Başlangıç > Nuh Gönültaş > Mehmet Zahid Kotku hazretlerinin kerametleri

Mehmet Zahid Kotku hazretlerinin kerametleri

 

 

mehmet zahid kotku

mehmet zahid kotku

Mehmed Zahit Kotku, Özellikle yakın tarihimizde onu tanıyan canlı şahitlerinde hala hayatta olmaları vesilesi ile çokça bilinen, sevilen ve özlenen bir maneviyat büyüğümüz.

 

Şeyh uçmaz, mürid uçurur kabilinden söylemler ya da klişeler değil bu anlatılanlar. Olayları bizzat yaşayanların kamuoyuna açık, belgeler ve kitaplar yolu ile isimleri zikredilerek aktarılacağını bilmelerine rağmen herkesle paylaştıkları bilgiler. Mesela ilginç bir kerametleri Hacc’da aşırı izdihamda Şeytan Taşlama mahalinde yere düşen bir uzman Doktorun anlattıkları. Bu doktor aynı zamanda emekli olana kadar Türk Hava Yolları’nda çalışmış bir Beyefendi. Mehmed Zahid Efendi ile Hacca gitmek üzere işaret alır. Nasıl olur diye düşünürken iş yerinde THY ile Kızılay işbirliği kapsamında Hac döneminde görevli olarak gideceği kendisine bildirilir. Doktor Beyefendi Hac’da Şeytan Taşlama Mahali’nde yere düşer. Üzerine basarak geçen insanlar kolunu çiğner. Ve kolundaki et kemiğe kadar sıyrılır. Ne bir kan damlası ne bir acı. Bu şaşkınlık içerisinde kalkarak vazifesini yerine getirip Mehmed Zahid Kotku’nun yanına gider. Durumu anlatır. Mehmed Zahid Kotku okur ve kolunu sıvazlar. Yara tamamı ile kapanmıştır. Bir kızarıklık ve ileriki günlerde bağlayan kabuk haricinde hiçbir sıkıntı kalmamıştır.

Rüyalara ve gönüllere AÇIKÇA tasarrufu olması, Mehmed Zahid Kotku’yu özel kılan bir diğer boyut. Bir kişi öylesine dertleşmek ve hayatını her yönü ile paylaşacağı birini belirlemek için aklından bir portre çizsin. Şöyle heybetlice, nur yüzlü, güleç bir ifade ile sakallı bir tonton dede. Onunla konuşsun, sıkıntılarını paylaşsın. Aradan birkaç sene geçsin. Ve akademik kariyeri de olan bu beyefendi günün birinde Mehmed Zahid Kotku ile karşılaştığında hayalinde canlandırdığı zatın o olduğunu görüversin.

Bir başka enteresan RÜYALARA TASARRUF ise askerlerin dikkatini çekecek cinsten. Hadiseyi anlatan Vehbi Vakkasoğlu Beyefendi. Hadisenin oluş tarihi 1986. Vehbi Bey “Mâneviyat Dünyamızda İz Bırakanlar” isimli kitabın özünü hazırlamaya karar vermiştir. Dostlardan yardım ister. Eli kalem tutan, hem pedagoji tahsili olan hem edebiyata vakıf hem de asker olan bir arkadaşı da yardım etme sözü verir. Vehbi Vakkasoğlu sözkonusu yazı – kitap çalışmasını başlattığında dostları yardıma çağırır. Önceden her şeye varım diyen Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu arkadaşı önce tamam demekle birlikte birkaç gün sonra, acil bir teftiş geçirecekleri için affını ister. Vehbi Bey bu askeri mensubu arkadaşına Mehmed Zahit Kotku ile alakalı dokümanları vermeyi düşünmüş ama işin içine teftiş girince başka bir çare aramaya koyulmuştur. Ancak ertesi gün affını isteyen dostu Vehbi Beyi arayarak yardım edeceğini, istenilen işleri yapabileceğini zira buna zamanı olduğunu söyler. Peki ne olmuştu da Vehbi Vakkasoğluna yardım etme imkanını elde etmişti. Hadiseye Vehbi Vakkasoğlu’nun anlatımına bırakalım: “Yapabilmesinin sebebi şuydu: Acil teftiş dolayısıyla izinler kaldırılmış, izinde olanlar bile çağrılmış, herkes meşgul… Fakat, birliklerinde son model bir füze var… Bu füze son anda tutukluk yapıyor ve çalışmıyor. Amerikalı uzman dahi, Amerika`dan parça getirilmesi, hattâ bir uzman getirilmesi gerektiği kanaatini söylüyor. Komutan da çok sinirli bir vaziyette: “Bu iş yapılmazsa, gerisini siz düşünün!” diyor. Teftişe kadar füzenin çalışır hale getirilmesini istiyor. Dolayısıyla arkadaşımız, bu mazereti ile bize yardım edemeyeceğini söylüyor. O gece rüyasında iri yarı, heybetli, güleryüzlü, nûrânî yüzlü, bembeyaz sakallı bir zat, füzenin başında kendisine füzenin arızasını gösteriyor: “Evlâdım, işte şurayı tamir edeceksin, arıza buradadır!” diyor. “Hayretler içinde kaldım.” diyor. Kendisi Amerika’da füze kursları görmüş bir asker arkadaşımız. “Büyük bir sevinçle gittim. Baktım hakîkaten arıza orda. Ve komutana dedim ki: `Komutanım, ben bu füzeyi yapacağım; fakat bir hafta izin istiyorum.` `Yap, sana onbeş gün izin!` dedi. Hakîkaten füzeyi çalıştırdım, herkes hayret içinde kaldı. Hattâ, Amerikalı uzmandan da bir yemek yedim ödül olarak.” diyor. Sonradan, benim yanıma geldiği zaman resmini görünce, rüyasına giren zâtın Mehmed Zâhid Kotku Hocaefendi olduğunu anladı. Daha önceden tanımıyordu. Evet Vehbi Bey’in anlattıkları çok enteresan.

Reklamlar
Kategoriler:Nuh Gönültaş
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: