Dedeciğim irtica ne demek?

Çocukluğumdan itibaren benim ilk ve en çok duyduğum kelimelerden biri, irticadır. Daha çocuk yaşımda, babama mânâsını sorduğum ilk kelime de irtica olmuştu. O zamanlar irticacı lafı yoktu, mürteci derlerdi. Bu, çok ağır bir ithamdı. Gerçi bu adı kimse benimsemezdi ama hep söylenirdi. Hatta sayılarının çoğaldığı, güçlerinin arttığı, böyle giderse pek yakında yakıp yıkacakları, ezip geçecekleri bile söylenirdi. Evet ben çocukken vardı bu bekleyiş. Delikanlı oldum, hep duydum aynı teraneleri. Orta yaşı aştım hâla duymaktayım. Seksen sekiz yaşındaki babam da benim dediklerimi diyor. O da ömür boyu duyagelmiş irticayı ama bir türlü ne olduğunu anlayamamış. Benim çocuklarım da irtica tehlikesiyle büyüdüler. İrtica geldi, gelecek derken ben elhamdülillah torun sahibi oldum. Sanırım pek yakında, torunlarım da bana, “Dedeciğim bu irtica ne demek?” diye soracaklar. Eski Mili Eğitim Bakanlarından rahmetli Tahsin Banguoğlu, benim dedemin emsaliydi, o da bir sohbetimizde, şöyle demişti: “Çocukluğumdan beri hep irtica ile korkutulduk ama hala bu yaşımda ne olduğunu tamamiyle anlayabilmiş değilim. Hep geleceği söylendi ama neredeyse bir asırdır geldiği gittiği yok!” Benim ilk gençlik yıllarımda, Ord. Prof. Dr. Ali Fuad Başgil rahmetli, “İrtica Yaygarası” başlıklı bir yazı yayınlamıştı. O zaman, irticanın yaygarası yapılan bir nesne olduğunu anlar gibi olmuştuk. Ama kimin işine yarıyordu, kimler bu yaygarayı koparıyordu, o zaman tam anlayamamıştık. Daha sonra gericilikten söz edildi. İlericiler vardı, aydınlık kafalılar yani. Ama halkın çoğunluğu cahildi ve gericiydi. İlme, tekniğe, ilerlemeye, gelişmeye karşı olan bu cahil kitle, hep Ortaçağ karınlığına dönmeyi isterdi. Hatta bu geriye dönüşü, sopayla, silahla yapmak isteyenler bile vardı. Zaman içinde anlaşıldı ki halkın çoğunluğu cahil bırakılmıştı ama öğrenmeye ve eğitilmeye çok istekliydi. Ancak eğitim kurumları; inançtan uzak, ibadet ve ahlak hassasiyetine yabancı olduğu için, çocuklarını okutmak istemediler. Üstelik halk çoğunluğunun vurdu kırdıyla da işi yoktu. Benim Dedem Vakkas Ali Efendi, yeni yazı çıkınca, imamlıktan alınıp okula muallim yapılmıştı. Başından sarığı alınıp fötr şapka verilmiş, ayrıca halkevine çağrıldığı zaman da toplantılara eşiyle danslı gelmesi istenmişti. Bu ve benzeri teklifler dedemin hayaline sığışmayan şeylerdi. Tabii ki; fötr şapkadan, şaraptan, danstan kaçmaya çalışınca da, hemen damgayı yemişti: “Mürteci!”

işte vehbı vakkasoglunun dusuncesi  ALINTI antiduzen

Reklamlar
  1. tuğbanur
    Ekim 13, 2009, 10:46 am

    dedemi okadar özledim ki kimse bunu anlayamaz ama hiç kimse sadece desi olmayanlar anlayabilir sadeceeeeeeeee onlar anlayabilir

  2. tuğbanur
    Ekim 13, 2009, 10:48 am

    dedecim seni çok özledim seni çok seviyorum dedeeeeeeeemmmmmmmmm

  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: