümüzde Peygamberimize Atılan Bunca İftira Olduğu Vakitte….
kainatta tahavvulat/değişimler tedricidir aşama aşama/peyderpey ybilmem anlatabildim mi Ha senin yorumun anlatma şeklin yoğurt yiğişin farkllıdır saygı duyarım zaten cemaatlerin sayısının çok olması da bu yoğurt yiğiş farklılığından kaynaklanıyor ama sonuç hep aynı gaye-i hayal
Yazında fesubhanallah Diye Bir Yer geçmiş Gerçekten Şaşırdır Öyle Bir saçmalamışın ki ayeti yani bütün yorumcuları geçtin.
Gelelim Peygamber Efendimizin Peygamberliğini Kabul Etmek Zorunda zaten dediğin bahse biz buna aykırı bişi demiyoruz ki onlar peygamber efendimize inanmadan müslüman oldu da demiyoruz ayrıca cennete giderde demiyoruz sadece tüm müminlerin istediği gibi temennimiz duamız imanlı bir şekilde gider de Allah katında İnşallah Affolunur Şeklinde düşünüyoruz ondan sonrası zaten takdir-i ilahidir
Gelelim yazının Bundan Sonraki Kısmına Tam Bir trajedi efendim neymiş onlar peygamber efendimizi rüyada görmeler Başkalarının yaptığı tebliği eksik görüp küçümsemeler hatta bir rekatlık namaazın gelmiş geçmiş milyonluk cemaatimizin
amelleri ile karşılaştırma daha hayırlı göstermeler falan açıkçası yazını okurken dedim ehe şimdi şehlik taslıcak diye ama ALLAH tan onu yapmamışın kardeş sorarım sana peygamberimizi rüyada görmek ne zamandan beri forumlarda anlatılır olmuş yapma ALLAH aşkına rüyanın adabına aykırıdır artı o milyonluk cemaatinde hakkını Alma onlar hoşgörülüdür hakkını helal eder ama Genede yapma derim gelelim yazının devamına
Yetmiş Üç fırkaya ayrılacaktır meselesinden bahis etmişin ve kötü söz kullanmıyacam sana karşı ama kusra bakma cahilliğinide belli etmişin o hadis ebu hanife hazretleri zamanında tam anlamı ile vukuu bulmuş olup ebu hanife hazretleri tam tamına 72 fıkra ile mücadele etmiştir anladın mı kardeşim bilip bilmeden konuşma………….
Gelelim saptırıcı imamlara kardeşim sen hoca efendinin din diyanet hakkında yanlış verdiği bir fetvayı bilyormusun etme eyleme daha neye itiraz ettiğini anlamıyorum
yukardada yazmıştım
neye itiraz ediyorsunuz anlamıyorum
yüce İslam Bayrağının Avrupada Göndere Çekilmesine mi itiraz ediyorsunuz
İslamiyetin Bu denli şekilde yayılmasına mı itiraz ediyorsunuz
İnsanlara Dininin Anlatılmasına Mı itiraaz ediyorsunuz Yazıklar olsun diyesim geliyor valla ama neyse……
İnşallah Dilimizin Döndüğü kadar anlatmaya çalıştık faydalı olabildiysek ne mutlu bize
kalın selametle
Temmuz 20, 2007, 10:46 pm üzerinde
Ayrıca Sizede Ben Bir şey sormak İstiyorum diyorsunuz ki diyalog hristiyanlık oyunudur evet doğrudur ama bizim onlarla diyaloga girmemizde sakınca yoktur çünkü korkumuz yoktur hak din bizimdir bir vaad vardır bu gerçekleşecektir bizim alacağımız bi yara olmayacaktır olamaz bunu diyalogun ters tepmesindende anlıyoruz tabii gören gözler görüyor
Arkadaşlar Güneşi Üflemekle Söndüremezsiniz soruyorum şimdi size Madem Hristiyanlık oyunu Niye Günümüzde Hristiyanlık alemi bu faaliyetleri yasakladı
Temmuz 21, 2007, 12:28 pm üzerinde
Bir kimse; Allahû Teâla (cc)’nın varlığına, birliğine, kitaplarına, meleklerine, ahiret gününe ve peygamberlerine iman ettiğini ikrar etse, ancak Resûl-i Ekrem (sav)’in peygamberliğine inanmadığını beyan etse, böyle bir iman sahih değildir. Çünkü iman bir bütündür, tecezzi (Cüzlere ayrılmayı) kabul etmez. Yine Kur’an-ı Kerim’e inandığını beyan eden bir kimse; O’nun herhangi bir Ayet-i Kerime’sini yalanlasa, bu kimse mü’min değildir. Çünkü Kur’an-ı Kerim’den olduğu sabit olan herhangi bir Ayet-i Kerime’yi inkâr etmek küfürdür. Bu noktada: “- Efendim çoğuna inanıyor ya?” diye itirazda bulunulamaz. Zira Kur’an-ı Kerim; Allahû Teâla (cc) katından Cebrail vasıtasıyla ve vahiy yoluyla indirilmiştir. Bir Ayet-i Kerime’yi yalanlamak; vahyi yalanlamak hükmündedir.
İslâmi hükümlerin tamamını tasdik etmek; delâlet-i ve subuti kat’i olan nass’ları hafife almamak, alay etmemek ve eda etme hususunda gayretli olmak da şarttır. Hayatı boyunca iman üzere olan bir kimse, ömrünün sonunda irtidat ederse ebedi azaba müstehak olur. Dolayısıyla mü’minler; bilmedikleri herhangi bir mesele ile karşılaştıkları zaman ileri-geri herhangi bir söz söylemeden: “Allahû Teâla (cc) ve Resûl-i Ekrem (sav) nasıl bildirmişse öyledir” demelidirler.
Bu ifadeleri ehl-i sünnet itkadı üzerine yazılmş her kitapta bulabilirsin.Yukarıdaki açıklamamda bir konuyu yanlış anlamışsın.Ben orda Allah’a inanmadan önce peygamberimize inanmalı demiyorum,, İslam’m ilk esası, müslüman olmak için söylenmesi mecburi olan Kelime-i Tevhidin (Kelime-i Şahadet= “Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve Resuluhu” (“Ben şahadet ederim ki Allah’dan başka ilah yoktur ve ben şehadet ederim ki Hz. Muhammed O’nun kulu ve Resulüdür.”) ifadesinin bir bütün olarak sunulmasını savunuyorum..Ve bu şu ana ehl-i sünnet alimlerinin kabulüdür,ama senin ‘Allah’ın brliğini kabul etsin,önce bununla yetinelim,onlarla kaynaşalım,alışınca peyagamberimizi kabul etmesi gerektiğini biraz zaman geçtikten sonra(gün ,ay ,,belki de yıl)anlatırız mantığınızı hiçbir EHL-İ SÜNNET KİTABINDA GÖRMEDİM.kendince ‘’elcevap(risale okuduğunu anladık,alim(!) olduğunu bu sözünle anladık,sağol)diyerek birşeyler yazmışsın,yazdığınla neyi ipat ediyorsun ALLAH aşkına,.Bana yukarıdaki açıklamalarına bire bir uyan bir ehl-i sünnet aliminin açıklamasını getirmedikçe kimseyi inandıramazsın
Gelelim diğer elştirine,yok rüya gördüm diyerek trajedi yapmışım vb..Bak,ben orda rüya gördüm diyerek ‘benim her söylediğim doğru,ben peygamberimizi rüyalarında gören ermiş biriyim, gibi meczupça bir anlayış içinde değilim,bunu asıl yapan sizlersiniz.RÜYA İLE EVLENMEYEN,RÜYA İLE DOĞRU YOL BU DİYE İSPAT ETMEYE ÇALIŞAN ASIL SİZLERSİNİZ.RÜYA İLE İSPAT ETME ÇABASI KURANLA,HADİSLE İSPAT EDEMEYEN KİŞİLERİN İŞİDİR…ORDA BENİM SİZDEN AYRILMA SEBEBİME SADECE BİR GİRİŞ YAPMAKTI VE YAZDIĞIMA PİŞMAN DA OLDUM,VE BEN O RÜYALARDAN DOLAYI SİZDEN AYRILMADIM,HATTA ŞEYTAN İŞİDİR DİYE 2YIL DAHA EVDE KALDIM.
….. milyonluk cemaatimizin amelleri ile karşılaştırma..bahsine gelince..
- Hz. Ömer bir rahibin yanından geçerken (herhalde bu hadise Şam’a sefer yaptığı zaman olmuştur) durdu ve rahibi çağırdı. Ona “Bu müminlerin emiridir!” denilince rahib kilisesinden çıktı. Hz. Ömer, hastalanmış, benzi beti kaçmış, yorgun, dünyayı terketmiş bir kişi ile karşılaştı. Onu gördüğünde Hz. Ömer ağladı. Hz. Ömer’e onun hristiyan olduğunu, onun için niçin ağladığını hatırlatan bir kişiye “Bunu biliyorum. Fakat ona acıdım ve Cenabı Hakk’ın (Gaşiye suresinin 3-4.) ayetlerini hatırladım. Onun yorgunluğuna, bitkinliğine rağmen, ateşe girecek oluşuna acıdım” dedi.(hayatüs sahabe 1.cilt)
AMELİN MİKTARINDAN ÖNCE AMELİN NASIL BİR İMANLA YAPILDIĞI ÖNEMLİDİR..NASIL Kİ PEYGAMBERİMİZİN BİR REKAT NAMAZI ÜMETİNİN BÜTÜN NAMAZLARINDAN ÜSTÜNDÜR,,,NASIL Kİ BOZULMAMIŞ DÖNEMDE İKEN BİR EHL-İ KİTABIN BİR AMELİ BOZULDUKTAN SONRAKİ EHL-İ KİTABIN AMELLERİNİN TOPLAMINDAN HAYIRLI ,AYNI ŞEKİLDE SAĞLAM BİR İMANA SAHİP BİR KİŞİNİN 1 REKAT NAMAZI SİZİN GİBİ BOZUK,EHL-İ SÜNNET ANLAYIŞLARI İLE BAĞDAŞMAYAN KİŞİLERİN AMEELERİNİN TOPLAMINDAN ELBETTE Kİ HAYIRLIDIR..
Bana hocanın you tube adresini vermişsin,kardeşim zaten ben onları defalarca izledim,,bana kaynak göstereceksen EHL-İ SÜNNET alimlerini göster…ÜSTADI DA BOZUK ANLAYIŞLARINIZ İÇİN KAYNAK GÖSTERMEKTEN VAZGEÇİN.SİZ KURANI DOĞRU ŞEKİDE NASIL ANLAMAKTAN UZAKSANIZ ,AYNI ŞEKİLDE RİSALELERİ DE ANLAMAKTAN UZAKSINIZ,,
….Gelelim saptırıcı imamlara kardeşim sen hoca efendinin din diyanet hakkında yanlış verdiği bir fetvayı bilyormusun…DEMİŞSİN
Bir din aliminin batıl karşısında susması onun bir fetvasıdır.peygamberimiz,ashabı,ve sonra gelenler batıl karşısında ölümü göze alarak hakkı haykırdılar,birçok işkencelere maruz kaldılar,öldürüldüler,tesrere ile ikiye bölündüler,ateşe atıldılar ama hakkı söylemekten vazgeçmediler,,sen diyeceksin ki eğer söylerse bu hizmet sekteye uğrar,,kardeşim o önemli hakikatleri söylemezse de kabulunün şart oduğu bu meselelerin varlığı inkar edilir.BU İSE DİNDEN ÇIKMAKTIR
Şeriatı inkar eden ,ne olduğunu, önemini bilmeyen,baş örtüsünün farziyetini inkar eden,hafife alan,sevilmemesi gereken din düşmanını seven,bunun imanını zedelediğini bimeyerek yaşayan ve belki böyle de
Ölecek olan,açık bir şekide söylemediğiniz için iyi hristiyanların da cennete gideceğini düşünerek bu konularda gereken tavrı alamayan kişiler hep sizin ve sizin gibillerin eseri,,neyse bu knuda daha çok şey yazılır,,
Yukarıda yazdıklarına birkaç yorum daha yapacam,bakalım bunarı nasıl kıvırmaya çalışacaksın
Demişsin:.. Dini bir Diyaloğun içinde olanların , “öteki” leri Küfür ile veya ebedi cehennemlikle veya batıl yol ile itham etmek yerine , sadece kendi doğrusunu göstermeleri esas olmalıdır..buna sadece peygamberimize inen ikinci vahiyle cevap verecem:
Ey ortuye burunen!Kalk da UYAR. Rabbini yucelt. Giydiklerini temiz tut. Kotu seyleri terke devam et.
(Müdessir 1-5) ,,inançsız kişileri cehenneme karşı uyarmak,ve inanırlarsa cennetle müjdelemek peygamberimizin,ashabının temel tebliğ yoludur.
Diyalog içinde bulunduğumuz insanlarla… Yahudi ve Hristiyanlar bile olsa.. bizi birbirimizden ayıracak hususlar bahis mevzuu edilmemelidir..sapık fikrin için sana birkaç ayet:
.. Allah’ın göndermiş olduklarını tebliğ edenler, Allah’tan korkarlar ve O’ndan başka kimseden karkmazlar. Allah hesap gören olarak yeter. Ahzab-39
.. Hakkı batıl ile örtmeyin ve hakkı gizlemeyin(BAKARA 42)
…Sen onların dinlerine uymadıkça, yahudi ve hristiyanlar senden kesinlikle hoşnut olmazlar. De ki: “Şüphesiz doğru yol, Allah’ın (gösterdiği) yoludur.” Eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların heva (arzu ve tutku)larına uyacak olursan, senin için Allah’tan ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı. BAKARA-120
Demişsin: ….Buna göre Müslüman, onları “kendi konumlarında kabul” edecek, ortak noktada buluşmaya çağıracaktır….SİZE GÖRE BİRÇOK NOKTA VAR:ONLARIN NOKTASI,SİZİN NOKTANIZ BİR DE ORTA NOKTA.BENİM İÇİN İKİ NOKTA VAR:BATIL OLAN VE HAK OLAN …ALLAH HAKLA BATILI KESİN OLARAK AYIRMIŞTIR,SENİN GİBİ HAKKA BATIL KARIŞTIRMAK İSTEYENLERLE ÖMRÜMÜN SONUNA KADAR MÜCADELE EDECEĞİM,,BİZ VARKEN KOLAY KOLAY BU DİNİ BOZAMAYACAKSINIZ
Temmuz 21, 2007, 5:09 pm üzerinde
bedüüzzamanı severiz ama onu kullanaıpda sizin gibi beyinleri yalama yapan hocanıza anlam veremiyoz tamam bediüzzamanı biliyoz çileli hayatı sakal bırakmasına mani idi buna bir şey demiyoz ama hocana kim mani papa mı yoksa bush mu
hadi onada onlar mani peki talebelerine kim mani oluyor peygamberin güzel ahlakını almasına sen bilmezmisin sakal müslümanın kılıçtan daha yakın korumasıdır sen sakalı bırakmak zorundasın çok dine sahipsen senin zorun nedir uzun sakalın kesilmeside yanlış diye birşey yok her türlü sakalm kesimi haramdır iki günlükte olsa kazımak HARAMDIR şunu söylim tüm peygamberler ümmetine sakalı bırakmasını emretmiştir ve tüm ümmet bırakırdı ama tek sedum halkı bırakmazdı oda i…liğinden bırakmazdılar sernin hocan kim oluyorda sakalı uzatmayı kınıyor sen bana ayet açıklama seni ayetlerle susturrurum senin söylediğin ayetlere sen tefsirini yanlış veriyon bi kere be ceyhun biz 1500 yıldır anlattıkta adamlar yüzçevirip duruyor hatta devrimde ilerledi adamlar bizim dinimizi senden daha ii okuyorlar bak hersene senin hocanın bir kişiyi dahi müsklüman etmedenn Allahın izni ile hersene binlerce kişi islamı seçiyor bizonlara herşekilde tebliğ ettik ama senin hocvan tebliğ etmiyor onların yaptığını onaylıyor adeta dininmizi küçük düşürüyor adasmlar kabeyi yıkmakla tehdit ediyor haçlı sabvasına onay veriyor senin feto gidip elini öpüyor hazretdeyip bizleri küçük düşürüyor bizler müslümanız elhamdurillah tarık bin ziyadda müslümandı bak nasıl avrupayı müslüman yaptı bu iş ayetleyola çıkılır siznki hiç cihattan bahsetmez ama kafirler bize topla bomba füze ile saldırıyor yumuşaga gelince emir bin maruf yumuşak yapılır o güzel ona bir şey demiyoz fravuna yumuşak davranılmıştır oda güzel doğru ama onlar emir bin maruf yapıyordu putları kırıyordu ama senin feton hiç öyle değil baksana 2.jean paulu müslüman yapamadı o kadarfda yumuşak davranmıştı adam hrıstıyan olarak öldü çünkü senin hocan emri binraruf yapmyorduancak ancak senin hocan müslümana zarar versin dursun .Ya Allah aşkına söylermisin yahu hangi dinle bir ortak çalışma yapılır hindularlamı nasıl olacak bu iş biz müslümanlar hersene sözde onların tanrılarını kesiyoz kabul ederlermi bunlar ayette diyorki onlar yaradana öyle iftira attılarki nerdeyse yer gök yarılacaktı bu ifti,radan dolayı diyor sen nasılda onlARIN KİLİSELERİNE GİDECEKSİN ya yahudilere ne diyeceksin adamlar di,yorki siz müslüman arablar kızlarınız cariye erkeklerimizi köle yapacaklar adamların kıtabı bunu gerektiriyor ve ant içmişler ve bu işe başalmışlar kudusu işğal ile her toplantılarında bas bas bağırıyorlar bide bu kutsal davamız bir gün zaferle sonuçlanacak diye şimdi biz giderimde bu heriflerle arkadaş mı olarım Allah bize demiyormuki siz onların dinine girmedikçe onlar sizden memnun olmaz diye şişte onlar bizi içimizde kinle beşliyor zaten senin hocanda tayyibe destek verilmaesin emretmiyormu ne olacak sizlerden bopun eşbakanı işte bide abd askerlerinin evlerine en az zayiatla dönmeleri için bir de dua ediyorsunuz yetmez mi vahhabi bile sizden ii düşünüyor o bile biliyor kafirle barış olunmayacağını bunlar bi<zi kıskıvrak yakalasa yiyecekler ama sana bi şeyler anlatmak boş ceyhun yazmışsın ama hepsi boş hep ekranı kaplamış durumda siz yumöuşak davranmaya devam edin nasıl olsa onlar yavaş yavaş yumuşak laokma yapıp bizi yiyorlar dün bosna afgandı buğün ırak iran yarın sıra bize suriyeye gelecek siz devam edin bu kafayla
NİYE HOCAN ABD DE SIKI BİR KURAN KURSU İLİM İRFAN YERİ AÇMIYORDA GİDİP CEMAATE KONFERANSLAR VERİYOR KAFASINA GÖRE NE DEDİĞİDE SENİN GİBİYALAN YANLIŞ FETVALAR BİDE BİZE SIZINTIDAN ZAMAN GAZETESİNDEN SAMANYHOLUNDAN ÖRNEK VERME AL BEŞİNCİ BOYUTUN SENİN OLSUN AL KALP GÖZÜDE SENİN OLSUN ZATEN Bİ ÇARE MÜSLÜMANIN İÇİNİ KARARTMADAN BAŞKA NE YAPARSINIZ Kİ SİZLER AMA ADAM 7 SENEDE PARAYA PARA DEMEZ OLDU BE NE TİCARET AMA DEĞİLMİ
Temmuz 21, 2007, 5:16 pm üzerinde
BUNLARIN MEŞHUR BİR RUYASI VAR ONCA KİŞİ İÇİNDEN FETULLAHI GÖSTERİP O YOK MU O YOKMU O DİYORMUŞ PEYGAMBERİMİZS.A.V. ULAN ONUN NE ALAKASI VARSA RESULULLAHLA O TİYATRO İZLER PAPANIN ELİNİ ÖPER O ZINDIKI (ECEVİTİ HAKAK YÜRÜDÜ DİYE) ŞEHİT YAPAR BUSHU B KENDİNİ BARIŞA ADAYAN ADAM DİYEN TARİKATLARI YASAKLAYAN CEMAATİNE .CEMAATİNDE OKUMUŞ MESLEK SAHİBİ OLMUŞ YADA MADDİYATI İYİ OLMUŞU SEÇİP MZIDDINA CEMAATİNE ALMAYAN KİŞİNİN İMAMHATİPLERİ KAPATILMASINI İSTEYİP ÖĞRENCİLERİNE DÜŞMANOLAN ADAMDAN NE BENZERLİK OLUR ONUN YARAI SİYONİSTLERE BAŞKA KİMSEYE YOK
Temmuz 21, 2007, 5:28 pm üzerinde
CEYHUN SİZİN HOCANIZ HİÇ MÜSLÜMAN ÜLKEDE YAPILAN ZUYLME HİÇ ALDIRIŞ EDİYORMU
EDİYORSA KATİLLERİN ELİNİ NİYE TUTUP YÜZÜNE GÜLÜYOR BU HİÇ BİR MÜSLÜMANA YAKIŞIYORMU
YAZIK YAZIK YAZIK
BU MÜSLÜMANLIĞI AHİRETİ CENNETİ ÜÇ KURUŞ DÜNYALIĞA SATANA YAZIK BU NE KÖTÜ BİR ALIŞ VERİŞ TARİKATLAR TAA HZ EBUBEKİRİN YOLUNDAN GELİR VE KIYAMETE KADAR DEVAM EDER AMA SİZ TUTTURUP BEDÜÜZZAMANIN İSMİNİ KULLANIP TARİKATLARI YOK SAYIP OLMAZSA OLMAZ YAPIYORSUNUZ BİZLER ZAMANIN MÜÇTEİDLERİNİ SEVERİZ YOLUNDAN GİDERKEN Sİ,Z ONLARIN YOLUNU KÖTÜLÜYORSUNUZ YAZIK YAZIK
UNUTMA O ZAMANIN BİR ALİMİ VARDI SÖYLE BİR SÖZÜ VARDI^^dört mezhebin kitablarını yaksalar ve itiktlarını yok etseler ben bunları eksiksiz tekrar tekrar yazalım^^ diyen ahıskalı ali haydar efendi bedüüzzamanın yaşadığı dönem zamanınimamlığını yapardı bedüüzzamn bile bundan öğüt alırdı İMAM I AZAM EBU HANİFEDE SÖYLE DERDİ ^^O İKİ SENE OLMASAYDI NUMAN HELAK OLURDU^^ DEYİP TARİKATI ÖVMÜŞTÜR AMA SİZLER FETTULLAH DİYE NURCULUĞK ADI ALTIN DA YENİ YENİ BİDATLAR ÇIKARAN BİRİNİN PEŞİNDEN GİDİYORSUNUZ
YAZIK YAZIK MİLLETE KAST EDEN İN ADI MİLLİ KAHRAMAN YAZIK YAZIK
Temmuz 21, 2007, 6:13 pm üzerinde
Ajan Fethullah Gülen mi yoksa ona ajan diyenler mi?
Hangi saftasınız Doğrununmu yoksa Yanlışınmı?
Araştırmaz iseniz Ebu cehiller derki Düşman
sor Ebu Bekire derki Dost
Genede araştırın ağızdan değil yoksa yanlış safta olman muhtemel.Bu adam bence dost araştırılmıştır.
Kanıt ise Ona Sataşanlar İslam Düşmanları
Temmuz 21, 2007, 6:30 pm üzerinde
http://www.otuken.net/modules.php?name=News&file=article&sid=4 sayfasından alıntı…
Fethhullah gülen diyor ki: “… Herkes kelime-i tevhidi esas alarak çevresine bakışını yeniden gözden geçirmeli ve ıslah etmelidir. (yenilemelidir) Hatta Kelime-i Tevhidin ikinci bölümünü yani ‘Muhammad Allah’ın rasulüdür’ kısmını söylemeksizin sadece ilk kısmını ikrar eden (söyleyen) kimselere rahmet ve merhamet bakışıyla bakmalıdır.” Küresel Barışa doğru (Kozadan Kelebeğe – 3) Sayfa :131
ALLAH Buyuruyor : ”Kim Allah’a ve Resul’üne iman etmezse, bilsin ki biz kafirler için çılgın bir ateş hazırladık” (Fetih : 13)
“Ey insanlar Rabbinizden size hak bir peygamber gelmiştir.O halde kendi hayrınıza olarak, hemen ona iman ediniz.” (Nisa : 170)
“ Ey insanlar, Allah’a ve Peygamberine inanasınız, ona yardım edesiniz, Onu büyük tanıyıp, saygı gösteriniz.” (Fetih : 9)
“Eğer siz gerçekten müminlerseniz, Allah’a ve Peygamberine itaat ediniz.”
(Enfal : 1)
“Allah’ı ve peygamberlerini inkar edenler, Allah ve peygamberleri arasını açmak isteyenler, bazılarına inanır, bazılarını da inkar ederiz, diyenler ve (iman ve küfür) arasında bir yol tutmak isteyenler… İşte gerçekten kafir olanlar bunlardır. Ve biz (böyle) kafirler için zelil edici bir azab hazırladık. Allah’a ve peygamberlerine iman edenler ve onlardan hiçbiri arasında ayırım yapmayanlar ise, işte bunlara da mükafatları verilecektir. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.” (Nisa : 150 , 151 , 152)
peygamberimiz buyuruyor ki: Muhammed’in nefsini kudret eliyle tutan zâta yemîn ederim ki, bu ümmetten her kim -Yahudî olsun, Hristiyan olsun- beni işitir, sonra da bana gönderilenlere inanmadan ölecek olursa mutlaka cehennem ehlinden olacaktır”.Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) Müslim, İman 240, .
SAİD NURSİ HZ.leri diyor ki: Saniyen: Mektubunuzda “Mücerred (sadece) Lâ ilâhe illâllah kâfi midir? Yani, Muhammedür’-Resulullah demezse ehl-i necat (kurtuluş ehli) olabilir mi?” diye, diğer bir maksadı soruyorsunuz. Bunun cevabı uzundur. Yalnız şimdi bu kadar deriz ki:
Kelime-i şehadetin iki kelâmı birbirinden ayrılmaz, birbirini ispat eder, birbirini tazammun eder, biri birisiz olmaz. Madem Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm Hâtemü’l-Enbiyadır, bütün enbiyanın vârisidir. Elbette bütün vusul yollarının başındadır. Onun cadde-i kübrâsından hariç hakikat ve necat yolu olamaz.
…. Peygamberi işiten ve dâvâsını bilen adamlar onu tasdik etmezse, Cenâb-ı Hakkı tanımaz. Onun hakkında yalnız Lâ ilâhe illâllah kelâmı, sebeb-i necat olan tevhidi ifade edemez. Çünkü o hal, bir derece medar-ı özür olan cahilâne adem-i kabul değil; belki o kabul-ü ademdir ve o inkârdır. Mucizâtıyla, âsârıyla kâinatın medar-ı fahri ve nev-i beşerin medar-ı şerefi olan Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmı inkâr eden adam, elbette hiçbir cihette hiçbir nura mazhar olamaz ve Allah’ı tanımaz.
26. MEKTUP 4. MEBHAS (BEŞİNCİ MESELE) KISMINDA ( Sayfa : 344)
Fethullah gülen diyor ki: “Yahudileri ve Hıristiyanları kınayan ve azarlayan Ayetler ya Hazret-i Muhammed (A.S.M.) döneminde yaşayan yada kendi peygamberleri döneminde yaşayan bazı Yahudi ve Hıristiyanlar hakkındadır.”
Kitabın Adı : Küresel Barışa doğru (Kozadan Kelebeğe – 3) Sayfa :45
Bakınız : Belge Dosyası ( 2- Belge )
Yukarıdaki sözler, hiçbir Müslümanın kabul edebileceği bir şey değildir. Oysa bütün Müslümanlar bilir ki, Kur’an’ı Kerim’in her Ayet-i kıyamete kadar geçerlidir.Hiç bir zaman değişikliğe uğramaz hükmü baki dir. Belirli bir dönem de hükmü geçerli belirli bir dönemde geçerli değildir gibi düşünceler tamamen batıldır, sapıklıktır. Bu düşüncede olan kim olursa olsun, islam hudutlarından çıkmıştır ve dalalete düşmüştür.
Artık o kimsenin kendisini Müslüman olarak ifade etmesi ve ameli hükümleri yerine getirmesi de hiçbir şey ifade etmez. Çünkü imandan sonra küfür vardır. İman ile küfür birbirinin zıddıdır. Biri varsa diğeri yoktur.
“Kadınların başlarını örtmesi iman meselesi ölçüsünde önem arz etmez. Allah’a karşı kulluk, umumi manada kulluk ölçüsünde önem arz etmez bunlar Teferruata ait meseledir. Nitekim, Allah’a iman meselesi Mekke’de efendimiz’e tebliğ edilmiş , namaz meselesi orada bize farz kılınmış, daha sonra da zekat bize farz kılınmış. Ama Tesettür meselesine gelince biraz farklı. Zannediyorum Peygamberliğin 16. ve 17. senesinde müslüman kadınların başları açıktır. Temel meseleler varken, teferruatla uğraşılmamalı.” Diyor.
Söylediği Kaynak: Bkz. 23-28 Ocak 1995 tarihinde Hürriyet Gazetesi ile Röpj.
23-30 Ocak 1995 tarihinde Sabah Gazetesi ile Röpj
Amentü’nün esaslarını bütün Müslümanlar bilirler, esaslarından birisi de Kitaplara imandır. (yani kur’an’ı Kerim’e de imandır.) Kur’anı Kerime iman eden bir kimse, içindeki Ayetlerini de kabul etmek zorundadır. Kabul etmeyen, hafife alan, bir kimseden de Müslüman diye söz edilemez. Birilerinin söylediği gibi” iman meselesi ölçüsünde önem arz etmez” demesi kendi zannına göre söylenmiş bir sözdür. Müslüman’ım diyen insanları bağlamaz. Bu iş bu kadar kesindir. …Bütün insanlar ve cinler Hazret’i Kur’an’ın bir hükmünü, bir harfini inkar etseler, hafife alsalar, hepsi kafir olur.
Ferhullah Gülen Konuşmasında “Patrik Hazretleri bu centilmenliği yapmışlardır.” Demiştir.
Söylediği Kaynak: Diyaloğ Toplantısı görüntülü CD. De söylüyor.
Peygamberimiz buyuruyor:“Münafık adamlara ‘Efendi’ diye hitap etmeyin. Zira o, efendi denilerek büyütülecek olursa, Allah’ın sevmediğini tazim ettiğinizden dolayı, Aziz ve Celil olan Rabb’inizin gadabını celbetmiş olursunuz.”
(Ebu Davud)
“Yahudi ve Hıristiyanlara selam vermeyiniz. Yolda onlarla karşılaştığınızda
onlara iltifat etmeden yolunuza devam ediniz.”
(Müslim-Ebu Davud-Tirmizi Hz.)
DİNLER ARASI DİYALOGDAKİ MAKSAT NEDİR?HRİSYANLARIN DİYALOGDAN HEDEFLEDİKLERİ :
PAPANIN ÇAGRISI:
Dinlerarası diyalog Kilise’nin bütün insanları kiliseye döndürme amaçlı misyonunun bir parçasıdır. Bu misyon aslında Mesih’i (Hz. İsa) ve İncil’i bilmeyenlere ve diğer dinlere mensup olanlara yöneliktir.”
“Birinci bin yılda Avrupa Hıristiyanlaştırıldı.
İkinci bin yılda Amerika ve Afrika Hıristiyanlaştı.
Üçüncü bin yılda Asya’yı Hıristiyanlaştıralım”
(Papa II.Paul)
“Diyalogdan söz ettiğimizde, açıktır ki, bu faaliyeti kilise şartları çerçevesinde misyoner ve İncil’i öğreten bir cemaat olarak yapıyoruz. Kilisenin bütün faaliyetleri, üzerinde taşıdığı şeyleri yani Mesih’in sevgisini ve Mesih’in sözlerini nakletmeye yöneliktir.
Bu sebeple diyalog, Kilisenin İncili yayma amaçlı misyonunun çerçevesi içinde yer alır.”
(Pietro Rossano – Vatikan konsil sekreteri)
“Bütün insanlar Hazreti İsaya döndürülmeli, bütün insanlar vaftiz olarak kilisede birleşmeli ve onun vücudu olan Kiliseye girmelidir. Yollar, üsüller, metodlar değişir; ama hedef hiç değişmez. Bütün insanları Hıristiyanlık dinine sokmaktır nihai maksadımız.” (Vatikan yayını)
…İmamı Rabbani Kuddise Sirruh Hazretleri MÜSLÜMANIN KÜFÜR EHLİ İLE NASIL MÜNASEBET KURMASI GEREKTİĞİNİ ÇOK AÇIK BİR ŞEKİLDE DİLE GETİRMEKTEDİR.
163. Mektubatını buraya almayı uygun bulduk;
“İman ve küfür birbirinin zıddıdır, bir arada olamazlar. Ta kıyamete kadar, hatta kıyamette dahi. Bunlardan birini ispat etmek, diğerini kaldırmaktır. Birini ağırlamak, diğerini küçük düşürmektir.”
Noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah, peygamberine hitaben şöyle buyurdu:
“Ey Peygamber, Kafirlerle ve münafıklarla cihad et, onlara karşı sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir. O gidilecek yer ne kötüdür.” (Tevbe : 73)
“Sübhan Allah, en güzel huyla sıfatlanan Resul’üne “Küffarla cihad et ve onlara sert davran.” Emrini verdiğine göre, bundan bilinir ki; onlara sert çıkmak en güzel huylar arasındadır.
İslam dininin izzet bulması küfrün ve küfür ehlinin zelil düşmesindedir.
Buna göre Bir kimse, küfür ehlini ağırlarsa islam ehlini zelil düşürmüş olur. Kafirleri ağırlamak yalnız onlara tazim edip baş köşeye oturtmak değildir. Onları
meclislere almak, onlarla sohbet etmek, onların dili ile konuşmak gibi hareketler dahi onları ağırlamaktır. Asıl uygun olanı; köpekleri uzaklaştırır gibi onları uzaklaştırmaktır.
Eğer onlarla alaka peyda etmek, dünya işlerine ait zaruretler icabı ise …
başka türlü de olmuyorsa … o zaman uygun olan, ancak zaruret miktarı onlarla
olmaktır. Bu arada onları bir şey yerine koymamaya ve kendilerine lüzumsuz
yere iltifatta bulunmamaya riayet etmelidir.
Ama İslam’ın kemali, böyle bir garazı dahi tamamen terk edip onlara iltifat etmemek ve onlarla karışıp durmamaktır. Zira noksan sıfatlardan münezzeh
olan Allah, onları (yani küfür ehlini), Kelam-ı Mecid’ inde zatının ve Resulü’nün
düşmanı olarak tanıttı:”
“Ey iman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost
edinmeyin. Oysa onlar size gelen hakkı inkar etmişlerdir.” (Mümtehine : 1)
“Kim Allah’a , meleklerine, peygamberlerine, cebrail’e ve mikail’e düşman
olursa bilsin ki Allah da inkarcı kafirlerin düşmanıdır.” (Bakara:98)
İmamı Rabbani Kuddise Sirruh Hazretlerinin 165. Mektubatında da şöyle buyurmaktadır;
“Allah’u Teala’nın ve Resulünün düşmanı olan kafirleri kendine düşman bilmelidir. İslam düşmanlarını aşağı tutmalı, kıymetsiz ve rezil olmaları için uğraşmalıdır. O alçaklara hiçbir zaman ve hiçbir yerde saygı göstermemelidir. Onlarla görüşmemeli, hiç mi hiç buluşmamalıdır. O düşmanlara hep sert davranmak, elden geldiği kadar yüzlerini görmemek ve işe karıştırmamak lazımdır.”
Fethullah Gülen bir başka beyanında:
“Kimse kimseye inancından dolayı ithamda bulunmayacak, kimse kimseye dininden yada dinsizliğinden dolayı taan da bulunmayacak. Kimse kılığından, kıyafetinden, açıklığından saçıklığından, düşüncelerinden dolayı taana (yermeye, kötülemeye) maruz kalmayacaktır.
… Vahşi insanlar (bağışlayın bu tabirimden dolayı) vuruşa vuruşa, dövüşe dövüşe bir şey gerçekleştirirler. Medeni ve aydın ruhlar düşüne düşüne, konuşa konuşa bu hedifi gerçekleştireceklerine inanırlar. Vahşet dönemini çok gerilerde bıraktığımız kanaatini taşıyorum” Diyor.
Resulullah ve bütün islam büyüklerinin ve atalarımız olan Osmanlının dini islam için savaş meydanlarında yaptıkları Cihad’a hangi müslüman “Vahşet” diyebilir. Müslümanların takdirine bırakıyoruz. Bunları tanıyın bilin.
Kaynak Söylediği Yer: Bkz.http://tr.fgulen.com./a.page/basindan/kose.yazilari/
1995/mart.1995/a1412.html)
Temmuz 21, 2007, 8:34 pm üzerinde
”rabbi işrahli sadri,va yessirli emri,va uhlul ukdeten min liseni,yafkahu havli”
Selamün Aleyküm
Kardeş Yazına Gereken Cevapları Vericeğim Dilim Döndükçe ama ama sen anlamamaya devam edeceksin devam edeceksin devam Edeceksin… o yüzden üç beş yazı daha yazıp Sana Cevap Vermeyi Bırakacağım samimi bir Şekilde Bana Ulaşmak İsteyenler Olursa Cevaplarını Verebilirim Site Yönetiminden Bana Ulaşabilir Msn Adresi Mi alabilirler onlarda buounmaktadır….gelelim meseleye
1. ve 2. paragraftan başlıyalım zira aynı şeyler
Mümin Tanımı Yapmışın Allah Razı Olsun Amme Niye yaptığını Anlamadım Açıkçası Peygamber efendimizin peygamberliğine ve yahut kuran ın bazı bölümlerine inanmayanlara biz hiç bir yazımızda mümin dedik mi dedimmi bir incele bakalım ve yahut bu tip yarım inananlara Yarısına inanıyor yahu diye bir itirazda bulunan mı var kardeş yoksa yukardaki cevapları bana yazmadın mı ben hiç bir yerde böyle ifadede kullanmadım sonra hiç bir hükümü hafife almışlığımız da yok ayrıca Allahû Teâla (cc) ve Resûl-i Ekrem (sav) söylediklerine de herhangi bir ileri gerilik eksitmişliğimiz bulunmamaktadır ama işte seni suçlamak istemiyorum fakat benim yukarda da yazımda belirttiğim gibi tebliğ de anlatılması sırasında izlenen bir yol vardır kainatta tahavvulat/değişimler tedricidir
aşama aşama/peyderpey anlatabiliyormuyum anlamassın belki bir örnek vereyim misal bir çocuk ve İslam Anlatılmak İsteniyor şimdi bu çacuğa İslam Nasıl Anlatılmalıdır tabiiki Önce Temel Mevzulardan Başlanmalıdır Çocuğa İlk Önce Allah ın Valığını Birliğini Anlatacaksın Ki Çocuk Allah ı tanısın Sonra Allahın bizi ne kadar Sevdiğini Anlatırsın ki O çocuk Allah ı sevsin Sonra çocuk Biraz daha Piştikten sonra Kuran-ı Kerim İ anlatırsın Dersin Ki Bu Sana Seni sevdiğinden dolayı göndermiş olduğu nimetidir ki Allahın seven Allahında onu sevdiğini bilen çocuk Kuran ı da sevsin Bunu Öğrenmeye De Gayret Etsin Sonra Bu Kuran ı Elçileri Aracılığı ile Gönderdiğini Ve Allahın Peygamber Efendimiz İçin Bu kainatı yarattığını Allahın sözlerini Bizlere Anlatmak içinde onu görevlendirdiğini Anlatırsın ki Çocuk peygamber Efendimizi Tanısın Sevsin Hürmet Göstersin Daha Sonra Çocuk Biraz Daha Pişer Ve Haramı helal i Anlatırsın yalan söylemeyi Allahın yasak ettiğini anlatırsın ki çocuk Sevdiği Tanıdığı Rabinin Yasaklarına uysun sonra Çocuk Biraz daha pişer Fakat Yinede çocuktur Ara sıra yalan söylemeye devam da eder daha sonra cenneti cehennemi anlatırsın ufakda olsa kötü şeyler yapmaması gerektiğini izah edersin böyle yaparsa hem toplumsal açıdan hemde Allah katında Neler Olucağını Anlatırsın Tabii Zaman Geçmiştir Allahın Varlığından onu sevdiğinden şüphesi kalmayan çocuk bunu Anlar ve Bir daha yalan Söylemez ve Çocuk Artık Büyümüştür Ona dersinki Senin İbadet Etme Zamanın Gelmiştir Allahın Farzıdır Bu Allahına gerçekten İnanan Ve Seven Çocuk ham kıvamından Pişme Kıvamına Gelmiştir Artık ve Üzerine Farz Olan Bir İbadeti Niçin diye sual sormaksızın Kabul Eder ve İbadetlerini yapar daha Sonra İbadetlerin Aldığı Şevkle Pişmeye Devam Eden Çocuğa Bol Bol Anlatırsınız kii çocuk öyle bir duruma Gelir Artık Yanmıştır Artık Ona Anlatabilirsiniz Kafirlere Karşı Olan Mücadeleyi Ne zaman Diyalog Kurulacağını Ne Zaman Dost Edinilmiyeceğini Anlatırsınız Ona bir çok alimlerin Talebelerine yasak Ettiği Kadeer Mevzuunu Anlatmaya şimdi soruyorum sana bu çocuğun gelişme aşamasında senin dediğin Gibi Saklanan Bir Gerçek Var mıdır İlk Başta Bazı Şeylerin Anlatılmaması bildirilmesinde bir problem mi olmuştur buna Karşı Gelebilirmisin bunada karşı geleceğini sanmıyorum şimdi Birde Tersten Düşünelim durumu Biz Bu çoçuğa deseydikki Namaz Kılacaksın Bu Allahın Emridir Çocuk diicek dur nedir ne değildir Sonra Desenki Tebliğ edecen Hizmet edecen Acı Çekeccen Çocuk Ne yapıcak Aşırı Ateş ten yancak kül olacak
ibadeti istemiycek belki benim babam gibi nefret ettirilecek belkii……
Demişsinki Kelime-i Tevhid Tamamen sunulmalı kardeş tamam doğrudur Bu Yorum farklılıklarından kaynaklanmaktadır.Ve Artık Çağ Kurtarma Çağıdır bak ne güzel diyor üstad
“Karşımda müthiş bir yangın var. Alevleri göklere yükseliyor.
İçinde evladım yanıyor. İmanım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeğe, imanımı kurtarmağa koşuyorum. Yolda biri beni kösteklemek istemiş de ayağım ona çarpmış, ne ehemmiyeti var. Bu büyük hadise karşısında bu küçük hadise bir kıymet ifade eder mi? Dar düşünceler, dar görüşler.”
Bende Diyorum Ki Ameller Niyete Göredir Önümüzde büyük bir küfran var Kuran In emrettiği Ölçülerde İnsanlarımıza Dinimizi Anlatalım Yoksa O önce Anlatılmış sonra kabul edilmiş dar düşünceler Bizim Amacımız Tebliğ Ve En İyi Yol Bu Yukarıda Emreden Ayetleride Vermiştim Okursan eğer Artı Diyalog Nedir Ne değildir Onuda Açıklamışım Siz Daha Diyalogun ne olduğunu bilmiyorsunuz sanıyorsunuz Ki onlar peygamberimizi kabul etmeyince müslüman olacaklar diyoruz biz ve yahut ortak yerlerden din çıkarıcaz hayır yalandır….
Benim elcevap Dememe Takılmışın alim filan Ulan Konuşturcan beni Peygamber efendimizi Gördüğü rüyaları Ulu Orta Anlatıp Şov Yapan İnsan Mı Koskoca Kuran Hizmetlerinin İbadetlerini Küçümseyen Onlar haklarına Giren Bir Rekat Namaz İle Karşılaştırıp Değerlendirmesini Allah a Bırakmayana Ne demeli ha ne demeli Kimsin Sen Küçümsüyorsun kimsin sen ya Bu Cemaate Milyonlar Gönül Vermiş Nasıl Alırsın Haklarını Allahtan Kork…..(başka Bişi Demiyorum)
Artı Cemaat Evlerinde kalmışın bilmen lazım elcevap 7 den 70 e küçük şarkitten büyüğüne herkesin dilindedir herkez kullanır ve çok hoş sohbetler çıkar bundan beni bunla itham etmişin ya yazıklar olsun sana binlerce kez
Bizim Hakkımızda Rüya Demişsin Kuran hadis ispat et demişsin edemediğimizi belirtip bize rüya yı yüklemişsin
hadi canım sende ordan hadi oku biraz oku o kadar evlerde kalmışın hiç değilse yukarda verilen bir bölüm örnekleri oku aşağıdada örneklerini çok kıa verecem oku…ilk emirdir unutma…
Sonra Hz Ömer Bahsine Gelelim Kardeşim Sen hazreti Ömer msin Acıyorsun Hazreti Ömer Misin Bu derecede Derin Bir Mevzuuda kaç milyon kişinin hakkını alıyorsun Yapma Gözünü Seviim…..
Üstadı Bozuk Anlayıştan bahsetmişin bilmiyorum ama Bu gün Üstada En çok Sahip Çıkan Onu Yaşatan Onun İman Hizmeti Yolundan Giden En çok Hangi cemaat Bi araştır istersen…..
Bir din aliminin batıl karşısında susması onun bir fetvasıdır.
demişsin sana Ufak Bir şey anlatıcam
Vak’a ;Sahabe-yi Kiram içinde çıkılan bir seferde 40′a yakın Sahabe esir alınır ve Esir alan Kabile Reisi , sefere çıkanların başında olan Sahabeye (zannedersem Sa’d bin Ebu Vakkas olacak) , kendi alnından öpmek şartı ile 40 Sahabeyi kendisi ile serbest bırakacağını taahhüt eder. O Sahabe gider ve Kabile reisinin alnından öper. Olay Hz.Ömer(RA) ‘in Halifeliği döneminde olmuştur ve tüm Sahabeler kurtulup dönünce olay Hz.Ömer’e anlatılır. Oda hadise üzerine Sa’d bin Ebu Vakkas’ın alnından öper.
İman Kurtarma davasında olanların , Dava ve Dava kardeşlerinin can,mal ,namus ve izzetinin ayaklar altında olduğu dönemlerde , şahsi izzetlerini ikinci plana atmasını bilmeleri adına bizlere – zannedersem – önemli bir ölçü olsa gerek.
Bilmem Anltabildim mi……
Artı Bu fetva başka şekildedir daha hafiftir yani hocamız hep söyler bilmen lazım zulme sessiz kalmak zulümdür diye önemli hakikatlerin söylenip söylenmediğini niçin böyle yapıldığını yukarda açıkladım sanırsam devam edek
Şeriatı İnkar eden Demişin De Sen Ne diyorsun Kardeş Mümkün müdür Böyle Şey Sadece Biz Ülkeyi Çağlayana Meydanlara Dükme Taraftarı Değiliz Anladın Sen onu Ama şeriatı inkar etmek diye bir şey yok Sana şunu diyorum çok büyük iftira etmişin kanıtını bekliyorum Eğer Kanıtlayamazsan Namertsin Müfterisin………..
Baş Örtüsünü İse Bi Sonraki Yazıda Açıklayacağım İnaşşallah
Ondan Sonra Bakara dan Ayet Örneği Vermişin Hakkı Batı ile örten de yok gizleyende yok yukarda açıkladım…..
Sonra İnançsız Kişilere Yapılan Tebliğ Yolundan Bahsetmişin
Hoşnut olma Meselesine Gelince İse Onları Hoşnut Etmek Gibi Bir Amacımız Yok Aksine zaten onlar diyalog faaliyetlerinden hiç de hoşnut değildirler diyaloğu bırakmalarıda bunun en basit göstergesidir bizim amacımız tebliğ görevini yapmaktır…
Şimdi Kardeşim Sana Bir Kaç Soru Sormak İstiyorum
1-Hristiyanlk alemi ne için diyalog faalietlerini bırakmışıtr
2-Hocamızı Bazı Şeylerden Dolayı ilk yazında Suçlamış 73 fırka hadisesinden Bahsetmişin ne için bilmeden konuşuyorsun yoksa biliyorsunda…….neyse hüsnü zan demi….
3-Bir gün benim nam-ı celilim Fermanını Diyalogtan Başka Nasıl Gerçekleştirebiliriz Somut Örnek Saçmalama ama
4-Sen Kim Oluyorsunda Bunca İnsanın İmanına Vesile Olmuş bir İnsana Bu denli rahat iftira atabiliyorsun sen onun yaptıklarını yarısını da birini islam için yap ayaklarını öpecem…
5-De ki: Ey Ehl-i Kitap, Sizinle Bizim Aramızda Aynı Olan Bir Kelimeye Gelin: Allah’tan Başkasına İbadet Etmeyelim ve O’na Hiçbir Şeyi Ortak Koşmayalım; Allah’ı Bırakıp da, Kimimiz Kimimizi Rabler de Edinmesin.. Eğer onlar yine de yüz çevirirlerse, işte o zaman: “Şahit olun ki biz müslümanlarız!” deyiniz.”(Âl-i İmran, 3/64)
saçmalamadan yorumla
Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar da vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, kusurlarını başlarına kakmaz, hoş görür ve bağışlarsanız, bilin ki Allah çok bağışlayan çok merhamet edendir.” (Teğabün,64/14)
Ayet-i Kerimede görüleceği üzere , düşman olan eşler ,çocuklar veya her ikisi içinde , onların İslam’a kazandırılmaları için affetmeyi , kusurlarını yüzlerine vurmamayı öğütlemektedir.
Ve Yukardaki Ayetleri kopyalamayım uzun oldu nasıl yorumlıyacaksın önce bi oku istersen….
senin verdiğin örnekler ise kuran ı bilmeden siyak ve sibak bütünlüğünü içinde yapılmamış yorumlardır….
ayrıca yayınlayacağım yazılarıda oku bir zahmet
selametle kal
Not:Bundan sonra İftiralarını cevaplamıyacağım birkaç şey daha ekleyip bitireceğim çünkü samimiyet yok benim yapacak daha mühim işlerim var kolay değil yazı yazmak vakit alıyor samimi olanlar yönetimden adresimi alabilirler birkaç yazı dizisi ekleyip bitireceğim çünkü ne derseniz deyin anlatamazsınız ufak bişi bulurlar gene başlarla saçmalamaya sonra paso yaz olmuyor Allah rızası içinde yazılarımı sebatla okuyun bırakın onlar eleştirsinler bunca kişinin müslüman olmasını
Temmuz 21, 2007, 9:44 pm üzerinde
DİNLER ARASI DİYALOĞU SAVUNAN KARDEŞLERİM
MÜCADELE SURESİ 22.AYETİ OKUYUN VE TEFEKKÜR EDİN UYANIN ARTIK RABBİMİN AYETLERİ APAÇIK DURURKEN SİZ NEYİ SAVUNMAKTASINIZ…………..
Temmuz 21, 2007, 10:07 pm üzerinde
Kardeş Bak Şimdi Başım Ağrıyor Kısa Cevap Vereceğim başım ağrıyor….
hocaefendi hiçbir yerde Bu peygamberimize inanmaynlar müslümandır veya allah katında değerlidir cennete girecektir demiyor…sadece temennisi var inşallah cennete giderler diyor onuda
En-Nisa Sûresinin 48.Âyetinde Allah-u Teâlâ şöyle bildiriyor:
اِنَّ اللّهَ ﻻ يَغْفِرُ اَنْ يُشْرَكَ بِه وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذلِكَ لِمَنْ يَشَاءُ
Anlamı:”Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz.Bunun dışındaki günahları, dilediği kimse için bağışlar.”
ayetine dayanarak söylüyor
lütfen ayetleri bütünlük içinde tefsirlerine göre düzgün yorumlıyalım neyin nerede yapılacağını bilelim
misal hristiyanları dost edinmeyin diyor bir ayette ama islamda hrist kadınlarla evlenilebilir bu ne perhiz bu ne turşu dersin ama bilinmiyor diyorum ya aradan ayetler çekip çıkarmayın inşallah faydalı olabilmişiktir hadi kalın selametle
Temmuz 21, 2007, 10:08 pm üzerinde
hangi ayetin nerede kullanılacağını bilelim
Temmuz 21, 2007, 10:26 pm üzerinde
Arkadaşlar daha birkaç yazı yazacaktım fakat sitenin içeriği gereği moderatör onaylı çalışıyor ben iki önceki yorumu mu yaparken sadece cevap yazmış olduğum fatihin yorumu vardı cevabımı verdim baktım ki arkasından onlarca yorum yapılmış onaylanmayan Ama yorumlara baktıkça artık sizin dininiz size benim dinim bana diyorum çünkü anlamamakta ısrar eden önyargılı gönüller var ben böyle sanmamıştın son olarak şunu söylemek istiyorum Lütfen Gönlünüzen okuyun… ama sizlerden de razı olsun allah siz olmasanız ne zevki var hizmetin lütfen aşağıdaki yazıyı okyun son yorumumdur……
Işığı daima yanan evlerden biridir o. Günün hangi saatinde olursa olsun, sığınanları bağrına basan, açları doyuran, yüreği acıyanları sarıp sarmalayan ve kutlu sakinlerinin en içli iniltilerine sır arkadaşlığı yapan sımsıcak bir yuva. Batının batısında, doğunun bütün motiflerinin mümessili bir Anadolu ocağı. İşte o evdedir Asrın Garibi, o evin bir odasında. O ev okyanusun ötesinde ama onun odası vallahi Erzurum’da, billahi Edirne’de, tallahi İzmir’de. O ev Amerika’da ama o oda Türkiye’de; o odanın sâkini kalben, hayâlen ve rûhen dünyanın her bucağında, bütün kalbi kırıkların yanında. Çağın Ebu Cehilleri kendilerine göre bir “yeni dünya” hayatı tahayyül etseler de, o ilk kez “Vira bismillah” dediği zamanki sadelik ve duruluğunda. Bazılarını buna inandırmak ve onların boğuldukları derin suları ayağı ıslanmadan geçenlerin de var olduğunu kendilerine anlatmak ne kadar da zor! Var mı ki, böyle bir vazifemiz?! Fakat, gönül istiyor ki, su-i zanlara ve iftiralara girmesin hiçbir mü’min kardeşimiz…
selametle kalın
HER ŞEYE RAHMEN YOLA DEVAM
AH HOCAM SANA BUNLARI DİYECEKLERDİ DE BEN SESSİZ KALACAKTIM! AH
Temmuz 22, 2007, 1:48 am üzerinde
51. Ey iman edenler, yahudilerle hıristiyanları dost edinmeyin! Onlar, birbirlerinin dostlarıdırlar. İçinizden her kim onlara yardaklık ederse, muhakkak o da onlardandır. Allah ise zulmedenleri doğru yola çıkarmaz.
(maide)
burda allah yahudi ve jhristiyanlari dost edinmeyin buyuriyor. feto$ ne yapiyor ? onlarla dost degilmi ?gulenin en iyi arkada$i papa degilmi? mdr dinler arasi diyalog hristiyan ve yahudileri dost edinmek degilmi?
neyse ikinci ayete geçelim:
52. Onun için yüreklerind münafıklık derdi olanların: “Ne yapalım, başımıza tersine bir devrin gelmesinden korkuyoruz.” diyerek onların içine koşup durduklarını görürsün. Umulur ki, Allah, yakında o zaferi getirir veya katından bir emir buyurur da içlerinde gizlediklerine pişman olurlar. ( maide)
$imdi allah yahudi ve hristiyanlari dost edenleri munafik olarak nitelendirmiyormu ? ve i$in en komik ve anlamlli yani ise budur: “Ne yapalım, başımıza tersine bir devrin gelmesinden korkuyoruz.” diyerek onların içine koşup durduklarını görürsün”. fethullah gulen aynen bu lafi soyledi aynen aynen. allah bunlari onceden haberdar ediyor bizlere. ve fethullah gulen bu munafikligi içinden gizliyor.
neyse geçelim 3. ayete:
54. Ey iman edenler, içinizden kim dininden dönerse, duysun: Allah onların yerine, kendisinin sevdiği, onların da kendisini seveceği, mü’minlere karşı boyunları aşağıda, kafirlere karşı başları yukarıda, Allah yolunda savaşan, dil uzatanın kınamasından korkmayan bir kavim getirir. İşte o, Allah’ın bir lütfudur ki, onu dilediğine verir. Allah, ihsanı bol, herşeyi bilendir. ( maide suresi )
$imdi dinler arasi diyalogu kabul eden onlarin dinlerinide kabul etmesi lazim bunu papa soyliyor.
ve fethulla gulo$ da bunu kabul ederek dinler arasi diyaloga girdi. papa ne dedi ? dediki dinler arasi diyalog hristiyanligi dunyaya tanitmak için kurulmu$ ve fethullah gulende hristiyanliga yardim ediyor.
allah bu ayette onlara boyun egmeyin diye buyuriyor. fethullah gulen onlara ole bir boyun egiyorki hatta onlarin ellerini opuyor.
allah onlarla sava$in diye buyuriyor aksi halde bizim yerimize ba$ka bir kavim yani onlara boyun egmeyen bir kavim getirecegini soyliyor feto$ ise cihada kar$idir bu olaylari diyalog ile çozmek istiyor allah ise diyalogu yasaklar.
ba$ka bir ayete geçelim:
1. Ey iman edenler, düşmanımı ve düşmanınızı dostlar edinmeyin! Onlar, size gelen gerçeği inkar etmişken siz onlara dostluk gösteriyorsunuz. Onları Rabbiniz olan Allah’a iman ettiğiniz için peygamberi ve sizi (yurdunuzdan) çıkarıyorlardı. Eğer sizler, Benim yolumda ve hoşnutluğum uğrunda savaşa çıktıysanız (böyle yapmazsınız). Siz, dostluk göstererek onlara sır veriyorsunuz, oysa Ben sizin gizlediklerinizi de açıkladıklarınızı da tamamen bilirim ve içinizden her kim onu yaparsa, artık düz yolun ortasında şaşırmış olur. (muntahine suresi)
mdr vallah bu ayeti kerime tam feto$a yazilmi$ subhanallah.
$imdi yahudi ve hristiyanlar hz. muuhammed s.a.s ‘ me inanmiyorlar kurana inanmiyorlar uzun lafin kisasi islamiyete inanmazlar. onlar allahin du$manlaridirlar o zaman allahinda buyurdugu gibi onlari dost edinmemeliyiz. bak aynen ayettede solendigi gibi onlar $imdi bizleri yurdumuzdan çikariyorlar bugun filistin irak afganistan çeçenistan ve daha bissuru islam ulkesinden çikartiyorlar bizleri katlediyorlar bizleri onun için onlari dost edinmeyip onlarla sava$maliyiz ama gulen oyle yapmiyor. ayettede solendigi gibi onlari dost edinip sir vermemeliyiz gulen butun islamiyetin sirlarini ogrenip papaya cia ya ve amerikaya aktariyor…
dolayisi ile gulen duz yolda $a$irmi$tir ve onun yolundan gidenlerde tabi…
2. Eğer onlar sizi yenip de ele geçirirseler, hepinize düşman kesilirler, sizlere ellerini ve dillerini kötülükle uzatır, hepinizin kafir olmasını isterler. (muntahine suresi)
ayet ^paçik onlar $imdi guleni ale geçirip hristiyanla$tirmi$lar…
Temmuz 22, 2007, 1:49 am üzerinde
Vatikanın en çok korktuğu, Hıristiyanlaştırmada en büyük engel gördüğü, İslamiyetin, hubbu fillah-buğdu fillah emridir. Yani, Allah dostlarını Allah için sevmek, Allahın düşmanlarını, (dinimize göre, Müslüman olmayan herkes Allah düşmanıdır) Yahudileri, Hıristiyanları sevmemektir. Hubbu fillah, buğdu fillâh, imanın esasıdır. İmanın altı şartının geçerli olup olmaması bu esasa bağlıdır.
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
İmanın en sağlam temeli ve en kuvvetli alameti, hubb-i fillah, buğd-ı fillahtır. (Ebu Davud)
İmanın temeli Mümini sevmek ve kâfiri sevmemektir. (İmamı Ahmed)
İmanın efdali Allah için sevgi, Allah için buğzdur. (Taberânî)
Yine Resulullah buyurdu ki:
Cebrail aleyhisselam gibi ibâdet etseniz, müminleri, Allah için sevmedikçe ve kâfirleri Allah için kötü bilmedikçe, hiç bir ibâdetiniz, hayrat ve hasenatınız kabul olmaz!
Allahü teâlâ, Hz. Musaya sordu:
- Ya Musa, benim için ne işledin?
- Ya Rabbi, senin için namaz kıldım, oruç tuttum, zekât verdim, zikrettim.
- Ya Musa, kıldığın namazlar, seni Cennete kavuşturacak yoldur, kulluk vazifendir. Oruçların, seni Cehennemden korur. Verdiğin zekâtlar, kıyamette, sana gölgelik olur. Zikirlerin de, o günün karanlığında, sana ışıktır. Bunların faydası sanadır. Benim için ne yaptın?
- Ya Rabbi, senin için olan ameli bana bildir.
- Dostlarımı benim için sevdin mi, düşmanlarıma benim için düşmanlık ettin mi?
Musa aleyhisselam, Allahü teâlâyı sevmenin onun için olan en kıymetli amelin, Hubb-i fillah ve Buğd-ı fillah olduğunu anladı.
(İmam-ı Gazali)
Kuran-ı kerimde buyuruluyor ki:
Ey iman edenler, Yahudileri de, Hıristiyanları da dost edinmeyin! Onlar, (İslâma olan düşmanlıklarında) birbirinin dostudur. Onları dost edinen de onlardan olur. Allahü teâlâ, (kâfirleri dost edinip, kendine) zulmedenlere hidayet etmez. (Maide 51)
Müminler, müminleri bırakıp da, kâfirleri dost edinmesinler! Onları dost edinenler, Allahın dostluğunu bırakmış olurlar. (Ali İmran 28)
Allaha ve ahiret gününe iman edenler, babaları veya oğulları veya kardeşleri ya da akrabaları olsa bile Allaha ve Resûlüne düşman olanları sevmezler. (Mücadele-22)
Hadis-i şerifte de buyuruldu ki: Bir kavmi sevip de onlarla dostluk kuran, kıyamette onlarla haşrolur (Taberânî)
Vatikan, bu inanç yıkılmadıkça, Müslümanların Hıristiyan olmayacağını bildiği için, Diyalog vasıtasıyla bu inancı yıkmak istiyor.
Temmuz 22, 2007, 1:50 am üzerinde
Fethullah Gülen, basın yayın organlarıyla yaptığı röportajlar ve verdiği beyanlarla (Fetullah Gülen İslâm dini’ne aykırı bu beyanatları 23-28 Ocak 1995 tarihleri arasında Hürriyet Gazetesi’nde ve 23-30 Ocak 1995 tarihleri arasında Sabah Gazetesi’nde yayınlanan röportajlarında vermiştir.), kendi dinini ilân etmiş, İslâm dininin hükümlerine karşı gelmiştir.
Şöyle ki;
Tesettür:
Kadınların başlarını örtmesi iman meselesi ölçüsünde önem arzetmez. Allah’a karşı kulluk, umumi manada kulluk ölçüsünde önem arzetmez bunlar. Teferruata ait meseledir. Nitekim, Allah’a iman meselesi Mekke’de Efendimize tebliğ edilmiş, namaz meselesi orada bize farz kılınmış, daha sonra da zekât bize farz kılınmış. Ama tesettür meselesine gelince biraz farklı. Zannediyorum Peygamberliğin 16. ve 17. senesinde müslüman kadınların başları açıktır. Temel meseleler varken, teferruatla uğraşılmamalı.
Bu sözleri ve beyanları nurculuk dinine göredir. İslâm dininde tesettür kesinlikle farzdır. Allah-u Teâlâ Nûr sûresi 31. ve Ahzâb sûresi 59. Âyet-i kerime’lerinde tesettürün farz olduğunu beyan buyuruyor.
Resulüm! Mümin kadınlara da söyle. Gözlerini harama bakmaktan sakınsınlar, ırzlarını namuslarını korusunlar. Ziynet yerlerini açıp göstermesinler. Ancak bunlardan görünmesi zaruri olan (yüz ve eller) müstesnâdır. Başörtülerini (göğüs ve boyunları görünmeyecek şekilde) yakalarının üstüne koyup örtsünler. (Nûr: 31)
Resulüm! Zevcelerine, kızlarına ve müminlerin hanımlarına söyle. Zaruri bir ihtiyaçları olup dışarı çıkmak istedikleri zaman, dış elbiselerini üzerlerine giysinler. Bu onların ahlâksız kadınlardan olmadıklarının bilinmesi ve incitilmemesi için daha elverişlidir. (Ahzâb: 59)
Bu, İslâm dinine göredir. Nurculuk dinine göre değil! Tesettür kesin olarak uyulması gereken bir emirdir ve iman meselesidir.
Allah-u Teâlâ emir ve hükümlerini koymuş onu yasaklarıyla sınırlamıştır. Bu hükümler Allah’ın hudutlarıdır. Kim Allah’ın hudutlarını aşarsa kendisine yazık etmiş olur. (Talâk: 1)
Allah-u Teâlâ, Kim bu hudutları aşarsa kendisine yazık etmiş olur. buyuruyorken, Tesettür teferruattır! ya da İman meselesi değildir. demek açıkca bu hudutları aşmak demektir. Bu Âyet-i kerime’leri inkâr etmek demektir. O, kendi kurduğu dinine kendi zan kitabına göre böyle söylüyor.
Doğrusu bir çokları bilmeden heva ve heveslerine uyarak halkı şaşırtıyorlar. (En’am: 119)
Âyet-i kerime’lere ve Allah-u Teâlâ’nın hükümlerine ters konuştuğu için nefis arzusunu ilâh edinmiş şirke düşmüştür.
Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde:
Resulüm! Gördün mü o nefis arzusunu ilâh edineni? Artık ona sen mi vekil olacaksın? Onu şirkten sen mi koruyacaksın. buyuruyor. (Furkan: 43)
Tesettür meselesine gelince biraz farklı. Zannediyorum peygamberliğin 16 ve 17. senesinde müslüman kadınların başları açıktır. Temel meseleler varken teferruatla uğraşılmamalı. diyor.
Yani Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e tesettür Âyetleri ilk yıllarda gelmediğini bunun için önem arzetmediğini; teferruat olduğunu söylemek istiyor.
Bütün insanlar ve cinler Hazret-i Kur’an’ın bir hükmünü, bir harfini dahi inkâr etseler, hafife alsalar, hepsi kâfir olur.
İsterse emir ya da hüküm Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in son nefesinde inmiş olsun. Artık o kesin hükümdür, emirdir. Biz iman ederiz. İslâm dininin hükümleri zamanla ilgili değildir. Hüküm geldikten sonra ona imandan başkası düşünülemez. 16. senede gelmiş, 17. senede gelmiş, 18. senede gelmiş diye hüküm basite alınamaz, bu açık bir küfürdür.
Âyet-i kerime’de:
İşte böyle, çünkü onlar Allah’ın indirdiğinden tiksinip hoşlanmamışlardır. buyuruluyor. (Muhammed: 9)
Oysa inananlar için tesettür kesinlikle uyulması gerekli bir farzdır. Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz zamanında savaş sebebi dahi sayılmıştır. Asr-ı saâdet yıllarında Beni Kaynuka yahudilerinden bir kuyumcunun mümin bir kadının tesettürüne, başörtüsüne el uzatması savaş sebebi sayılmış ve savaşılarak yahudi erkekleri öldürülmüştür. (Hişam: c. 3, sh: 66)
Allah’ın hükmü bu kadar önemli bir meseledir.
Kadın İdareci:
Başka bir beyanında ise:
Kadınlardan idareci olmasının hiçbir sakıncası yoktur. demiş.
Bu beyanları ile Allah ve Resulü’nün hükümlerine karşı gelmiştir.
Zira Âyet-i kerime’de:
Peygamber size neyi verdiyse onu alın, neden nehyettiyse ondan sakının. buyuruluyor. (Haşr: 7) Eğer Allah’ı seviyorsanız bana tâbi olun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. buyuruluyor. (Âl-i imran: 31)
Hadis-i şerif’te:
Sizden hiç birinizin arzuları benim tebliğ ettiğim esasa uymadıkça gerçek mânâda iman etmiş olmaz. (En-nevevi, Erbâin: 41) buyuruluyorken ve kadın idareci hakkında, Mukadderatını bir kadının eline veren millet felah bulmaz. buyuruluyor. (Buhari 1660, Megazi 82, Fiten 18, Tirmizi fiten 75, Nesai Kada: 8, Ahmed bin Hanbel 5743, 51, 38, 47)
Bu İslâm dinine göre böyledir. Eğer Allah’a iman ediyorsak, Resul’üne tâbi isek, onların beyanı Âyet-i kerimeler ve Hadis-i şerif’lerde böyle buyurulmaktadır. Bunun tersini söylemek ve savunmak Allah ve Resul’üne karşı gelmek demektir. Bu da açık bir küfürdür. O kendi kurduğu nurculuk dinine göre kendi nefis putuna dayanarak zanla konuşuyor, Allah ve Resul’ünün hükümlerine karşı geliyor.
Kadınlardan idareci olur. demek, bunca Âyet-i kerime ve Hadis-i şerif’i inkâr etmektir. O yalnız zannını konuşturuyor heva ve hevesine uyuyor. Eğer doğru sözlü ise bir Âyet-i kerime ya da Hadis-i şerif getirebilir mi?
Âlimim diye geçinen müfsidler, halkı ifsad ediyor.
Âyet-i kerime’de:
Doğrusu bir çokları bilmeden heva ve heveslerine uyarak halkı şaşırtıyor. buyuruluyor. (En’am: 119) Allah-u Teâlâ ve Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- onları bize şöyle bildiriyor ve tanıtıyor; Onları ateşe çağıran imamlar kıldık. Kıyamet günü onlar yardım görmeyeceklerdir. (Kasas: 41) İşte bunlar halkı yanlış bilgilendirerek saptıran imamlardır. Bunlar insanları cehenneme çağırıyorlar.
Âyet-i kerime’de:
Yoksa onların, dinden Allah’ın izin vermediği şeyleri dini kaide kılan ortakları mı vardır. buyuruluyor. (Şûrâ: 21)
İslâm’da olmayan mesnetsiz ve asılsız yalanlarını İslâm dininin kaidesi gibi gösteriyorlar. Bu ise İslâm’ın hükümlerine karşı gelmektir.
Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde şöyle buyurmaktadır:
Onların çoğu Allah’a iman etmişlerdir, fakat müşrik olarak yaşarlar (Yusuf: 106)
Allah-u Teâlâ’nın kesin olarak buyurduğu, emir ve nehyettiği şeyleri hükümsüz bırakmak için, kendi arzularına göre söz söylüyorlar. Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz ise onlar hakkında,
Şüphesiz ki benden sonra ümmetimden bir zümre gelecektir. Onlar Kur’an okuyacaklar, fakat Kur’an’ın (feyzi) onların boğazlarından öteye geçmeyecektir. (Yalnız dilde kalacaktır.) Nitekim onlar okun avı delip geçtiği gibi dinden çıkacaklar, bir daha da dönmeyeceklerdir. İşte bütün insanların ve hayvanların en kötüsü bunlardır. buyuruluyor. (Müslim: 1067)
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz onları Bütün insanların ve hayvanların en kötüsü olarak ifade ediyor. Okun avı delip geçtiği gibi dinden hemen çıkıyorlar.
Diğer bir Hadis-i şerif’lerinde:
Allah-u Teâlâ ilmi size ihsan buyurduktan sonra (hafızanızdan) zorla çekip almaz. Lâkin âlimleri ilimleri ile beraber cemiyetin içinden alır, ruhlarını kabzeder, artık kara cahil bir zümre kalır. Halk bunlardan dini ihtiyaçlarını sorarlar. Onlar da (âyet, hadis) gözetmeden kendi düşünce ve arzularına göre fetvâ verip hem kendileri saparlar, hem de başkalarını saptırırlar. buyuruluyor. (Buhari. Tecrid-i Sârih: 2174)
Ümmet-i Muhammedi ifsad ediyorlar, mesnetsiz asılsız fetvâlarla Din-i mübine zarar veriyorlar.
İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, İslâm’ın yalnız ismi, Kur’an’ın ise resmi kalacak. Mescidler dış görünüşü ile mamur, fakat içleri hidayetten mahrum olacak. Onların âlimleri gökkubbe altındakilerin en şerlileridir. Fitne onlardan çıktı, yine onlara dönecektir. buyuruluyor. (Beyhaki)
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz: Sizin için deccalden daha çok deccal olmayanlardan korkarım.
-Onlar kimlerdir?
Saptırıcı imamlardır. buyurdular. (Ahmed bin Hanbel)
Kendilerine tâbi olanları yoldan çıkartıp saptırırlar.
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz:
Ahir zamanda öyle kimseler türeyecektir ki, bunlar dinlerini dünyalığa alet edeceklerdir. İnsanlara karşı koyun postuna bürünmüş gibi yumuşak ve güzel huylu görünürler. Dilleri şekerden daha tatlıdır; amma kalpleri kurt gönlü gibidir. Aziz ve Celil olan Allah-u Teâlâ bu gibi kimseler için şöyle buyuruyor:
”Bunlar acaba benim sonsuz affediciliğime mi güveniyorlar, yoksa bana karşı meydan mı okuyorlar? Ululuğum hakkı için onlara öyle bir ağır musibet vereceğim ki, aralarında bulunan yumuşak başlılar da şaşakalacaklardır. buyuruluyor. (Tirmizî)
Temmuz 22, 2007, 1:52 am üzerinde
Misyonerlerin itirafi
Vatikan ve kiliseler birligi adina « dinlerarasi diyalog » fikrini ortaya atan misyonerler teskilatinin lideri Louis Massignon’un misyonler zirvesi’nde yaptigi konusma aynen soyledir :
Muslumanlarin her seyini tahrip ile mahvettik.dinlerini,inanclari,ahlaklari dine bagliliklari ve insani duygulari mahvoldu. Onlarin milli-manevi degerlini bati medeniyeti potasinda eriterek kendimize benzettik. Islamiyet ‘ten uzaklastirdik. Islamiyeti ‘i ogrenmeyi, yasamayi namaz kilmayi ve kuran-i kerim ogrenmeyi suç ve gericilik olarak gostermeyi basardik. Artik cogu hicbir seye tam olarak inanmiyorlar. Ehl-i sunnet itikadi basta gelen dusmanimizdir. Bu itikadi gecmiste sapik inanclara kanalize ettik. Son yillarda ise musluman gorunen bazi ilahiyatcilarla , 14 asirlik dinlerini, itikatlarini ibadetlerini tartsir hale getirdik. Derin bir bosluga dusurduk. Bundan sonra siz misyonerlerin isi daha kolaylasti. Maas baglayarak, vize vadi, yurdisinda is imkani hatta fuhsu kulanarak muslumanlari hiristiyan yapiniz…
Temmuz 22, 2007, 8:59 am üzerinde
AH HOCAM SANA BUNLARI DİYECEKLERDİ DE BEN SESSİZ KALACAKTIM!
Yukarda bir Arkadaşımız Süper İfade Etmiş
hadi lan ordan!!!hocaefendinin islama hizmeti ortada!peki sen ne yapabildin acaba?meyve veren agaci taslamaktan baska?o zaman osmanlida misyoner!cunku ehli kitapla muthis iliskileri vardi bilirsin!…ama helal olsun guzel seytanlik yapiyosunuz!siz gibi 5 para etmez ,kiskanc,duzenbaz,kendinin hicbir icraati yokken baskalarina kostek olmaya calisan munafiklar!belkide siz muslumanlarin arasini bozmaya calisan ajanlarsiniz kim bilir?ben yillarca yurtlarda kaldim ve Allaha sukur ne hiristiyan oldum ne misyoner!tam tersine!ordaki islam ahlaki ne yuce 1 bilsen!tabi biliyorsun ama kiskanclik iste!yada ajanlik!siz gibi daima oldu ve olacak ve yine biz yolumuzda sizi ezerek ilerlicez!ALLAH U EKBER!!!!!
Temmuz 22, 2007, 9:12 am üzerinde
Gelelim Tövbekar Kardeşimin Yazılarını Yüzlerce Kez Cevabını Verdim Ama Neyse Birinci Yazısına Cevabımız….
Dost Edinmeyin Hakkında Ayete Cevaptır…..
SORU: “Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o onlardan olur. Şüphesiz Allah, zalim kavmi doğru yola iletmez.”(Maide,51)
Kur’an-ı Kerim , Yahudi ve Hristiyanları dost edinmeyin derken , siz ise buna muhalif davranıyorsunuz?
El-CEVAB : Kur’anın bu hükmüde, yine siyak ve sibak bütünlüğünde ele alınmadığında, yanlış anlam çıkarmalarda adetten olmakta ve sanki Kur’anı Kerim bütün Yahudi ve Hırsitiyanları dost edinmeyin şeklinde algılayanlar olabilmektedir.
Merhum Elmalı Hamdi Yazır bu Ayeti Kerime için bakın Tefsirinde ne diyor:
‘Yahudi ve hıristiyanları dostlar edinmeyin. Onlara velî olmayınız değil, onları velî tutmayınız, itimat edip de yâr tanımayınız, yardaklık etmeyiniz. Velâyetlerine, hükümlerine yardımlarına müracaat etmek, mühim işlerin başına getirmek şöyle dursun, onlara gerçek bir dost gibi tam bir samimiyetle itimat edip de kendinizi kaptırmayınız. Özetle onları dost olur sanıp da yakın dostlarınız gibi sıkı fıkı beraberliklere dalmayınız, tuzaklarına düşmeyiniz, isteklerine iştirak etmeyiniz. Görülüyor ki ‘Yahudiler ve hıristiyanlara dostlar olmayınız’ buyurulmamış, ‘Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyiniz’ buyurulmuştur. Çünkü ‘Allah sizi, din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten, onlara adaletli davranmaktan men etmez.’ (Mümtehine, 60/8 ) buyurulmuştur. Şu halde müminler yahudi ve hıristiyanlara iyilik etmekten,dostluk yapmaktan, onlara âmir olmaktan yasaklanmış ve men edilmiş değil, onları dost edinmekten, yardaklık etmekten yasaklanmışlardır.’
Yani özetle:
Görülüyor ki ‘Yahudiler ve hıristiyanlara dostlar olmayınız’ buyurulmamış, ‘Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyiniz’ buyurulmuştur.
‘Dost edinmek’ ile ‘Tebliğ niyetli dost olmak’ arasındaki Farka VURGU yapıyor,
1-) Haram olan ‘Dost edinmek’: Onlara her türlü sırrınızı paylaşmak, sıkı-fıkı bir ilişki içinde olmak, onlardan gelen her habere hemen itimat etmek ve onlara yardaklık etmek yasaklanırken,
2-) Helal olan ‘Dost olmak’: İslamı temsil ve tebliğ noktasında Diyalog kurmak, onlara adaletle hükmetmek, iyilik yapmak olarak sıralayabiliriz.
Şayet, bu hususu böyle anlamamış olursak, bazı Ayeti Kerimler arasında -haşa- çelişki meydana gelmiş olurki, bu ise Kur’ana değil, Diyalog karşıtı kardeşlerimize münhasır bir vasıftır:
Maide 5: ‘. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helal olduğu gibi,…………ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerden namuslu hür kadınlar, zina etmeksizin, gizli dost tutmaksızın, namuslu bir şekilde mehirlerini ödediğiniz takdirde, size helâldir.’
Yani, Ayeti Kerime ile, EHL-İ KİTAB tan kız almak ve onların yediğinden yemek yemek Helaldir. Şimdi şayet (Maide:51) de geçen Dost edinmeyi, Elmalı ve diğer tefsirciler gibi anlamaz ve HER KAFİRİ DÜŞMAN addedersek, o zaman Kuran-ı Kerim hem Kafir Ehl-i Kitabın kızını bir eş olarak almaya ruhsat verirken, hemde Düşman olmayı öğütlemiş olurki, o zaman -haşa-Kuranı çeliştirmiş oluruz.
Doğrusu tabiki Elmalı Hamdi Yazır’ın merhumun dediği gibidir.
Konuya bir de Bediüzzaman Hazretlerinin bu Ayeti Kerimenin Tefsiri ile devam edelim :
Bediüzzaman Hazretleri , Kur’anda men edilen “Yahudi ve hristiyanlarla dost olmayın (Maide, 5/51) Ayeti Kerimesinin tefsirinde , “Delil, katiü’l-metin olduğu gibi katiü’d-delalet olmak gerektir,” diyerek, yahudiler ve hıristiyanlarla diyalog ve dostluk kurmanın yasak olduğuna dair delilin Kur’an’ın ayetleri gibi sağlam bir metne dayandırılmasına rağmen, kastedilen anlamın kesin olmadığını belirterek , Yahudi ve Hristiyanlarla dost olmaya men değil , tahrif olan yahudilik dini ile yine tahrif olan hristiyanlık dinine dost olmaya nehy olduğunu belirtmektedir. Şayet bu Ayeti Kerimeyi böyle bir anlam verilmemiş olunursa , yine Bediüzzamanın “Ehl-i kitaptan bir haremin olsa elbette seveceksin!” ifadesinde dediği üzere , Ehl-i Kitab hanımları ile evlenmeye ruhsatı belirten (Maide .5/5 ) Ayeti ile çelişeceğine vurgu yapmaktadır. Çünkü , hem dost edinmeyin hemde Hanımları ile evlenmenizde bir sakınca olmaz anlayışı , Kur’anın siyak ve sibak bütünlüğünü zedelemektedir. Tefsirin devamında , Asr-ı Sadet döneminde, İslamın yeni nuzülü ile meydana gelen yeni bir Manevi inkılabat olduğundan, Sahabeyi Kiram bütün kıstaslarını bu noktadan yapmaktalardı , ve bu Din noktasında muhabbet veya düşmanlık beslerlerdi . Buna istinaden , Asrı Saadet döneminde gayri müslimlere muhabbette bir nifak endişesi vardı . Ancak , günümüzde yaşanana inkılabat manevi değil bir nevi medeni ve dünyevi bir inkılabat olduğundan , kıstas olarak medeniyeti nazara almak esastır. Zaten , gayri müslimlerin çoğu da dinlerine bağlı olmadıklarından , onlarla dost olmak , hem medeniyet ve gelişmişlikleri noktasına hemde Dünyevi Barış ve Huzurun temini içindir. Bundan dolayı , Kur’andaki nehiy bunun kesinlikle kapsamamaktadır ! (Münazarat, Sayfa 71)
Ayrıca diyebilirizki , Hıristiyan ve Yahudilerle Dost olmayı nehy , tümü ile dost olmayı nehy şeklinde algılayanlar , Kur’anın şu Ayetlerini görmemezlikten geldiklerine üzülerek şahit olmaktayız :
Allah, sizinle din uğrunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlara iyilik yapmanızı ve onlara adil davranmanızı yasaklamaz.” (Mümtehine, 8,)
“Zulmedenleri hariç, ehl-i kitap ile en güzel olan şeklin dışında bir tarzda mücadele etmeyin ve onlara şöyle deyin: “Biz, hem bize indirilen kitaba, hem size indirilen kitaba iman ettik. Bizim İlah’ımız da sizin İlah’ınız da bir ve aynı İlah’tır ve biz O’na gönülden teslim olduk.” (Ankebut, 46)
De ki: “Ey ehl-i kitap, sizinle bizim aramızda aynı olan bir kelimeye gelin: Allah’tan başkasına ibadet etmeyelim ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım; Allah’ı bırakıp da, kimimiz kimimizi rabler de edinmesin.” (Âl-i İmrân, 64)
Gelelim Diğer Sert İfade Olan Ayetlere Toptan Çıkarıcam Bunları Aradan…..
Kur’an-ı Kerim’de, Yahudi ve Hristiyanlar (Kafirler) hakkında sert ifadeler olduğu kadar, onlara karşı
1- Ehl-i Kitabın hepsinin bir olmadığını, içlerinde gecenin bir vaktinde secdeye kapanıp Allah’ın Ayetlerini okuyanların varlığından bahsetmesi (Ali İmran, 3/113)
2- Ehl-i Kitab ile aramızda Ortak olan bir Kelimeye, yani “Allah” ‘tan başkasına kulluk etmeyeye bir davetin olması (Ali imran, 3/64)
3- İçlerinde Emanete ihanet etmeyenlerininde olduğundan övgü ile bahsetmesi (Ali İmran, 3/113)
4- Onları bazı konularda bağışlamayı (Casiye,45/14) , Affedip, kusurlarını başlarına vurmamaya, hoşgörü ile yaklaşmayı tavsiye etmesi (Teğabun, 64/14)
5- Müslümanlarla savaşmayanlarına karşı İyilik yapıp, iyi davranmayı öğütlemesi (Mümtehina, 60/8)
6- Zulmedenleri hariç, en güzel yoldan mücadele edip, aynı İlaha ve indirilen aynı Kitablara iman ettiğimizi beyan etmemizin istenmesi (Ankebut, 29/46)
7- Onların hanımları ile evlenmeye ve yemeklerinden yemeye Ruhsat vermesi (Maide, 5/5)
Kur’anı Kerim’i siyak ve sibak bütünlüğü içersinde değerlendiren Tefsircilerin belirttiği üzere, şu sonuca varmak mümkündür :
Kur’anı Kerim, nasıl ki Gıybet eden mümin hakkında ‘kardeşinin etini yemek ‘ ifadesini yani bir nevi yamyam vahşetine layık görme tarzındaki sert ifadesi tüm mü’minleri kast etmiyor, sadece o fiili işleyenleri kast ediyorsa, aynı şekilde Kur’anda bahse konu Yahudi ve Hristiyanlara yönelik sert ifadeler; İslam’a açıktan düşmanlık sergileyen, müslümanlara zulmeden ve İslamı kendisine düşman kabul eden Hristiyan ve Yahudileri kast etmektedir. Yoksa bütün Yahudi ve Hristiyanları kast ettiğinden bahsettiği söylenemez!
İşte Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendide, bu hususa vurgu yapmaktadır! Yani, Kur’ân’ın tavrı şahıslara değil, yanlış davranış, yanlış düşünce ve gerçek karşısında ayak direyip, düşmanlık üretme ve tasvip edilemeyecek sıfatlara karşıdır.
Ayrıca Bir Başka Anlaşılmayan ise
SORU: Ayet-i Kerime sert davranın derken, siz neden hoşgörü diyorsunuz?
“Ey Peygamber! Kâfirlerle ve münâfıklarla cihad et, onlara karşı sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir. O gidilecek yer ne kötüdür! ” (Tevbe: 73)
Kur’an-ı Kerimde bir Ayet-i Celileyi Tefsir ederken, Tefsir Alimleri, Siyak ve sibak bütünlüğünü kendilerine esas alırlar ! Yani, bir hususu tefsir ederken, bütün Ayeti Kerimelerde bu konu ile ilgili çerçeve tesbit edildikten sonra, gerçek anlamı ortaya çıkarılır !
Evet, bu Ayet-i Kerime açık bir ifade ile Kafir ve Münafıklara “Sert” davranmayı öğütlerken,başka Ayet-i Kerimelerde ise;
1-) Hz.Musa (AS) ‘yı, Firavun gibi Kendisini –haşa- İlahlaştıran büyük bir Kafire gönderirken: “Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır, yahut korkar.” (Taha, 44) demektedir.
2-) Efendimiz (SAV) ‘e Uhud Savaşı ve sonrasında hitab ederken, Efendimiz (SAV) ‘min yanında yer almayan, onun emir ve tavsiyelerini yerine getirmeyen hem Münafık hemde İmanları Tahkiki seviyede olmayanlar için: “Sen yalnızca Allah’ın rahmeti sayesinde onlara yumuşak davrandın. Eğer katı yürekli biri olsaydın kesinlikle etrafından dağılıp gitmişlerdi.’ (Ali İmran, 159) demektedir.
3-) Yine Efendimiz (SAV) için: ‘Sen, Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle davet etmeyi ” (Nahl, 16/125) vaz etmektedir.
4-) Allah’ın Ayetlerini inkar eden ve Efendimiz (SAV) ‘i yalanlayanlar için: “Şimdi sen onlara yumuşak davran ve güzel muamele et.” (Hicr, 85) demektedir.
5-) Hz.İbrahim’in (AS) Babasının Allah düşmanı olduğu vehyedilince, artık babası için tevbe etmediğini belirten Ayet-i Kerime, Hz.İbrahim (AS) mı bize tanıtırken ‘Şüphesiz İbrahim, çok içli, yumuşak huylu bir kişiydi.’ (Tevbe,114) demektedir.
Yani, Kur’anı Kerim bazı yerlerde Kafirler hakkında sert davranmaktan bahsederken, yine bazı Ayet-i Kerimelerine “yumuşak” ve “bağışlayıcı” davranmaktan, “güzel muamele” etmekten bahsetmesi, bahse konu “sert” davranma fiilinin bütün kafirleri kapsamadığını göstermektedir. O zaman hangi Kafir’e karşı “sert” hangisine karşı “yumuşak ve bağışlayıcı” davranacağız sorusu akla gelmektedir. Bunada yine Kur’an cevab veriyor:
A) ‘Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilmiş olanlardan ve kâfirlerden, dininizi alay ve eğlence konusu yapanları dost edinmeyin.’ (Maide:58)
B) ‘ İçlerinden zulmedenleri bir yana, ehl-i kitapla ancak, en güzel yoldan mücadele edin ve deyin ki: ‘Bize indirilene de, size indirilene de iman ettik. Bizim İlâhımız da, sizin İlâhınız da birdir ve biz O’na teslim olmuşuzdur.’ (Ankebut,46)
C) ‘Allah sizi, din konusunda sizinle savaşmamış, sizi yurtlarınızdan da çıkarmamış kimselere iyilik etmekten, onlara âdil davranmaktan men etmez. Şüphesiz Allah âdil davrananları sever.’ (Mümtehina,
Ayetleri bu Dengeyi vaaz ediyor ve diyorki:
Müslümanlarla Zulmeden, Alaya alan, savaşan ve İslam’a açıktan düşmanlığını ilan eden Kafir ve Münafıklara “SERT“ ol, diğerleri ile en güzel yoldan, “yumuşak ve musamaha yolu ile” yani İslamı sevdirerek Tebliğ etme yolunu açık tut! Umulurki, bu şekilde İslam’ın güzelliklerine şahit olurlar ve İman ile müşerreflenirler!
inşallah yardımcı olmuşuzdur bundan sonra yazı yazarken bunları da göz önünde bulundurun okuyup yorum yazın
ikinci yazısına da kısa cevap vereyim o ayetlerde geçen hristiyanların falan kimler olduğunu anlattık yukarda yazılan ve daha önce yazılanlara bakın lütfen çünkü eğer öyle olsa idi yahudileri hristiyanları sevmemek gerekse idi evlenmeye niye izin verilsin değilmi onları sevmememiz gereken ayetleri yanlış yorumlayıp bizim onlarla güya dost olduğumuzu sanan arkadaşa şunu söylüyorum
YARATILMIŞI SEVDİK YARADAN DAN ÖTÜRÜ
Temmuz 22, 2007, 9:15 am üzerinde
ali kod adıyla yazan arkadaşıma aynen katılıyorum ve şunu eklemek istiyorum kendi gazetelerinde cuma sohbetleri adında yazı yazan şahıs nurculuk görüşünün kelime_i tevhiddin 2 kısmının tefarruattan ibaret olduğunu söyluyor ve 1 kısmı kabul edenlerede merhamet nazarıyla bakılacagını söylüyor yani leilaheillallah deyip muhammedin resulullah demeyenlerle muhammedinresulullah diyenlerin aynı olduğunu beyan ediyor bu apacık hırıstiyanlığın propagandası değilde nedir madem gerek yoktuda Alemlerin efendisi ya Muhammed sen olmasaydın ben bu alemi yaratmazdım dediği kendi nurumdan seni yarattığım dediği sevgili peygamberimiz (s.a.v) niçin yeryüzüne islamiyeti getirdi … yazıklar olsun yazıklar birde şimdi ılımlı islam modeli getirdiler ibrani dinler urfada hristiyan papzla sözde müslüman kızı göstermelik evlendirdiler kardeşlerim bunlar misyonerlik faliyetleri yapıyorlar bunların arkasında amerika ve islam düşmanları var düşününsenize diyanetten emekli kactane hoca var kacının özel okulları var hemde dünyanın hertarafında neden isminin başında m harfi yer alıyor bunlar kuzu postuna bürünmüş kurtlardır dünyanın hertarafında amerikanın menfaatleri olmadan okul acmak kolay değildir bu olsa olsa amerikanın bölgede olanları halktan öğrenebilmek içinde okul adına actıkları ayaklı ajanlardır dinimize cocuklarımıza sahip cıkalım yok ablalarmış abilermiş ders calıştırıyorlarmış üniversiteyi kazandırcaklarmış öbür taraftan din değiştiren evlat karşınıza cıkmasın selam ve dua ile
Temmuz 22, 2007, 9:23 am üzerinde
Gelelim üçüncü Yazına Tesettürden Bahsetmişin Ve Hocamın Tesettüre Teferruat dediği hakkında bir şey yayınlamışın sana şunu diyorum eğer İspatlayamazsın namertsin müfterisin yalancısın bi daha cevap vermeye bile tenezzül etmem sana gelelim olayın gerçeğini hocaefendinin tessetür mevzuuna teferruat dememiştir furuat demişti buda nedir biliyormusun
Hocaefendi, hiçbir yazısında, tesettürün farz olmadığını, Allah’ın bir emri olmadığını söylemiş değildir ! Diğer yandan, “tesettür furuattır” cümlesi eksik aktarılmış bir cümledir aslı şu şekildedir:
‘İman esasları yanında Tesettür furuattır ‘
Bu cümle aslında Ehl-i Sünnet İtikadınında bir prensibidir ! Usul İlminde, gerek İbn-i Abidin ve diğer Ulemanın İslamın Genel Hükümlerini (Akaid) ikiye ayırdığını görmekteyiz:
1-) Usul’e ait hükümler: Buna göre ‘lâ ilâhe illallah; Muhammedün Rasûlullah’ başta olmak üzere, sair iman esasları akidede usûldür. İman esasları, muhakkikîn yaklaşımı ile dört asla irca edilebilir ki, bunlar; Allah’a, âhirete, peygamberlere iman; bir de ubudiyet veya adalettir. Yani, hayatî ehemmiyet arz eden esaslar, usûl kategorisine giren hususlardır
2-) Furuata ait hükümler: Namaz, oruç, hac, zekât ve tesettür gibi diğer ibadetler, bu asıllar üzerine bina edilen ve asla göre fürûât sayılan amellerdir. Furuata ait hükümler, usule ait hükümler üzerine bina edilir. Bu açıdan denilebilir ki, usûlün olmadığı yerde, sistemli fürûdan bahsetmek mümkün değildir.
Ancak fürûât demek, Türkçemizde anlaşıldığı şekliyle ‘olmasa da olur’ gibi bir mefhumu akla getirmemelidir. Bunların fürûât olması, asıl ile olan münasebet ve mukayeseleri neticesi ve tamamen yukarıdaki taksim ve tasnif itibarıyladır. Yoksa ibadetsiz imanın tam olmayacağı izahtan varestedir.
Bu konuya isterseniz küçük bir örnek ile tenvir etmeye çalışalım: Siz terazinin bir kefesine imanı, diğer kefesine farz olan tesettürü koyarsanız, iman kefesinin ağır bastığına şahit olacaksınızdır! Çünkü, Allah katında en önemli esas İmandır! Peki, bu tesettürün önemsiz veya ehemmiyetszi olduğu anlamına gelirmi? Hayır gelmez, sadece İmanın Allah katında ne denli büyük bir Konumunun olduğuna bir işarettir!
Tesettür emrini, bu esaslar çerçevesi içinde incelediğimizde, önce onun hicretin yedi veya sekizinci yılı; yani peygamberliğin yirminci senesinde farz olduğunu görürüz. Bu demektir ki, İslâm’ın ilk yirmi yılında kadınlar, cahiliye dönemindeki giysilerini devam ettiriyorlardı..
Burada, hikmet-i teşri açısından dikkati çeken en önemli husus, teşride meselelere ehemmiyet sırasına göre yer verilmesi ve öncelik tanınması ya da geriye bırakılmasıdır. Bu itibarla da, gönüllere ‘lâ ilâhe illallah’ hakikatinin yerleştirilmesi en önemli mesele olduğu için, öncelik ona tanınmıştır. 13 yıllık Mekke dönemindeki nâzil olan hemen bütün âyetler ve Allah Rasûlü’nün metluv, gayri metluv bütün tebliğatı hep bu mevzu etrafında örgülenmiş gibidir.
Öyleyse bizim de, tebliğ ve irşadda daha çok bu önemli noktaya dikkatleri çekmemiz gerekmektedir. Allah’ın büyük gördüğü şeyleri büyük görmek, küçük gördüğü şeyleri de küçük kabul etmek kalbin takvasındandır. Aslında bu, din-i mübin-i İslâm’ın da temel bir kuralıdır. Allah’ın vaz’ettiği şeyleri kendi ölçüleri içinde kabullenme ve hayata taşıma, Allah’a olan imanın, O’nunla olan irtibatın önemli bir göstergesidir.
Tesettür meselesi, farziyetinin gereği tartışılmaz olmasının yanında iman ve imanî hakikatlerin önüne geçirilmemelidir. Hele ‘tesettür -örtünme keyfiyeti mahfuz- ille de şu şekilde olacak! ‘ denilmemelidir. Zira tesettür başka, çâr ve çarşaf başka şeylerdir. Çarşafın tesettür yollarından biri olduğu muhakkak. O, Osmanlı döneminde bazı yörelerde kullanılmaya başlanmış bir giysi çeşididir. Onun mazisi birkaç asır gibi yakın bir tarihe dayanır. Hatta çarşafın bazı yörelerde kullanıldığı o dönemlerde bile Bağdat ve Şam gibi merkezî şehirlerde kullanılmadığı bilinen gerçeklerdendir. Hakikat böyle iken, bir tesettür türü üzerinde imanî meseleler ölçüsünde durmak ve ona her şeyin aslı nazarıyla bakmak, dinî emirlerdeki ilahî tertibi alt-üst etme demektir. Bu, dinde aslî bir mesele olmadığı halde, daha sonraki dönemlerde ibadetmiş gibi ortaya çıkartılan bir husus olması itibarıyla dinin ruhundaki itidale de münafidir.
Öte yandan, yanlış bir anlayışın tesirinde kalan bazı kesimler -mâalesef- bazı kılık ve kıyafetler karşısında, kelimelerle ifade edilemeyecek ölçülerde tahrik olmaktadırlar. Dini bilmeyen kimseleri tahrik etmeme, dinde çok önemli bir esastır. Aksi halde, gücü ve kuvveti elinde bulunduran bazı kimseler, bırakın fürûâtı, usûlü dahi yaşama ve yaşatma imkânını vermeyebilirler. Yakınçağ itibarıyla tarihimiz bunun nice örnekleriyle doludur.
Netice itibarıyla; usûle ait meselelerin anlatılması ve hayatın her ünitesine girilip, imanla gönüllerin itmi’nâna kavuşturulmasına şiddetle ihtiyaç duyulduğu günümüzde, yukarıda arzettiğimiz ölçüler içinde, usûl sayılmayan meselelerde takılıp kalmak, bırakın inanmayanları, inanan insanların bile cephe almasına vesile olabilir. Onun için günümüz şartlarını idrak edip realitelere sırtımızı dönmeden, İslâmî hakikatleri anlama, yaşama ve anlatma zorunda olduğumuzu bir kere daha hatırlama mecburiyetindeyiz.
Temmuz 22, 2007, 9:28 am üzerinde
Gelelim Aynı Yazıdaki Kadın İdareci Yazına Milleti saptırma kardaş
SORU : Fehullah Gülen Hocaefendi bir röportajında ‘Kadından idareci olmasında bir mahzur yoktur ” demektedir. Bu yaklaşım ;”‘Mukadderatını kadının eline veren iflah olmaz ‘ Hadisi Şerifi ile çelişmiyor mu ?
Bahse konu Hadisi Şerifin tümü incelendiğinde , Hadisin Kisranın kızının Kraliçe olması dolaysıyla hususi söylendiğini, yoksa genele şamil olmadığını görmekteyiz :
Resulullah (sav) ‘dan işitmiş olduğum bir kelimenin Cemel Vak’ası sırasında Allah’ın izni ile faydasını gördüm. Şöyle ki bir ara, neredeyse ashab-ı Cemel’e katılarak onların yanında yer alıp savaşmaya karar vermiştim. Hemen, Resulullah (sav) ‘ın, ‘İranlıların başına Kisra’nın kızı kraliçe oldu’ diye haber geldiği zaman (söylemiş olduğu sözü hatırladım ve onlara katılmaktan vazgeçtim. O zaman Efendimiz: ‘İşlerini kadına tevdi eden bir kavm felah bulmayacaktır’ demiş idi. (Tirmizi’de şu ziyade gelmiştir: ‘Hz. Aişe Basra’ya geldiği zaman bunu hatırladım. Bu söz sayesinde Allah beni muhafaza etti’) (Buhari, Fiten 17, Megazi 82; Tirmizi, Fiten 75, (2263): Nesai, Kudat 8 (8, 227)
Evet , Kisranın kızı Kraliçe olmuş ve Efendimiz (SAV) buyurduğu üzere, Kisranın Kızının Saltanıta iflah bulmayıp, Hz.Ömer döneminde fethedilmiştir.Efendimiz (SAV) ‘in Mucizevi beyanı burdada tahakkuk etmiştir.Ayrıca Kur’an-ı Kerimde Neml Suresinde geçen Hz.Süleyman (AS)’mın kıssasında , Sebe hükümdarı Belkıs için onun Hükümdarlığını eleştiren bir noktaya temasın olmamasıda bu hususu teyid etmektedir.
Netice olarak , bu kadının idareci olamıyacağı anlamına gelmez! Hatta Hanefi Fıkhında kadın, kadı bile olabilir. Çünkü kadınlar , belki bazı meseleleri hemcinsleri bir hakime daha rahat anlatırlar.
Temmuz 22, 2007, 9:34 am üzerinde
şunu a eklemeyi unuttum neden malum şahıs amerikada ve amerikalı ajanlar tarafından korunuyor siz şimdi diyeceksiniz ki peygamber efendimizde medineye göç etti diye peki peygamberimiz din ugruna gitti malum şahıs ne için gitti hapis korkusundan ne hapsi bu artık devlet büyüklerimizde silahlı kuvvetlerimizde kim olduğunu anladı ben burdan anne ve babalara sesleniyorum evlatlarınıza sahip cıkın bakınız diyorlarki biz kuranı kerimi 21 asra göre aklın ve mantığın kabul ettiği şekilde tefsir edeceğiz yahu 14 asırdan beri gelen alimler bilememiş yanılmışta daha sen baldırı cıplak taharatsız mı doğrusunu tefsir edecen kuranıkerim akıl işi degil iman işidir asabı keyf haklarıda sure var 309 sene uyudular diye akıl bunu kabul etmez ama Allah yaparmı yapar iman etmekten başka caren yok baştan aşşağı kuranı kerim böyledir hep iman işidir işte insanların önce imanlarını parcalıyorlar sonra istedikleri gibi şekillendiriyorlar bunların modeli nurlu islam modeli yani ılımlaştırılmış hristiyanlık isevi cilik
Temmuz 22, 2007, 9:35 am üzerinde
Gelelim Tövbekarın son yazısına kardaş sen çnce bir tövbe et bence evet haklısın vatikanın amacı budur fakat bizim amacımızda budur teeee yukarda ayetlerlede niye diyalog yaptığımızı anlattık şimdi sen o açıklamaları bırakta sana şunu soruyorum Madem Vatikan amacına ulaşıyor ne olduda son papa diyalog faaliyetlerini yasakladı….
ben cevap veriim onlar sizden önce gördüler hak dinin diyalogla yayılması esnasında bizim galip geldiğimizi ve birçok kişinin müslüman olduğunu…ama siz anlamadınız
bu yüzden vatikan diyaloğu bırakıp iftiraya geçmiştir bu da son anlarını yaşayan insan gibi çırpınışlarını yapmaktadır peygamber efendimize attığı iftiralarlar bellidir zaten bu yüzden de biz dost edinmeyin fermanına göre bu ayetin işte uygulanacağı papa bu papadır bu yüzden h.efendi bu papa ile görüşmemiş diyaloğa girmemiştir bilmem anlatabildimmi
Temmuz 22, 2007, 9:43 am üzerinde
baydoğru kardeşimizin cevabına geliyorum ilk yazısında ki kelimei tevhid ile ilgili yazısına cevabımız
“Muhammederresulullah” demeyen cennete girermi ?
‘Herkes kelime-i tevhidi esas alarak çevresine bakışını yeniden gözden geçirmeli ve islah etmelidir. Hatta Kelime-i Tevhidin ikinci bölümüne, yani ‘Muhammed Allah’ın Resulüdür’ kısmını söylemeksizin ikrar eden kimselere de merhamet nazarıyla bakılmalıdır…’ diyor hocamız
Burada merhamet nazarı ile bakmak, Ehl-i Sünnet anlayışını zorluyor diyorsunuz siz kardeş yapma yaa
Dikkat edilirse, muhterem Hocaefendi ‘merhamet’ nazarı ile bakılmalıdır, diyor ama ehl-i necattır (kurtulan zümredendir) demiyor. Neden merhamet nazarı ile bakılmaldır derseniz, onun cevabınıda Muhterem Hocaefendi Fasıldan Fasıla -3 isimli eserinde ‘Bir demet Sosyal Mesele’ bahsinde dile getirmektedir:
‘Hz. İsa (a.s) ’nın Resûlullah olduğunu kabul etme, Efendimiz (s.a.s) ’in de peygamberliğini kabul yolunu açacaktır. Evet, Hz. İsa (a.s) böyle kabul edildiği an, Efendimiz’in peygamberliği kabulü adına da bir adım atılmış olacak.. ve -inşâallah- şimdiye kadar onların ifadeleri ile ‘ümmîlerin peygamberi’ denilip hafife alınan Efendimiz’in, ‘Rasûlullah’ olduğu inancı da pekişmiş olacaktır’
İŞTE TEBLİĞ STARTEJİSİ, bize Dialog konusunda ki muhterem Hocaefendinin niyetini bariz bir şekilde ortaya koymaktadır. ‘Allah birdir’ diyenler, Hz.Muhammedin(SAV) peygamberliğini şimdilik kabul etmeseler bile, Hz.İsa (AS) ‘nın Allahın oğlu değil, Allahın bir Resulu olduğunu kabul etmiş olacaklardan (teslis inancından vazgeçmiş olacaklarında dolayı) , buna bir geçiş dönemi nazarı noktasında merhametle bakılmalı. Niye? Çünkü, umuyoruzki, bu vesile ile Efendimiz (SAV) ‘i kabul etmeleri daha kolay olur!
Diğer yandan , Allah’ın isimlerinden olan “Rahman” İsm-i Celilesi , Dünyadaki Kafirlere “Merhamet” sureti ile bakması açısından Cay-ı dikkattir. Yani , Allah (C.C.) , kendisine iman etmeyen hatta inkar eden kuluna bile , dünyada Rızkını vermekte ve Hayat Hakkı tanımaktadır.
Yani, muhterem Hocaefendinin birtakım husulardaki cümlelerinin cevapları yine kendi eserlerinde verildiğinden, oraya bakmalı ve bir mümin olarak hemen su-i zanna kapılmamalıyız.
Konuyu Hocaefendinin, ‘Muhammederresulullah ‘ın önemi ile ilgili diğer yazıları ile noktalıyalım:
“La ilahe illallah” diyenler “Muhammedun Resûlullah” da demeli. Artık bugün eşya ve hâdiseleri didik didik eden pek çok kimse mutlak hakikat olan Allah’a ulaşma yolunda, buna karşılık pozitivizm ve rasyonalizmin getirmiş olduğu “inkâr-ı ulûhiyet” anlayışı da yavaş yavaş yıkılıyor. Batı âlemindeki ferdi hâdiselerle başlayan, yani James Jean, Eddington, Einstein gibi kimselerin dine yönelişi, şimdilerde kitlevî hüviyet kazanmak üzere.. Fakat ben ne kadar arzu ederdim, “La ilahe illallah” diyen bu insanlar, “Muhammedun Resûlullah” desin ve tam kurtuluşa ersin! Meselâ, Jean deli gibi âşık bir insan. Ama Muhammedî vapura binememiş. Eddington, astro-fizikçi. James Jean Pakistanlı bir dostundan “Allah’tan hakkıyla korkan âlim kullardır.” ayetini duyunca “Bu başka değil, bu bir Allah kelâmı…” itirafında bulunur; bulunur ama bu Hz. Peygamber’i de ikrar anlamına gelir mi? Bunu bilemeyeceğim; ama Einstein bu kâinâtı, içinde işleyen müthiş nizam ve ahengi görüp de Allah’ı kabul etmemeyi aptallık sayar. Fakat o da Hz. Muhammed (sas) ’in kaptanlığını yaptığı gemiye binemeyenlerden biri. (Fasıldan Fasıla, 2/255-56)
Günah ve hataların ötesinde Cenâbı Hakk’ın rahmeti var, O dilerse çok küçük şeylerden dolayı da affeder. Hem Üstad’ın, hem İmam Gazalî’nin ve hem de Muhasibî’nin dediği gibi hayattayken insan korkuyla tir tir titremeli; ama çaresiz kaldığı ölüm anında ümide ve recaya sarılmalı ve “Ya Rab, benim hiç sermayem yok; sadece ‘Lâ ilâhe illallah, Muhammedun Rasûlullah’la Sana geliyorum.” demeli. Sekerât-ı mevtte recaya sığınmalı ve “Artık elimden bir şey gelmez; fakat Senin rahmetin melceimdir (sığınılacak yerdir) , rahmeten lilâlemîn olan Habîbin de şefaatçim.” duygusunda olmalı. Ne var ki, o zorlu dakikalarda bu hali yakalayabilmek her şeyi yerli yerine koymaya ve temiz olup temiz kalmaya bağlıdır. (Kırık Testi, s.111)
Hz. İsa’nın (as) materyalist bir topluma uyguladığı ıslah hareketiyle kendisinden sonra gelecek olan ve müjdesini de bizzat kendisinin verdiği “İnsanlığın İftihar Tablosu”na giden yolları da açmıştır. Ancak daha sonraki müntesipleri, Yahudi ifratına karşı tefrite düşerek, bütün bütün fiziği de maddeyi de inkar etmişlerdi. Fetih Suresi’nin en sonunda yer alan uzunca âyet, bu mevzuya ışık tutmaktadır. Ayet, “Muhammedün Rasulullah” diye başlamaktadır. Ayetin başındaki bu ifade ile Efendimiz’in (sas) risaleti vurgulanmış ve değişik yerlerde geniş olarak bu hakikat ifade edildiği için de, icmâlen geçilmiştir. Bu ayette, daha ziyade Kur’an, Efendimiz’in (sas) etrafındaki insanlara dikkat çekmekte ve değişik evsaf ve kategoriler halinde, birbirinden farklı maddeye ve manaya bakan yanları ile onları nazara vermektedir. (Prizma, 3/120-21)
İslâm dininde, inanç ve amel adına mükelleflere teklif edilen hususlar “usûl” ve “fürû” diye iki ayrı bölümde mütalâa edilir. Bunlardan hayatî ehemmiyet arz eden esaslar, usûl kategorisine giren hususlardır. Diğerleri bu usûl üzerine bina edilir. Buna göre “Lâ ilâhe illallah; Muhammedün Resûlullah” başta olmak üzere, sair iman esasları akidede usûldür. İman esasları, muhakkikîn yaklaşımı ile dört asla irca edilebilir ki, bunlar; Allah’a, âhirete, peygamberlere iman; bir de ubudiyet veya adalettir. Namaz, oruç, hac, zekât veya diğer ibadetler, bu asıllar üzerine bina edilen ve asla göre fürûât sayılan amellerdir. Ancak fürûât demek, “olmasa da olur” gibi bir mefhumu akla getirmemelidir. Bunların fürûât olması, asıl ile olan münasebet ve mukayeseleri neticesi ve tamamen yukarıdaki taksim ve tasnif itibarıyladır. Yoksa ibadetsiz imanın tam olmayacağı izahtan varestedir.
En-Nisa Sûresinin 48.Âyetinde Allah-u Teâlâ şöyle bildiriyor:
اِنَّ اللّهَ ﻻ يَغْفِرُ اَنْ يُشْرَكَ بِه وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذلِكَ لِمَنْ يَشَاءُ
Anlamı:”Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz.Bunun dışındaki günahları, dilediği kimse için bağışlar.”
Temmuz 22, 2007, 10:41 am üzerinde
BU KONUDA SON YORUMUM
YUKARIDAKİ YORUMLARIMI OKUYAN CEMAATLE İLİŞKİLİ BAZI KİŞİLER BENİM İÇİN ‘NE VEFASIZ KİŞİ,EVLERDE KALMIŞ,İSTİFADE ETMİŞ, BAK ŞİMDİ YAPTIĞINA DİYEBİLİR
ÇOK SERT ELEŞTİRİYOR,MİLYONLARCA KİŞİNİN AMELİNİ KÜÇÜMSÜYOR,ONLARLA NASIL HELALLEŞİR DİYEBİLİR..
BAKIN ,ŞUNA AÇIKLIK GETİREYİM,,,,HİZMETTE BULUNANLAR GENELDE ÜÇ GRUBA AYRILIR
1-FETHULLAH GÜLENİN HER DEDİĞİNİ ,EHL-İ SÜNNET ANLAYIŞIYLA BAĞDAŞMASA BİLE OLDUĞU GİBİ KABUL EDEN,ONUN KUSURSUZ,HATA YAPMAZ,KESİNLİKLE İTAAT EDİLMESİ GEREKEN BİR YÜCE(!) ZAT OLDUĞUNU DÜŞÜNEN KİŞLER,ADETA ONA TAPAN KİŞİLER,ONUN HER DEDİĞİ EHL-İ SÜNNET YOLUYLA BAĞDAŞMAYAN AÇIKLAMALARINA BİR KILIF UYDURMAYA ÇALIŞAN GERÇAEK ANLAMDA SAPITMIŞ KİŞİLER
‘HATTA ALLAH KORUSUN BİR GÜN HOCA ÇIKIP DESE Kİ ‘ZİNA TEFERRUATTIR,PEK MÜHİM BİRŞEY DEĞİLDİR DESE’ERTESİ GÜN ZİNA ETMEKTE BİR SKINCA GÖRMEYECEK SAPIK GRUP
2-YUKARIDA DA BAHSETMEYE ÇALIŞTIĞIM ŞEKİLDE SAĞLAM BİR İMANA SAHİP,İHLASIN ZİRVESİNDE,ALLAH RIZASINI HER ŞEYİN ÖNÜNDE TUTAN,FETHULLAH GÜLENİ BU HİZMETİN BAŞLAMASINA VESİLE OLAN KİŞİ OLARAK SAYGI DUYAN AMA ONUN HER DEDİĞİ DOĞRUDUR,HER YAPTIĞI HAKTIR MANTIĞINDAN ÇOK ,BEN İNSANLARA DİNİ ANLATAMAYI ÖNEMSİYORUM,TALEBE YETİŞTRMEYİ ÖNEMSİYORUM DEYİP,DAHA ÇOK ÜSTADI MERKEZDE TUTARAK,HİZMET EDEN KİŞİLER….FAKAT BUNLARIN SAYISI DİĞERLERİNE GÖRE DAHA AZ
3-EVLERDE KALAN,EVLERDE KALMAZSAM ,DIŞARIDA İNANÇSIZ,İÇKİCİ,ZİNACILARLA BERABER OLURUM KORKUSUYLA EVİ ADETA GÜNAHLARA KARŞI BİR SIĞINAK GÖREN,FETHULLAH GÜLENLE PEK İLGİSİ OLMAYAN ,DAHA ÇOK BAŞKA ALİMLERİ ÖNEMSEYEN KİŞİLER.
BEN ELEŞTİRİLERİMİ 1.GRUBA(SAYICA DAHA ÇOK OLAN VE BU SINIRSIZ İTAATLERİNDEN DOLAYI GENELDE ÜST MEVKİLERE ÇIKABİLEN GRUBA) YAPIYORUM,,2. GRUBA BİRŞEY DİYEMEM,PEYGAMBERİMİZİN ÖNEMSEDİĞİ BU KİŞİLRE BİRŞEY SÖYLEYEMEM..AMA NE YAZIK Kİ BUNLARIN SAYISI ÇOK AZ.
YORUMLARIMIN SERTLİĞİNE GELİNCE:
BAKIN İMAN MESELESİ ÇOK ÖNEMLİ:KİŞNİN EBEDİ HAYATINI BELİRLEYEN TEMEL ETKEN İMANDIR… EHL-İ SÜNNET İTİKADINDAN UZAKLAŞMIŞ KİŞİ DÜNYALAR KADAR AMEL YAPSA DA BU ONU KURTARMAZ……
ALLAH BİZİ RAZI OLDUĞU ŞEKİLDE BİR İMANA SAHİP KILSIN VE BU İMANLA RIZASINI KAZANDIRAN AMELLER YAPMAYA MUVAFFAK EYLESİN,,,,SAPMAKTAN DA SAPTIRMAKDAN DA ALLAHA SIĞINIRIM……..
Temmuz 22, 2007, 8:09 pm üzerinde
haydi ya sizler kimi kandiriyorsunuz!!!!
papanın şu sözü kayıtlardadır:
Papa II. Paul:
“Birinci bin yılda Avrupa Hıristiyanlaştırıldı. İkinci bin yılda Amerika ve Afrika Hıristiyanlaştırıldı. Üçüncü bin yılda ise Asya’yı Hıristiyanlaştıralım.” “Dinlerarası diyalog, Kilise’nin bütün insanları Kilise’ye döndürme amaçlı misyonunun bir parçasıdır… Bu misyon aslında Mesih’i ve İncil’i bilmeyenlere ve diğer dinlere mensup olanlara yöneliktir.”
F.GÜLEN’İN PAPA’YA YAZDIĞI MEKTUBU OKUMANIZI TAVSİYE EDİYORUM…
“Pek muhterem Papa cenapları;
Üç büyük dinin doğum yeri olarak bilinen toprakların dünyayı daha iyi yaşanabilir bir mekan kılma yolundaki kutsal misyonumuzu tam manasıyla bilen halkından size en içten selamları getirdik. Yoğun gündeminizde bize zaman ayırarak sizinle müşerref olmayı bahşettiğiniz için zatıalilerinize en derin kalbi teşekkürlerimizi sunarız.
Papa 6. Paul cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinlerarası Diyalog İçin Papalık Konseyi (PCID) misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz. En aciz bir şekilde hatta biraz cüretle, bu pek kıymetli hizmetinizi icra etme yolunda en mütevazı yardımlarımızı sunmak için size geldik.
İslam yanlış anlaşılan bir din olmuştur ve bunda en çok suçlanacak olan Müslümanlardır. Uygun bir yerdeki vakitli bir gayret bu yanlış anlamanın büyük oranda azalmasına katkı sağlayabilir. Müslüman dünyası, İslam’ın asırlarla ölçülen yanlış algılanmasını silip atacak bir diyalog imkanını bağrına basacaktır.
Beşeriyet, çelişen görüşler ortaya koydukları gerekçesiyle, zaman zaman bilim adına dini, din adına da bilimi inkar etmiştir. Bilginin tamamı Allah’a aittir ve din Allah’tandır. O halde bu ikisi nasıl çelişebilir? İnsanlar arasında anlayışı ve hoşgörüyü artırmaya yönelik dinlerarası diyaloğa yönelik ortak gayretlerimiz çok iş görebilir.
Kendi memleketimizde şimdiye kadar çeşitli Hıristiyan mezheplerinin liderleriyle diyalog içinde olduk. Bu naçiz gayretlerin boşa çıkmadığını acizane ifade etmek isteriz. Amacımız bu üç büyük dinin inananları arasında hoşgörü ve anlayış yoluyla bir kardeşlik tesis etmektir. Bizler bir araya gelmek suretiyle sözde medeniyetler çatışmasının gerçekleşmesini görmek isteyen yolunu şaşırmış ve şüpheci kimselere karşı dalgakıranlar gibi, isterseniz bariyerler gibi deyin, karşı durabiliriz.
Geçen yıl bazı ünlü uluslararası bilim adamlarının katıldığı medeniyetlerarası barış ve diyalog konulu bir sempozyum düzenledik. Bu gayretin başarısından aldığımız teşvikle bu tür etkinlikleri tekrarlamak istiyoruz. Halihazırda üç büyük dinin bağlıları arasındaki bağları güçlendirmeye yönelik olarak dinler arası diyalog konusunda Vatikan’ın da temsil edileceğini ümit ettiğimiz bir konferans düzenleme sürecinde bulunuyoruz.
bu alttaki yaziyi iyice oku ve bak dostlukmu kurmak istiyor yoksa onlara islamiyeti ogretmek istiyor adeta filistini ve diger musluman yerlerini ona satmak amacinda…
papanın şu sözü kayıtlardadır:
Papa II. Paul:
“Birinci bin yılda Avrupa Hıristiyanlaştırıldı. İkinci bin yılda Amerika ve Afrika Hıristiyanlaştırıldı. Üçüncü bin yılda ise Asya’yı Hıristiyanlaştıralım.” “Dinlerarası diyalog, Kilise’nin bütün insanları Kilise’ye döndürme amaçlı misyonunun bir parçasıdır… Bu misyon aslında Mesih’i ve İncil’i bilmeyenlere ve diğer dinlere mensup olanlara yöneliktir.”
Peygambere terosirt diyen bu kafire Fethullahın verdiği cevap:
Yeni fikirlerimiz varmış iddiasında bulunmuyoruz. Yine müsamahanıza sığınarak, bu misyonun hedeflerine yakından hizmet etmek için üstlenmek istediğimiz birkaç teklifte bulunmayı arzu ediyoruz. Hıristiyanlığın üçüncü bin yılına girişi münasebetiyle yapılacak kutlamalar vesilesiyle Ortadoğu’daki Antakya, Tarsus, Efes ve Kudüs gibi bazı kutsal yerlere müşterek ziyaretleri içeren birçok etkinlikler önermek istiyoruz. Bunu Sayın Cumhurbaşkanımız Demirel’in, cenaplarının ülkemizi ziyaretine ve mezkur kutsal mekanları göstermeye davetini tekrarlamak için bir fırsat addediyoruz. Anadolu halkı size misafirperverliğini göstermeyi ve şevkle selamlamayı hararetle beklemektedir. Filistinli liderlerle diyalog kurmak suretiyle Kudüs’ü birlikte ziyaret etmemize davetiye çıkarabiliriz. Bu ziyaret bu mübarek şehri Hıristiyanlar, Yahudiler ve Müslümanların, hiçbir kısıtlama, hatta vize dahi olmaksızın serbestçe ziyaret edebileceği uluslararası bir bölge olarak ilan etme gayretlerine yönelik dev bir adım teşkil edebilir.
Üç büyük dinden liderlerin işbirliği ile, ilki Washington DC’de olmak üzere muhtelif dünya başkentlerinde bir konferanslar serisinin gerçekleştirilmesini teklif ediyoruz. İkinci serinin zamanı için Hz. İsa’nın doğumunun 2000. yıldönümü ideal olabilir.
Bir öğrenci değişim programı da çok faydalı olacaktır. İnançlı genç insanların birlikte eğitim görmesi birbirlerine yakınlıklarını artıracaktır. Öğrenci değişim programı çerçevesinde üç büyük dinin babası olduğu ikrar edilen Hazreti İbrahim’in doğum yeri olarak bilinen Urfa şehrindeki Harran’da bir ilahiyat okulu kurulabilir. Bu, ya Harran Üniversitesi’ndeki programların genişletilmesi suretiyle ya da üç dinin ihtiyaçlarını da temin edecek şumullü bir müfredata sahip bağımsız bir üniversite şeklinde gerçekleştirilebilir.
Önerilen programlar aşırı büyük işler gibi algılanabilir; ama bunlar erişilmez değildir. Dünyada iki tip insan vardır. Bazıları kendilerini topluma adapte etmeye çalışır. Diğer bazıları ise topluma uymaktansa toplumu kendi değerlerine adapte etmek ister. Toplum bütün ilerlemeleri bu ikinci tip insanlara borçludur. Onları yarattığı için Rabb’e şükürler olsun.”
M. Fethullah Gülen / Rabb’in aciz kulu” 9 Şubat 1998
karde$im benim gulenle bir alip veremedigim yok. sadece yaptigi $ey yalni$ bi$eydir papa diyor:
“Üçüncü bin yılda ise Asya’yı Hıristiyanlaştıralım”
gulen ise buna cevaben:
bu misyonun hedeflerine yakından hizmet etmek için üstlenmek istediğimiz birkaç teklifte bulunmayı arzu ediyoruz. Hıristiyanlığın üçüncü bin yılına girişi münasebetiyle yapılacak kutlamalar vesilesiyle Ortadoğu’daki Antakya, Tarsus, Efes ve Kudüs gibi bazı kutsal yerlere müşterek ziyaretleri içeren birçok etkinlikler önermek istiyoruz. yani bu sehirleri hristiyanla$tiralim demek istiyor papa dedi ya 3. bin yilda asya hristiyanla$acak.
neyse in$aallah anladin.
Temmuz 22, 2007, 8:09 pm üzerinde
bak buda gulen gibi buyk hocalardandir iki lider va ayni zamanda hemseri olan kisilerin papaya yazdiklari mektup ve aralarindaki fark.
Emir`ül Muminin ve Halifetül Müslimin M.Metin Müftüoglu (Kaplan)ndan;
katoliklerin ruhani lideri olan 16. benedict`e teblig mahiyetinde acik mektup
tarihten misal;
Resulullah(s.a.v)Rum meliki Herakl`e bir mektup yazarak onu Islama davet etti.
Mektuba sadece bir olan Allah`a samimiyetle ibadet etmeye davet eden bir ayet`i kerime`yi ilave ederek davasinda hakli olduguna sahid getirdi.Bu mektubun Sahih-i Muslimdeki metnin tercumesi sudur;
Bismillahirrahmanirrahim!Allah`in Rasulu Muhammed`de,Rum`un buyugu Herakl`e!Selam dogru yola girenlere olsun!Simdi ben seni Islam`a cagiriyorum.Musluman ol ki,selamete eresin!Islam`a girersenAllah sana ecrini iki kat verir.
Eger yuz cevirirsen halkinin vebal ve gunahi senin uzerinedeir.
“Ey ehli kitap!Bizm ve sizin aramizda esit olan bir kelimeye gelin yalnizca Allah`a ibadet edelim.
Ona hic birseyi ortak kosmayalim.Allah`i birakip da birimiz digerini ilah edinmesin .Eger yuz cevirirlerse, “Sahid olun biz Muslumanlariz!”deyin!”
(kaynak Buhari ve Muslim)
Buna binaen,bizlerde diger Peygamberlerin ve bilhassa son Peygamber Hz Muhammed (s.a.v)`in ummeti olma hasebiyle teblig ve davet gorevi
bizlere intikal etmistir.
Peygamber varisi olan bizlere dusen:
Hz Muhammed`in son ve cihansumul bir Peygamber oldugunu Onun teblige memur edilen yuce Kur`an-i Kerim`inde cihansumul bir kitap
oldugunu Yuce Islam dininin de cihansumul,zamansumul ve hayatsumul,yani butun bir dunyayi kaplayan bir din oldugu gibi kiyamete kadar gelecek olan butun nesil ve asirlara samil olanve hepsinin ihtiyacina cevap veren bir din ve nizam oldugunu hepimizin bu dunya hayatinda birer misafir bulundugumuzu ve yine bu dunyada imtihana tabi tutuldugumuzu dunya insanligina duyurmak ve teblig gorevimizi yerine getirmektir.
Ben istiyorum ki,herkes dininde, inancinda,davasi ve dusuncesinde hur olsun.Zulum,vahset ve haksizlik ortadan kalksin,guclunun zayifi ezdigi,mazlumlarin haklarinin gasb edildigi bu dunyayi huzurla,sevgi ve barisla kaplayalim.
Herkes yarinindan emin olsun.Korku ve endise icerisinde hayat surdurulmesin.Ve bu arada mustekbirlerin baski ve tahakkumlerine,taguti sistemlerine.zulum ve iskencelerine,tecavuz ve isgallerine son verilsin!..
Ve nihayet butun bir bir dunyaya sesleniyor ve diyoruz ki:
Hur dogan insanoglu kula kul olmasin,(insanlarin emrine tàbi olmasin)Allah` kul olsun(Allah`in emrine tàbi olsun)Islami manada hur yasasin,yol ve yoresini kendisi hur iradesiyle secsin,baski rejimleri ona mudahale etmesin!
Biz istiyoruz ki;insan haklarina hurmet edilsin,fikir hurriyetine riayet edilsin,mabedler hurriyetine kavussun,adalet teessus etsin ve nihayet kula kulluk yok olsun da Allah`in mulkunde Allah`in dini hakim olsun!
Fitne fesaddan eser kalmasin!Insanlari idare etme sekli,su duzene-bu sisteme gore degil (Allah`in kendi mulkunde ve kendi kullari icin koydugu ve vaaz ettigi sistemlerin en guzeli,yonetimlerin kusursuz ve hatasiz olan ilahi hukumlerle hukmedilsin!)Iste o zaman goreceksiniz
Dunyada huzur olur, baris olur ,adalet meydana getirilmis olur…Insanlar arasinda sevgi ve muhabbet artar…
Yeryuzunde ne anarsi olur nede terör olur!Fitne ve fesaddan hic eser kalmaz!..
Butun bunlarin olmasi dunya insanliginin kurtulusu icin gonderilen ve Hz Muhammed(s.a.v)tarafindan teblig edilen Islamla bir butundur.Buyurun tek kurtulus kapisi olan Islam duzenine!
Her ihtilaf mevzuunu dünyanin gündemine getirip serbestce ve rahatca
münazarasinin yapilabilmesi icin bir sart vardir.O da hurriyet,fikir hurriyeti,konusma hurriyeti,korkmama hurriyeti vs.!
Bundan dolayidir ki,Islam dini hurriyete,fikir hurriyetine,konusma hurriyetine,vicdan hurriyetine,inanc hurriyetine vb. hurriyetlere son derece onem vermistir.Fakat bir sartla;
Körü körüne degil,münazaraya acik olma kayit ve sartiyla!
Keza ilmi ve fikri tenkitleri yapmalari da haklaridir.Ama Islam`in addettigi iman ve amel meseleleriyle hic bir kimsenin alay etmeye,hor görmeye,hakaret etmeye hakki yoktur.Velev ki bu kisi papa da olsa !
papa nin bu pervasizca aciklamalari ya Islami geregi gibi bilmiyor ,geregi gibi arastirmamis,cahil kalmis cehaletine kurban gitmis,yda art (kötü)niyetlidir!
Nitekim Kur`an bazen Muslumanlara karsi kinlerini disariya vurduklarini ifade etmektedir.”…size olan kinlerinden parmaklarini isirirlar!”
(Al-i Imran,119)
Ayet-i Kerime` de oldugu gibi bu arada papaya sesleniyor ve diyoruz ki:
Hemen Islam aleminden özür dilemelisin ve yaptigin bu hatayi gidermelisin!Aksi takdirde Muslumanlarin nezdinde mahkum durumuna duser,maglub olursun!Buna binaen medrese-i Yusufiyye (tekirdag f-tipi cezaevi)den papayi basin araciligiyla acik oturuma davet ediyorum!
Ben inaniyor,iddia ediyor ve diyorum ki:
Hz Muhammed geldikten sonra Ona uymayanin ne yaptigi hayir nede ibadeti kendisine asla fayda vermeyecektir”Hz Isa”da” Allah”veya “Allah`in oglu”degil insandir ve ayni zamanda bir Peygamberdir!
Butun Muslumanlarin inanci bu sekildedir!Sende iddianda ve inancinda samimi isen buyur acik oturuma basin yoluyla münazaraya!Senden onceki papayida Islama davet ettigim gibi Turkiye ye geldiginde sanada “Islama davet mektubunu “biiznillah !
Bu hususta Kur`àn soyle der:Helak olanlar bilgi ve belgelere dayanarak,onlarin münazara ve müsahadelerini görerek helek olsunlar,hayatta kalanlar da bilgi ve belgelere dayanarak,onlarin münazara ve müsahadelerini hissederek hayatta kalsinlar(Enfal.42)
Birkac Ayet-i Kerime ile mektubumuzu noktalayalim:
1.”Hic suphe yokki,Allah`in indinde din Islamdir”(Al-i Imran-19)
2.”Her kim Islamdan baska bir din ararsa bilsin ki,o din kendisinden asla kabul edilmeyecektir.Ahirette de o kimse zarar cekenlerden olacaktir.”(Al-i Imran-85)
3.”O O`dur ki,Peygamberlerini hidayet ve hakk dinle gönderdi.Ta ki,Onu butun dinlere ustun kilsin,sahid iolarakda Allah yeter!”(Fetih-9-tevbe-33)
ve netice
“De ki:Ey ehli kitap bizimle sizin aranizda olan bir kelimeye gelin!Soyle ki:Allah dan baskasina tapmayalim,Ona hicbirseyi ortak kosmayalim,
Allah`i birakip da birbiimizi rabler edinmeyelim!”
“Eger bundan yuz cevirirlerse sahid olun biz Muslumanlardaniz deyiverin!”(Al-i Imran-64)
teblig bizden,dogru yolu gostermek(hidayet)Allah`dandir!
24 Saban 1427(18 Eylul 2006)
Muhammed Metin Müftüoglu
bin Cemaleddin(Kaplan)
Emir`ül Mü`minin ve Halifetül Müslimin
Temmuz 22, 2007, 9:32 pm üzerinde
Kardeş Bilmiyorsun galiba Şu anki Papa Diyaloğu Yasaklamıştır Çünkü O verdiğin “Birinci bin yılda Avrupa Hıristiyanlaştırıldı. İkinci bin yılda Amerika ve Afrika Hıristiyanlaştırıldı. Üçüncü bin yılda ise Asya’yı Hıristiyanlaştıralım.” “Dinlerarası diyalog, Kilise’nin bütün insanları Kilise’ye döndürme amaçlı misyonunun bir parçasıdır sözü Allahıma bin şükür ters tepmiştir….. bu yüzden bu papa yasaklamıştır…
gelelim mektuba bütün geleBİLECEK SORULARA CEVAP NİTELİĞİNDİR ÇÜNKÜ SİZLERİ İYİ BİLİYORUM İYİ TANIYORUM…
İtiraz :
Peygamberimiz (SAV) mektublarına başlarken mesela “Bismillahirrahmanirrahim! Allah Resûlü Muhammed’den, Habeş Meliki Necâşiye” demektedir. Ayrıca , Hadis-i Şerifte : “Münafığa “efendi” demeyin. Zira eğer o, seyyid olursa (kendine bir değer atfederse) Allah’ı kızdırırsınız.”(Ebu Dâvud, Edeb 83,) denmektedir.
El-Cevab :
“Papa Ali Cenabları” bir taltif veya tazim değil, bir diplomatik uslubtur! Efendimiz (SAV) , nasılki Hristiyan Bizans Kralı Heraklius’u yazdığı mektubunda, “Rumların Büyük Reisi Heraklius’a” (bakınız.M.Hamidullah, İslâm Peygamberi, I/219) ifadesinde geçen ‘Büyük Reis’ hitabı nasılki bir diplomatik uslub ise , aynı şekilde ‘Papa Ali Cenablarıda’ veya “Hazretleride” bir övgü veya tazim değil, Diplomatik bir uslubtur! Efendimiz (SAV) ‘min bir Devlet Başkanı olarak , komşu Devlet Reislerine gönderdiği Mektublarda sizin yukarıda belirttiğiniz şekliyle hem Allah’ın İsmi ile başlaması söz konusu isede , örneğin yine Hudeybiye Barış Antlaşmasında imzaladığı Sözleşmede , muhatabların isteği üzerine sadece kendi isminin geçtiği “Muhammed” şeklinde imza attığını gözden uzak tutmamak lazım. Hudeybiye Barış Antlaşması , İslam’ın müşrik ve gayrimüslimlerle Diyalog kurmasına zemin hazırladığı ve bu vesile ile İslam’ın temsil edilmesine ve tanıtılmasına imkan sağladığı bir dönem olması ayrı bir husustur , Efendimiz (SAV) ‘in diğer Devlet Başkanlarına yazdığı doğrudan Tebliğ içeren mektublar yazması ise apayrı bir husustur ! Siz dininizi temsil etmeye çalıştığınız muhatabınıza herhalde ; “Ey ebedi cehenneme namzed kişi“ kabalığında Hitab edecek değilsiniz! Pek muhterem Yüksek Mühendis Ahmet Beyfendi veya Saygıdeğer Prof.Dr. Mehmet Bey nasılki bir övgü değil bir diplomatik ünvandır . Hadis-i Şerifde geçen “Efendi demeyin” , onu övmeyin anlamındadır. Yoksa , günümüzde bir çok meslek dalındaki insanlarada “Efendi” diye hitab edilmektedir. Diploması terminolojisinden bihaber olan kardeşlerimizin , “Ali Cenablarını” bir övgü ifadesi olarak görmeleri onların bu noktadaki bir Diplomatik uslub fukeralığının göstergesidir.
2-Metin :
‘Üç büyük dinin doğum yeri olarak bilinen toprakların dünyayı daha iyi yaşanabilir bir mekan kılma yolundaki kutsal misyonumuzu tam manasıyla bilen Türk halkından size en içten selamları getirdik. Yoğun gündeminizde bize zaman ayırarak sizinle müşerref olmayı bahşettiğiniz için zat-ı alilerinize en derin kalbi teşekkürlerimizi sunarız.
İtiraz : Üç Büyük Din yanlıştır , çünkü tek büyük ve Hak din İslamdır ! Ayrıca Ehl-i Kitaba selam vermek caiz midir ?
El-Cevab :
Dinler Kategorize edilirken , Hak ve Batıl olarak tasnif edilmektedir. Bir Dine mensub insanların çokluğu o Dinin büyük olmasını göstermediği kadar , o dinin Hak olmasını gerektirmez ! Diğer yandan ifadede geçen “üç büyük dinin doğum yeri olarak bilinen topraklar” ile Filistin (Kudüs) ve Ortadoğu kast edilmek istenmektedir ! Müşerref olma, tanışma uslubundan kaynaklanmaktadır! Müşrik Mut’im bin Adiyy, Efendimiz (SAV) Taif dönüşü Mekkeye alınmadığında ve kendisinden bir kefil istendiğinde Peygamberimize Kefil olmuş ve peygamberimiz bu iyiliği hayatı boyunca unutmadığı gibi, Mut’imin oğlu Cübeyire Bedir esirlerini taleb ettiğinde : ” Senin baban bana o kadar büyük bir iyilik yaptıki , şayet baban gelmiş olsaydı Allah’a dua eder , ölülerinizi tekrar diriltmesini isterdim ” diyerek , esirleri vermiş ve babasından müşrik olmasına rağmen iltifat etmiştir ! Ehl-i Kitab ile birlikte müşriklere bile selam verilebilinir (Nisa suresi , 86.Ayet-i Kerime) , hatta muhatab kendini bilmez cahil müşrik bile olsa “selam” diyerek selametle neticelenecek söz söylemelidir . ( Furkan Suresi , 63.Ayet-i Kerime )
3-Metin :
Papa 6. Paul cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinler arası Diyalog İçin Papalık Konseyi (PCID) misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz. En aciz bir şekilde hatta biraz cüretle, bu pek kıymetli hizmetinizi icra etme yolunda en mütevazı yardımlarımızı sunmak için size geldik.
İtiraz : Papalık Misyonunun bir Hırsitiyanlaştırma olduğu bilinmesine karşın Papalık Misyonunun bir parçası olduğunu kabul etmek caiz midir ? Kafirler birbirlerinin yardımcılarıdır (Enfal suresi , 73.Ayet-i Kerime) gereği bu apaçık Küfür değilmidir ?
El-Cevab :
Bir kere ifadeyi doğru okumakta fayda vardır : Papalık Konseyinin bir parçası olmaktan bahsedilmiyor , Papalık Konseyinin Dinler arası Diyalog misyonundan bahsediliyor. Çünkü Dinlerarası Diyalog Faaliyetlerinde Hrsitiyanlığı yaymak diye Resmi bir ifade yokki bu cümleye itiraz edilsin! Dinler arası Diyalog Misyonun Ana Görevi: 3 Dinin mensublarının birbirlerini daha yakından tanımalarını sağlamaktır . Doğru temsil, en etkili tebliğ yöntemdir. (Maide Suresi, 67.Ayet-i Kerime ) .Şayet Hıristiyanlaştırma faaliyetlerine yardımcı olunmuş olsa idi , o zaman “Kafirler birbirlerinin yardımcılarıdır” hususu bir geçerlilik kazanabilirdi . 10 yılı aşkın süredir Faal olan Diyalog sürecinde , acaba kaç kişi Hırsitiyan olmuşta bu iddiayı dile getirme cüretini kendinizde buluyorsunuz ? Biz Diyalog faaliyetleri vesilesi ile İslam ile müşerref olan veya en azından hak Din olduğunu kabullenen yüzlerce Ruhani , onbinlerce insan biliyoruz . Buda sizin iddialarınız tekzib etmektedir.
4-Metin:
İslam yanlış anlaşılan bir din olmuştur ve bunda en çok suçlanacak olan Müslümanlardır. Uygun bir yerdeki vakitli bir gayret bu yanlış anlamanın büyük oranda azalmasına katkı sağlayabilir. Müslüman dünyası, İslam’ın asırlarla ölçülen yanlış algılanmasını silip atacak bir diyalog imkanını bağrına basacaktır. Beşeriyet, çelişen görüşler ortaya koydukları gerekçesiyle, zaman zaman bilim adına dini, din adına da bilimi inkar etmiştir. Bilginin tamamı Allah’a aittir ve din Allah’tandır. O halde bu ikisi nasıl çelişebilir? İnsanlar arasında anlayışı ve hoşgörüyü artırmaya yönelik dinler arası diyaloğa yönelik ortak gayretlerimiz çok iş görebilir. ‘
İtiraz : İslam’da yanlış olan nedir ? Yoksa Hırsitiyanların hoşuna gitmeyen Ayetlerin Diyaloğa uygun şekilde yorumlanması mı istenmektedir ?
El-Cevab :
İslam’da yanlış olan bir husustan bahis yok , yanlış algılanan İslam’dan bahis var ! Yani yanlış bir şekilde bir terör veya barbar dini gibi tanıtılan İslamın Diyalog vesilesi ile doğru tanıtılarak, İslamın temsil edilmesidir. Burda İslami kanadı temsil eden Gazeteciler ve Yazarlar Vakfının kendine biçtiği misyonda budur ! Kur’an-ı Kerimde Diyaloğu emreden Ayetleri , Elmalı Hamdi Yazır Tefsirinden ve Bediüzzaman Hazretlerinin yaklaşımlarından defaatle izah etmiştik. Oraya müracaat edebilirsiniz. Metinde devam eden yaklaşım ile Bilimin, Allah ile çelişmesinin mümkün olmadığını, çünkü bilginin Allah’ın ilminden geldiğini ve birtakım ateistlerin ısrarla bilim ile dini farklı vadilerde göstermelerine karşın, bu konudada işbirliği yapılması gerektiğine bir vurgu yapılmaktadır!
5-Metin :
‘Kendi memleketimizde şimdiye kadar çeşitli Hıristiyan mezheplerinin liderleriyle diyalog içinde olduk. Bu naçiz gayretlerin boşa çıkmadığını acizane ifade etmek isteriz. Amacımız bu üç büyük dinin inananları arasında hoşgörü ve anlayış yoluyla bir kardeşlik tesis etmektir. Bizler bir araya gelmek suretiyle sözde medeniyetler çatışmasının gerçekleşmesini görmek isteyen yolunu şaşırmış ve şüpheci kimselere karşı dalgakıranlar gibi, isterseniz bariyerler gibi deyin, karşı durabiliriz.’
İtiraz : “Allah indinde Hakdin islamdır” (Ali İmran Suresi , 19.Ayet-i Kerime) ‘sine yine bir muhalefet var. Bakın üç büyük dinden bahsediliyor.
El-Cevab :
Yukarıda izah ettiğimiz üzere , Dinler hak ve Batıl dinler olarak tasnif edilmektedir. Din mensublarının çokluğu o Dinin Hak olduğu anlamına gelmez ! Metnin devamında , günümüz dünyasında, gerek medeniyetler arası gerekse kültürler arası bir çatışma ortamı oluşturmak isteyen şaşkınlara karşı, bahse konu Dinler Arası diyalog faaliyetleri bir bariyer görevi görebilir denmiştir.!
6-Metin
‘Geçen yıl bazı ünlü uluslararası bilim adamlarının katıldığı medeniyetler arası barış ve diyalog konulu bir sempozyum düzenledik. Bu gayretin başarısından aldığımız teşvikle bu tür etkinlikleri tekrarlamak istiyoruz. Halihazırda üç büyük dinin bağlıları arasındaki bağları güçlendirmeye yönelik olarak dinler arası diyalog konusunda Vatikan’ın da temsil edileceğini ümit ettiğimiz bir konferans düzenleme sürecinde bulunuyoruz. Yeni fikirlerimiz varmış iddiasında bulunmuyoruz. Yine müsamahanıza sığınarak, bu misyonun hedeflerine yakından hizmet etmek için üstlenmek istediğimiz birkaç teklifte bulunmayı arzu ediyoruz.
İtiraz : Üç büyük dinin bağlılarından bahsediyor , ne gibi bir bağ var acaba ? İsa Allah’ın oğludur diyen bir zihniyetle nasıl bağ kurulabilir, diyelim kuruldu barış içinde kavga etmeden yaşadılar, güzel bu barış ne zamana kadar sürecek, hiç onlara demeyecek miyiz “Allah’tan başka ilah yoktur, Muhammed onun elçisidir” ,bunu dersek yine kavga başlayacak, demezsek insanı cehennem azabından kurtaracak tek kelime olan kelime-i tevhidi insanlara ulaştırma maksadıyla gönderilen peygamberlerin sünnetine ters iş yapmış olmayacakmıyız? Acaba “Muhammedür Resulullah” gerekli değildir anlamı çıkmıyormu ?
El-Cevab :
Ehl-i Kitab ile biz müminlerin arasında ortak olan bir bağdan Kur’an-ı Kerim bahsediyor : “De ki: Ey kitap ehli! Sizinle bizim aramızda ortak olan bir söze geliniz. Allah’tan başkasına kulluk etmeyelim, O’na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın.”(Ali İmran suresi , 64.Ayet-i Kerime) . İşte hernekadar onlar Allah’ın vasıflarında yanılmış olsalarda , Allah’a oğul isnadında bulunmuş olsalarda , Kur’anın ifadesi ile aramızda ortak olan bir söz (Allah inancı) mevcuttur ! Bu ortak bağ , onların Ehl-i necat olmaları için yeterli olmasada , Ayetin devamında dile getirildiği üzere birkaç adım daha atabilirlerse inşallah Ehl-i necat olmaya namzed olacaklardır. İslam tarihine bakacak olursak , Barış dönemi hep İslam’ın lehine gelişmiştir. Hudeybiye Barış Antlaşması sonrası , 2 yıl gibi kısa bir zaman diliminde Mekke’nin Fethini getirmiştir. Çünkü , seviyeli temsil vicdan sahiblerini herzaman müteessir bırakır. Allah’ın birliğine iman eden ve Hz.İsa (AS) mın Allah’ın oğlu değil Allah’In bir peygamberi olduğunu kabullenen insanların , Efendimiz (SAV) ‘min nübüvvetine iman etmemeleri bekelenemez. Niyetleri sorgulamak sadece Allah’a mahsustur ! İtirazlarınızı Niyetleri sorgulamadan yapın….
7-Metin:
Hıristiyanlığın üçüncü bin yılına girişi münasebetiyle yapılacak kutlamalar vesilesiyle Ortadoğu’daki Antakya, Tarsus, Efes ve Kudüs gibi bazı kutsal yerlere müşterek ziyaretleri içeren birçok etkinlikler önermek istiyoruz. Bunu Sayın Cumhurbaşkanımız Demirel’in, cenaplarının ülkemizi ziyaretine ve mezkur kutsal mekanları göstermeye davetini tekrarlamak için bir fırsat addediyoruz. Anadolu halkı size misafirperverliğini göstermeyi ve şevkle selamlamayı hararetle beklemektedir. Filistinli liderlerle diyalog kurmak suretiyle Kudüs’ü birlikte ziyaret etmemize davetiye çıkarabiliriz. Bu ziyaret bu mübarek şehri Hıristiyanlar, Yahudiler ve Müslümanların, hiçbir kısıtlama, hatta vize dahi olmaksızın serbestçe ziyaret edebileceği uluslararası bir bölge olarak ilan etme gayretlerine yönelik dev bir adım teşkil edebilir. ‘
İtiraz : Fethullah Gülen Hocaefendinin , Hıristiyanlığın üçüncü bin yılı kutlamalarından bahsetmesi nekadar doğru ?
El-Cevab :
Kutlamalar vesilesi ile birtakım etkinlikler önermektedir. Örneğin Antakya, Tarsus, Efes ve Kudüs gibi yerlere birlikte ziyaretler düzenlenebileceğinden bahsetmektedir. Özellikle Filistin Liderleri ile bir Diyaloğun sağlanmasında ısrarla vurgu yapılmıştır. Ki bu Filistindeki Barış sürecini mtühiş katkısı olacağı kesindir. Ayrıca , Kudüsün hernekadar bugün Yahudi Devleti topraklarındada olsa her üç din mensublarına vizesiz giriş hakkı verilmesini önermiştir ! Metnin bir kısmını delillendirip , diğer kısmını görmemezlikten gelmek sizin gibi Ehl-i iman kardeşlerimize yakışmıyor. Metnin devamında ,
Dinler Arası Diyalog faaliyetlerine müdahil olmadan öncesinde düzenlenen Medeniyetler arası Barış ve Diyalog sempozyumuna bundan sonra Vatikanın da davetli olduğunu, dönemin Cumhurbaşbakanı Demirel’in resmi davetinin kendilerine iletileceğinide bildirmektedir.
8-Metin :
Üç büyük dinden liderlerin işbirliği ile, ilki Washington DC’de olmak üzere muhtelif dünya başkentlerinde bir konferanslar serisinin gerçekleştirilmesini teklif ediyoruz. İkinci serinin zamanı için Hz. İsa’nın doğumunun 2000. yıldönümü ideal olabilir. Bir öğrenci değişim programı da çok faydalı olacaktır. İnançlı genç insanların birlikte eğitim görmesi birbirlerine yakınlıklarını artıracaktır. Öğrenci değişim programı çerçevesinde üç büyük dinin babası olduğu ikrar edilen Hz İbrahim’in doğum yeri olarak bilinen Urfa şehrindeki Harran’da bir ilahiyat okulu kurulabilir. Bu, ya Harran Üniversitesi’ndeki programların genişletilmesi suretiyle ya da üç dinin ihtiyaçlarını da temin edecek şumullü bir müfredata sahip bağımsız bir üniversite şeklinde gerçekleştirilebilir. Önerilen programlar aşırı büyük işler gibi algılanabilir; ama bunlar erişilmez değildir. Dünyada iki tip insan vardır. Bazıları kendilerini topluma adapte etmeye çalışır. Diğer bazıları ise topluma uymaktansa toplumu kendi değerlerine adapte etmek ister. Toplum bütün ilerlemeleri bu ikinci tip insanlara borçludur. Onları yarattığı için Rabb’e şükürler olsun.’
Fethullah Gülen
(Rabbin aciz kulu)
İtiraz : ”Rabbin aciz kulu” ifadesi Hırsitiyanların ifadesi değilmidir ?
El-Cevab :
Ehl-i Sünnet vel-Cemaat anlayışına göre “Rab “ ismi , Allah’ın umumi isimlerinden biridir. Terbiye eden, yaratan, besleyen, malik, en mükemmel, sahip tutan ve idare eden anlamlarına gelir. “Aciz kul” olma , özellikle Acz-i mutlak , fakr-ı mutlak mesleğine haiz herkesin hayatlarına örnek almaları gerekn bir husustur. Şimdi , bu ifadeler madem Ehl-i Sünnet perspektifinde esastır ve haktır , başkaları da kullanıyor diye , Hocaefendi nasıl bir zan altına alınabiliniyor anlamış değiliz !
Metnin devamında ;
Dinler arası Diyalog faaliyetlerinin, tüm dünyanın büyük kentlerinde konferanslar şeklinde tertip edilmesini, karşılıklı öğrenci değişim programının uygulanmasını, Hz.İbrahim (AS) ‘ın doğum yeri Urfa’da her 3 dinin öğrencilerinin eğitim göreceği bir Üniversitenin kurulması, bu vesile ile her üç dinin mensublarının birbirlerini daha iyi tanımaları sağlanmış olacaktır!
Sonuç olarak diyebilirizki, 09.02.1998 tarihli bu mektub , bazı çevrelerce İlmi ve dini delillerden yoksun olarak eleştiriler getirilsede,bu niyetleri sorgulamadan öteye geçememektedir ve müminlerin ilk şiarı olması gereken hüsn-ü zan müessesesi, adete yok sayılmaktadır !
Temmuz 22, 2007, 9:34 pm üzerinde
Yanlı Diğer Kardeşler Ne yazıkki Benim sorduğum Sorulara Cevap Vermiyorlar Bekliyorum Bende cevaplarınızı samimi olarak varsa bi ihtilafınız benim bilmediim bir konuyu öğretmiş olursunuz sevinirim… yazıları ilk okuyan veya cevap yazmak isteyenler yazılarımı okuyup cevap versin lütfen cevabı verilmiş şeye itiraz komik oluyor…
Temmuz 22, 2007, 9:37 pm üzerinde
Efendimiz (SAV) ‘min Ehl-i Kitaba muhalefeti emrettiği biliniyorken , Diyalogtan bahsetmek nasıl mümkün olabilmektedir ? biliyorum bu soruda yukarı yazılmış ve daha yazılacak yukardaki gözümden kaçmış bu konu hakkında yukardaki peygamberimizin ehli kitapla diyaloğu bölümünü okuyabilirsiniz ayrıca cevabımız şudur ki
Soru sorma kriterleri noktasında ; bir kişi ile hem muhalif olma hemde diyalog kurabilmeye engel bir husus yok iken , sanki “muhalif” olarak diyalog kurulamayacağı anlatılmak isteniyorki , bu yanlıştır. Fikirlerini , inançlarını veya düşüncelerini beğenmediğiniz nice insanlar var ki, onlarla diyalog kurarak ve belki yanlış noktaları doğrulara kanalize etme zeminini oluşturmaya çalışmaktayız.
Hatta denebilir ki , muhalif olduklarınızla diyaloğu daha çok artırmalısınız ki , size muhalif olan yönlerini tadil ve tekmil edebilesiniz , yanlış veya sapık bir takım düşüncelerini revize edebilesiniz.
Efendimiz (SAV) nübüvvetin ilk dönemlerinde , vahye muhalif olmayan konularda müşriklere muhalefet ederek Ehl-i Kitaba muvafakatı (benzemeyi) prensib edinmiş ve Ehl-i Kitabın yaptığı gibi saçlarını alnına doğru serbest bırakmıştır.(1) Daha sonraki yıllarda , Ehl-i Kitabın kablarından (2) ve kestiklerinden yemeğe , onların kadınları ile evlenmeye (Maide:5) gereği ruhsat vermiştir. (3) Ehl-i Kitabın söylediği bir takım incitici sözlere (Ali-İmran:186) ve çekememezliklerinden ötürü yaptıkları nahoş muamelelere (Bakara:109) mukabele etmek yerine, af ve musamaha yolunu tercih etmiştir. (4)
Bununla birlikte giyim-kuşamda (5) , cenaze işlemlerinde (6) Ehl-i Kitaba muhalefet etmeyi öğütlediğ doğrudur. Hatta bu kapsamı sadece Ehl-i Kitabla sınırlı tutmamış , müşrikleride içine alarak : “Müşriklere muhalefet edin, sakallarınızı uzatın, bıyıklarınızı kesin” (7) demiştir.
Görüldüğü üzere Efendimiz (SAV) , Ehl-i Kitaba veya müşriklere benzeme noktasındaki fiil ve davranışlara muhalefet etmeyi önermesine mukabil , onlarla Diyalog kurmayı men etmemiştir: Habeş Meliki Hıristiyan Necaşiye Ashabını emanet etmesi , Medine’de Yahudi ve yerli müşriklerle Medine vesikası adı altında onlarıda “ümmet vasfında” zikretmesi , Hudeybiye Barış antlaşmasında müşrik Huzaa Kabilesi ile müttefik olması (8) gibi pek çok konuda Diyalog ve işbirliğide yapmıştır.
Acaba günümüzde Diyalog Hizmetlerini yapanlar , hangi konuda Ehl-i Kitaba benzemeye başladılar veya böyle bir tavır içine girdilerde , “Diyalog” eleştiri konusu ediliyor ? Şayet “muhalefet”i bahane ederek Diyalog yolları kapatılsaydı, Vatikan Dinlerarası Diyalog Sekreteri Prof.Dr.Thomas Michel (9) ile Vatikan Türkiye Temsilcisi Men.Marovitch’in (10) “Allah ‘üç’ değil ‘bir’dir” demeleri , acaba mümkün olabilirmiydi ?
Temmuz 23, 2007, 8:26 pm üzerinde
nasil diyalog kuruyorlarmis ,nasilsiniz kafirler ? diyerekmi kurani acin okuyun allah bize siz onlara benzemedikce sizden razi olmazlar diyiyor eger fetullah hocandan razilarsa o baya benzemis onlara demekki bugun bu musrikler bizlere ibadetimizde ses cikarmiyorsa bizim allahtan baska ilah yoktur muhammed onun kulu ve elcisidir dedigimiz sahadetin manasini yerine getirmedigimizdendir yani zararsiz goruyorlar her ortamda muslumaniz biz diyenler allahin kanunlarina nizamlarina edilen kufurlere ses cikarmiyanlar demokrasi mitinglerinde kahrolsun seriat diyenlerle dostlugunu kesemiyenler kendini musluman sanan insanlar toplulugunun bu tur diyaloglara girmesi normaldir bakin sahabeye bakin peygamber efendimize davasinda biraz yumusasindiye peygamberimiz e mal mulk servet yoneticlik teklif ediyorlardi ama sag elle yemek iyip tuvalete sol ayakla giren sonrada biz peygamberimizin sunetine uyuyoruz diyenler onun en buyuk suneti batilla savasmak ,gunesi bir elime ayi bir elime verseniz davamdan donmem demesini goz ardi ediyorlar cunku rahatlarini bozmak istemiyorlar sadece aman amerikayla tersdusmeyelim biraz paramiz var huzur olsun degerlenir ee ne yapalim namaz kiliyoruz ya diyerek kendilerini hak yolda sananlar sadece kendi cikarlari icin kendi menfatlari icin islam dan allahin dininden taviz veriyorlar diyalog yapanlar papazlara, allahin kuranda kafir dedigin insanlarin yuzune siz kafirsiniz demedikce kuranin bazi ayetlerini gizlemedikce diyalog yapmasi mumkun degildir kuran ayetini bir kismini one alip bazilarini saklamaya calismak insani kafir eder ben alim degilim ama sizce etmezmi dusunun sen papazin elini ne diye sikacaksin ne diyeceksin anlamadim allah kuranda size meryem oglu isayi rab edinmisiniz kafirsinizmi diyeceksin incilde allah kainati 6 gunde yaratip sonra dinlenmismis diyiyor allah c.c kuranda bana yorgunlukta dokunmaz diyiyor yada biz muslumanlar vaftiz olmuyoruz ceheneme gidecegiz mi diyeceksin allah icin biri bu diyalogun nasil yapildigini anlatsin kendi icinde alevi suni ayrimi yapan mezhepcilik yapan allahin bir kurali digerinde farkli diye bir birlerine nalet okuyan muslumanlar kendi arasinda diyalog kuramazken hiristiyan hele hele yahudi alemiyle nasil bir diyalog icin dedirler anlamak mumkun degildir ..
Temmuz 24, 2007, 2:50 am üzerinde
selamlar saygi deger arkadaslar ben kendimden bir az bahsedeyim fakat kisisel bilgilerimi veremem ben ingilterede yasayan bir kisiyim ve 40 yasina yakin bir yastayim.
ben CIA ye calisan bir kisiyim son 10 yildir islam dinini ve teror olaylarini arastiran ve cok capli buyuk bir arastirmanin icinde yer almaktayim, arastirmam iran yemen turkiye irak afganistan amerika ingiltere arasinda bir diyalog aslinda muslumanim ama namazini niyazini yasamayan bir kisiyim taki 2 yil oncesine kadar su anda kendimce yasamaya calisan bir vatandasim.
arkadaslar iyi dinleyin simdi beni fetullah gulen hakkinda soyleyeceklerimi o oyle bir kisi ki inaninmasi ve anlanmasi cok zor bir kisi ve simdiye kadar yaptigi her sey inanki islami disariya tasimaktir ben ilk once terorist anmistim ama anladimki fehtullah bey islamin gunumuzde en iyi sekilde dile getirebilen kisilerden birisidir.
ben bunlari yazarken inanki her seyi goze aliyorum canimi bir hice sayiyorum da yaziyorum bakan yarin burda olamam bir daha bir sukaste dehil olabilirim.
simdi arkadaslar bakin ABD deki vurulan ikiz kulelere o gun hic bir yahudi ise gelmemisti ve gelmeme sebleride yoktu ne bir bayramlari idi nede seyranlari vardi olayi biliyorlardi onceden sayin bush beyde biliyordu ve o binalari koruyan fuze sistemleri kullanimdan cikartilmisti 3 gun once ve new york semalarinda devamli kesif ucaklari ucardi o gun hic gorunmediler niye sizce? orasinida siz anlayin.
afganistanni almak icin.
irakda kimyasal silah var dedi bush girdi ve nerde kimyasel silah cikti ben kendimce arastirdim AB kucuk basli kimyasel silah var diye rapor yazmami istediler benden onlar dedi ben yazdim ama gercekte hic bir kimyasal silah yoktu adamlarin elinde 10 tane uzun menzilli s300 fuzeleri vardi yanlisca bununla hic bir seyde yapilmaz ve 2 tanesinin yapim yeri s300 fuzelerin yapim yeri rusya 8 tane ise AB devletlerinin ozel muhru vardi.
ve bizlerden istenilen raporsa onlarin uzerinde kimyasal baslik bulunmasi idi ama malesef yoktu ama hayel olarak bulundu mecburi olarak anlayacaksiniz.
ve bu olaya kimse inanmadi yani halk inanmadi.
iran davasina bakin simdi sira iranda yavas yavas ic savas cikartiyorlar genlerle yaslilar arsinda fakat iranin gecmisine bakarsaniz yine iranda CIA var seryati kimler getirdi irana CIA cunku irani bu gunku haline gelecekti ve simdi irani cokertecekler 13 yil irakla savas yapti iran hem iraka silah satti ABD hemde irana onla cokmedi iran ama simdi ic savasla cokucek.
arkadaslar uyanin lutven uyanin
Turkiyeye bakin ab ye alacaklar ama ayni zamandada irana vuracaklar bizleri bu serefsizler masa olarak kullaniyor.
avrupadaki yasanan alaylari goruyorsunun her gun bir yerlerde bomba olaylari yapanlarsa yine kendileri maksat muslumanligi bolmek muslumanlarin arasinda bir kargasa savas acmak ve fetullah gulen bunlari biliyor ve bunlarin oyunu icinde kendilerini yenmeye calisan birisi vede bende destekliyorum gulen beyi ya degilse bunlar biz muslumanlari terorist olarak bilecek gelin gozumuzu acalim arastiralim kimler dusman kimler dost onlari bulalim yeterinki uyanim gercek dunyayi gorun politakayi izlayin ve bir seyler ogreninki dosmanimizi iyi taniyalim onlardan once biz onlari taniyalimki ne yapacaklarini engelleyelim insanlar olmesin ve kutsal topraklari bunlara kullandirmayalim fetullah gulen beyde onlar gibi fakat bizim iyiligimize calisan bir kisi cunku diyolog altinda baska seyler var onlari arastiralim ve anlarsinizki sonrada destekleyeceginize emin olurum.
saygilarimla
Temmuz 24, 2007, 10:42 am üzerinde
Allah senden razı olsun ama kaç gündür yazıyorum burada görmüyorlar göremiyorlar ya da işlerine gelmiyor ne diim artık
Temmuz 24, 2007, 4:22 pm üzerinde
ESSLEMUALEYKUM YUCE DINIMIZE GONUL VERMIS DIN DOSTLARIM.CEM KARA BEY TAHLILLERIN OLDUKCA HAKLI SAOLASIN.BU IRANI VURMAKTAN BAHSEDILMISKEN.IRAN SUANKI HUKUMET ORATKLIGINDA VURULACAK NASILKI IRAKI TURKIYE VE DIGER ISBIRLIKCILERLE VURDUYSA AYNI OYUNU YAPCAK.VE IMAN ETTIK DIYIPTE BU OYUNA DESTEK VERENLERE NE DEMELI OYLARIYLA.SOYLEKI IRAKTA 650000 BIN BACIMIZIN IRZINA AMERIKAN SEREFSIZLERI TECAVUZ ETTI 1000000 UZ,ERINDE INSAN KATLEDILDI CAMILERIN ICINDE OLDURULDULER PEKI BIR MUSLUMAN BU TAPLODA NE YAPAR ELINDEN NE GELIYORSA HADISI SERIFE VE ISLAM AKIDINE GORE YOK ETMEYE CALISIR.BU DURUMDA BIR ISLAM DEVLET BASKANINDAN SU BEKLENIR KINIYORUZ LANET EDIYORUZ GEREKIRSE ASKERI MUDAHALA BU NE YAPTI.HALA KULAKLARIMDAN GITMIYOR EKIM 2004 TARIHINDE SOYLE DIYOR AMERIKAN ASKERLERINE DUA EDIYORUM ULKELERINE AZ ZAIYATLA SAG SALIM BIR SEKILDE DONSUNLER SEN KIMSIN KIME DUA EDIYORSUN KAFIRMISINDE KAFIRLERE DUA EDIYORSUN NIICN PEKI EDIYOR MUSLAMUNLARI DAHA IYI OLDURSUNLER IRZLARINA DAHA IYI GECSINLER VS… PEKI BU KONUDA DEVLET BAKANI CEMIL CICEK AYNEN SOYLE SOYLEDI INCIRLIK HAVA USSUNDEN 4990 TANE IRAKA SORTI DUZENLENDI.BU SORTI HADISESINI BIR ARAKADASLAN TANISTIM VE AYNEN SOYLEDIKLERI KENDISI HAPISTE KALMIS VE HUCEREDE YATARKEN GECE UCAKLARIN KALKIP INMESINDEN UYUYAMIRDUM SABAH OLUNCA ORATLIK SUT LIMAN PEKI BU ISLERE SEBEP OLAN MUSLUMANLRA NE DEMELI KAFIR OLMAZLAR AMA GERCEKLESEN ZULUM AYNISINDAN HESABACEKILIRLER NASIL VERCEKLERSE O KADAR TECAVUZ SUCU O KADAR OLDURULMELER VS… SIMDIDE AYNI OYUNU OYNAMAK ICIN YANI IRANA VE DIGER MUSLUMAN ULKELERE SOYKIRIM UYGULAMAK ICIN YAHUDI BASINI TARAFINDAN CUMHUR BASKANLIGI MAGDURIYET OYUNU OYNANDI.SIZ OY VERENLER O KADAR VICDAANLIYDINIZ EZILENIN YANINDA YER ALIYORDUNUZ NEDEN 28 SUABAT MAGDURU SUCU SADECE ISLAM BIRLIGINI KURMAK YANI SIYONIST BIRLIGINI YIKMAK AYNI ZAMANDA SSK % 256 BAGKURA % 312 ASAGARI UCRETE & 112 ZAM YAPAN VE ONUN DONEMINDEN ONCE BIR ASGARI UCRETE YAKLASIK 18 TUP ALINIYORKEN ERBAKAN HOCAEFENDININ 10 AYLIK IKTIDAR DONEMINDE 41 MUTFAK TUPUNE ULASTIRAN GUNUMUZ PARASI ILE 1600 YTL OLAN ASGARI UCRETE ZAM YAPMASI YUZUNDEN YANI UYAN ISLAM DUNYASINI UYANDIRAN VE BUNUN ONUNE BIR AN ONCE GECMEK ICIN 1996 DA ATINADA SIYONISTLER BIR TOPLANTI YAPIYORLAR TURKIYEDEN GIDEN TUSIAD VE TURKIS BASKANLIGINI BILL CLINTON YAPTI ORDA 14 COOOK ONEMLI KARALAR ALDILAR BUNLARDAN ILKI ERBAKAN HOCAEFENDI BASTAN INDIRILECEK 2.PARTI IKE BOLUNCEK BU OLMAZASA BIRDEN FAZLA DINI SAVUNAN PARTI KURULACAK VSS14. MADDE BUNLARDA ZAFERE ULASILAZASA KESINLIKLE ISALMA BIRLIGI ASKERI GUCUNU TAMALAMADAN ONCE TURKIYEYE SAVAS ILAN EDILECE VE BUNUN ICIN 28 SUBAT YAPILMISTIR VE BU OYUNAKANIP AKP YE OY VERENLERDIR KASTIMIZ HANI SIZ MAGDURUN YANINDAYDINIZ SIZ HANI COK VICADANLIYDINIZ NEDEN 28 SUBAT DABESINDEN SONRA AYNI VENEZUELLADAAKI HUGO ÇAVEZE VERILEN DESTEK GIBI DESTEK VERMEDINIZ VE SIZIN ICIN CALISAN BIR LIDERE VE SU COKVAHIM KIM ISLAM ICIN CALISIRSA O LIDER SUCLANIR VEHALK HEPSI DEILTABI IYI ISLERIARAMZYAHUDIAININI OKUDUGUNDAN SEYRETTIGINDEN DOLAYI SUREKLI ELESTIRIR.ACABA NE ZAMAN UYANIP SU DUNYA DUZENINDE ISLAM DEVLETLERIZULMVARKEN BIRLIK OLMUYORUZ PEKI OYLARINIZ VERDINIZ ONUMUZDE 5 SENE VAR BUTUN YAPACAKLARINA DESTSIZNIZ IRANI YOK ETMELERINE SONRA SURIYE OYLE OYLE VE NIHAYETINDE TURKIYE HEPSI NIICIN BUYUK ISRAIL KURULSUN DIYE.ACIN YOUTUBE RECEP E. DIYORKI BEN BOP UN ESBASKANIYIM BE BOPUN BASKENTINI DIYARBAKIR YAPCAZ BUNUN ICIN ALT YAPI CALISMALARIMIZ SURUYOR BUNU ACIN KENDI AGIZNDAN DINLEYIN.VE BUNA OY VERENLER SUNU BILIYORLARKI RECEP E. ISLAMIYETI CAKTIRMADAN YAVAS YAVAS YAPACAK BUNU BILENLER 16000000 KUSURATI BILIYOR SU AHMAK YAHUDILER ABD VE AVRUPA BIRLIGI BILMIYOLAR VE HICDE DUSUNEMIYORLAR NE YAPSINLAR O KADAR ZEKI DEIILLLER AMA SIZLER BILIYORSUNUZ NE ZEKISIN BE COK PARLAK KAFALISINIZ.OMRUMUZ OLURSA GORUCEZ 5 SENE SONRA KIME HIZMET ETMIS.UYANIN UYANINNNNNNNNN TABIKI HIDAYET ANCAK YUCE ALLAHU ZUL CELAL HZ INSALLAH BIZLERDE MELAMIZ CC HZ TUM DILEDIKLERI EFENDIMIZ SAV HZ HURMETINE HIDAYETE ERENLERDEN OLURUZ.AMA BURDA YAI YAZAN KARDESLERIME TESEKKURLER CUNKU EN AZINDAN FIKRI BIR M